logo

Rektör olmanın yolu nereden geçer usta?

ömer mazi

Eskiden meşhur olmak isteyen genç kızlar Anadolu’dan İstanbul’a kaçardı.

İlk durum elbette Yeşilçam sokağı.

Klişe bir deyim vardı uzun yıllar.

Meşhur olmanın yolu rejisörün yatağından geçer derlerdi.

Şarkıcı mı olmak istiyorsun o zaman gazinocunun ya da plak yapımcısının yatağından geçer derlerdi.

Bu olay birçok Türk filmine konu olmuş ve bazı ünlülerde ben buraya gelene kadar neler çektim biliyor musun? Diye serzenişte bulunmuşlardır.

Bugün için bu işler nasıl yapılır bilmiyorum.

 

Türkiye’de özellikle devlet kurumlarında yükselmenin ve bir yerlere gelmenin de kendine göre yöntemleri var.

Mesela bir insanın kimsesi yok.

Arkasında siyasetçi, milletvekili, parti yok.

O insan ağzıyla kuş tutsa, en başarılı çalışan olsa yerinde saymaya devam.

Çünkü ülkede başarıya göre bir terfi ve yükselme yok.

Özel sektörde var.

Ama devlet kurumlarında yok.

 

Çünkü devlet kurumlarında yükselecek adam bir yerlerden icazet almak zorunda.

Devlet kademelerinde yönetim kadrolarına gelecek adamlar genelde özgüvenden yoksun, fazla bir kabiliyeti olmayan, verilen emri itirazsız bir şekilde yerine getiren, emir eri gibi kişilerden seçiyorlar.

Uzaklara gitmeye gerek yok.

Afyon’da vekaleten İl Müdürü olarak görevlendirilenlere bir bakın.

Hepsi Küçük Emrah’ın hormonlu hali.

Hepsinin çaresizlikleri yüzünden okunuyor.

 

Örnek mi istersiniz Milli Eğitim, Turizm, Kamu Hastaneleri başta olmak üzere tamamen itaate dayalı bir görevlendirme.

Niye?

Hepsi görevlendirme ya.

Her daim siyasetçilerin iki dudağı arasında koltukları.

Onun için her görevi sorgusuz bir şekilde yerine getirmekle görevliler.

 

Şimdi asıl meseleye dönelim.

Nasıl Rektör olunur?

Bu konuda AKÜ’den çok kıymetli dostlarımız uzun zamandan beri bir konudan bahsediyorlardı.

Sonunda benimle paylaştılar.

Onlar kendi aralarında MS diyorlar.

Mustafa Solak.

 

Bana gelen mailde bahsedilen iddiaya göre olay şöyle gelişiyor.

 

Ali Altuntaş Rektör olduğunda Mustafa Solak’ın laboratuarı kapatıldı.

Asistanları değişik bölümlere dağıtıldı.

Hatta “bayan rektör” denilen yardımcı doçent patolojiye gönderilmiş, hamileliği zor geçmesine rağmen kadın doğumdan rapor bile verilmemiştir.

Mustafa Solak pembe hastanede giriş katında izbe bir odaya taşındı (yönetim tarafından).

İşte o sıralarda bir Pazar günü bir yerde bir toplantı vardır.

Afyonkarahisar Milletvekili Sait Açba’da oradadır.

Bana olayı anlatan bir Belde Belediye Başkanı da vardır toplantıda..

Bir anda toplantının olduğu yere Mustafa Solak gelir, Sait Açba onu görünce dışarı çıkar ve bir süre sonra geri gelir.

 

Belediye Başkanı Sait Açba’ya neler olduğunu sorar.

O da “Mustafa Solak’ı YÖK’e başkan danışmanlığına göndereceğiz”  mealinde konuşur.

Bunun üzerine Belediye Başkanı tanıdığım da “başka adam bulamadınız mı üniversitede?” der.

Sait Açba’da bunun üzerine çok manidar olarak; “Ondan daha iyi kullanabileceğimiz birisi yok ki” der.

 

Beyimizin YÖK’e gidişi böyle başlamıştır.

Bu olaya tavassut eden de Genel Sekreterlik koltuğunda uzunca zaman oturmuş, Sait Açba ile unsuri bağı olan Hilmi Uçan’dır.

Mustafa Solak, Hilmi Uçan’nın bundan sonraki yardımlarının karşılığını da esas genel sekreteri başka yere sürüp kendisini o koltuğa oturtarak vermiştir.

 

Durum bu..

Biraz gecikti ama yoğunluktan kaynaklanan bir gecikmeydi.

Özür diliyor, harika yazılarınızla, hakkın tarafını tutmanızda size başarılar diliyorum.

Selam ile”

 

İddialar böyle.

Mustafa Solak hocanın önce YÖK, sonrada AKÜ Rektörlüğü kapsını açan AK Parti Afyon Milletvekili Sait Açba olduğu söyleniyor.

