logo

Ünlü kabadayıdan cihangirde ev

mehmet telekaza

Telek Doğum ve Çocuk Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Telek, ODAK Pazar Kahvaltıları’nda hayatıyla ilgili çok özel anıları ilk kez Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Aukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Ortaokul ve Lise olmak üzere aynı okulda 7 yıl kalmak çok kolay değil elbette ama özellikle ilk 2 yıl sıkıntılı olması olduğunu söylüyorsunuz neler, nelerdi sıkıntılar?

İlkokulu bitirdikten sonra hiç bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz. Daha 12 yaşında bir çocuksun. O güne kadar ailesiyle kalan bir çocuk hem aileden, hem yaşadığı şehirden, hem de arkadaşlarından ayrılıp bambaşka bir dünyaya gidiyor. Yatağına ıslatanlar bile oluyordu. Benim arkadaşlarım ve bizim okul o zaman sadece 5 taneydi. Türkiye’nin en başarılı öğrencileri gelirdi. Eski Turizm Bakanı Bahattin Şeker benim sınıf arkadaşımdı, Türkiye’de birçok kurum ve kuruluşun başında bizim okuldan çıkan arkadaşlarım vardır.

 

Bahattin Şeker ile neler yaşadınız?

Kolej anıları bitmez. Bahattin Şeker’in babası eski belediye başkanlığı yapmış oranın önemli ailelerinden birisi. Bahattin Bilecik Bozhüyüklü, orası Eskişehir’e daha yakın bazen ben onlarda kadım bazen de o da bizde kaldı. Bahattin dersleri pekte iyi değildi. Pazartesi sabahı gelir Cuma günü öğleden sonra giderdi. Gelirken de 5 kiloluk peyniri getirir müdürün evinin oradan Haydar diye bir arkadaşımız var cin gibi. Bahattinin peyniri Haydar alıp müdüre götürüp, “Bunu babam gönderdi diye Bahattin’in peyniri kendi peyniri gibi verirdi. Bahattin çok kızardı ama Haydar Okul Müdürünün gözüne girerdi. 7 sene böyle geçti sonra üniversite imtihanına girdik. Bu arada babam iki kere sürüldü.

 

CHP iki kez sürgüne gönderdi

Neden sürüldü, o zamanlar klasik memurlar gibi istediğini istediğin zaman sürüyorlar mıydı?

O zamanlar öyleydi. Hakimler savcılar Yüksek Kurulunun önemi burada ortaya çıkıyor. CHP hükümete geldi babamı sürgüne gönderdiler. 1973’de babam Adalet Parti’li diye sürgün ediliyor. Rasim Hancıoğlu Allah rahmet eylesin babamın sağdıcıydı. İmam hatip Vakfında birlikte çalıştılar. 85 sene babamın arkadaşlığını yaptı ve en ufak bir kırgınlık olmadı. Son ana kadar babam evden çıkamadığı zamanlarda Rasim amca gelip babamı ziyaret ederdi. O dönemde Milli Selamet Parti’si yeni kuruldu. Babama Bekir gel seni Afyon’da herkes tanır sen 1. Sıra adayı ol, ben 2. Sıra adayı olayım milletvekili olalım dedi. Babam yok ben siyasetle uğraşamam benim işim değil diyerek kabul etmedi. Rasim amca 1. Sıradan milletvekili oldu ve daha sonrada Meclis Başkan Vekilliği yaptı.

 

Sürgün olayını atladık galiba?

Atlamadık. O zaman İmralı’dayız. Orada babamın arkadaşları, Bekir sen ne şanslı adamsın, bacanağın bakandı şimdide en yakın sağdıcın Meclis Başkan Vekili dediler. Temmuz ayında İmralı’da kamptayız. 1973 yılı ablam lise sonda bende lise 2’deyim. Kampın son gününde bir çocuk elinde gazete ile tayininiz çıkmış diye bize doğru geldi. Edirne Başsavcılığına tayin edilmiş. O zaman Yeşilyol’daki evi yeni yapmışız borçlarımız var. Hatta annem evdeki bakırları sattığını biliyorum tek babamın maşıyla geçiniyoruz. Rahmetli annem Arpacıoğlu’nun kızıydı. Anne tarafı zengindi dedem Afyon’un ağalarından öldüğünde 30 bin koyun vardı. Annemin malları satıldıkça 5 katlı olan evi yaptırıyoruz. Annem ve babam üzüldü ama ablam ve ben seviniyoruz. Yeni bir yere gideceğiz. Tabi işin ekonomik boyutunu falan bilmiyoruz.

