logo

Sandıklı potansiyeli olan bir yer

hakan bolcal (4)

Sandıklı potansiyeli olan bir yer, biz o potansiyeli ortaya çıkartacağız

Sandıklı MHP Belediye Başkan adayı Doktor Hakan Bolcal, Cerrahpaşa Tıp Fakültesini tamamladıktan sonra ilk tayin yeri olarak Sandıklı Kızık Yaşarlar Sağlık Ocağı çıktığında çok mutlu oldu. 1994 yılında geldiği Sandıklı’dan bir daha kopamadı. 20 yılı aşkın bir zamandan beri Sandıklı’da yüzlerce insana şifa dağıtan Doktor Hakan Bolcal, sıranın Sandıklı’yı tedavi etmeye geldiğini söyledi.

 

ODAK Pazar kahvaltıları’nda Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye hayatının önemli kesitlerini anlatan Bolcal, Başkanlıkta iddialı olduğunu söyledi

 

Cerrahpaşa’yı ne kadar zamanda bitirdiniz?

H.Bolcal, Okul hayatım boyunca hiçbir zaman dönem kaybı yaşamadan mezun oldum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesini de sene kaybı yaşamadan 6.5 yılda tamamladım. Üstelik mezuniyetim ile doğum günümü aynı güne denk getirdim. Benim doğum günüm 11 Şubat, diploma tarihini de o güne denk getirdim. Benim için aslında doğum gününün fazla bir anlamı yok. Çünkü çocukluğumda bir doğum günü anım, pasta kesmişliğim ve mum üflemişliğim yok. O nedenle 11 Şubat benim için doğduğum günden başla bir anlam ifade etmiyor. Ama son yıllarda çocuklarım ve eşim nedeniyle çocukluğumda yaşayamadığım doğum günü kutlamalarını ailecek yaşıyoruz. Eşim benim gibi değil, o farklı bir çevreden ve aile yapısından geldiği için onun açısından doğum günleri çok önemli. Evlendiğimiz günden bu yana mutlaka doğum günü kutlanır. Hatta bir ara diyet yaptığım bir dönemde bile pasta almadık ama mini bir bisküvi gibi bir şeyde mum yakıp kutlama yaptık. Belli bir yaştan sonra kilo almamak için kontrollü yemek lazım.

 

Sohbetin bu bölümünde Ömer Mazi masadan kalkarak dikkatli beslenmenin mükemmel bir örneğini gösterdi. Kısa bir şovdan sonra balıketli Mehmet Emin Güzbey ve Ertuğrul Sevim biraz kıskanarak baksalar da görünen köy kılavuz istemez. Güzbey ve Sevim, “Bizim modelimiz böyle” demek zorunda kaldılar.

 

Annem çocukken doktor oğlum diye severdi

Neden doktor olmayı düşündünüz, özel bir sebebi var mı? Yoksa aldığınız puana göre mi tercih yaptınız?  

H.Bolcal, Ailemde o yıllarda hekim yoktu. 5 yaşında arkasından okula gittiğim amcaoğlum askeri hekim oldu. Ama benim tıp’ı tercih ettiğim zamanlarda böyle henüz doktor değildi. Ortaokul 2. sınıfta bir müfettiş geldi. Herkese ne olacaksınız diye sorduğunda ben Doktor olacağım demiştim. O günden sonra arkadaşlarım arasında lakabım doktor olarak kaldı. Bu aslında annemin bir isteğiydi. Benim doktor olmamı çok istiyordu. Annemle ilişkilerim çok iyiydi. Belki kendi sıkıntılarına bir çözüm gibi mi görüyordu, bilmiyorum. Beni hep doktor oğlum diye severdi. Bu olay da benim hoşuma gidiyordu. Sanırım çocukluğumdan beri annem bilinçaltıma farkında olmadan işlemiş. Müfettiş sorduğunda hiç düşünmeden doktor olacağım demiştim. Lise 2. sınıftan sonra tercihimi o yönde kullanmaya başladım. 16 tercihimden 13 tanesi tıp fakültesindeydi.

