logo

Sen de mi Sait hocam?

fethi yaşar3

Afyon’a 5 yıldızlı otel yapacaktık Sait Acba aradı dosyayı geri çekin dedi.

Ankara, Antalya ve Bursa’ya yatırımlar yapan Fethi Yaşar ve ailesi n neden çok sevdikleri Afyon’a yatırım yapmıyor diye soran ODAK yazarlarının, şok bir açıklama yaptı. “Afyon’un ilk 5 yıldızlı otellerinden birini biz yapacaktık. Yeri verdiler 2 saat sonra Milletvekili Sait Acba arayarak buradan çekilin dedi. Bu olaydan sonra Afyon’dan soğuduk” diye açıladı.

Fethi Yaşar gençliğinde nasıl biriydi, spor yapar mıydı, nelerle ilgilenirdi?

F. Yaşar, Gençliğimde ticarete çok büyük ilgim vardı. Babam manifaturacıydı. Onun yanında çalışmaktansa çıkıp pazarda çalışmayı daha çok seviyordum. Ben pazarlarda çok tezgâh açtım. Tam bir ticaret adamıydım. Top hiç oynamadım, öyle bir hevesim, bende herkes gibi top oynayayım diye bir hevesim olmadı. Başka bir şeyde hiç kavga etmedim. Benim çocukluğumda ve gençliğimde hiç kavga anım, hatıram olmadı. Uysal bir insandım. Buna rağmen ticarete ve siyasete çok büyük ilgim vardı.

Siyaset’te babanız ve muhtar amcanız dışında başka örnek aldığınız biri var mıydı?

F. Yaşar, Siyaset ve ticaret bana babamdan kalma bir miras. O zamanki siyasi konuşmaları ve mücadeleleri çok seviyordum. Birde şu var ben hiçbir zaman okuyup da doktor olayım, avukat olayım, bürokrat olayım gibi bir hevesim hiç olmadı. Kafam hep ticaretteydi. Abim mesele Hukuk bitirdi avukat oldu ama bir gün olsun cübbe giymedi. Onunda benim gibi kafasında her zaman ticaret vardı. Biz zaten sürekli bu konuda konuşur ve planlar yapardık. Tahmin ediyorum bu ailenin ticarete olan ilgisinden kabiliyetinden kaynaklanıyor. Babam 1940’larda Antalya’dan fıstığı, keçi boynuzu alıp Burdur’a getirip oradan trenle Afyon’a getirip toptan satarmış. Aydın’dan inciri aynı şekilde toptan olarak satarmış. Düşünün 1940’lı yılların Antalya’nın Akseki ilçesinden kıl keçi almış binlerce kıl keçi almış yanında iki çobanla Akseki’den Afyon’a getirmiş ve satmış adam. Biz böyle bir babanın çocuklarıyız. Yolun olmadığı zamanlardan bahsediyoruz. Benim babam 93 yaşında öldü ve her zaman bize ticarette yol gösterdi.

Ticaret ibadet gibidir

Ticaret nasıl yapılmalı, doğru yapılıyor mu?

F. Yaşar, Ticaretin tam manası ile yapıldığını söyleyemeyiz. Ticaret sanayi doğru yapılırsa aslında iyi bir ibadet. İnsanlara iş aş veriyorsunuz. İstihdam yaratıyorsunuz milli gelire katkı yapıyorsunuz, vergi veriyorsunuz, doğru yapılan ticaret hakkaniyet duyguları içinde yapılan sanayi ticaret aslında en güzel ibadet. Hem ülkenizin kalkınmasına refahına katkı sağlıyorsunuz, hem insanlara aş iş veriyorsunuz. Bana göre doğru yapılan ticaret ibadetlerin en kutsallarından.

Çocukken ve gençlik yıllarınızda en iyi arkadaşlarınız kimlerdi?

F. Yaşar, Ben hiçbir zaman kendi yaş guruplarımla arkadaşlık yapmadım. Ben kendimden büyüklerle arkadaş olmayı, ahbap olmayı sevdim. Büyükleri dinlemeyi, onlarla tartışmayı, onlara soru sormayı çok seviyordum. Benim çok iyi bir kahve kültürüm var. Büyüklerin gittikleri kahvelere gidip onların oyunlarını izlerdim, taş çalardım oyunlarına müdahale ederdim, dalga geçerdim. Onlarında hoşuna giderdi. Her türlü kahve oyununu çok iyi bilirim. Bazen burada da ziyarete gittiğim yerlerde kahvelere uğradığımda birine kalk bakalım biraz da ben oynayayım diye masaya oturur insanlarla oyun oynarım. Niye saklayayım Allahın bildiğini. Hala belli zamanlarda kahveye gider oyun oynarım.