 

Siz işin keyfindesiniz ama bir ailenin taşınması, yeni bir yere alışması kolay olmuyor?

Babam çok üzgün şöyle yapacağım böyle yapacağım demeye başladı. Afyon’a geldik, Rasim amca aradı. Bakana siz ne yaptınız demiş. Bakanda ne oldu demiş Ben senatör seçimlerinde Bekir Telek’i getirmeyi düşünüyorum getirirsem utanmayacak mısınız demiş. O zamanda Adalet Bakanı Şevket Kazan. Babam Ankara’ya çağrıldı benim kullandığım arabayla Ankara’ya gidiyoruz. Yol da babama gaz veriyorum baba şöyle de, böyle de. Tayinin arkasında CHP’li Milli Eğitim Bakanı var. Şevket Kazan’a Adalet Parti’sin kaymağını yedim Afyon’da demiş. Babam Rasim amca ile Bakanın yanına çıktın ben aşağıda bekliyorum. Babam ben devrim Müslüman’ı değilim diyeceğim diyor. Bir süre sonra geldiler baba ne dedin dedim “Hiç bir şey demedim. İçeri girdik koskoca bakan yerinden kalktı gelip elime sarıldı biz bir hata yaptık dedi bu adama ne denir” dedi. Genel Müdürlük teklif edilmiş. Babamda hayır ben Genel Müdürlük falan istemiyorum iadeyi itibar yapın yeter demiş.

 

Sürgün durdu mu gittiniz mi?

Edirne’ye biz gitmeyeceğiz babam gidecek bir müddet sonra geri atanacak. O zaman ablam Edirne Eğitim Enstitüsünü kazandı. Bende Cerrahpaşa’yı kazanınca 1975’de babam Edirne’de kaldı. Bu ilk sürgündü arada hükümet iki kez değişti ve 1978’de CHP tekrar gelince bizim ikinci sürgünümüz başladı. Karadeniz Ereğli Başsavcılığına. Babama müfettiş gönderdiler. Ve o rapor hala bende durur ve o soruşturmayı çocuklarıma miras bırakacağım. Müfettişin ilk sorusu oğlunuz kızınız ülkücüymüş. 2 kızınız oğlunuz özel arabanızla ülkücülerle gezerlermiş. O zaman savcının hakimin arabası yok. 3. Soru mesai arkadaşlarınızın arasında sağcı olduğunuzu beyan edermişsiniz. Babam ramazanda orucunu tutar namazını kılır emekli olduktan sonra 5 vakit namazını kaçırmazdı. Abdurrahim Mısri Hazretlerini çok bağlıydı. Ve sabah namazları dahil Mısri camine giderdi. 4. Soru Bazı Gümrük Memurları ile yakın ilişki içinde olduğunuz söyleniyor. O’da doğru o zaman Rahmetli Gün Sazak dönemi. Onun adamlarından buraya Bölge Müdürü olarak gelenlere Savcı Bey sağlam adamdır dediğinden gelip tanışırlardı. Çok iyi bir ekipti onlar. Gün Sazak idolümdür benim.

 

Süleyman Efendi cemaati babamı severdi

Karadeniz’den Akdeniz’e peki Süleyman Efendi Cemaati ile alakanız nereden geliyor? Onlar savcı beyi niye seviyorlar? 

Süleyman Efendi Cemaati ile babamın direk bir ilgisi yok. Ama Afyon’da bir olay yaşanıyor. Nuri beyde bir Kuran Kursu’nu bir jandarma üst teğmen basıyor ve 30 kişiyi yaşlı genç, çoluk çocuk hepsini eli bağlı toplayıp getiriyor. Eski adliyenin koridorunda babam görüyor ve kâtipi çağırıyor nedir bu olay diye soruyor.163’e muhalefet babam suç unsu var mı diyor. Bazı kitaplar yasaktı var mı yok, silah var mı yok. Ne var Kuran-ı Kerim okuyorlardı diyor. Babam hiddetleniyor Adli amiri olması nedeniyle başka olay bulamadın da bunu mu buldun diye ifadelerini bile almadan bıraktırıyor. O nedenle babamı severlerdi.

 

Antalya’ya geldiniz. Bu sürgün değil ödül gibi bir tayin olması gerek?

