logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Şehit yakınlarına ceza verecekler

ömer mazi

Davacılar

Erol Er Askeri Savcı.

Cevher Eren Askeri Hakim.

Ali Kalkan Askeri Hakim.

Serdar Cengiz Askeri Hakim

 

Davalılar

Kadir Dülger Şehit abisi.

Vildan Tokgöz Şehit Annesi.

Haydar Düger Şehit Babası.

Zekayi Fırat Dülger Şehit Babası

 

Suç

Kural halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı zincirleme şeklinde sövme.

Suç yeri Eskişehir Askeri Mahkemesi.

 

Konu.

Afyon Cephanelik Patlaması duruşması sırasında şehit yakınlarının tepkisi ve iki yıldır bir türlü sonuçlanamayan dava.

 

5 Eylül 2012 saat 21.45 unutmadım

Saat 19.10’da işten çıktım eve geldim.

Saat 20.15 akşam yemeği yedik.

Çocuklarla biraz oyun oynadıktan sonra saat 21.40 Türk Kahvesi içiyorum.

Kahvenin en güzel yeri olan son yudumu içerken önce bir gürültü oldu, sonra sallandık.

Kahve fincanı elimden yere düştü.

 

Afyon deprem bölgesi yakınlarda bir deprem oldu galiba diye pencereden dışarı baktım.

Benim gibi onlarca kişi bir birine ‘Ne oldu, deprem mi’ diye soruyor.

Ama ortada depremi andıran bir şey yok.

21.50 telefonum çalıyor Avukat arkadaşım Emre Çınar arıyor.

Felaket felaket diye sesi titriyor.

Ne oldu?

 

Yanıyor, askeriye yanıyor.

Ne yanması deprem oldu diyorum.

Emre Çınar deprem değil Askeriye patladı alevleri görüyorum diyor.

İşte o an patlamanın deprem olmadığını öğreniyorum.

Çantamı, fotoğraf makinemi ve bilgisayarımı alıp olay yerine ulaşmaya çalışıyorum.

Kara dumanlar gecenin karanlığında göklere yükseliyor.

Bir yandan çalıştığımız ulusal kanallar arayarak canlı yayına bağlanıyorlar.

Daha olay yerine ulaşamadan Afyon’un yaşadığı patlamayı ve panik halini anlatıyoruz.

Patlamadan 20 dakika sonra Şehit Mete Saraç Kışlası önündeyim.

 

Her yer karanlık.

İtfaiyeler geliyor, ambulanslar girip çıkıyor.

Herkes bir birine soruyor ne oldu?

Çevrede bulunan görgü tanıkları korku dolu bakışlarla o anları anlatıyorlar.

Patlama ile kışla yanıyor.

Dağın arkasında başlayan yangın bir saat içinde tepeyi sarıyor.

İtfaiyeler etrafa saçılan bombalardan dolayı yaklaşamıyor.

Türkiye Afyon’a kilitlendi.

En çokta Şehit Mete Saraç Kışlasında askeri olan aileler.

Yakında olanlar yola çıktı birkaç saat sonra buradalar.

 

Saatler 24.00’ı gösteriyor hala içerde neler olduğu hakkında kimse bir şey bilmiyor.

Çıkıp bilgi verecek kimse yok.

Ankara’dan yola çıkan televizyon kanallarının canlı yayın araçları kamp kurdu dakika dakika Afyon önce Türkiye’nin sonra dünyanın gündemine oturdu.

Saatler 01.00 hala kimseden bir açıklama yok.

Kışlada askeri olan ailelerin hepsi Afyon’da, gözlerinde yaş dillerinde öfke.

Ne olur Allah aşkına biri bir bilgi versin” diye feryat ediyorlar.

Herken bir ağaç, bir duvar dibine sığındı.

Ne oturacak bir sandalye ne dertlerini paylaşacakları kimse yok.

 

Gazetecilerle asker ana babaları yapayalnız.

Bir birlerine soruyorlar bir bilgi var mı? diye.

Yok.

Bir bilgi yok.

Mühimmat deposu patlamış.

Binlerce el bombası alana yayılmış.

Bir kısmı çevre köylerdeki evlerin çatılarından mutfaklara yatak odalarına bile girmiş.

Ama bir açıklama yok.

Bir ana var uzaktan gelmiş.

Yalvarıyor ne olur biri bir açıklama yapsın.

Ne oldu çocuklarımıza diye.

Ama açıklama yok.

 

Biri bir kadına “bağırma herkesi galyana getiriyorsun” diye sus dedi.

Kadının gözleri faltaşı gibi açıldı.

Elleri yırtıcı bir kartal pençesi gibi oldu.

“Sen ne diyorsun lan, benim çocuğum var orada bu ne demek biliyor musun?

