logo

Özsoy köprü olsa üzerine basıp geçmem

ibrahim ışılak (13)

Susuz Belediye Başkanı İbrahim Işılak’ın Halil İbrahim Özsoy hayranlığı nereden geliyor, nasıl bir çocukluk hayatı oldu, ilk girdiği seçimde başkan adayları ile neler yaşadı. Hepsi ODAK Gazetesi’nin Pazar Kahvaltıları’nda

 

Refah Partisi’nden aday oldunuz ama sonra ANAP’a katılıyorsunuz? Size verilen sözler tutulmadı diye mi ANAP’a geçtiniz?

Bana verilen sözler yerine getirilmedi. Aslında o sözler bana değil Susuz halkına verilen sözlerdi. Ben kendi hakkımdan vazgeçerim ama belde halkının hakkından nasıl vazgeçerim? Ama yinede verilen sözlerin yerine getirilmemesi olayı da benim parti değiştirmeme bir sebep değildi. O zaman daha çok gencim. Vali Ali Sakallı vardı. O beni çok sever ve destek olurdu. Her karşılaştığımızda başkan beldene hizmet almak istiyorsan ANAP’a geç diye baskı yapıyordu. Bir gün yanında İl Başkanı ile geldi ve çok üzerime düşüyordu. Bende onu kıramadığım için ANAP’a geçtim. 2 dönem ANAP Belediye Başkanlığı yaptım.

 

Siz Susuz’un ilk kurucu başkanısınız. Bu seçimleri kazanırsanız bir sonraki seçimlerde ‘Bütün Belediye’ sistemine geçilecek ve beldeler ortadan kalkacak. Siz ilk ve son Belediye Başkanı olarak tarihe geçebilirsiniz.

Bütün belediye olur mu bilmiyorum ama Burhanettin Başkan geçen yıl Erkmen’le bizi Afyon’a bağlayacaktı. Meclisten karar aldılar ama sonra vazgeçtiler. Aslında sınırlar birbirine girdi ve bu birleşme bir gün gerçekleşecek. Biz son olur muyuz bilemem. Bunu zaman ve karar alıcılar belirler.

 

Siz aslında parti adamı değil hizmet ve görev adamısınız?

Elbette bir görüşümüz ve yakın olduğumuz parti var. Ama ben Susuz Belediye Başkanı olarak seçildiğim günden itibaren partinin değil halkın Belediye Başkanıyım. Beldede yaşayan herkese hizmet etmek benim görevim. Benim en huzurlu olduğum günler, bir kişiye dahi bir faydam dokunduysa o gündür. İnsanlar iş, aş istemek için geliyor. Elimden geldiğince bir yerlere işe yerleştiriyorum. Çok mutlu oluyorum. Ama bazen benim de yapamadığım istekler oluyor. O zaman gerçekten üzülüyorum. Seçimlerden bu güne kadar 186 tane adamı işe koymuşum. Bunları en iyi yerlere koyduk ve iyide maaş alıyorlar. Takdir edende var etmeyende. Bu adamların yarısı vefasız çıkıyor. Bu adamların içinde 3 bin liranın üzerinde aylık alanlar var.

 

İşe soktuklarım beldenin can damarı oldu

Beldenin ekonomik durumu nasıl? Fakiri, ihtiyaç sahibi var mı?   

Hayvancılıkla ve tarımla uğraşan Susuz, son dönemde bir sanayi merkezi haline gelmeye başladı. Olayı şöyle özetlemek lazım. Yeni Belediye Başkanı olduğumda bir işletme 20 paket gıda maddesi göndermiş. Bizim çalışanlarla muhtarları çağırdım. Kimin ihtiyacı varsa millet teravi namazındayken kimse görmeden adreslere ulaştırın dedim. İnanın 20 kişiden 13 tanesi almamış. İhtiyacımız yok başkasına verin diye. Bunları da o alanlara dağıtın dedim. Aradan 4.5 yıl geçti. Şuanda 570 tane dağıtıyorum yinede ihtiyacı olan var. Toplum fakirleşti. Bizim işe yerleştirdiğimiz insanlar olmasa Susuz’da para dönmeyecek. Bugün o 186 kişi bin lira alsalar 186 bin lira demek beldeye her ay giren sıcak para. 3 bin liranın üzerinde alanlar var.

