logo

Rektör adayı Çimen’den isyan gibi bildiri

ömer mazi
Bugün size isyan dolu bir yazı aktarıyorum.
Zira aşağıda yazılanları AKÜ Rektör adayı olan Hasan Çimen kaleme almış.
Rektör’ü belirleyecek olan akademisyenlere sesleniyor.
Rektörlük seçimlerine sadece 30 gün kaldı.
Adaylar elbette eşit bir yarış sürdüremiyor.
Rektör Mustafa Solak üniversite imkanları ile seçim çalışması yürütüyor.
Diğer adaylar ise kendi imkanları ile.
Eşit şartlar bir kenara, Mustafa Solak baskı ve şuradan icazet aldım, buradan destek var gibi sözlerle algı operasyonu yaratmaya çalıştığı ortaya çıkıyor.
İşte Hasan Çimen’in isyan gibi açıklaması.

“Saygıdeğer Meslektaşım,
Çeşitli makamları ve siyasi çevreleri yanında göstererek yüzde yüz seçileceğini iddia edenlerin, size söyledikleri aslında şudur: Asıl olan güçtür ve o güç sizde değil! İradenize başvurmak gibi bir formalite olmasa sizinle işimiz olmaz.

Lütfen şu gerçeği fark edelim; bugüne kadar hiçbir akademik yıl açılışında, işaret ettikleri o yüksek makamlı kişileri üniversitemizde ağırlayamayanlar veya üniversitemize ilave kadro tahsisi yaptıramayanlar bize “güçlüyüz” oyunu
oynuyor.
Bu tavırlarıyla algımızı yanıltmaya çalışırken, referansta bulundukları makamları da haksızca yıpratıyorlar.

Bir arkadaşım dedi ki; “tamam yanlışları çok ama bu yönetim çok bina ve yatırım yaptı.” Gerçekten öyle mi? Dürüst bir biçimde incelediğimizde görüyoruz ki şimdiye kadarki üniversitemiz rektörleri hemen hemen aynı düzeyde yeni bina yapmış.
Birinin temelini attığını diğeri bitirmiş, birinin bitirdiğini diğeri donatmış, bir diğeri de açılışını yapmış.
Yaptıkları yatırım açısından da “İşte bu!” dedirtecek bir farklılık yok.
Sonuçta şu anda oluşturulmaya çalışılan algı rakamlarla uyumlu değil.

Seçimden önce bir açılış yapabilmek için, daha önceki yönetim tarafından 4 yıl önce projesi çizilmiş, ortak laboratuvar binası aceleyle bitirilmeye çalışılıyor.
Oysa bu binanın Kurban Bayramı merasiminde 40 günde biteceği söylenmiş.
O laboratuvar binası muhtemelen bir sürü şeyi eksik, yanlış yapılmış ve bitmemiş olarak teslim alınacak.
Bizler de bu binada eğitim vermeye çalışacağız ve o eksiklikleri, yanlışlıkları düzeltmek için yıllarca uğraşacağız.
Neden? Son anda bir önemli misafir getirip algıları satın almak için.

Bu filmi hep izliyoruz: Seçim yaklaşınca YÖK Başkanımızı, Başbakanımızı, Cumhurbaşkanımızı bir şeklide bu sürece dahil edebilme çabaları! Sayın Demirel, Ecevit, Sezer, Teziç ve birçok sayın bakan seçimin ana gündem olduğu günlerde geçmiş yönetimler tarafından üniversitemizde ağırlandı.
Ama sevinerek gördük ki akademik irade duruşunu hiç bozmadı.

Değerli Arkadaşlar,
Üniversitemizin sıralamalardaki yerinin nereden nereye düştüğünü gördünüz. İşimiz bağcı dövmek değil.
Üniversiteyi kimin yönettiği de önemli değil.
Biz nasıl yönetildiğine ve nasıl yönetilebileceğine kafa yoruyoruz.
Siz akademisyenlere düşen sorumluluk ise; temayülünüzü belirtmektir.

Temayül belirtme, sizin karar verme özgürlüğünüzdür.
Sürecin ikinci ve üçüncü aşamalarını işaret ederek kararınızı satın alma girişimleri ahlaki değildir.
İradenize ipotek koydurmayın.
Adayların ve üniversitemizin web sayfasındaki “bakın aynı karedeyiz” fotoğrafları bu yanlışın belgeleridir maalesef.

Hiçbir akademisyenin “birinin adamı” etiketine mahkûm edilmesini istemiyoruz, doğru da bulmuyoruz.
Seçim sürecini “taraftarlık” için kuluçka ortamına dönüştürmek de yanlış! Üniversite sosyal dokusunun gittikçe bölünüyor olmasının altında yatan en önemli sebep budur.
Birbirine selam vermekte zorlanan, zihinleri ve davranışları bölünmüş insanlardan oluşan bir akademik ortama fırsat vermeyeceğiz.

Akademisyenleri listelemek/bölmek mevcut ortamda çok daha risklidir. Arkadaşlarımızın önemli bir kısmı; “Hocam, doçentliğim, profesörlüğüm riske girmesin, desteğimiz bilinmesin” demek zorunda kalıyor.
Kimsenin bize böyle bir atmosfer yaşatmaya hakkı yok!

“Destek talep etmek” ile “söz almak” birbirinden çok farklı şeyler.
Karara saygının gereği olarak, kimseden “söz almak” gibi bir yaklaşım içinde olmadık.
Bu yöntemi kabul edilemez buluyoruz.
Çünkü; karar verme yeteneğini gereği gibi kullanamayan insanın mutlu olma yolu kapanmıştır.

Rektör adaylarını dinlemek, davetine icabet etmek nezaket ve saygı gereği olabilir.
Ama günü gelince irade ortaya koymak da insanın karakteri gereğidir.
Yemek ikram etmekle ve idari görev sözü vermekle kararların ipotek altına
alınabileceğini düşünmenin yanıltıcı olduğunu üniversitemizde yıllarca gördük, defalarca yaşadık.
Buna rağmen algı operasyonları tüm hızıyla ve hiç ders alınmadan sürüyor:

“Oyların % 40’ını garantiledik”, “Yukarıda işler tamam, biraz oya ihtiyacımız var”, “Hocam, yemekteki arkadaşların hepsi size oy verecek” gibi cümleler havada uçuşuyor.
Peki, bunlar bir üniversiteye, bir akademiye yakışıyor mu?
Bilim adamı refleksi bu mu olmalı? Arkadaşlar, bir karar verirken kendimize açıkladığınız gerekçeler önemlidir.
Hatta kararlarımızı oluşturan gerekçeler çocuklarımıza bırakacağımız bir mirastır.
Üniversitemiz yönetimini belirlemek üzere vereceğimiz karar ise, kurumumuzun geleceğine atacağımız imzadır.

Altı yüz civarında aklın, hür iradesini kimsenin ipoteğine vermeden, insan onuruna yakışan biçimde vicdani kararını vereceğine inanıyorum.

Saygılarımla.
Prof. Dr. Hasan ÇİMEN
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Rektör Adayı

Share
#

SENDE YORUM YAZ