Gel de sustur erkeksen” dediğinde onlarca ana baba kadının etrafında toplandı.

Densizlik yaptığını anlamak zorunda kalan bürokrat geri çekildi.

 

Sabaha kadar analar babalar aç susuz gözyaşları içinde titreye titreye bekledi.

Gün ağarmaya başlayınca Bakanlar, Genel Kurmay Başkanı gelip incelemelerde bulundular.

Bakan Veysel Eroğlu incelmelerden sonra basının karşısına çıktı.

Kaza, olay tamamen bir kaza böyle şeyler Hindistan da Afganistan’da da oluyor” dedi.

 

Saat 10.00 hala aileler yetkili birinden açıklama bekliyor.

Çocukları sağ mı, şehit mi oldu? Kimse bir açıklama yapmıyor.

Yapmadıkça ailelerin sinirleri geriliyor.

Saat 10.30 televizyonlar alt yazı geçiyor Şehit Mete Saraç kışlasında Mühimmat Deposunda Şehit olan askerlerin isimleri yazıyor.

 

İşte o an utandım.

İşte o an Afyon’un kriz yönetiminden ne kadar habersiz olduğunu anladım.

Yaklaşık 12 saattir kışlanın kapısında çocuklarından haber bekleyen ailelerin şehit haberini televizyonların alt yazısından öğrenmeleri öfkeyi bir kat daha arttırdı.

O aileler bunu hak etmedi.

Bu onlara yapılan bir hakaret.

Yazık.

Onlara bunu reva görenlere yazıklar olsun.

 

Şehit olan Askerlerden birinin babası Antalya’dan arkadaşım.

Bir bürokrattı.

Sarılık birlikte ağladık.

 

Dedi ki “Ömer biz bunu hak etmedik.

5 gün önce kendi ellerimle buraya teslim ettim.

Ben çocuğumun şehit olduğunu televizyondan mı öğreneceğim

Afyon’un kriz anında ne kadar çaresiz olduğunu gördük.

Evet bu tür durumlara hiç kimse hazırlıklı değildir.

Bunun bir çalışması olamaz.

Ama yaşanan bir olaydan 3 saat sonra her şey kontrol altına alınmalı.

Saat başı hadi basını bir kenara bırakın oraya toplanan ailelere bilgi verilmesi lazım.

Dağ başında değiliz.

Şehrin merkezindeyiz.

 

Krizi yönetemediğimiz gibi ertesi gün Genel Kurmay Başkanına hediye veren valimiz ile gündeme geldik.

 

Sonrası aradan iki yıl geçti.

Birçoğumuz için geçti gitti.

5 Eylül’ü kaçımız hatırlıyoruz?

Hani şehitlik yapacaktık.

Hani anıt yapacaktık.

 

Birileri kaza dedi.

Birileri sabotaj dedi.

Birileri ihmal dedi.

Mahkemeler yapıldı.

Hala bir sonuç yok.

Giden gitti kalan sağlar bizimdir.

Ya orada hayatını kaybeden 25 şehit’in anaları, babaları, gardaşları, karıları, çocukları sevgilisi, yakınları, arkadaşları.

Onlar için nasıl geçti iki yıl.

Onların yürekleri hala yanıyor.

 

Bu acılı ailelere devlet hala çıkıp bir açıklama yapamadı.

Mahkeme devam ediyor.

Üstelik şehit yakınları ile dalga geçer gibi.

Bütün bunlar yetmez gibi Askeri hakim ve savcı şehit ailelerinden şikayetçi oldular.

Neden?

Mahkemeden yeterli bir bilgi alamadıkları için.

İçlerinde yanan ateşi adalet söndüremediği için.

Acılarını bastıramadıkları için.

Mahkemede küfür etmişler.

 

Ben o ailelerin yerinde olsam on katını yapardım.

Benim evladımın ne uğruna şehit olduğunu siz bana 2 yılda anlatıp benim içimde yanan yangını söndüremeyeceksiniz ve benden size saygı duymamı bekleyeceksiniz.

Duymam, duyamam.

Sen bir küfüre tahammül edemiyorsun.

O ana babalara nasıl bir tabut verdiniz bundan haberin var mı?

Tabutları kaynaklı kimse son bir olsun evladını göremedi.

İçi boş tabutlar verdiğiniz insanlara karşı biraz anlayışlı olmanız gerekmez mi?

Üstelik askeri personel olan hakim ve savcının daha anlaşışlı olması gerekirdi.

Yazık.

 

Görülen o ki

Davalılar

Kadir Dülger.

Vildan Tokgöz.

Haydar Düger.

Zekai Fırat Dülger.

Çocuklarının şehit olması ile kalmayacak ve üstüne birde ceza alacaklar.

Bu bir şehir ana babası için en büyük hakaret olur. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,