logo

Reyhan Balandı toplantıyı bastı

hasan karacak (1)

AK Parti’den ayrılarak DYP’ye katılan Milletvekili Reyhan Balandı’nın toplantıyı basmasını anlatan Belediye Başkan adayı Hasan Karacak, “Balandı toplantıyı bastı. Biz sustuk ama terbiye sınırları aşılmaya başlayınca terk et burayı dedik”

Türk siyasetinde sağ, sol, merkez sağ, ideoloji, gibi kavramlar bir birine karıştı. Nereye gitti bu ülkenin merkez sağ’ı. Merkez sağ kim? 

Merkez Sağ biziz. Hiçbir yere gitmedik ve buradayız. Sadece Türk siyaseti bir eksen kayması yaşıyor. Taşlar yeniden yerine oturduğunda Türk halkı onları bırakmadığımızı görecekler ve yeniden DP çatısı altında buluşacaklar. Türkiye’nin temelinde biz varız. Bizden sonrakiler yama. Hiçbir yama da kalıcı olamaz. Bazı partiler insanların inançları üzerinden siyaset yapmayı tercih etti. Bazıları milliyetçilikleri üzerinden biz bunların dışında kalarak Demokrat ve Özgürlükçü olduk. Kandırılmış insanlarımız gerçekleri görmeye başladı. Mevcut hükümet dindar diğerleri dindar değimli? Atatürk yıllar önce dinle siyaseti ayırmış. Şimdi Atatürk’ün niye böyle bir şey yaptığı daha iyi ortaya çıktı. Bunca zaman Atatürk’ü anlamaya çalışmayanlar şimdi anladılar ama bunu da söyleyemiyorlar.

 

Merkez sağ kendi içinden yeni partiler çıkardı. ANAP ve DYP’nin bir ara birleşme planları ülkede heyecan yaratmıştı. Ama sonradan birileri bu oluşumu bozdular. Niye o zaman bu birleşme yapılamadı?    

Burada da bazı kişisel menfaatler ön plana çıktı. Bazı hırslar ve bir birini sindirememe olayı yaşandı. Bu ülkenin iki önemli sağ partisi. Ama bu partilerin liderleri kendi şahsi düşünceleri, ihtirasları, hırsları yüzünden her iki partiyi uçurumun kenarına ittiler. Onların yaptıkları hatalar yüzünden bugünkü durum ortaya çıktı. Birleşme sırasında Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu’nun ihtirasları ve herkesin malumu olan Ağar’la ilgili iddialar merkez sağı yerle bir oldu. Bu boşluğu en iyi dolduran AK Parti oldu. Ama Gültekin Uysal ile merkez sağ yeniden toparlanma sürecine girdi ve ülkenin umudu olmaya başladı.

 

Ben söze değil icraata bakarım

AK Parti merkez sağ olabilir mi?  

ANAP ve DYP’nin bir noktaya gelememesi ve önceki Genel Başkanların tutumları herkesin hafızasında. Halk birleşin dedi, ama buna yanaşmadıkları için onları cezalandırdı. Bu açığıda AK Parti gördü. Bakın Başbakan hiç ağzından Adnan Menderes’i Turgut Özal’ı düşürmüyor. Kendini onların devamı gibi gösteriyor. Oysa gerçekler öyle değil. Siz Milli Görüş geleneğinden geliyorsunuz. Reklamlarında ne diyorlar ben söze bakmam icraata bakarım diyorlar. Başbakan ağzından Menderes ve Özal’ı hiç düşürmüyor ama bizden öncekiler hiç bir şey yapmadı diyor. Oysa Menderes, Özal ve Süleyman Demirel’in yaptıklarını AK Parti hükümeti sata sata bitiremedi. AK Parti hiçbir zaman merkez sağ olamaz. Olmak gibide bir çabası yok. Türkiye’nin merkez sağ partisi eskiden olduğu gibi bu gün de Demokrat Parti.

 

Siz AK Parti gibi biz eski gömleği çıkardık demiyorsunuz. Eski liderlerle hala görüşüp fikir alışverişi yapıyorsunuz bu sıkıntı yaratmıyor mu?

Asla yaratmaz. Biz geçmişimizi atıp bir yere varamayız. Geçmişini bilmeyen geleceği inşa edemez. Bizim partimizle Başbakanlık yapmış, Cumhurbaşkanlığı yapmış kişileri yok saymak kendimiz inkar etmek olur. Biz onlarla gurur duyuyoruz. Ama yeni bir dünya var, yeni bir Türkiye var o nedenle bizde yeni bir siyaset anlayışı var. Yeni siyaset yeni Türkiye diye bizim sloganımız var. Geçmişi unutmuyoruz ama yeni siyaset ve yeni Türkiye ile partimizi yeni Türkiye’ye uygun hale getiriyoruz. Gençlik değişti, algı değişti, teknoloji değişti, insanlar değişti biz niye değişmeyelim. Değişmezseniz sistem sizi dışarı atıyor. Bu nedenle 37 yaşında modern dünyanın tüm donanımlarını üzerinde toplamış bir liderle yola çıktık. Türkiye Gültekin Uysal’ı bağrına basacak.

