logo

Sandığa sahip olamadığımız için seçimi kaybettik

DSC_2377

Çobanlar eski belediye başkanı ve 30 Mart seçimlerinde yeniden MHP’den belediye başkan adayı olan Sefa Değirmen, ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları’nın konuğu oldu. Değirmen, özel hayatından siyasete bilinmeyen özel anılarını, ODAK yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

Başkan sizin gibi birisi nasıl seçim kaybeder?

Geçen kazandığımız seçimi elimizden aldılar. Bin 699 bizim, bin 741 de AK Parti’nin. Sandıklara sahip olamadığımız için mükerrer oy kullanılması ile seçimi kaybettik. Çobanlarlı maliyede çalışan bir sandık başı, kolaylık olsun diye oy sandığını açıyor. Biz bunları 1-2 sene sonra öğreniyoruz. Orada bizim sandık başları da uyuyor. ‘Kolaylık olsun diye arkadaşlar ben böyle yaptım’ diyor. Birisi itiraz ediyor, ‘ neden torba açık geldi’ diyor. O da ‘ kolaylık olsun, bizim sandık da erken bitsin diye ben oy pusulalarının arkasını mühürledim’ diyor. Bir sandık çevresinde aşağı yukarı 230- 250’ye kadar bizim seçmenimiz var. 21 sandık var Çobanlar’da. 5 bin 220 seçmen var o zaman. Bunun askere gidenine oy kullanmayanına baktığında ne kadar oy kullanıldığı ortaya çıkıyor.

 

Ama oy pusulası belli. Fazla pusula nereden bulunacak?

Renkli fotokopi diye bir şey var. Bir adam o pusulayı yanında götürdüğünde 3 veya 5 saatte istediği kadar oy pusulası üretilebiliyor. Onun aldığı sandıktaki oy pusulaları hep denk çıkıyor. Bunlar da AK Parti Belediye Meclis Üyesi Mustafa Kırkali diye biri var. Ünal Yılmaz var, Genel Meclis Üyesi… Nüfus cüzdanında Çobanlar yazar ama ikametgahı Çay’dır. Dolayısıyla Çobanlar’a bayramdan bayrama gelir. Sandık başları yazılırken tüm insanlar siyasallaştırılmış. Seçim kurulu, ilçe kaymakamlığına yazı gönderiyor. Diyor ki, ‘şunları, şunların isimlerini bize bildirin’. Her kurum sandık başlarını bildiriyor. Bildirirken de Eğitim Bir-Sen faktörü ortaya çıkıyor. Türk Kamu-Sen’deki arkadaşlarımız sandıklara yazılmıyor. Bu arkadaşlar isimlerini gönderseler de bunların yerine maalesef seçim kurulu tarafından başka isimler geliyor.

 

Akıllandık Sandıklara önem veriyoruz

Bir seçimin kaderi sandık başında belirlenir. Sandığa sahip çıkamazsanız seçim kazanamazsınız.

Biz bu konuda iyi bir ders aldık. Bu seçimlerde sandıklardan kuş uçmayacak. Ne gerekiyorsa biz de oyunu kuralına göre oynayacağız. Parti Genel Merkezi, sandık görevlileri için CD hazırlatmış.Onları izlettirip ne yapılması gerektiğini tek tek öğreteceğiz. Biz dersimizi aldık.

 

Sefa Değirmen kimdir, nerede dünyaya geldi, nasıl bir ailesi vardı? Sizin ağzınızdan sizi dinlemek istiyoruz.

Sefa Değirmen, 1960’da dünyaya geldim. Sekiz oğlan bir kızı olan bir ailede büyüdüm. Bu arada 9 kardeşe rağmen arada ölenler de var. Babam iki kez evlenmiş. Büyük ağabeylerim Fadik annemden, diğerleri Havva annemden. Çobanlar merkeze bağlı bir nahiye. 1925 yıllarında nahiye olmuş. İlköğrenimimi Çobanlar İlkokulu’nda tamamladım,1972’de.

 

Aileniz Çobanlar’ın köklü ailelerinden sanırım. Babanız da muhtarlık yaptığına göre?

Evet. Dedem esnaf, sanatkarmış. 4 defa evlenmiş. 3 defa nikahsız evlenmiş. En sonunda çocuğu olmayınca Gülsüm ninemle evlenmiş. Ondan 4 oğlan, 2 kız dünyaya getirmiş. Tabi dedem yaşlı, babaannem genç olunca dedem ölmüş. Erken ölümden sonra işi babaannem ele almış. Biz tamamen hayvancılık ve tarımla geçinen bir ailenin çocuğuyuz. O yıllarda bizim Değirmendere mevkiinde değirmenimiz varmış. Çobanlar’ın ilk yerleşim yerlerinden biri de Değirmendere. Şu anki yerleşim yeri olan Çobanlar’da oraların göl ve aynı Eber Gölü’nün devamı olarak sazlık, otlak olarak kullanılırmış. Akarçay sağa sola taştığı için yazları aşağıya inermiş. Kışları sular çoğalınca Değirmendere’nin veya Paşadağı’nın eteklerine geçerlermiş.