Acba’nın da neden Mustafa Solak olduğunu “Ondan daha iyi kullanabileceğimiz birisi yok ki” sözleri ile gayet açık ve net bir şekilde özetlemiş.

Elbette bunlar bir iddia.

Ama bunun böyle olduğunu herkes biliyor.

Yine de şimdi herkes yalanlamaya çalışacak.

Ben müneccim değilim.

Bana gelen bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

Bana o kadar çok bilgi geliyor ki anlatamam.

Burada yazdıklarım çeşitli kaynaklardan doğrulattığım bilgiler.

 

Bir zamanlar koltuk sahibi olmanı yolu Cemaat ve AK Parti’den geçiyordu.

Artık Cemaat yok.

Şimdi AK Parti, İlim Yayma ve Ensar Vakfı’ndan geçiyor.

Sizde çocuklarınızı ilerde önemli bir yerde gelmesini istiyorsanız İlim yayma ve Ensar Vakfına üye yapın.

AK Parti’yi asla unutmayın.

Siz de çocuklarınıza nasıl itiraz etmeden itaat edeceklerini öğretin.

Afyon’daki örneklerini gösterin.

Sonrasında kim tutar sizin çocuğu.

Aman ha doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet, adalet gibi şeyleri öğretmeyin yoksa açıkta kalır çocuk benden söylemesi.

 

Eşrefpaşa’da su yok

Afyon’un bazı mahallelerinde su sıkıntısı yaşanıyor.

Bu konuda daha önce bazı telefon ve mailler almıştım.

Afyon’da hiç su kesintisi olmayacak deniliyordu, ama oluyormuş.

Üstellik yazın bu kavurucu sıcağında.

Daha önemlisi Ramazan ayında yaşanan bu su sıkıntısı için Belediye’nin biraz çaba göstermesini beklemek sanırım en doğal hakkımız.

Başkan Burhanettin Çoban’ın bu durumdan haberi var mı bilmiyorum.

Vatandaşlar bir muhatap bulamadıklarını söylüyorlar.

İşte o maillerden birisi.

 

“Ömer bey merhabalar.

Eşrefpaşa mahallesinde her hafta üç gün sular kesiliyor.

Sabah kesikti şimdi yine yok.

Kesik su arızayı arıyorum kimse çıkmıyor belediye santralini arıyorum onlar da arıyor cevap vermiyor diyorlar.

Telsizle arayın diyorum telsizle arıyorlar ben duyuyorum ona da cevap vermiyorlar.

Gündeme taşırsan sevinirim

Adem Dursun”

 

Yavuz Hırsız ev sahibini bastırır

Yavuz Hırsız ile alakalı onlarca anlam ve hikaye var.

Yüzlerce yıldır kullanılan bir Anadolu deyimi.

Atasözü.

 

O hikayelerden birisi.

Hırsız evdeyken ev sahibi bayan gelir ve hırsızın olduğu odanın kapısını dışarıdan kilitler. Ardından polisi ve kocasını arar polis gelir kapıyı açarlar ki hırsız çırılçıplak yataktadır.

Ev sahibi bayan bağırır “işte bu adam hırsız memur bey götürün bunu” der.

O sırada hırsız pişkin pişkin “ne hırsızı ben bu kadının dostuyum kocasına yakalanınca beni bu odaya kilitledi” der.

Arsız hırsız ev sahibini bastırır dedikleri böyle bir şey.

 

Birde Arsız Hırsız ev sahibini bastırın ne anlama geldiğine baktım.

İşte karşıma çıkan cevaplar.

Edepsiz, arsız, ahlâksız, şarlatan, öyle kimseler vardır ki bunlar suç işlemekle kalmazlar, işledikleri suçu reddettikleri gibi, bir de bu suçu, zarar verdikleri kimseye yüklemeye ve onu susturmaya çalışırlar” deniliyor.

 

Şimdi Afyon Anadolu Öğretmen Lisesi’nin durumu da buna benzemeye başladı.

Yıllardır orada eğitim gören öğrenciler ve velilerinin okullarını korumak için yaptıkları mücadele nedeniyle suçlu konumuna getirilmeye çalışılıyorlar.

 

Önceki gün aralarında AK Parti Devrik Başkanı Mehmet Zeybek’in de bulunduğu bir gurup kelli felli adam çıkıp basın açıklaması yaparak, “İmam Hatip’in üzerinden kirli elinizi çekin” diyor.

Oysa kirli bir şekilde kendilerinin olmayan bir okulu gasp etmeye çalışan onlar olmasına rağmen suç bastırmaya başladılar.

Tıpkı, Yavuz hırsızın ev sahibini bastırmaya çalıştığı gibi.

Pes doğrusu.

Share
#

SENDE YORUM YAZ