 

Okul tatillerinde eve gelip geri dönüşler hep sancılı olur. Arkada üzgün yüzler, hasret bakışlar nasıl olurdu o geliş gidişler?

H.Bolcal, Ben aslında İzmir’de Ege Üniversitesinde okumak istiyordum. İlk tercihim orasıydı. Ama kontenjan nedeniyle olmadı. Yaşadığım yerle İzmir arası 1.5 saat gibi bir mesafeydi. Hem hasretlik çekmemek, hem de daha ekonomik olduğu için tercihimdi. Ama olmadı. İstanbul’dan eve geldiğim zaman üç beş günlük süreler için, daha geldiğim gün ben giderken yanımda götüreceğim şeylerin hazırlıkları başlardı. Gurbet bitmiş evimdeyim ama onları gördükten sonra gurbet hemen başlayacakmış gibi gözümün önünde olurdu. İzmir’de okuyan arkadaşların durumu basit bir valizle hafta sonuna misafirliğine geliyorlarmış gibi olurdu. Ben böyle bir rahatlık hiç yaşamadım. Okula giderken Sandıklı’dan geçtiğimiz sırada Afyon yol ayrımı tabelalarını görürdüm. Genellikle de uyku sersemi o tabelaları görürdüm.

 

Bekar evinde kalırken kızlı erkekli misafirleriniz olur muydu?

H.Bolcal, Ben de birlikte kaldığım arkadaş da ekonomik olarak iyi seviyede olmadığımız için çok küçük bir evimiz vardı. Kutu kadar bir yerdi zaten, içten içe 40 metre karelik bir yerdi. Buraya misafir alma şansımız zaten yoktu. Benim ilk evim Aksaray’daydı. Vatan Millet Sakarya gibi ben Vatan Caddesi, Millet Caddesi, Cerrahpaşa yaptım yıllarca. İkinci evim Kocamustafapaşa’da kalıyorduk. İyi yemek yaptığım için zaman zaman misafirlerimiz olurdu ama evimiz küçük olduğu için kalabalık kimse alamazdık. Sadece birkaç tane.

 

Tıp fakültelerinde okuyan öğrenciler diğerlerine oranla daha az politik oluyor ve sosyal hayatı kısıtlı oluyor galiba?

H.Bolcal, Tıp’ı kazanmak çok zor, tıp okumak daha zor. Herkesin 4 yılda mezun olma imkanı varken sizin en az 6 yıl okumanız lazım. 10 yılı geçen süreler de var. Sizin diğerleri gibi boş vaktiniz ve ders aksatma lüksünüz yok. Bir de 3. sınıftan itibaren hastanede stajyer doktor olarak görev almaya başlıyorsunuz. Hastanede çalışıyorsunuz. O nedenle biraz daha zaman sorunu olduğu için sosyal olaylardan geri kalıyorsunuz. Hastanede yardımcı personelin yapmadığı işleri bize yaptırıyorlardı. Bazı sorunlu zamanlar oldu elbette. Bazı sol örgüt sandığımız Güneydoğu’lu bazı kişiler sıkıntı yaratıyorlardı. Sonra onları başka bir sınıfa aldılar. 80 sonrası öğrencileri olduğumuz için

 

İlk tercihim Kızık Yaşarlar Sağlık Ocağı oldu

Ne zaman mezun oldunuz, ilk atamanız nereye yapıldı?  

H.Bolcal, 1994 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra bir yıl içinde toplam 6 kura çekiliyor, mecburi hizmet yerinizin belirlenmesi için. Bunlardan hiç birine katılmazsanız 6.da sizi boş olan bir yere atıyorlar. Ben Şubat ayında mezun olduktan sonra bakanlığa müracaat ettim. 120 tane seçenek vardı. Ben memleketime en yakın yerleri tercih ediyordum. 120 yer arasında Sandıklı Kızık Yaşarlar Sağlık Ocağı vardı. İçimden hep dua ediyordum “inşallah kimse tercih etmez” diye. Eğer sizden başka tercih yapılmazsa direk oraya atıyorlar. Başka tercihler de olursa o zaman kura çekiliyor. Benden önce bir doktor daha tercih etti hemen arkasından ben de tercihimi yaptım.

