logo

Şan Hoca “Atatürk hakkında ne düşünüyorsun?”

pazar kahvaltıları kemaş demirkırkan (4)

CHP Merkez İlçe Başkanı Kemal Demirkırkan, ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları’nda yaptığı açıklamalar devam ediyor. Demirkırkan evliliğinden ilk görev yeri Dereçine’ye, Şişli Etfal Hastanesinden AKÜ’ye kadar hayatının önemli ayrıntılarını Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim Avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Afyon lisesinin o dönem öğretmenlerini nasıldı?

Tarihinin en iyi öğretmen kadrosu bizim zamanımızdaydı her halde. Çok başarılı bir dönem yaşanmıştı. Sınıfımızda üniversiteyi kazanamayana yoktu. Sadece bizim sınıftan 22 kişi tıp fakültesini kazandı. Afyon Lisesi boşuna efsane ve özel bir okul değil. O zamanki öğretmenlerimiz Mustafa Aydost, Gürkan hoca vardı. O zaman çok dalga geçerdik ama bu adamlar bize işin ruhunu öğretmişler. Tabi bilimler bölümü olarak 22 kişi tıp kazanıyor. O zamanlar burada dershane yok. Ben Ankara’da Anadolu’dan gelmiş öğrencilerle 15 günlük hızlandırılmış kursa katıldım. Hocalar soruyu tahtaya yazarken ben cevaplıyordum. Diğer öğrenciler daha soruyu yazmakla meşgullerdi. O zaman bizim Afyon Lisesi ve öğretmenlerinin kıymetini anladım.

 

3 ay terslenmekten sonra Aynur hanımla nasıl evlenmek istediğinizi söylediniz?

Ben evde kalıyordum ama eşim Bornova Kız Öğrenci Yurdunda kalıyordu. 3 ayın sonunda baktı ki benden kurtuluş yok arkadaş olmaya başladık. Uzun bir arkadaşlık sürecinden sonra zaten bir şey demeye gerek kalmadı ve bizim birlikteliğimiz evlenme yoluna doğru girdi.

 

Kız kaçıyor mu acelen ne?

Evleneceğinizi ailenize nasıl söylediniz tepkileri ne oldu?

Okul biter bitmez babama bir kız var onu kaçırmayalım. Ben Aynur ile evlenmek istiyorum dedim. Babam ne acele ediyorsun para kazanmaya başla ekonomin bir düzelsin ondan sonra evlenirsin kız kaçmıyor ya dedi. Kaçar baba belli olmaz dedim. Babam benim fikirlerime önem verir ama biraz beklesen iyi olur, askere git gel diyordu. Ben beklemek istemiyorum dedim ama gerçekten askerlik benim için sıkıntı oldu.

 

Askerlik nasıl sıkıntı oldu?

Askere gitmeden önce evlendik ve tam askere gideceğim zaman eşim hamile kalmıştı. Gitsen bir dert, gitmesen bir dert. Ben sürekli rapor alıyorum askere gitmemek için. Eskişehir askeri hastaneden heyet raporu aldım. Askerlik şubesinden bana adam gönderiyorlardı, Kemal beye sorun askerlikten nasıl yırtılır diye. Gerçekten babam doğru söylüyormuş. Askere gitmeden evlenmek çok zormuş. Askerlik öncesi evlilik çok hayırlı değilmiş.

 

Siyasetle uğraşıyorsunuz, doktorsunuz ve aile fertleri arasında Cemaatten insanlar var. Sizin yolunuz Cemaatle ilk hiç kesişmedi mi?

Aslında benim yolum cemaatle İzmir’de kesişti. Babamla fakülteye kayıt için gittiğimizde çok iyi giyimli temiz bir genç bizi karşıladı. Yurtları olduğunu temiz ve güvenilir bir yer diye bize anlatıyor. Babamda bakarız dedi ve okula girip kaydımızı yaptıktan sonra dışarı çıktığımızda aynı genç yine karşımıza çıktı. Babamda tamam bir bakalım o zaman dedi ve yurda gitti. O zamanlar Cemaat fazla bilinmiyor ama İzmir’de çok iyi bir çalışmaları vardı. Yurt gerçekten çok temiz ve güzeldi her yer halı kaplı. Masa sandalye yok duvar kenarları boydan boya kanepe gibi oturma düzeni var. Babam biz bir düşünelim dedi ve çıktık. Dışarıda sen burada yapamazsın dedi. Cemaatle ilk tanışmam öyle olmuştu.