Nasıl evlendiniz?   

F. Yaşar, Bizim ailede tek yakın evlenen benim. Benim bir ortanca amcam vardı. Babamın büyüğü o ilk ölen amcamın bir oğlu vardı. Bir kız bir oğlu var. İlla Azize’yi benimle evlendirmek istiyor. Beni de çok sever. Uzun yıllar çocuğu olmadı, ikinci evliliğinden

2 çocuğu oldu. Yıllarca kendi çocuğu gibi bizi sevdiği için benimle evlendirmek istedi. Babam itiraz etmedi. Ama bakın babamın ne kadar ileri görüşlü bir adam olduğuna bir kez daha tanık olacaksınız. Babam akraba evliği olacak diye bizi Afyon’a göndererek kan testi yaptırdı. Bunların doğacak çocuklarında bir hastalık sakatlık olmasın diye. Kan testi yaptırdı. Düşünün bugün zorunlu olan şeyi babam o zaman düşündü yıl 1971. Allah’a şükür bir rahatsızlık olmadı. Ben amcamın oğlunun kızını aldım. Bizim aileden benim dışımda aileden yakın evlilik olmadı. Bunun çok büyük sakıncaları var. İlk çocuğum öldü ama başka bir olaydan.

Afyon ve Sandıklı’dan çıkan iş adamları ve bürokratlar çıktıktan sonra bir daha geri dönmüyorlar. Ama sizin aile hiçbir zaman Sandıklı’dan kopmadı, neden? 

F. Yaşar, Afyon ve Sandıklı’dan yıllar önce hatta bizden önce çıkan birçok iş adamı ve bürokrat çıktı. Evet bunların hiç biri bizim kadar Sandıklı’ya yakın olmadı. Biz hiçbir zaman ne ben, ne abim, nede babam Sandıklı’dan kopmak, uzaklaşmak, unutmak gibi bir niyete girmedik. Bırakın Sandıklı’yı Kızık’tan kopmadık. Ben ve amcamın çocukları, hatta torunlarımı alıp Sandıklı’yı, Kızık’ı gezdirip doğduğun evi gösterdim. Görsünler ki dedeleri nasıl bir yerden gelmiş. Bunu anlarlarsa ellerindeki imkanın ne kadar değerli olduğunu bilir. Benim torunlarım her yerde biz Sandıklılı Kızıklıyız derler. Bununla gurur duyarım. Bizim bir şey yapacaksak önce doğduğumuz topraklara yaparız. Bazı hayır işlerimiz oldu. Ben yılda 5-6 kez Sandıklı’ya Kızık’a gelmezsem rahat edemem, nefes alamam orası benim köklerin can damarım.

fethi yaşar 4

Çocuklar turizm ve tekstil okudu

Abi kardeş çıktığınız ticaret yolunda yeni kuşak Yaşar’lar dahil oldu. Onların işlere ilgisi nasıl? Dededen gelen gen onlarda var mı?

F. Yaşar, Biz hala işin başındayız elbette ama yerimize bizden daha başarılı ve işleri birkaç adım ileri götürecek genç bir jenarasyon yetişti. Çocukları işlerin durumuna göre okuttuk. Tekstile göre benim çocukları okuttuk, abimin çocukları da turizm alanında eğitim aldılar. Tekstil Bursa’da benim iki oğlum Bursa Demirtaş Organize Sanayi’de, abimin çocukları Antalya’da otellerin başında. Abim ana kumanda da bende yönetim kurulu başkanı olarak hala imza atıyorum. Buradan hem tekstili, hem de turizmi doluluk oranlarını, kumaş siparişlerini kontrol ediyorum ve imzalar dosyaları geliyor imza atıyorum.

Tüp, Arçelik bayilikleri ve babadan kumaş sektöründesiniz ama turizm nasıl başladı?  