Hükümet değiştikten sonra babama ya Mersin ya Antalya seç birini diyorlar. Babamda Antalya olsun diyor. Karadeniz’den Akdeniz’e geldik. Antalya Memlekete yakın diye Antalya Başsavcılık görevini kabul ediyor. O zaman DSİ tesislerinde Konyaaltı Caddesinde Vali konağının yanında kalıyoruz. Bu arada ben hala üniversite okuyorum. Babam Antalya’ya gittiğinde çarşıda Özel İdare İş Hanının içindeydi adliye. Cam Piramit karşısındaki Antalya Adliyesi’nin ihalesini babam yaptı. Onun döneminde başlandı ve Türkiye’nin en büyük en modern adliyelerinden birisi oldu.

 

Birkaç yıl öncesine kadar öyleydi şimdi daha büyük bir adliye yapılmak zorunda kaldı. Neler yaşadınız Antalya’da?  

Antalya için söylenecek fazla bir şey yok. En güzel ve rahat görev yaptığımız yerlerden birisiydi. O zaman CHP’li bir Belediye var ve Solun kalesi konumunda. Babam her gün gelip giderken birkaç kişi var oturuyorlar, babamı görünce ayağa kalkıyorlar. Bir gün siz kimsiniz diye soruyor. Adamlar biz polisiz efendim diyorlar. Burada ne işiniz var diyor babam. Onlarda efendim sizi koruyoruz diyorlar. Gidin lan beni Allah korur, gidin vatandaşı koruyun diyor ve adamları gönderiyor. Asla koruma almazdı yanına. Böyle yürekli bir adamdı. Benim hiç kimseye kötülüğüm olmadı bu nedenle benim kimseden korkacak çekinecek bir tarafım yok. Sen adil olursan kimse sana bir şey yapmaz derdi.

 

Bunca görev içinde ilgin talep ve isteklerde bulunanlar olmadı mı?

Olmaz mı? Edirne’de görev yaparken İstanbul’da yakalananlar Edirne’ye giderdi. Ülkücülerin kaldıkları cezaevi Edirne’dir. Mustafa Berkaya Ocak Başkan Allah Rahmet eylesin Mehmet Gül’de benim Ocak Başkanım. Bir gün Berkay çağırıyor dediler gittim yanına. O zamanlar Ocak Başkanına ulaşmak mümkün değil. Bizim avukat Talat var o ispiyonlamış. Ocak Başkanı çağırıyor deyince benim elim ayağım titriyor. Evet abi dedim. Edirne Cezaevinde bizim çocuklar var gittiğin zaman bir ilgilen ziyaret et dedi. Peki dedim. Ziyarete gittim baklava falan götürdüm. Dönüşte ilginç bir olay geldi başıma. Edirne Cezaevinin bahçesi eski askeri kışladır. Yaklaşık 800 metrelik bir dış duvar var. Orada bir kadın bir erkek yürüyor. Orada öyle her zaman araç bulunmaz. Durdum bunları da götüreyim dedim. Arabamız var dediler neyse dış kapıya kadar götür dediler. Giderken cezaevi müdürünün oğlu musun dediler. Hayır Savcı Bekir Beyin oğluyum İstanbul’da okuyorum dedim. Bir ihtiyacın olursa yardımcı olalım dediler. Bende ev arıyoruz bulamadık dedim.

 

Cihangirde dayalı döşeli ev verdiler

Sizin bulamadığınız evi mahkum yakınları mı bulacak?   

O zaman Cerrahpaşa’yı daha yeni kazandım ve Antalya Yurdunda kalıyorum sene 1975. Bakın o zaman bizim yurtta kimler kalıyor. Şimdiki Sağlık Bakanımız Mehmet Müzzinoğlu, Ahmet Akçiçek, cezaevinden çıkarken adam ben sana ev bulurum dedi. Sen telefonunu ver ben seni ararım dedi. İyi olur falan dedim ama ihtimal vermiyorum. Yurttayız birkaç gün sonra anons edildi. Gittim telefona Ben Kemal Edirne Cezaevinden çıkarken karşılaştık ya evet abi buyur dedim. Yarın akşam hazır ol yemek yeriz sana bir ev bulduk dedi. Peki iyi olur dedik. Ertesi gün buluştuk ve boğazda bir yere gittik. Rakılar açıldı ve güzel bir yemek yedik. Daha o zaman 18 yaşındayım. Yemekten sonra bir gece kulübüne gittik daha sonra Cihangir’de bir eve gittik. Orada da viskiler falan derken Kemal abi ben gidiyorum sabah görüşürüz dedi. Ben o gece o evde kaldım. Sabah oldu Kemal abi geldi. Kahvaltı yaptıktan sonra abi bizim ev işi dedim. İşte bu ev senin dedi. Dayalı döşeli bir ev. Abi burası bize olmaz biz buranın ne kirasını ne aidatını karşılaya biliriz dedim.

