logo

21 Eylül 2013

Ülkücü görmek isteyen Hoca efendiye baksın

celalettin soner pazar kahvaltıları

ODAK Pazar Kahvaltıları’nda çarpıcı açıklamalarını sürdüren Celalettin Soner, “Günümüzün en büyük Ülkücü’sü Fethullah Gülen” açıklaması yaptı. Soner, Mehmet Emin Güzbey, Ömer Mazi ve Emre Çınar’la yaptığı sohbette istemesini bilen herkese cemaatten oy var dedi.

 

Hoca Ahmet Yesevi, Alparslan Türkeş ve Fethullah Gülen hoca’nın aslında birinin devamı ve aynı çizginin adamları diyorsunuz. Bu biraz iddialı ve bu güne kadar söylenmiş bir açıklama olarak hatırlamıyorum. Bu kanıya nasıl varıyorsunuz?

C.Soner, Bu işin ana damarı Hoca Ahmet Yesevi’dir. Aynı öneri ve aynı yodur. Sadece arada çağ ve dönem farklılıkları var. Bakın şimdi Hoca Ahmet Yesevi ne yapmıştır, Alperen’i yetiştirmiş. Ne yapmış uzak diyarlara göndermiş. Gönderirken de onu bazı bilgilerle donatmış. Aynı zamanda bir meslek öğreterek gittiği yerde cazibe merkezi ve bir farklı olduğunu kanıtlamış. Yetmedi aynı zamanda gittiği yerin dilini öğretmiş. Alperenlerin hepsi farklı vazifeleri vardır. Adam dil biliyor, meslek erbabı, ve dini bilgileri var. Selçuklunun ilerleyişine bakın. Bunların hepsi devletle alakalı. Oradaki bilgileri devlete verip devletteki bilgileri halka ulaştıran bir göreve sahipler. Anadolu’nun Türkleştirilmesi ve İstanbul’un Türkleştirilmesine bakın. Süreç hep böyle olmuştur.

 

Oraya kadar tamam ama bu işin Ülkücülükle alakası nedir?  

C.Soner, Bu süreç aslında hiç kesilmedi. Zaman zaman sekteye uğradı ama süreç hep devam etti. Bu hareketler her zaman dönemlerinin en ileri ve farklı düşünen hareketleridir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile birlikte bu organizasyon yoluna Ülkü Ocakları olarak devam etti. Taki 1980 ihtilaline kadar. Eğer ihtilal ile bu hareketin yolu kesilmese bugün Fethullah Gülen hareketinin konumunda olacaktı. 1980 ihtilali sonrası Ülkü Ocaklarının misyonunu Fethullah Gülen hoca üstlendi ve bu işin en üst noktasına taşıdı. Bu arada aslında Said-i Nursi hareketininde bir döneminin olduğunu kabul etmek lazım. Cumhuriyetin ilk yılları ile Ülkücü Hareketin başladığı yıllara kadar.  Fethullah Gülen hoca efendi aslında Said-i Nursi hazretlerinin üslübunu tarzını kullanmış. Bunu pratiğe dökmek içinde Ülkücü Hareketin sistemi kullanarak bir inanç hareketini sosyal hale getirmiş. Bu sosyal olayında yine iddialı bir şey söyleyeyim, bu bir siyasi ya da kültür meselesi değil bu bir medeniyet hamlesidir. Bu olay İslam aleminin Türkçe olarak bir medeniyet hamlesinin ilk adımıdır. Bizim için en güzel yanı bu işin Türkçe olmasıdır. Türkçeyi öğrenmek vaciptir diyor. Hadi bunun üzerine daha milliyetçi bir söz söyleyin bakalım. Bu laf Hoca efendinin fetvasıdır. Ama aynı zamanda en büyük Anadolu insanıdır diyor. Türk milleti demiyor. Türk milleti dediği başka bir yer var. Anadolu insanı derken Türkiye’de her kesimi kucaklıyor.

 

Gülen hareketi ülkücülüğün devamı

Yani Ülkücü Hareket’in geleceği son nokta zaten bu olurdu. Kesintiden sonra bu işi Fethullah Gülen Hoca efendi zirveye taşıdı diyorsunuz?  