 

İki kişi arasında kura çekilecek, hatırlı ağabeyler var mıdır?

H.Bolcal, Benim hiçbir zaman hatırlı ağabeylerim olmadı. Sandıklı Kızık’ı iki kişi tercih ettiğimiz için çekiliş yapılacak. Biz atamaların yapılacağı gün Bakanlığa gittik. Direk olarak atananların listesi yayınlanmış. Meraktan gidip ben de baktım. Baktım ama gözlerime inanamıyorum. İlk tercihim olan Sandıklı Kızık Yaşarlar Sağlık Ocağına benim atamam yapılmış. Ama normalde iki kişi tercih yaptığı için kura çekimi olması lazım. Orayı tercih eden diğer arkadaş atama komisyonun yanına giderek “Ben de Kızık’ı tercih etmiştim, neden böyle oldu?” diye soruyor. Ben de bir kenardan dinliyorum. Komite üyeleri “Bizde bir yanlışlık yok, böyle oldu” dediler. Ve ben okulu bitirdikten sonra ilk görev yerim olarak kendi tercihimle Sandıklı Kızık Yaşarlar Sağlık Ocağına tayin oldum.

 

Bakanlık sizin ilerde de Belediye Başkan Adayı olacağınızı bilerek buraya göndermiş…  

H.Bolcal, Bilemiyorum bu atama nasıl oldu. Benim hiçbir zaman arkamda torpil yapacak biri olmadı, hala da yok. Ama o gün büyük bir şansla tayin oldum. Kızık’a 1994 Mart ayında geldim ve Kızık’a atanan ikinci doktorum. Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın memleketi ve sağlık ocağını da onlar yaptırmışlar. Çok güzel bir sağlık ocağıydı.

 

Parolam Sandıklı için 7 gün 24 saat 365 gün hizmet

İlk görev yeriniz, Kızık’ta nasıl bir ortam buldunuz?

H.Bolcal, Atamam olduktan sonra 12 Nisan 1994 yılında Sandıklı Kızık’a gelerek görevime başladım. Yaşar ailesi gerçekten çok güzel bir yer bırakmış. Dayalı döşeli iki oda bir salon olan çok hoş bir ortamda kendimi buldum. Lojmanı ve Sağlık Ocağı dere kenarında ve kuş sesleri, su sesleri arasında bir çalışma ortamıydı. Zaten kendim de benzer bir ortamda yetiştiğim için birbirimizi çabuk anladık ve kaynaştık. Ben toplamda 3 yıl ama görev olarak 24 ay Kızık’ta kaldım. Kızık’ta kalırken askerlik görevimi yapmak için ayrıldım ve askerlik bittiğinde yeniden Kızık’a döndüm. 24 ay görev yaptım ama hala Kızıklılarla benim aramda müthiş bir bağ var. Hala benim yoğurdum, peynirim Kızık’tan gelir. Bugün gitsem Kızık’ta tüm kapılar bana açılır ve evlerine davet ederler. Aradan 18 yıl geçmesine rağmen aramızdaki bağ hiç kopmadı. Beni kendi evlatları gibi gördüler, aileden biri gibi kabul ettiler. Özellikle Kızık kadınları çok çalışkan ve becerikli insanlar. Hayvan otlatırken bile ellerinde örgü ile çorap, kazak örerler.

 

Belediye Başkanı olursanız başkanlık göreviniz de böyle olacak mı?    

H.Bolcal, Belediye başkanlığı bir hizmet görevi. Hizmetin zamanı ve süresi olmaz. O nedenle Belediye Başkanlığını kazanırsam Sandıklı için çok güzel ve farklı projelerimizi hayata geçirmek için mesai kavramı olmadan 7 gün 24 saat 365 gün çalışacağız. Sandıklı birçok özelliği olan bir yer olmasına rağmen bu güne kadar bu özelliklerinden fazla yararlanamadı. Başkan İsmail Elibol bu özeliklerin bir kısmını ön plana çıkardı. Ben de ondan alacağım bayrağı daha yukarılara taşımak için ne gerekiyorsa yapacağım. Tüm projelerimiz insana yönelik. İnsanlar Sandıklı’da yaşamaktan keyif alacaklar, mutlu olacaklar.