 

Cihangirde dayalı döşeli bir ev hiç tanımadığınız bir adam. Bu işin altından bir şey çıkacak gibi?   

Kemal abi ve kardeşi o zamanlar İstanbul’un ünlü kabadayılarıymış. Bir olaydan dolayı kardeşi Edirne Cezaevinde kalıyor. Benden babamla konuşup kardeşlerinin can güvenliğini sağlamak konusunda yardım istiyorlar. Öldürülmesinden korkuyorlar. Bak abi sen babamı tanımazsın. Bu konuşma hiç olmamış olsun. Babam böyle bir olayı duyarsa kardeşinizin canına okur beni de evlatlıktan atar. Benim babam böyle bir adam dedim. Ama şundan emin ol senin kardeşinin can güvenliğini senden çok düşünür merak etmeyin başına hiç bir şey gelmez. Tamam dedi beni aldı yurda bıraktı ve Kemal abiyle bir daha görüşmedik.

 

Babanla hayat boyu övün

Aradan 3 yıl geçtikten sonra Kulüp 12’nin sahibi ceza evinden çıktı. Ben 1. Sınıftayken olay olmuş ben 5. Sınıfa giderken çıktı. O zaman bir kız arkadaşım var onunla yemek falan yedik ve daha sonra eğlenelim diye Kulüp 12’ye gittik. Birkaç bira için biraz çerez falan 200 lirayı gözden çıkardık. Buranın en güzel yanı da yoğun müzik olunca duymak için mecburen kıza yaklaşıyorsun yanak yanağa durumu. Bir süre sonra yanardöner bir meyve geldi yanında viski falan kim gönderdi dedim Kemal Beyin ikramı dediler. 3 yıl görüşmedik adam unutmamış. O kalabalıkta beni tanımış. Teşekkür için yanına gittim. O gel bakalım doktor dedi. Evlat sen öyle bir babanın oğlusun ki o babayla hayat boyu övün. Biz babana avukat yoluyla bir çanta para gönderdik. Avukat neredeyse dayak yiyormuş. Kadınına telefon ettirdik, en son seni denedik. Sen bize ders verdin. Biz babanın nasıl bir adam olduğunu anladık. Hayat boyu övüneceğin bir babanın evladısın, sen bundan sonra benim kardeşimsin ne ihtiyacın olursa bana gel dedi. Kardeşim çıktı bir sorun kalmadı dedi.

 

Babam Antalya’da geçici olarak İstanbul’a tayin oldu

Babamdan önce Antalya Başsavcısı olan kişi Danıştay kararıyla Antalya’ya geri dönecek. Adalet Bakanı, Bekir Bey merak etmeyin sizi yeniden Antalya’ya vereceğiz ama geçici olarak Balıkesir Savcılığı boş seni oraya verelim demiş. Babam da sene 1979, beni birde Balıkesir Savcılığı ile uğraştırmayın, madem geçici benim oğlum İstanbul’da okuyor evi var İstanbul’a onun yanında kalırız Savcı muavini olarak İstanbul’a verin onun yanında kalırız diyor. Babam savcı muavini olarak İstanbul’a verildi. 20 yıldır idari görevde bulunmuş dosya incelememiş. Savcı muavini olunca dosya veriyorlar babam eve dosya getirip gece çalışıyor. Bu arada ben babamdan korkuyorum, babam benden bir şey olur diye. Bir gün annem isyan etti. Sabah sen okula gidiyorsun baban işe ben evde İstanbul gibi bir yerde ev hapsi yaşıyorum dedi. Hiç olmazsa boğaza götürün bir deniz göreyim dedi. Tamam anne dedim ve babama hadi gidelim baba İstanbul’un işi bitmez desem de yok benim işim var siz gidin dedi.

 

Babam, “Ben sizin adaletinize güvenmiyorum” dedi

O zaman Danıştay biraz sol ağırlıktaydı Danıştay’da duruşmalı savunma istedi. Bende gittim. Babam savunmasında benim çocuklarım 18 yaşını geçmiş yasal olan bir derneğe gitmesinde bir sakınca görmüyorum. Benim çocuklarım kendi özel arabamızla kiminle gezeceklerine benim karışmam söz konusu olamaz dedi. Danıştay babamın itirazını red etti. Babamda yiğit adamdı. Kalktı “ben sizin adaletinize güvenmiyorum, ilahi adalet er geç tecelli edecektir” dedi. 1979’da hükümet değişti Adalet Parti’si Süleyman Demirel hükümeti sırasında birazda Süleyman Efendi Cemaatinin etkisiyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına getirildi. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