 

Babanız nasıl bir muhtarmış?

Babamın muhtarlığı döneminde kuyulardan su çıkartırken ilk suyu babam getirmiş Çobanlar merkezine. Bolvadin’den toprak künklerle beraber imece usulüyle kazdırarak Paşadağı’ndan içme suyunu ve çeşmeyi babam getirmiş. O zamana kadar su, kuyulardan çekiliyor. Babamla birlikte köyde değişim başlıyor. Babam girişken ve çok gayretli bir adam olduğu için köy için milat olan her şey babamla başlıyor.

 

Babam muhtar ben başkan oldum

Belediye Başkanlığı baba mesleği mi?

Evet. Rahmetli amcam Ahmet Değirmen oğlu Hasan Biçer’dir ismi. O dönemlerde köyün ileri gelenlerinden ve Demokrat Parti’nin ileri gelenlerindenmiş. Demokrat Parti iktidarında 2 tane otobüs almışlar. Biri açık biri kapalı. Bu 18 pare köylü vatandaşlarımızı Afyon’a getirip götürür. Afyon’a mahkemeye falan gelecek olanlar bizim kapımızın önünde erkenden yer kapmak için gelirlermiş. Çevre civar köylerden de gelirlermiş. Bizim civar köylerden gelen eşekli, atlı insanlar da ahır ve dam samanlıklar varmış; oraya atını eşeğini bırakır,bizim açık arabayla arpasını, buğdayını veya hayvanını hayvan pazarına götürüp taşımacılık yaparlarmış.

 

Aile her zaman siyasetin içinde olmuş anlaşılan?

Bizim ailede siyaset her daim vardır. Geçmiş iktidar dönemlerinde amcamgil CHP çatışmalarının içersinde kalmışlar. Orada Belediye Başkanlığı, Teşkilat Başkanlığı yapacaksın. Bir yanda CHP , diğer yanda DP. Seçimin birinde açık oy gizli tasnif meselesinde o günkü Çobanlar’da karakol varmış. Amcam orda jandarmaları ve bir başçavuşu tokatladığını ve onlara demokrasinin olduğunu burayı terk etmesi gerektiğini söyler. O zamanlar da derler ki, ‘Ahmet, başçavuşu tokatladı gitti. Ondan sonra seçimler doğru sayıldı’ diye söylerler.

 

Sizdeki hak arama konusunda genetik bir soyaçekim var herhalde. Haksızlığa isyan ediyorsunuz?

Evet, isyankarlık değil bizimki. Hak arama… Biz tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir aileyiz. Küçük baş sürümüz vardı. Bir de 8-10 manda öküz vardı. Öküzler daha çok çift sürmek için ve bir de harman yerinde düven denilir; hayvanların çektiği bir şey var, orada kullanılırlar. Öküzler bir de taşımacılıkta kullanılırdı. Öküz arabaları vardı yani. Ne günlerdi onlar!
Daha sonra bizim bir gazlı traktörümüz oldu. Traktörden önce harman yeri 3 ay 4 ay sürerdi. Gazlı traktörden sonra hayat varmış dedik.

 

Siz kaçıncı kardeşsiniz?

Ben alttan 2. yani 7. çocuğum. Dedem önceki eşlerinden çocuk olmadığı için 3. hanımını alıyor. O nedenle geç çocuk sahibi olduğu için ben dedemi hatırlamıyorum Ama babaannemi hatırlıyorum. Kardeşlerimin ismini bazen karıştırdığım oluyor. Çünkü ikizimiz var. İkisi de erkektir. Birinin adı Ahmet birinin Mıstık. Seslenirken Ahmet’e Mıstık deyince ikisi de döner bakar. Annem bütün çocuklarını normal doğumla yapmış. 1969 da ilköğretime başladım. İlköğretimi bitirdikten sonra. Ortaokul yıllarında Çobanlar’da belediyeden bozma bir binada ortaokul açıldı. Çevre köylerden arkadaşlarla beraber ortaokula başladık. Ortaokulda Müslüm Yıldız, Musa Kılınç bana her zaman Milliyetçiliği, Türklüğü öğreten insanlardan unutamadığım iki insandır.

 

Çerkez Kızı Huriye’ye herkes aşıktı

Sizin Milliyetçilik Ortaokulda mı başlıyor?

İlköğretim yıllarında Çerkez kızı Huriye Ülker diye bir öğretmen vardı. Abimin öğretmeniydi. Eskişehirliydi. Çok aktif, genç güzel bir bayandı. Hayran olduğum bir öğretmendi. Çobanlar’da herkesin aşık olduğu bir öğretmendi. İsmi Arzu Huriye Ülker’di. O da milliyetçiydi. Bize halk oyunlarını o öğretti. Ben Çobanlar’ın ilk halk oyunları ekibinde halk oyunları oyuncusu olarak oynadım. Bize müziği, resim yapmayı o öğretti. Köy Enstitülü bir öğretmendi. Yağlı boya çalışması yaptırdı bize İş Teknikte. Ben bir Türkmen başı yapmıştım. Bunun sadece yüz çevresini kendisi yaptı. Fesini, içindeki boncuklarını, saçlarını, giysilerini kendimiz yapmıştık. Bizde annem hala Türkmen çekisi çeker başına. Düğünlerimizde fes, gümüş kuşak, 7 katlı giysiler vardır; çuha don deriz. Ayak çalgılarıyla beraber benim düğünüm de öyle oldu. Huriye Ülker öğretmen, bize milliyetçilik ve Çerkez alışkanlıkları bıraktı.