C.Soner, Bakın ben bunun her ortamda konuşuyorum. Ülkücü Hareket içinde de varım Fethullah Gülen hareketi içinde de bulunuyorum. Her iki tarafta da söylerin Ülkücü Hareketin geleceği son nokta budur diye. Ne Ülkücü hareket tarafındaki arkadaşlardan bir itiraz gelir, ne de Gülen Cemaati tarafından bir itiraz gelir. Her iki taraf da doğru derler. Gülen cemaatinde iş adamları var mesele. Hepsinin parası cebinde sözü ağzındadır. Hiç kimsenin valiye, amire, memura, siyasete Ey Vallah’ı yoktur. Burada parası olanın daha sözü geçer, parası olmayanın söz hakkı yoktur diye bir şey yok. Orada herkes eşittir ve verilen görevi yapar. Tam tersi burada parayı verene söz düşmez. Ben çok para verdim benim sözüm geçecek diye bir alışkanlık yok. Şimdi bunu Araplar, Afrikalılar bunu anlamıyor. Bunu aslında Müslüman bir Türk gibi düşünmek gerek. İşin sırrı burada. Bu nedenle Gülen Hareketini Müslüman ve Türk olarak düşünmeyen bunu anlayamaz.

 

Fethullah Gülen hareketi ile ne zaman tanıştınız?   

C.Soner, Benim Gülen Hareketi ile ilk tanışmam üniversite son sınıfta iken oldu. Muhammet Suya giren diye bir arkadaşımız var. 12 Mart’tan okuldan atılmış bir arkadaştı. Bana dedi bugün seninle bir eve gideceğiz dedi. Bildiğimiz Nur evlerinden değildi. Dediler ki ruh çağıracağız. Bir doktor geldi nabzımıza baktı derken iyice gerildik. Işıklar kapatıldı ruh çağırtma seansı başladı ama ruh falan gelmedi. Neyse ışıklar yakıldı bir baktım ki bizim Muhammet’in yüzünü boyamışlar. Ben bunu boyadıklarına göre beni de boyamışlardır diye gidip yüzümü yıkadım. Ama Muhammet bana bakıp gülüyor hiç fark etmedin mi? yüzünü boyamışlar diyor. Ama o kendi yüzünden haberdar değil. Bizim yüzümüzü böyle boyadılar ama benim aslı bu yola girmemi sağlayan kişi Afyon Müftüsü Rasim Aslan vardı. Hakikaten hala öyle bir müftü görmedim ben. Benim bakış açımı o değiştirdi.

Müftü Rasim Aslan ne yaptı, nasıl ikna etti de Gülen Hareketine katıldınız? 

C.Soner, Rahmetli oldu şimdi Rasim Aslan başka bir adamdı. Mesai bittikten sonra bizim guruba gelirdi özel konuşmalar yapardık. Kapıyı kapatırdık, diyanetten başlar diğer kurumlara kadar kim ne yanlış yapıyorsa hiç çekinmeden konuşurdu. Onun tarzı biraz farklıydı. Bir gün konuşuyoruz bana “Sen Ülkücümüsün” dedi. Bende olmaya çalışıyoruz dedim. Easim Aslan, “Fethullah Hoca efendi hakkında ne düşünüyorsun” dedi. Bende hiç bilmiyorum bir fikrim yok dedim. “Eğer Ülkücü görmek istiyorsan Hoca efendiye bak” dedi. Bende hoca efendi Kürt diyorlar, başka şeyler söylüyorlar dedim. “Hoca efendiye bir de ülkücü gibi bak dedi” Ben Rasim hocanın böyle söylemesinden sonra gerçekten o gözle bakmaya başladım. Bizim yıllardır söylediklerimizin aynını diyor. O zamanlar yıl 1994 falan. Beni de zaman zaman sohbetlere davet ediyorlar bizde gidip gelmeye başladık. Baktım ki Hoca efendi bizden farklı şeyler söylemiyor.

1400 senedir yapılmayan şimdi yapılıyor

Gülen hareketini bu kadar başarılı kılan nedir? Bu kadar geniş kitlelere nasıl ulaştı?

C.Soner, Bir kere Gülen hareketi çok büyük bir organizasyon şemasına sahip. Bugün’e kadar hiç kimsenin yapamadığı bir olay. Birde olaya şöyle bakmak lazım İslam dini tebliğ edildiği günden bu güne kadar Televizyonu, gazeteyi, okulu, dershaneyi bu tebliğ için vasıta olarak kullanmak 1400 sene yapılmamış. Bunun nasıl yapıldığını belirten bir içtihatta yok. Talebeye burs veriyorsun o gidip burs ile sigara içiyor. Verdiğin bursun takibini de yapacaksın. Gülen hareketi televizyonu, gazeteyi, dershaneleri kullanarak çok geniş kitlelere ulaştı.