 

Gültekin Uysal’la ne zaman tanıştınız?

Genel Başkanımla yolumuz 2003 yılında kesişti. Ben yavaş yavaş kafamda Sendikayla ilgili bazı oluşumlar vardı. O zaman için hayatıma Sendika Genel Merkezinde olmak gibi bazı planlarım vardı. Bu yönde çalışmalar yapılırken Mehmet Ağar’ın Genel Başkanlığı zamanında Gültekin Bey Afyon İl Başkanlığına atandığında tamam ben bu işi bitiriyorum dedim. Daha öncesinden Gültekin Beyi fazla tanımıyorum. Mahut Koçak’la yaptığımız bazı çalışmalarda Kocak’ın kayın biraderi olarak tanıyorum. Gültekin Bey Afyon’a geldiğinde kendi kadrosunu ve ekibini kursun diye ben istifa ettim ve Sendika’ya devam edeceğim. Ama bir taraftan da gözlerindeki enerji ve samimiyeti gördüm. Ben teşekkür edip istifamı verdiğimde bana baktı ve, “Ben seninle çalışmak istiyorum. Sen beni asla bırakamazsın bende seni bırakmayacağım”  dedi. Bende hedeflerimi ve yapmak istediğimi anlattım. “Tamam sen il yönetiminde ol yine diğer hedeflerine devam et”  dedi.

 

Uysal’ın enerjisine hayranım

İstifa etmeye gidip İl Yönetimin mi girdiniz?

İstifamı vermeye gittim ama ondaki enerji benim geri adım atmama neden oldu. Düşünün 26 yaşında Afyon’a gelmiş genç prıl pırıl bir İl Başkanı. Ondaki samimiyet, enerji ve özgüvene hayran kaldım. O yaşta bize o güveni veren birini asla yalnız bırakamazdım. Böylece birlikte ve omuz omuza yürümeye başladık. 10-15 günde yeni bir oluşumla Afyon’da birlikte çalışmaya başladık. Gültekin Bey kafasında zaten bazı planları yapmış. O sürede Merkez İlçe Başkanlığı için bazı söylentiler vardı. Gültekin Bey Merkez İlçe Başkanı benim olmamı istedi. O İl Başkanı, bende Merkez İlçe Başkanı olarak görev yapmaya başladık.

 

Sendika olayı ne oldu bu arada?

Ben bir partinin Merkez İlçe Başkanıyım, aynı zamanda Sendikacı, Belediye görevi oradaki çalışmalar ve başımızda Hayrettin Barut gibi bir Belediye Başkanı var. O günlerde bazı şeylerimiz manşetlere taşınıyordu. Hayrettin Bey için bir siyasetçi olarak bazı açıklamalarımız vardı. Bunların hepsinin bir arada yürütmeye çalışıyoruz. Gültekin Bey daha sonra Mehmet Ağar’ın Genel Başkan olduğu dönemde Genel Başkan Yardımcısı olarak Ankara’ya gitti. Bizde burada çalışmalara devam ettik.

 

O zaman Milletvekili Reyhan Balandı ile bir olay yaşandı. Bu konunun tam ortasında siz vardınız? Neydi bu olay?

Reyhan Balandı o zaman Hükümetin milletvekiliydi. Belirli nedenlerden dolayı istifa edip bizim partimize katıldı. Geçmişten gazeteci olduğunu biliyoruz, bizim mahallede oturduklarını biliyoruz, merhabalığımız var. Milletvekili olarak bizim saflarımıza katılması nedeniyle hiçbir zaman saygıda kusur etmedik. Hele de bir Hanımefendiye karşı asla bir kusurumuz olamaz.  O dönem yanında danışmanı dediğimiz bir kişi vardı. Ondan kaynaklanan, onun fevri çıkışları nedeniyle hem Gültekin Bey’e karşı hem de bize karşı farklı yönlendirdi.

 

Reyhan hanım danışmanın kurbanı

O gün ne oldu biz orada olanları öğrenmek istiyoruz?

Bir gün İl ve merkez İlçe olarak toplandık ve bazı konuları görüşmek üzere toplantı yapıyoruz. Biz toplantıdayken danışmanı ile pat diye içeri daldılar. Önceden bir bilgimiz yok, Afyon’da olduğunu bilmiyoruz. Tabi ki gele bilir ama bir Partinin temsil edildiği İl Başkanlığında bir toplantı yapılırken baskın yapılır gibi gelinmesi doğru bir davranış değildi. Buna rağmen ben kaklım ve İl Başkanımız Gültekin Uysal’ın yanındaki Koltuğu ona verdim. İl Başkanı ile benim aramda oturuyor. Biz gereken saygıyı ve hürmeti Reyhan hanıma gösterdik ama onun bazı düşünceleri ve o toplantıdaki konuşmaları, danışman denilen arkadaşın cümleleri bizim teşkilatımızı olumsuz yönde etkiledi. Orada bazı karşılıklar verildi ama biz Reyhan Hanımı uyararak toplantıyı terk etmesini söyledik. Tabi olaylar büyüdü ve hatta mahkemeye kadar gitti. Reyhan Hanımla böyle bir hadise yaşadık.

