logo

10 Mart 2014

Suriyeli kardeş bizimkiler kalleş mi?

DSC_0421

Nazmi Doğan İntihar’ın eşiğinde

Birkaç ay önce Nazmi Doğan yanıma geldi.

AK Parti İl Başkanı Mehmet Zeybek’e gittim.

O’da Devlet Hastanesi CEO’suna gönderdi.

Kendime ve anneme bakacağım bir iş arıyorum.

31 yaşında Atatürk Üniversitesini bitirmiş bir adam.

Fransızca ve İngilizce biliyor.

CEO bey üniversite mezunu birinin temizlik işçisi olmasına gönlüm razı gelmez.

Bizde sana göre iş yok diyerek postalıyor.

 

39 yaşında üniversite mezunu ve işsiz.

Kendisi ve annesine bakmak için çalmadığı kapı kalmıyor.

Vali İrfan Balkanlıoğlu.

AK Parti İl Başkanı Mehmet Zeybek.

CEO Ahan Erenoğlu.

İş-Kur Müdürlüğü.

Eski Milletvekili Ahmet Koca.

Oteller.

İş adamları.

 

Çalmadık kapı kalmıyor.

Kalmıyor ama bir adama iş bulamıyoruz.

39 yaşındaki bir adam ve anasını göz göre göre uçuruma itiyoruz.

 

Niyazi Doğan dün yine yanıma geldi.

Koca adam ağladı.

Kendimden utandım.

Onu bu hale getirdiğimiz için utandım.

Ben utandım ama utanması gerekenlerin umurunda bile değil.

 

Ama bakıyorum Vali İrfan Başkanlıoğlu her ay SYDV yüz güldürdü diye kendini haber yaptırıyor.

Sanki babansın parasını dağıtıyor.

SYDV eski adını bilen var mı?

Fak Fuk Fon.

Fakir Fukara Fonu.

 

Bu sistemi kim kurdu?

Turgut Özal.

Niye kurdu?

Halk kimseye muhtaç olmasın.

Devlet dururken gidip başkasına kul köle olup avuç açmasın diye.

Bu fonun yönetimini de Valiliklere verdi.

Niye?

Vali devletin valisi.

İhtiyaç sahiplerini kimseye muhtaç etmeden tespit edip sorunundan kurtulsun diye.

Ama son 5 yıla kadar Valiler buradan verilen yardımı babasının parasını dağıtır gibi kendi reklam malzemesi yapmazdı.

Çünkü buna tenezzül etmezdi.

 

Ama bizim Vali her ay rutin olarak kendini haber yaptırıyor.

Daha önce yazdım.

Çobanlar’ın bir köyünden bir babanın iki evladının böbrek yetmezliği vardı.

Organ nakli oldu.

Adam İzmir ile Afyon arasında mekik dokudu.

Çaresizlikten ağladı.

Yol parasını sağdan soldan eş dost arayarak yolcu ettik.

Valilik adamın yüzüne bakmadı.

Çobanlar kaymakamı desteği bir yere kadar.

Adam’ın bir evladı hayatını kaybetti.

 

Ben utandım.

Üzüldüm ama üzülmesi gerekenler duymadı bile.

Şimdi 39 yaşında koca adama bir iş bulamıyoruz.

Adam geçti karşıma ağladı.

Utandım.

Kendimden utandım.

Biz nasıl insanız diye utandım.

Suriye’ye yardım kampanyaları düzenledik.

Milyonlar toplandı.

Suriyeli kardeş.

Ya Nazmi Doğan ne?

 

Adam geçti karşıma “ne yapayım ben? Diye” sordu.

Cevap veremedim.

Sonra benim veremediğim cevabı yine o verdi.

Açlık grevi yapacağım.

O’da olmazsa İntihar edeceğim”.

Olur mu ne diyorsun sen dedim.

Ne yapayım peki aylardır iş arıyorum.

Çalmadığım kapı bırakmadım.

Engelli değilim.

Mahkum değilim.

Üniversite okudum.

Yabancı dil biliyorum.

Ama iş bulamıyorum.

O zaman niye yaşayayım.

Gidip hırsızlık yapacak halimde yok”

Yine cevap veremedim.

 

Buradan bir kez daha yazıyorum.

Göz göre göre bir insanın felaketin eşine gidişini izlemeye devam mı edeceğiz?

Yarın bir gün bunun vebalini kim boyuna.

Yazık Afrikalı kardeş, Suriyeli kardeş, Somalili kardeşte.

Kendi çocuklarımız kalleş mi?

 

Bu gün evinize gittiğiniz de başınız yastığa koyduğunuzda nasıl uyuyacaksınız?

Ya bu adam dediği gibi intihar ederse hiç sorumluluk duyanınız olur mu?

Share
#

SENDE YORUM YAZ