 

Hoca efendi ile ilk ne zaman tanıştınız?

C.Soner, Ben aslında hoca efendi ile hiç tanışmadım. Ama bir gün aynı sofrada oturma nezaketsizliğinde bulundum. Konya’da bir yere davet edildik. Bir hayırsever okul yaptırmış. Okul yaptıran hayırseverlere yemek veriliyor. Bende o zamanlar yeniyim bilmiyorum sistemi. Gittik nereye oturacağız dedim istediğiniz yere oturun dedi. Bende bir yere oturdum, ama kimse buraya oturma, şuraya oturma demediler. O masaya Hoca efendi oturacakmış ve yanına da okulu yaptıran hayırseverleri oturtacaklarmış. Ben bilmeden oturdum ama kimsede gelip sizi başka yere alalım buraya Hoca efendi ve hayırseverler oturacak demedi. Ne kadar kibar insanlar kimseyi rencide etmiyorlar. Hoca efendi gelip yanımıza oturdu. Salata tarzı bir şey yedi ilaçlarını aldı. Böyle bir olayda aynı masada oturduk ve birlikte yemek yedik. Onun dışında bir yakın ilişkimiz olmadı. Ben Amerika’dan vize istemeyi sevmiyorum. Onun için Amerika’ya gidip görüşmekte kısmet olmuyor.

Hoca efendi Çin’e gitmeli

Hoca efendi Türkiye’ye gelecek mi?

C.Soner, Bana kalırsa hoca efendi bundan sonra Çin’e gitmeli. Olaya şöyle bakmak lazım. Yerelden dünyaya hükmetmenin yolları var. Dünya çapında bir hareketin yönetim yeri Amerika’dır. Bakın dünya markası olan firmaların hepsi Amerika’da. Hoca efendinin Amerika’da olması ile orada çok büyük farklılıklara neden oldu. Orada birkaç tane üniversite, okullar ve televizyon kanalı yayına başladı. Oradaki Müslümanlar bizim gibi yaşamaya başladı. Orada bu yapı oluştu. Amerika’da şöyle bir sitem var, eğer siz iyi bir eğitim veriyorsanız size okulu veriyor, öğretmenlerin maaşlarını ödüyor. Orada ne öğrettiğine bakmıyorlar. Orada suç oranı azaldı mı, eğitim kalitesi ne kadar. Ona bakıyorlar. Çok başarılı çalışmalar yapılıyor. Mesela Gülen hareketi iş adamlarına bir kere okumayı öğretti, iş adamlarına yurt dışına çıkmayı, ihracat ithalat yapmayı öğretti. Bir çok insan Hoca efendi organizasyonları ile yapıyor. Bizim yurt dışındaki okullarımız Dış İşleri ve Ticaret Ateşe’si gibi çalışıyor. Oradaki sağlam firmaları fiyatları size bildiriyor. Bunlar çok önemli. Biz yıllarca ne diyorduk yıllarca Türk’ün bayrağını Moskova’ya asacağız diyorduk. Bakın Gülen hareketi dünyanın her yerine Türk’ün bayrağını astı ve dalgalandırıyor. Bundan daha büyük milliyetçilik olur mu?. Çin dünyanın yeni merkezlerinden biri olmaya aday. O nedenle Hoca efendi Amerika’dan başka bir yere gidecekse bunun adresi Çin olmalı.

Gülen hareketi siyasetin neresinde, siyasete nasıl bakıyor?

C.Soner, Gülen hareketinin büyümesinden kaynaklanan bir olay. Aslında siyasettin hiçbir yerinde yok. Ancak görevlerimiz nedeniyle yöneticilerle, siyasetçilerle belli alanlarda ilişkiye girmek zorunda. Bütün bu ilişkiler meşru zeminde ve menfaate kaydırmadan belli bir çizgide tutmak lazım. Zaman zaman zor olsa da siyasetin bir şekilde kıyısında kenarından bulaştığı oluyor.

Şimdi söylediklerinizden yola çıkarak, madem Hoca efendi hareketi Ülkücü Hareketi’nin devamı, Alparslan Türkeş ile aynı çizgide, neden MHP ile ilişkiler kopuk. Neden ortak faydalarda buluşulamıyor?