 

Sizin için başarı nedir?

H.Bolcal, Benim için başarı, yaptıklarımız değil, biz neleri yapamadık onlara bakmak. Sandıklının ihtiyaçları neler ve ben bunların ne kadarını yapamadım? Neden yapamadım? Bana göre başarı yaptıklarımız değil, sorunları tespit edip daha neleri yapmamız gerektiğini bulup projelendirmek. Çünkü siz ne yaparsanız yapın bir şehrin ve insanlarının ihtiyaçları bitmez. Bir zamanlar ihtiyaç olmayan şeylerin, siz yenilikleri yaptıkça başka şeylerin eksikliği ortaya çıkar. Yaptığınız her hizmet ve yatırım, yeni ihtiyaçları ortaya çıkartır. Başarı duran bir şey değildir. Önemli olan başarıyı sürdürülebilir kılmak.

 

‘Bana göre başarı herkese ulaşmaktır’

Belediye Başkanlarının “şunları bunları yaptım, şu kadar yol açtım, bunu bitirdim” demelerini doğru bulmuyorum. Onların hepsi zaten bir belediyenin görevi. Rutin ve sıradan işleri. Aynı hekimin 24 saatlik görev tanımı gibi. 10 kilo metre yol yaparsınız ama elinizdeki malzeme Ali amcanın evine bir metre kala biter. Siz Ali amcanın sorununu çözemezseniz yaptığınız 10 kilometre yolunun hiçbir anlamı olmaz. Bizim tüm projelerimiz ilçede yaşayan her insana mutlaka dokunacak. Herkes o projenin bir parçası olacak. İlçede yaşayan insanların % 95’ine hitap ediyor olması başarı değil. Benim için başarı % 100’üne ulaşmak. Biz bunu yapabiliyorsak işte o zaman başarılıyız.

 

‘Yemekler benden bulaşıklar arkadaşlardan’

İstanbul’da ilk üç yılım abimlerin yanında geçti. Ama yengemin babasının rahatsızlığı nedeniyle ben evde tek kalmaya başladım. Yani 4.5 yıl boyunca kendi başımın çaresine bakmam gereken bir dönem yaşadım. Mutfakla aram her zaman iyiydi. Güzel yemekler yaparım. 3. yıldan sonra bekar evinde kaldığımız zaman evde yemekleri ben yapardım, bulaşıkları diğer arkadaşım yıkardı. Bu nedenle ben bekar evinde hiç bulaşık yıkamadım. Şimdi yine mutfağa zaman zaman girerim ama mutfaktan çıktığımda biraz dağınık bıraktığım için eşim beni fazla mutfağa sokmuyor. Sadece özel günlerde mutfağa girerim. Onun dışında mutfak bana yasak.

Hakan Bolcal nasıl bir hekim?

Doktorluk elbette zor bir meslek. Genellikle insanlar en zor anlarında, sıkıntılı zamanlarında doktora gelir. Özellikle hasta yakınları ile bazen beklenmeyen sorunlar yaşanabiliyor. Ama ben her zaman ustalarımdan ve hocalarımdan şu tavsiye ile yetiştim. “Bütün gün çalışıyorsunuz, acil serviste nöbetiniz bitmiş yüzlerce hastaya bakmışsınız ve piliniz bitmiş. Tam çıkmaya hazırlanırken bir hasta geliyor ve sizden çare bekliyor. İşte hekimlik orada başlıyor. O hasta senin 24 saat çalıştığını, yorulduğunu, pilinin bittiğini bilmez. Hekimlik o son dakikada yapacağınız hizmetle ortaya çıkar. Diğerler zaten sizin rutin işiniz. Devlet onun için size maaş veriyor. Çocuklarınızı o maaşla okutuyorsunuz. Mesai saatleri içindeki zaten asli göreviniz. Ama tam işiniz bitti, çıkarken gelen hastaya sanki mesaiye yeni başlamış gibi davranıp bakabiliyorsanız işte hekimlik odur” Ben böyle bir hekim olmaya çalıştım.

 

ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