 

 İlk görev yeriniz olan Dereçine’den hiç konuşmadık. İlkler unutulmaz, neler yaptınız orada?

Dereçine çok güzel ve keyifli bir yerdi. İlk görev yerinde insan daha idealist oluyor. Bir taraftan hastalara bakıyorum bir taraftan neler yapabilirim diye planlar yapıyorum. Sağlık Ocağı Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği kurduk. Herkes TUS’a hazırlanırken ben Dereçine’ye ne yapabiliriz ona bakıyorum. Caminin imamı ile konuşup cami önünde para topladık. Ben karışmıyorum bir dernek başkanı bulduk. Her şey onun üzerinden yürüyor. Cami önünde bağış makbuzuyla para topladık ve hastanenin tüm eksilerini biz kendi imkanlarımızla tamamladık. Sağlık Bakanlığından bir müfettiş geldi. Adam giderken teşekkür etti ve benim de bir katkım olsun. Yaptıklarınız çok güzel. Bakanlıkta sözüm geçer bir eksiğiniz var mı dedi. Bende bir tek ambulansımız eksik. Eğer yapabilirseniz bir ambulans dedim. O zaman sağlık ocaklarında ambulans hiç yok.

 

Benim ödülümü Belediye Başkanı almış

Ne kadar Dereçine’de kaldınız?

Dereçine’de bir buçuk yıl kadar kaldıktan sonra il içi tayin isteyerek Afyon Devlet Hastanesine geçiş yaptık. Burada çalışırken bir gün bir ödül geldi. Dereçine’de yaptığımız çalışmalardan dolayı Bakanlıktan ödül gelmiş. Aslında ödül için Bakanlığa çağrılmışız. Ama bizim yerimize Dereçine Belediye Başkanı gitmiş ve benim ödülü benim adıma o almış. Müfettişin söz verdiği ambulansta verilmiş. O gün siyasetin ne kadar kirli yapıldığına karar verdim. Çok ayıp ve şık olmayan bir davranıştı. O ödülü aldığıma hiç sevinemedim. Düşünün ilk görev yerinde daha mesleğinizin başında yaptığınız çalışmalar ödüllendiriliyor ve Belediye Başkanı benim yerime kendisi gidip bana ait olan ödülü alıyor. O gün siyaseti bu tür adamlarda temizlemek için ilerde politikaya atılmaya karar verdim.

Afyon Devlet Hastanesinde çalışıyorsunuz herkes TUS’a çalışıyor dediniz siz çalışmıyor musunuz?

Afyon Devlet Hastanesinde Pratisyen hekim olarak çalışırken bizim benim gibi birkaç kişi daha vardı. Görevimizden sonra kapanıp bir yere harıl harıl TUS’a çalışmaya başladık. Sınavlara girdik ve sonuçların açıklanmasını bekliyoruz. Ankara’da bulunan bir arkadaşımı aradım. Bizim sınav sonuçları açıklanmış gidip bir bakabilir misin kazanmış mıyım diye. Bir süre sonra telefon geldi İhtisas için Şişli Etfal Hastanesi Nöroloji Kliniği olduğunu söyledi. İnanamadım daha sonra başka bir arkadaşımı arayarak birde sen bak dedim. Akşamüzeri telefon geldi ve aynı yeri söyledi.

 

Şişli Etfal Hastanesine gittiniz ve ne kadar kaldınız?   

İstanbul Şişli Etfal Hastanesinde İhtisas için 4 yıl çalıştım. Bu sürenin sonunda bir yılda uzman olarak çalışarak tam 5 yıl görev yaptıktan sonra bazı teklifler almaya başlamıştım. Ya Afyon’a dönecektim ya da gelen teklifleri değerlendirecektim. Bu arada Şişli Etfal Hastanesi gitmemem için baskı yapıyor.

 

Ne karar verdiniz? Sonuçta İstanbul’da tercih edilen bir Nöroloji doktoru olmak çok kolay olmasa gerek?