C.Soner, Bu soruyu iki taraflı sormak lazım. Niye bu soruyu MHP’ye sorulmuyor. MHP bu ilişkiyi kuramıyor. Bu karşılıklı bir olay. Ortada büyük bir oy potansiyeli var MHP bunu istemiyormuş gibi bir tutum takınıyor. Onlar bekliyor ki ben gelsinler bize oy versinler. Böyle bir olay yok. Gönül kimle birlikteyse ona akar. İzahı zor kişisel ilişkilerden kaynaklanan bir sorun var. Gülen Hareketinin her partiye kapısı açık.

 

AK Parti ile MHP arasındaki fark

Buradan bir örnek vereyim zaman zaman seçim dönemlerinde davet ediyoruz. Çoğunluklada ben aracılık yapıyorum. Mesela bir gün AK Parti’yi çağırdık. İl Başkanı da Burhanettin Çoban. Geldi dedi ki, “Siz bize oy falan vermeyin, siyasetle de uğraşmayın, gidin kendi işinize bakın. Bir yerde tıkanırsanız, bir sorun yaşarsanız bize gelin dedi” bu kadar. Bu adamlarda ki bakış açısına bir bakın. Bu olaydan bir süre sonra MHP’yi davet ettik. Abdülkadir Akcan ve Hayrettin Barut, Kemalettin Yılmaz, Ramazan Çallı il başkanı. Akçan, “Siz zaten AK Partiye çalışıyorsunuz. Bize oy vermezsiniz, sizinle oturtmamız bile” diye adam başladı bize sövmeye. Barut aday olduğu için kızardı bozardı ama bir şeyde yapamadı. Şimdi böyle bir taz var mı? bunda Gülen hareketinin bir günahı var mı? sen siyasetçisin, ortada bir potansiyel var ve seni ben davet etmişim böyle söylersen ben sana niye oy vereyim. Yada orada bulunanlara nasıl MHP’ye oy verin diyebilirim. İnanın biz CHP’lileri bile davet ediyoruz. Bazen gelenlerde var. Ben kız eviyim ya. Sen benden kız istemeye geliyorsun ama bana küfür ederek geliyorsun. Böyle bir tarz yok.

 

Alper Yağcı’yı çok beğeniyorum

Bakın şimdi tamam bu bir hareket, burada çok şey konuşulur ama ne bizim içimizde nede hoca efendi oyunuzu şu partiye vereceksiniz diye bir talimatı yok. Bunu zaten kimsede söyleyemez. O zaman bir Dakka dur bakalım denilir. Herkes oyunu istediği yere verir. Yeter ki istemesini bilsinler. Mesela ben Kemalettin Yılmaz’ın tavrı takdire şayan, ikili ilişkileri mükemmel, sıcak davranıyor. Çağrıldığı zaman geliyor, konuşuyor. Aziz Aslan’ın ve Alper Yağcı’nın hakkını yemeyelim geçmişin hatalarını bir hayli tamir ettiler ve bir yakınlaşma oldu. AK Parti’den İşçi Partisi’ne kadar her partiye eşit mesafedeyiz. Yeter ki iyi ve doğru ilişkiler kurulsun. Gülen Cemaatinin oyu bir yere ve bir partiye ait değil. İstemesini bilen, kendini ifade eden herkese kapımız açık.

CHP ile hiç ilişkiniz olamaz mı?    

Gülen hareketinde şuna bakılır. Birine oy verirken şahsiyetine bakılır. CHP’yle de görüşe biliriz neden olmasın. Mesela ben Hürsiad Başkanı iken CHP’den de bazı arkadaşları çağırırdık oturur konuşurduk. Çok da hoşlarına giderdi. O benim yanımdaki kardeşim benim onunla bir sorunum yok ki. Taa uzakta ki elin gâvurunu kucaklıyorum, Müslüman olsun ülkemi sevsin diye. Onu kucaklayan kendi yanındaki CHP’li kardeşini niye kucaklamasın. Yeter ki bir birimizi ötekileştirmeyelim. Bunun siyasetle falan ilgisi yok. Bu insanlıkla alakalı bir olay. Elbette hepimiz bir yerlerden geldik belli görüşlerimiz var bunların hepsi bir yere. Elbette içimizde siyaset yapanlarda var. Ama asla Cemaatin oyları bir partiye gidiyor diye bir ön yargıyı kabul etmiyoruz. Demek ki siz cemaatin oylarını alabilecek ilişkiyi kuramamışlar demek ki böyle diyenler önce dönüp kendilerine baksınlar.

 

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