logo

Sen gidince baban dirilecek mi?

kemal eker  (40)

Sen gidince baban dirilecek mi?

Ölmüş işte zaten işini bitir öyle git

Afyon’un 55 yıllık berberi ve ustaların ustası Kemal Eker, ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları’na katılarak siyasetten ticarete, özel hayatından çocukluğuna, Belediye’den AKÜ’ye kadar her şeyi Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Odak Gazetesi’nin klasik Pazar Kahvaltıları’nda bir ilk yaşandı. Bu güne kadar Milletvekili, Belediye Başkanı ve İş Adamlarını konuk olarak Kahvaltı sohbetlerine katılmıştı. İlk kez halktan biri, esnaf, ustaların ustası Kemal Eker’i ağırladı. Pazar Kahvaltıları’nda bundan sonra ayda bir kez halktan biri konuk olacak. Siyasi bir unvanı olmayan kişilerinde söyleyecek sözü hikayeleri var. Onların da hayata dair, Afyon’a dair, geleceğe dair anlatacakları var. Bu yeni formatta ilk konuk ise 55 yıllık berber Kemal Eker oldu.

 

İlk soruyu her zaman olduğu gibi yine Ertuğrul Sevim’e bıraktık. Ama Sevim bu kez siz sorun diye bize pas atmaya kalksa da, bu senin sorun diye y,ine ona bıraktık. Sevim, Kemal Eker kimdir, nerede doğru, nasıl bir ailede yetişti?    

K. Eker, 1952 yılında Afyon merkez Metli mahallesinde dünyaya geldim. Fakir bir ailemiz vardı. Fakir ama onurlu ve şerefli bir aileydik. 4 kardeştik biz. 1 kız üç erkek. Çok güzel bir ailem ve çok güzel bir sülalemiz vardı. Bizim zamanımızda Afyon çok farklıydı, hayatlar çok farklıydı. Zenginle fakir arasında bu kadar fark yoktu. Bizim gibi ailelerin çocukları daha ilkokula başlamadan bir sanat öğrenmek için çırak olarak bir işe girerdi. Bende daha 6 yaşında berber çırağı olarak çalışmaya başladım. Daha ilkokula bile başlamamıştım. Bir yıl sonra okula başladım. O zamanlar okul tekli eğitim veriyor. Sabah okula gidiyorum, öğle yemek yemeye geliyorum ve sonra yeniden okula. Okuldan çıkınca da eve gelmek yok. Direk berber dükkanının yolunu tutuyorum. Yani çocuk yaşımda hem ilkokula gittim hem de çalışıyordum.

 

İlk çırak olduğunuz ustanız kimdi?    

K. Eker, Benim ilk ustam Hidayet Yurdunuseven ve Halil Çıvgın. O zaman Afyon’un en iyi berber ustaları bu iki kişiydi. Hidayet ustam aynı zamanda babamın arkadaşıydı. Onların yanında işe başladım. Dükkanda şimdiki Şeker Fabrikası sının olduğu yerde bir otel vardı. Bizde berber’de otelin arkasında bir yerdi. Ben bir yandan ilkokulu okudum, bir yandan berber çırağı olarak çalışmaya devam ettim.

 

Ben okumak değil sana yardımcı olmak istiyorum

İlkokuldan sonra okul ve çıraklık bir arada zor olmuştur? 

K. Eker, Zor olmadı ben ilkokuldan sonra okumadım. Berber çırağı olarak yoluma devam ettim. Biz çok fakir bir aileydik. Babam rahmetli o fakirliğine rağmen bizi hiç bir şeyden mahrum etmemeye çalışıyor. Her bayram mutlaka hepimize bayramlık alırdı. Ama inanın ben çocukluğum boyunca ağız tadıyla bir bayramlık giyemedim. Bunlar çabuk gelişiyorlar diye her şeyin bir iki beden büyüğünü alırlardı. Benim tüm bayramlıklarım uzun ve boldu. Kollarını sıvayarak giyerdim. Ayakkabılar bir iki numara büyük. Bu olay beni çok etkilemiş olmalı ki şimdi uzun ve geniş bir kıyafet giyemem. İlkokulu bitirdikten sonra babam beni okutmak istiyor. Ama ben bir iki gün düşündüm. Çocuğum ama babamın içinde bulunduğu sıkıntıları biliyorum, görüyorum. Babamın karşısına geçtim ve ben okumak istemiyorum. Ben sana yardım etmek eve para getirmek istiyorum. Onun için okumak değil çalışmak istiyorum dedim. Benim bu konuşmamdan sonra babam hiç bir şey demeden yanımdan uzaklaştı. Çok etkilenmiş ve eminim babam ağlamıştı. Böylece ben berberliğe devam ettim. bir yıl sonrada ben müşterileri tıraş etmeye başladım.