Elbette ihtisas yapmaya gittiğiniz yerde sizin kalmanızı istemeleri, başka hastanelerden teklif almak bunlar çok güzel şeyler. Aynur hanımla konuşarak bir süre daha İstanbul’da kalmaya karar verdik. Benimle çalışmak isteyen hastanelerden birisi İstanbul Florence Nightingale Hastanesinde çalımlaya başladım. İstanbulda çalıştığım başka bir kurumda Çamlıca Hastanesiydi. Türkiye’nin en büyük hastaneleri olan bu iki kurumda çalıştıktan sonra Afyon’a gelmek istiyordum. Kendi memleketime hizmet etmek burada bir şeyler yapmak daha ağır basıyordu.

 

Neden Afyon’a döndünüz? Oradaki imkanlar ters tepilecek şeyler değil?

Ben Afyon’a dönmeye karar vermesem ve hayatımıza İstanbul’da devam etsek şimdi çok farklı bir yerlerde olabilirdim. Oradaki imkanlar Türkiye’nin hiçbir yerinde yok elbette. Ama bu bir tercih meselesi. Ben kendi hayatım ve kariyerim yerine doğduğum topraklara Afyon halkına hizmet etmek onlara faydalı olabilmek için buraya dönmeye karar verdim ve asla hiç pişmanlık duymadım. Ben afyon sanayisinde, köylerin harman yerlerinde babamla yaptığım tamiratları asla unutmadım. Afyon beni çekiyordu. Aile burada arkadaşlarım burada. Hayatım burada. Başka yer bana göre değil.

 

Şan Hoca randevu vermiyor

AKÜ ile yollarınız nasıl kesişti? 

Beni doğduğum, topraklara aileme, Afyon’a hizmet etmek için dönme kararı aldım. Dönerken de AKÜ’de ihtiyaç olduğunu duydum. Bazı dostlarımız aracılığı ile Rektör Şan Özalp Hoca ile temas kuruldu ve AKÜ’de Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başlayacağım. Şan Hocadan randevu istedim gidip ben geldim efendim diyip göreve başlayacağım. Randevuya birkaç saat kala kayınpeder rahatsızlandı ve olarak İstanbul’a götürmek gerekti. O anda randevu, Şan Hocamı akla gelir gittik aradan birkaç gün geçtikten sonra geldim hoca bana randevu vermiyor. Ne yapsam olmuyor yine araya hatırlı dostları koyarak kabul ettirdim.

 

İlk karşılaşmanız nasıl oldu peki hoca kızdı mı bir daha düzelmez?

Gittim içeri aldılar ama yüzüme bakmıyor. Durumu anlattım efendim acilen İstanbul’a hastaneye gitmemiz gerekiyordu. Hayat meselesi keyfi bir olay değil diye kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Ama hiç tepki vermiyor sonra bana bir soru sordu ben şok oldum ve ne diyeceğimi şaşırdım. Hiç öyle bir soru beklemiyordum ben mesleki bir soru sorar diye düşünüyorum.

 

Neydi o soru sizi bu kadar şok eden?

Şan Hoca, kaşlarını çatarak bana döndü ve o gür sesiyle, “Söyle bakalım Atatürk hakkında ne düşünüyorsun? Atatürk kimdir anlat” dedi. Benim şok olmam hiç beklemediğim ve karşıma geçip birisinin bu güne kadar böyle bir soru sormamasından. Ben ilk şoku atlattıktan sonra o anda aklıma ne geldiyse anlattım. Beni dinledikten sonra tama git başla dedi. Böylece Şan Özalp Hoca ile çalışma imkanına sahip oldum. AKÜ’ye öğretim üyesi olarak başladım. 4 yıl kadar Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğreti Üyesi olarak hizmet verdim. Bazı bilimsel çalışmalarım oldu makalelelrim yayınlanmaya başlamıştı. Akademik unvan alma zamanım gelmişti. Devam etsem bugün Profesör olarak devam ediyorduk.

 

4 yılın arkasından neden ayrıldınız? Sonra nerede çalışmaya başladınız?

