logo

‘Satılık oy’un yahnisi!

ömer mazi

30 Mart 2014 tarihin de ülke genelinde sandık başına gideceğiz.

Köy ve mahalle Muhtarlarımızı.

İl Genel Meclis Üyelerimizi.

Belediye meclis üyelerimizi,

Belde, ilçe ve il belediye başkanlarımızı seçeceğiz.

5 yılda bir kez kurulan sandık başına gidip oylarımızı atacağız.

 

Öncesin de koltuklara aday olan siyasetçiler karşımıza çıkıp bol keseden atacaklar.

Oyunuzu bana verirseniz şehrimiz şöyle olacak, böyle olacak.

Bu iş benim işim.

Oyunuzu bana verin daha güzel bir şehir olalım.

Her zaman sizin emrinizde olacağız.

Biz halkımızın hizmet karıyız.

Arlığımız tüm kararları sizinle birlikte alacağız.

Hanlar, hamamlar, parklar, alt geçitler, üst geçitler, hata siz isteyin deniz bile getirelim falan.

Ben yaklaşık 35 yıldır bu masalları dinliyorum.

Artık siyasetçi masalına kanmayacak yaşa geldim.

 

Sizleri bilemem ama şimdide piyasaya bazı politikacılar çıkmaya başladı.

Kapılarımızı aşındırmaya başladılar.

Ne zamana kadar?

30 Mart 2014 tarihine kadar.

Sandıklar kuruluna kadar.

Akşam saatlerinde sandıklar açılıp oylar sayıldıktan sonra biri güler diğerleri kırık bir kalple boynu bükük evinin yolunu tutar.

 

Ayladır kapımızı aşındıran adayların bir daha geldiğini ben hiç görmedim.

Ta ki bir sonraki seçime kadar.

Verilen sözleri ne siz sorun ne ben anlatayım.

Onlar göz boyamadan öte bir şey değildi.

Artık seçmende bu masallara kanmadığı için kapısını kim çalarsa ondan bir şeyler koparmaya çalışıyor.

Vatandaşı bu ahlaksız isteklere alıştıranda maalesef politikacılar değilmidir?.

Vatandaşlık hakkımız olan oyları satılığa çıkartıyoruz.

Alanda utanmıyor, satanda.

Çünkü kazanmak için her yol mubah anlayışı iliklerimize işleyeli çok oldu.

 

Bu ülkede bir zamanlar oy namustur diyen bir toplumun torunları olarak seçimden seçime verdiğimiz bir oyu satılığa çıkartarak aslında onurumuzu gururumuzu satılığa çıkardığımızın farkında mıyız?

 

Ana baba, bacı gardaş, avrat, çoluk çocuk toplasan 8-10 oy satılık.

Ne kadara en fazla bir aylık mutfak gideri kadarına.

Daha fazlasına sata bilen varsa lafım yok.

 

Ya üç beş torba kömür, makarna, çaya şekere satanlara ne demeli.

Ya biz ne zaman bu kadar ucuz insanlar olmaya başladık.

Yazıklar olsun bizi bu hala getiren zihniyete, anlayışa, politikaya ve politikacılar.

İnsanların fakirliklerini, yokluklarını, çaresizliklerini kullanıp sömürenlere yazık.

 

Bir de toplu oy pazarlıkları yapanlar var.

Mesela hemşeri dernekleri.

Cemaatler, kalabalık aileler, aşiretler, topluluklar.

Oralarda oy pazarlıkları öyle makarnayla kömürle olmuyor.

Orada hesaplar daha büyük.

İhaleler.

Yaz bizim adamlardan birini meclis üyeliğine.

Belediyeye 10 adam alacaksın.

Milletvekili.

Arazi talepleri gibi iş başka bir boyutta yapılır.

Yine alan memnun satan memnun sana ne gardaşım.

Benim ki de züğürt tesellisi işte.

 

Sistem böyle olduğu için politikaya atılmak için illaki paran olacak deniliyor.

Parasız politika olmuyor.

Aday olanlar önce partiye adaylık başvurusu yapılırken partiye göre değişen bir ödeme yapıyorlar.

Paran yoksa aday olamazsın.

Ama benim ülkem için planlarım projelerim var.

Yok gardaşım paran yoksa aday olamazsın, aday olamazsan projen senin olsun.

Memleketi parası olanlar yönetir.

 

Sahi biz neden kendi hür irademizle şehrimizi yönetecek başkanı kendimiz seçemiyoruz?

Partilere ve onların gösterdiği isimlere oy veriyoruz.

Ne kadar demokratik, ne kadar özgür, ne kadar objektif.

Bana göre hiç değil.

 

Türkiye’de gerçek seçimler nerede yapılıyor biliyor musunuz?

Muhtarlık seçimlerinde.

En demokratik, en özgür ve herkesin eşit bir şekilde yarıştığı tek seçim sandığı muhtarlık seçimlerinde yapılıyor.

 

Türkiye’de gerçek ve demokratik seçim görmek isteyen muhtarlık seçimlerine baksınlar.

Muhtarlarımızın arkasında parti yok, teşkilat yok, il başkanı yok, merkez ilçe, kadın kolları, gençlik kolları hiç biri yok.

Muhtar adayı, azaları, birkaç aile fertleri ile aslanlar gibi sadece kendi isimleri ile seçime girip mücadele veren insanlar.

Öyle sağa sola para saçacak imkanları da yok.

İhale verecek işleri de.

Adam gibi çıkıp mücadele veren muhtarları kutluyorum.

Keşke milletvekilli seçimleri de öyle olsa.

Yani tercihli oy kullanılan bir sistem olsa.

O zaman lidere dayalı bir politikadan kurtulup gerçekten milletin seçtiği adamlar meclise gider.

İşte o zaman Milletvekilleri Parti Genel Başkanlarının gözüne girmek için dokuz takla atmak zorunda kalmazlar.

İşte o zaman Genel Başkanların kurşun askerleri olmazlar.

Onların kuklası olmaz.

Parti istiyor diye içine sindiremediği yasalara el kaldırmak zorunda kalmaz.

 

Hesap vereceği kişi Genel Başkan değil halk olursa doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen vekillerimiz olur.

Bugün kü 5 Milletvekili’nden hangisi Genel Başkana karşı bir tek kelime edebilir?

 

Ya belediye başkanları.

Hangisi gerçekten toplum yararına iş yapıyor.

Parti, yandaş, candaş, akraba, eş dost.

Bakın çevrenize yapılan işler hep aynı firmalara gidiyor.

Gitsin sorun değil.

Peki yapılan işler?

Tam bir rezalet.

Yamuk yumuk.

Yazık değil mi? sokağa saçılan yatırım diye yapılanlar bizim paralarımızla yapılıyor.

Sıkıysa bu nasıl bir işçilik diye sorun bakalım.

Vay sen misin bunu diyen dövmekten beter ediyorlar.

Hizmet yapıyoruz birde beğenmiyorsunuz gözünüze dursun.

 

Ya işte böyle bu tür olaylara maruz kalmak istemiyorsanız oylarınızı kime sattığınızı iyi düşünün.

Satılık oyun kaldırımı bu kadar olur.

ODAK GAZETESİ

Share
#

SENDE YORUM YAZ