 

Kaç yaşında müşterileri tıraş etmeye başladınız? 

K. Eker, 6 yaşında çırak oldum, okul nedeniyle çok az zaman kalıyordu çalışmaya. İlkokulu bitirdikten bir yıl sonra 13 benim kendi müşterilerim olmaya başladı. Önceleri bir bana bakıyorlardı bir berber koltuğuna tereddütle oturanlar mutlu olarak ayrılıyorlardı. Beni beklemeye başlayanlar vardı artık. Halil ustam saç kesme konusunda Afyon’un en iyi ustasıydı. O zamanın zengin gençlerinin hepsi Halil ustama geliyordu. Bende işin tüm inceliklerini ondan öğrendiğim için bana saç kestirmeye gelenler olmaya başladı.

 

Babanız ne iş yapıyordu nerede çalışıyordu?

K. Eker, Babam Afyon Hava Meydanın da çalışıyor. Orada bekçilik yapıyordu. Bir gün babamın bir arkadaşının eşi, o zaman Afyon’da bir tane bayan kuaförü var. O da askerlik için buraya geliyor. Orduevinde kuaföründe askerlik yapıyor ve askerden sonra burada kuaför dükkanı açıyor. O nedenle Asker Yılmaz diye biliniyor. Babamın arkadaşının eşi Nuri efendi bizim kuaför çırak arıyor Kemal’i erkek berberi yapmayalım kadın berberi olsun diye beni oraya başlattılar.

 

Afyon’un zengin kadınları gizli saklı bizim dükkana gelirdi

Şimdi şöyle bir düşünüyorum bahsettiğiniz yıllar 1965’li yıllar. O zaman Afyon’da erkek bir kadın kuaförüne giden müşteri var mıydı?

K. Eker, Olmaz mı? İnanın şimdi isimlerini kesinlikle vermem ama o zaman ki Afyon eşrafının zengin ve ünlü ailelerinin kadınları bizim dükkana gizli saklı gelirlerdi. O zaman tanınmamak için görünmemek için ellerinden geleni yaparlardı. Biz iki yıl Asker Yılmaz ustamla birlikte çalıştık. Biz Afyon’un ilk ve tek kadın kuaförüyüz o zaman. 2 yılın sonunda ustam ben Afyon’dan ayrılıyorum dedi. Ben Uşak’a yerleşeceğim ve orada iş yapacağım dedi. Ben 2 yılda kendimi çok geliştirdim. Bana kimse gelmiyordu. Ustamda bana dedi ki akraba eş dost kızları çağır onların saçlarını kesi boya, tara dedi. Ben mahallenin ve akrabaların bütün kızlarının saçını kese boyaya işi öğrendik.

 

İşi öğrendiniz ama usta gidiyor. Siz ne yaptınız?  

K. Eker, Ustam ben senide yanımda götürmek istiyorum dedi. Gitti babamla görüştü. Nuri abi ben Kemal’i Uşak’a götürmek istiyorum. İşi öğrendi ama daha 15 yaşında olduğu için burada kimse ona saç kestirmek istemiyor. Ama ben onu Uşak’ta benim kalfam iyi usta diye tanıtırım. İzin ver Kemal benimle birlikte Uşak’a gelsin dedi. Benimle birlikte bir iki yıl Uşakta kalsın sonra gelip burada kendi dükkanını açsın dedi. Babam rahmetli yok Yılmaz ben çocuğumu bırakmam dedi. Babam böyle deyince bizim Uşak işi bitti. Aynı zamanda bayan kuaförlük işi de bitmek zorunda kaldı ve bizde yeniden erkek berberliğine dönmek zorunda kaldım.