 

Çobanlar’ın bir folkloru var mı? 

Aslında Çobanlar’ın türküsü bile var ama gündeme gelmemiş. Çobanlar’da bir Şair Ahmet varmış. Bu Çobanlar’daki, olayları destan olarak derlerlermiş. Gerçekten de Şair Ahmet’in bir boyu da Hilal Yılmaz’a dayanır. Çobanlar’da bir uçak düşmüş. Çayırlara düşüyor. Demiryolunun üzerinde bir arıza yapıyor. Pilotun adı Sırrı Bey’miş. İki pilottan biri hayatını kaybediyor , diğeri de yaralı kurtuluyor. Başlamışlar anlatmaya; Sırrı Bey’in altın dişi ağzına geldi diye. Çobanların acısında sevincinde Şair Ahmet, hep bir destan yazmış. Yazılan o destanlar çoğaltılıp dağıtılırmış. Okuma bilenler bilmeyenlere o destanları okur anlatırmış.

Çobanlar’da eğitim seviyesi nedir?   

Çobanlar’da eğitim 1999’dan sonra kendine geldi. İlköğretim, ortaöğretimi Çobanlar’da yaparken bahsettiğim öğretmenlerimiz bize çok ışık tuttu. Onlardan önce gerçekten eğitim veren olmamış. O öğretmenlerimizin verdiği dersler, kitaplar sayesinde biz okuma alışkanlığı kazandık. Ziya Gökalp’in Türkçülüğün Esasları, Mehmet Akif’in kitapları, Halide Edip’in kitapları bizi besledi. Songül Şenel diye Çaylı bir edebiyat öğretmenimiz vardı. O da çok değerli bir öğretmendi. Bir de 1960’larda Çobanlar’da sinemamız vardı biliyor musunuz? 1960’lardan sonra hem kapalı hem de açık olmak üzere iki tane sinemamız vardı.1999 -2004 İl Genel Meclis Üyemiz Osman Arslan abi film getirir oynatırdı.’ Kızıl Elma’ filminden tutun da ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ gibi çok önemli filmleri biz o sinemada izledik.

Küçük olmanızın da avantajı olmuş belki de?

Biraz küçük olmanın biraz da ailenin bağ bahçe ve sürü işlerini yapan yeterince insan olunca bana fazla iş kalmıyordu. Zaten ben o işleri de fazla sevmediğim için bana gerek yoktu. Amcamın oğlunu örnek aldık. Tabi ki Musa Kılınç ve Müslüm Yıldız hocalarımız 3. Sınıfta bizi yönlendirdiler. Kimin neye yatkın olduğunu belirlediler ve bizleri o alana yönlendirdiler. Mesela Tarım İş Dersi’nde olan arkadaşlarımız at arabası, saban yaparlardı. Bu adamlar daha tekniğe yönelikti. Kimisi resim yapardı, kimisi futbol oynardı, kimisi şiir yazardı. Buradan hareketle benim teknik okula gitmem gerektiğini Musa Kılınç hocam istedi. Dedi ki; ’gençler torna tefsiye, motor, elektrik Afyon’da çok popüler. Bizim Sanat enstitümüz var. Siz şuna hazırlanın, siz buna hazırlanın’ diye bizleri yönlendirdi. Ben Sanat Enstitüsü’nde Elektrik  Bölümü’nü kazandım. Ben bu bölümü Afyon’da 13 veya 14. olarak kazanmıştım. Sanat okulunda İbrahim Meydanoğlu hocam vardı. Her zaman ona saygı duyarım.

Alparslan Gümüş şehit edildi

Liseyi Afyon’da okuyordum. Bizler kasabadan geldiğimiz için günlük gidip geliyorduk. Bazen de arkadaşlarımızda kalıyorduk. Kasabadan gelen öğrencilere yemek çıkardı, İbrahim Meydanoğlu okulu götüren bir beydi. Sanat okulu yıllarında abimin arkadaşı Alpaslan Gümüş şehit edildi. Bizim hocalarımız bize Milliyetçiliği, Türklüğü öğretmişti. Bizim bu aşkımız sanat okulunda da devam etti. Okul başkanımız İshak Süzme, Fatih Külle elektrik bölümünün ülkü ocaklarından sorumlu başkanıydı. Mustafa Akman İlter, İsmail Alpata, Fatih Karayit… Sınıfımız dolu dolu bir sınıftı. İsmail Birden hocamız vardı. Milliyetçi Hareket Partisi ve Türkeş Bey’in kırk hatiminden, kırk teknik elemanından mı diyelim artık duayen eğitimcilerindendi. ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