 

Gültekin Bey ne yaptı o zaman?

Gültekin Bey her zamanki gibi asla saygısından taviz vermeden soğukkanlı bir şekilde davranarak, siyasi ahlak çerçevesinde davrandı. Gültekin Bey özellikle bir hanım efendiye karşı kırıcı olamaz. Kaldı ki hiç kimseye yapmaz ama bir kadına asla saygıda kusur etmez. Yaşanmamasını dilediğimiz bir olay yaşandı. Ama o da sonradan anladı ki başına gelen tüm bu olumsuzlukların sebebi danışmanının yüzünden olduğunu. İnsanlar yanında olan kişilere dikkat etmeli. Özellikle öyle bir konumdaysanız.

 

Gültekin Bey Ankara’ya gidince sizin tavrınız ne oldu?

Açıkcası Gültekin Beyin Ankara’ya gitmesinden sonra bende görevimden istifa edip yeni gelecek olan yönetimin önünü açmak istiyordum. Benim gözümde hala Sendika var ve orada ilerlemek istiyorum. O zaman Adnan Demirel abim İl Başkanı oldu. Ben durumu anlattım. Hiçbir yere gidemezsin senin kaderin burası dedi. Ben izin istedim. Sağ olsun o zaman geniş katılımlı bir basın toplantısıyla bizim istifamızı duyurdu ve plaket verdi. Böylece siyaseti noktaladım ve Sendika’ya ağırlık vermeye başladım. Burada seçimi kaybettim ama Ankara’da yapılan seçimlerde yine denetleme kuruluna seçildim. 5 yıl görev yaptıktan sonra oradaki görevimize noktayı koyduk. Daha sonra Gültekin Beyin Genel Başkan olması ile birlikte bizi de Ankara’da yanında görmek istediğini söyledi. Bizim yolumuz aynı olduğu için peki dedik ve birlikte omuz omuza devam ediyoruz.

 

Başkan olursanız arkanızda hükümet olmadan ne yapabilirsiniz?

Kısmet olursa DP’nin Afyon Belediye Başkanı olursak neler yapacağımızı herkes görecek. Afyon’da arkanızda hükümet olmadan da çok güzel işler yapılır. Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen’in arkasında hükümet mi var? Adam bir şehrin kaderini değiştirdi. Bizde Afyonun kaderini değiştireceğiz.

 

Otobüsten inmesem ne olurdu?

Siyasete 1996 yılında İsmet Atilla’nın telefonu ile beni otobüsten indirmesi ile başladım. İl Yönetiminde ve Merkez İlçe Başkanlığı yaptım. Gültekin Beyle birlikte de Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. Şimdi de Belediye Başkan adayı olarak yola çıktık. Bazen soruyorlar otobüsten indiğine pişman mısın? diye. Asla pişman değilim. İnmesen ne olurdu? Belki bugün işinden evine evinden işine gidip gelen birisiydim. Belki yolumuza Sendikası olarak devam ederdik ve Sendika’nın Genel Merkez Yönetim Kurulu ya da Genel Başkan olurduk. Bunların hepsi olası şeyler. Faklı yerlerde oluna bilirdi. Ama ortada bir gerçek var. Ben o otobüsten indim ve asla da pişman olmadım böyle olması gerekiyormuş ve oldu.

 

Çiller, “Ben çocuklarımı kaybettim”

Zaman zaman bazı yerlerde Tansu Çiller’in yeniden siyasete döneceği iddia ediliyor. Gültekin bey zaman zaman Tansu Hanımla bir araya gelip görüş alışverişinde bulunuyor. Tansu Çiller’in asla siyasete dönmek gibi bir niyeti yok. Şöyle bir şey söylüyor, “Ben siyaset uğruna çocuklarımı kaybettim. Onlar büyürken yanlarında olamadım. Büyüdüklerini göremedim. Bu nedenle siyasete dönmek gibi bir niyetin kesinlikle yok” diyor. Tansu hanımın artık yaş olarak da böyle bir tempoyu kaldıracağını sanmıyorum. Birileri Gültekin Uysal’ı yıpratmak için önünü kesmek için farklı zamanlarda böyle bir dedi kodu ortaya atıyorlar. Ama asla böyle bir fikir Tansu Çiller tarafında yok. Bunu herkes böyle bilsin. Demokrat Parti Türkiye’nin umudu ve kurtuluşunun simgesi olarak yeniden eski günlerine dönecek.  ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