 

Yeniden eski ustalarının yanına mı döndünüz yoksa başka bir yere mi başladınız?

K. Eker, Başka bir ustanın yanında işe başladım. Kurtuluş caddesinde bir berber abimiz vardı ben onun yanında çalışmaya başladım. Bir yıl kadar beraber çalıştıktan sonra Kemal ben bir işe giriyorum. Burayı sana devredeyim dedi. Benim elimde avucumda para yok nasıl alayım dedim. Allah razı olsun, oğlum çalış öde senden peşin para isteyen mi var dedi. Biz böylelikle 16 yaşında kendi dükkanımızın sahibi olduk. Çalıştık ustanın parasını ödedik. 1972 yılına kadar böyle devam etti. 1972’de askere gittim.

 

15 yaşında babasız kaldık

Babanızı erken kaybettiniz galiba. Zaten zor geçinen bir aileydiniz ne yaptınız babanızın ölümünden sonra?

K. Eker, Babam’ın maaşını yanında benim aldığımla biraz rahatlamıştık. Babam öldüğünde ben 15 yaşındayım abim de 17 yaşında. Rahmetli o zamanki Belediye Başkanı Asım İzmirli. Babamın arkadaşıydı ve Sülün’de yan yana bahçelerimiz var. Bahçe komşusuyuz. Babam öldükten sonra  Belediye Başkanı Asım İzmirli abimi yaşı tutmamasına rağmen belediyeye işe aldı. Abimin belediyeden aldığı maaş, benim kazancımla birlikte biz iki kardeş evi geçindirmeye başladık. Öyle bir evde kalıyoruz ki ev akar, babam akan yerlere naylon çakardı. Ne olursa olsun insan geldiği yerleri unutmamalı. Çok fakirlik çektik ama yinede namerde muhtaç olmadan buralara kadar geldik. Bazen uzun zaman görüşmediğimiz kişilerle karşılaşıyorum. Ne yaptın Kemal, birikim yaptın mı? diyorlar. Bende yaptım tabi 3 tane hazinem var diyorum. Çocuklarım benim en büyük hazinem. Bir berber dükkanı geliri ile onların güzel bir eğitim almasını sağladım Oğlumun biri asker. Kızım bir otelde yönetici, oğlumun biride emlak sektöründe. Allah onlara uzun ömür versin.

 

1972 yılında askere gittiniz?

K. Eker, Kütahya’da acemi birliği yaptım. Ben çok şanslı bir askerdim bani çok yerden berber olarak hava kuvvetlerine götürecekler. Ama ben askerde berber olmak istemiyorum. Çavuşların bile Azrail gibi olduğu yerlerde generaller nasıldır kim bilir diye ben korkumdan berber olarak gitmek istemedim. Komutanım oğlum paşa torpillileri bile oralara gidemiyor sende istemiyorum diyorsun kafayı mı yedin dedi. Kütahya’da ki komutanlarım sen bayan kuaförlükte yapmışsın istersen lojmanlarda hanımlara kuaförlük yap dediler. Ben kocalarından kaçarken karılarının eline düşmek istemedim. Onların kaprisleri ile başa çıkamam diye.

 

Dağıtıma nereye gittiniz?

K. Eker, Kütahya’dan Şile Uçak Savar Er Eğitim merkezine çıktım. Kursta en başarılı asker seçildim. Komutanlarımın göz bebeğiydim. İlkokul mezunuyum ama Kursta en başarılı ben oldum. Bandırma’ya çıktı dağıtımım. Kısa zamanda orada da kendimi gösterdim. Benim mektuplarımdan dolayı yazıcı olmamı istediler. Öncesinde bana bir berber çantası verdiler pilotları tıraş etmeye gidiyorum. O günün parası ile 1972’de 5 lira tıraş parası alıyorum. Bende tabura aylık 30 lira kira veriyorum. Ben o parayı bir günde kazanıyorum aslında iyi para kazanıyorum ama kazanç mı rahat mı ben rahatı seçerek Yazıcı olarak askerliğimi orada tamamladık.