AKÜ’deki 4 yıllık görevden sonra Afyon Devlet Hastanesinde çalışmaya başladım. Öğretim üyesi olmak güzel ama bana hitap etmediğini düşünmeye başladım. Ben daha aktif olmak istiyordum. Onun için Devlet hastanesine dönmeye karar verdim. Devlet hastanesinde uzun bir süre çalıştıktan sonra bazı şeyler benim daha fazla devlet kurumunda kalamayacağımı göstermeye başladı. Devlet kurumları çok fazla siyasi kadroların olduğu ve kendi gibi düşünmeyenlere sorun yaratmaya başladı. Eskiden böyle şeyler yoktu. Bu nedenle istifa ederek Özel Park Hastanesinde çalışmaya karar verdim.

 

Yaş günü krizi

Afyon lisesinde okurken bir kız arkadaşımızın yaş günü var. Ama o zaman doğru dürüst bir pastane yok. Olanlar da çok fazla göz önünde. Babası astsubay olan bir arkadaşımız var. O Orduevinde yaparız dedi. Orduevinde iki üç odalı bir yer var orada yaparız dedi. Şehrin ortasında Orduevi gibi herkesin olduğu bir yerde yaş günü yapıyoruz. Gizli saklı bir şey değil. Ama ertesi gün kıyamet koptu. Okul yönetimi siz nasıl yaş günü yaparsınız, kimler gitti, kaç kişiydiniz diye sorguya çekildik. Bırakın aileleri herkesten önce okul yönetimi karşımıza dikiliyordu. Şimdi böyle bir yerde siz okulda kız arkadaşın var mıydı gibi soru soruyorsunuz. Afyon böyle bir yerdi bizim gençliğimizde. Şimdiki gençler bize göre çok şanslın ve Afyon nereden nereye geldi. Bizim zamanımızda bir kızla yan yana bile yürümeye müsaade edilmeyen bir dönemdi.

 

Nişan da başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmez

Doktoruz ama yaptığımız hataya bakın. Biz nişan tarihini belirledik. Davetiyeler dağıtıldı. O zamanlarda benim ön dişlerimde ciddi bir problem var. Sürekli enfeksiyon oluyor. Diş Hekimliği Fakültesi bunu ameliyat yapalım dediler. Nasıl olacak zor değil ön 4 dişten diş kemiklerini aldılar. Sıkıntılı bir ameliyat. Bu arada ben adamlara bir hafta nişan var demedim. Onlarda kolay diyorlar. Nişan’ın olduğu gün benim ağzım ve yanaklarım balon gibi şiş. Beni tanıyanlar biliyor ama ilk defa nişanda görenler bir garip bakıyor. Herkese tek tek ameliyat olduk aslında böyle değilim yakışıklı birisiyim diye izah etmek zorunda kalıyoruz. Çok garip ve farklı bir nişan oldu. Kayınbabam ve kayınvalidem çok anlayışlı ve iyi insanlar onlar için bir sorun yok ama konuklara anlatmakta baya zorlandık. Benim düşünmem lazımdı aslında.

Arkadaşlardan eşek şakası

İlk tayinimiz Dereçine olduğu için orada bir evimiz vardı. Evlendikten sonra ilk oturduğumuz ev orası oldu. Bizim düğünümüz orduevinde oldu. Düğün bitti herkes dağıldı ve bizde arabaya bindik Dereçine’ye gitmeye başladık. Gelin arabasını kullananda Osman Yakın. Gidiyoruz ama Salar’ın oralarda bir yerde pat diye durdu. Osman niye durdun? Bir dakika ya dedi. Sonra bir baktım arkadan birkaç araba daha geliyor. Bizim ekip giymiş pijamalarını peşimizdeler. Hayri Tokman, Ahmet Çakar ve diğerleri hepsi geliyor. Mecburen hadi gelin bari dedik ve gece bizimle beraber eve geldiler. Bize o gün eşek şakası yaptılar. İlk misafirlerimiz bizim efsane ekip oldu. Aynur Hanımda onları zaten tanıyordu bir sorun olmadı belli bir süre kaldıktan sonra gittiler. Şimdi eskisi gibi bir arada olamıyoruz. Hayri Rusya’da bir kaçını kaybettik. Biz o ekiple hafta sonu ailecek kaplıcalara giderdik iyi bir ekiptik. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