F. Yaşar, O’da başka bir hikaye ve yine bir hemşehri ve bir bürokratın sayesinde. Bakın ben en baştan beri neden Afyon bürokrat yetiştirmeli diyorum. İyi makamda bir bürokrat bakandan daha önemli ve daha kısa zamanda işinizi çözer. Bakın Muzaffer Sayıoğlu’nu saygı ile andım. Biz bugün bu konuma geldiysek onun yol göstermesi ve bize öncülük etmesi ile oldu. Muzaffer Sayıoğlu’nu asla unutamayız ve anmadan geçemeyiz. Bir başka önemle anacağımız kişi de Akın İzmirlioğlu Turizm Bakanlığında Müsteşar yardımcısı. Bize de gelip gider. Abimin masa arkadaşı İzmir yolunda bir balık lokantası var. Onlar giderdi ama ben hiç gitmemiştim. O gün bende gittim. İki kişi biziz, iki kişide onlar 4 kişiyiz. 4. kişi Burdur Yeşilova’dan biri. Turizm Genel Müdürü. O zaman Turgut Özal yeni tahsisler çıkartıyorlar. Mükerrem Taşçıoğlu Turizm Bakanı. Manavgat Titreyengöl Türkiye’nin ilk turizm planı yapılan yer olarak yerler ayrılmış. Abim Akın abi ile konuşuyor bende genel müdürle konuşuyorum. Ya siz neden turizme girmiyorsunuz? Hep Doğu’ya, Güneydoğu’ya, Karadeniz’e veriyoruz dedi. Akın İzmirlioğlu ne konuşuyorsunuz dedi. Genel müdürde ya hep yabancılara mı tahsisleri vereceğiz birde hemşerilerimize verelim. Yarın gider bir çay içeriz dedi.

Balık masasında Turizme girdik

Balık masasında ilk defa gördüğünüz Burdurlu sizi Turizme yönlendirdi?

F. Yaşar, Önce nasıl olur falan dedik. Akın İzmirlioğlu genel müdüre yarın götür dosyaları birlikte inceleyin. Anlat her şeyi eğer isterlerse yardımcı oluruz dedi. Biz sabah işe gittik bir baktık dün geceki Turizm Genel Müdür elinde dosyalarla bize gelmiş. Adam anlattı, yeri biz veriyoruz, teşvik veriyoruz, turizm gelişecek dedi. Biz ikna olduk. Atladık Manavgat Sorgun’a gittik. Manavgat köy gibi bir şer. Sandıklı onun yanında Paris, otel yapılacak yer kumun içinde şu kadar para yatacak, bilmem ne olacak. Ya abi dedim buraya bostan eksen yetişmez dedim. Turizm gelişecek dediler verirlerse şuraya talip olalım dedi. Abim çok uğraşmasına rağmen istediği yeri alamadı. Başkasında kaldı. İkinci ihalede bize şuraya müracaat edin dediler. Şükrü Koçoğlu’na da bizim yanımıza talip ol dediler. Bakan’a bunları imzalamazsan bende bunları imzalamam diye bizim tahsisleri imzalattılar. Böylece turizm alanına adım atmış olduk. Önümüzdeki sezon 3 bin 400 yatak kapasitesine ulaşacak bir turizm zinciri olduk. Belinda  ile başladık Manavgat Titreyengöl’de sonra devam ettik bu sene ilave yatırımlarla yatak kapasitesini arttıracağız.

Manavgat’ta ilk yapılan otellerden biri Belinda otel. Nasıl karşılandınız Manavgat’ta? O zaman Sorgun Manavgat’a bağlı bir köy? 

F. Yaşar, Manavgat insanı şimdiki gibi değil bizim gibi onlarda Yörük. Tabi çok hoş karşılamadılar, geldiniz de otluklarımızı aldınız elimizden falan başladılar. Sonra oteller açılmaya başladıktan sonra kimisi taksici oldu, kimi kuyumcu, kimisi derici oldu. Hepsi turizm esnafı oldu. Daha sonra çok iyi dostluklarımız oldu ve orada da bizi çok severler. Bugün Manavgat il olacak potansiyeli olan bir yer haline geldi. Bir insan sana öyle bir kapı açar ki hayatın değişir. İşte bize iki hemşerimizin yaptığı iyilikler ve bize yol göstermesinden sonra bizim iş disiplini, çalışkanlığımız ve yatırımcı ve girişkenliğimiz bu günkü yerlere gelmemize neden oldu. Bir kez daha söylüyorum. Afyon önemli mevkilerde bürokrat yetiştirmeli. O bürokratlar birçok kapının açılmasına neden olur.