 

Bandırma’ya yerleşme kararı aldık

Askerliğimi yazıcı olarak rahat bir şekilde tamamladım. Çok sevdiğim İskenderunlu bir arkadaşlım var. O da berber. Ben yazıcı olduğum için sık sık çarşıya çıkıyorum ve halkla esnafla görüşüyorum. Bandırma 0 zaman 30 bin nüfuslu sanki İstanbul’un bir ilçesi gibi. Vapur, uçak, otobüs, her türlü ulaşım var. Doğru dürüst berberde yok. Genellikle emekli olan asker ve memurlar orada kalarak yerleşmişler. Çok modern ve güzel bir yer. Biz İskenderunlu arkadaşımla askerlik bittiğinde Bandırma’ya yerleşme kararı aldık. Burada bir berber dükkanı açacağız. Ben anneme bir mektup yazıp durumu anlattım. Ben askerlik bitince burada kalmaya karar verdim sen ne diyorsun diye. Annem hayır demedi. Ama evet de demedi. Hani boynunu bükerde sen bilirsin derler ya aynen öyle bir durum. Sen bilirsin yavrum demiş. Ben zaten duygusal bir adamım. Dedim İskender oyunu bozan ben oluyorum ama ben kalamayacağım kusura bakma dedim. Sen istersen kal ama benim gitmem lazım dedim.

 

Mesleğin cilvesi ölüne ağlatmaz derler

Babam 1967’de vefat etti. Rahmetli bitkisel hayata girdi. Her an ölüm haberini bekliyoruz. bizim mesleğin garip yanları var. Meslek cilveleri. Eskiler bu meslek insanı ölüsüne ağlatmaz derlerdi. Bizde öyle bir olay yaşadık. Babam rahatsız ve bitkisel hayata girdi. Yine ben bir gün çalışıyorum. Dükkan da kalabalık müşteriler sıra bekliyor. Bende bir tıraşı bitirdim tam başka bir müşteri oturdu. O sırada bir haber geldi babam hayatını kaybetmiş. Müşteride büyük bir kişiydi. Abi kusura bakma babamın ölüm haberi geldi benim gitmem lazım dedim. Adam, “Yooo Kemal o kadar basit değil bu işler aslanım. Ben bunca zaman bekliyorum burada. Beni tıraş edip öyle gideceksin” dedi. Bende peki abi dedim. Adam, “Beni bırakıp gidince sanki baban dirilecek mi. ölmüş işte zaten işini bitir öyle git” dedi. O yaşta peki abi dedim adamı tıraş ediyorum ana içim kan ağlıyor. Gözlerimden yaş akarak adamı tıraş ettim ve ondan sonra eve gittim. Hala o adamı görüyorum Afyon’da ama ismi bende saklı kalsın. İşte esnaflık böyle bir şey. Bazen derler ya usta olmuşsun ama esnaf olamamışsın diye.

 

Keşke babam torunlarını göre bilseydi

Keşke babam bugünde sağ olsa da geldiğimiz noktayı görseydi. Babam çocukları çok severdi. Başkalarının çocuklarını kucağına alır ve onlara dede dedirtirdi kendine. Bizim evlendiğimizi çocuklarımızı torunu olarak kucağına alıp onları sevmesini çok isterdim. Babam öldükten sonra Annem bize kol kanat gerdi. Derler ya Baban ölünce öksüz kalmazsın anan ölünce öksüz kalırsın diye. Annem bize hem analık, hem de babalık yaptı. Kardeşlerimin hepsi kendi imkanları ile önemli yerlere geldiler. Biri Belediye’de belediyenin beyniydi. Diğeri Afyon Ticaret Odasın da, bende kendi alanında bir şeyler yapmaya çalıştık. Babam çok sıkıntı çekti. Beni en çok üzen tam onun rahat bir hayat yaşatacağımız zaman hayatını kaybetti. Torun özlemini başkalarının çocuklarını severek giderdi. Keşke benim çocuklarımı bir kez olsun kucağına alıp seve bilseydi. Benim bir kızım 2 oğlum var 3 tanede torunum var.

 

ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