Her şey güllük gülistanlık olmadı 

Türkiye’de yaşıyorsan, iş yapıyorsan, ticaretle uğraşıyorsan her şey güllük gülistanlık olur mu? Elbette krizler yaşadık, sorunlar yaşadık, sıkıntılı günlerimiz oldu. 2002 krizi birçok ocağı söndürdü. Bu krizde benim işimi yapan Bursa’da 165 fabrika vardı bugün 15 tane kaldı. Hepsi battı. Bir kısmı makineleri Irak’a verdi, kimi Bangladeş’e verdi. Onun dışında bir Bursa’da fason yaptırıyorduk. Fabrikayı kendimiz kuracağız dediğimizde Bursa’da yer yerinden oynadı. Bursa’nın yerlileri birleşerek Ahmet Yaşar’ın ipliğini boyama, onların ipliğini örme diye kendi aralarında örgütlenerek bize karşı savaş açtılar. Hepsinin en büyük müşterisi bizdik. Biz fabrikayı açınca onlara bağımlılığımız kalmayacak ve en önemli müşterisini kaybedecek. Çok büyük sıkıntılar çektik. Abim bazen intihar edeceğim günler oldu der. Bu kadar hainlik yaptılar bize. Direndik ve bugün bizim karşımızda olanların hepsi piyasadan kayboldu battılar ama biz dünyaya açılan çok önemli bir marka haline geldik.

Afyon otel yapacaktık engel oldular 

Benim kadar, benim ailem kadar Afyon ve Sandıklı aşığı insanlar kendi memleketine yatırım yapmaz mı? böyle bir zihniyette olabilir miyiz? Bakın şimdi size bir şey anlatacağım. Afyon’a termal oteller yapılmaya başlandı. Bizde yıllardan beri otelciyiz. Bizim işimiz bu. Dedik ki memleketimize bir vefa borcu olarak güzel bir otel yapalım. O günlerde ATSO Başkanı ve Meclis Başkanı abimi arıyor. Ya burası başkasına gitmesin İkbal’in yanında bir yer var tahsise çıkıyor. Sizin işiniz turizm başkasına gideceğine size gitsin dediler. Abimle geldik yere baktık ve tamam olur dedik dosyayı hazırlayıp valiye verdik. Onlarda çok memnun oldular. Biz dosyayı verdikten sonra Ankara’ya dönüyoruz. Yolda telefon çaldı. Vali yardımcısı arıyor. Ya bu dosyayı geri çekin burayı başkasına verdik dedi. Abim de biz Afyonluyuz çekmesi gereken biri varsa o biz değiliz dedi. Telefon kapandı. 15 dakika sonra telefon bir kez daha çaldı. Arayan Milletvekili Sait Acba aradı. Bu dosyayı geri çekin biz orayı başkasına verdik. Size başka bir yer bulalım dediler. Milletvekili Sait Acba’nın telefonundan sonra peki dedik ve çekildik. Biz desteklemesi gerekenler başkalarını desteklerdi ve bizim Afyon’a yatırım yapmamıza engel oldular. Bizim yerimize tercih ettikleri adamlarda o oteli yapamadılar. Biz bu olaydan sonra soğuduk. Afyon’a yatırım yapmamaya karar verdik.

Sandıklı’ya çok farklı bir otel yapılacak

Biz ne yaparsak yapalım Afyon’a ve Sandıklı’ya küsemiyoruz, kızamıyoruz, uzak duramıyoruz. Belki insanlara kızarız ama şehre asla. 1985’li yıllardan beri turizmle uğraşıyoruz. Bizim iki ana işimiz var biri tekstil diğeri turizm. O nedenle Sandıklı’da çok farklı bir otel yapacağız. Sandıklı’da sıcak suyu çıkardık yer düzenlemesi başladı. Önce serayı yapacağız. Çamların arasında 47.500 metre kare bir arazimiz var. Çok farklı bir termal otel yapacağız. Bütün diğer yerlerde kazandığımızı Sandıklı’da düzgün bir tesis yapacağız. Bugüne kadar biraz geri durmamızın sebebi iki tane otel var. Biri sıkıntıda. Keşke Afyon içindeki yeri verselerdi o zaman imkanımız da daha iyiydi. Çok başka bir otelcilik yapacaktık. Neyse kısmet böyleymiş. Ama otelcilik bizim işimiz çok farklı ve değişik bir otel olacak. Şu anda zaten alan düzenlemeleri de başladı.

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