 

Halil İbrahim Özsoy’un sizin için farklı bir anlamı ve değeri var. Nedir ona sizi bu kadar bağlayan?

O adam başka bir şeydi. Her zaman söylerim Halil İbrahim Özsoy bir dediğimi iki etmedi. İl Başkanı sözü olmadı benim sözüm oldu. Tayin, işe alma, yardım destek hiçbir şeyi bizden esirgemedi. Bu adamın benim şahsıma bir şeyi olmadı. Beldeme, beldemin insanına iş aş konusunda çok yardımcı oldu. Onu nasıl anlatabilirim bilemiyorum. Ben bir suda boğuluyor olsam. O’da bir köprü olsa üzerinden geçmem. Bilsem ki üzerinden geçsem kurtulacağım. Boğulurum ama üzerine basıp da geçmem. Şimdi bakıyorum etrafımızda garibana iş aş veriyorsun cebi biraz para görüp karnı doyunca seni tanımıyor. Ben böyle şeyleri görünce üzülüyorum.

 

Başkanım aslında en başta sormamız gerek soru biraz geri kaldı. İbrahim Işılak kimdir?

1953 yılında Susuz’da dünyaya geldim, Susuz’da büyüdüm. 4 kardeşin en küçüğü benim. 4 kardeşin hepsinin de erkek çocuğu oldu. 3 erkek çocuktan sonra yıllarca çocuk yapmıyor babam. Kız çocuğunu çok sevdiği için belki kız olur diye bir daha çocuk yapmaya karar veriyorlar. Doğumdan sonra erkek çocuk olarak ben dünyaya geliyorum. Abim tarlada çalışırken ben dünyaya geliyorum. Babam doğumdan sonra tarlaya abimin yanına gidiyor. Abimin benimle yaşıt oğlu var. Oğlum Süleyman kız beklerken bir oğlan daha oldu adını ne koyacağız? diyor. Abim de ulan baba benimle yarış mı yapacaksın ‘Yeter koy gitsin’ diyor. 6 ay adım ‘Yeter’ kalıyor ama nüfusa ‘İbrahim’ diye işleniyor. Hala birçoğu bana ‘Yeter’ diye seslenir.

 

Babam gece çift sürer gündüz Gar’da çalışırdı

Nasıl bir çocukluğunuz oldu?

Evin son çocuğu olarak biraz hor büyüdük. Birde o yıllarda imkanlar şimdiki gibi değil. Fakir bir çiftçi çocuğu olarak büyüdük. Babam geceleri çift sürermiş gündüzde yürüyerek Afyon’a gelir ve Ali Çetinkaya Tren Garı’nın inşaatında çalışırmış. İş aş yok zor bir çocukluk. Bugün insanlara iş beğendiremiyoruz. Bak o zamanki adamlar ne şartlarda geçiniyormuş. Gece çift süreceksin, birkaç saat uykudan sonra yürüyerek Afyon’a gel ve bütün günde amelelik yap. Aynı şey her gün tekrarlanıyor. Şimdi bir iş yapan ben çok yoruldum diyor. Çocukluğum sıkıntılı ve zor geçti.

 

Ailenin eğitime bakışı nasıldı?

Babam tüm zor şartlara rağmen ağabeylerimi okuttu. Hepsi belli yerlere geldiler. Abilerimin ikisi Çimento fabrikasında çalıştı ve sendika temsilcisi olarak görev yaptılar. Beni de okutmak istedi ama ben biraz nazlandım mı nedir ilköğretimden sonra okuyamadım. Eğitime sıcak bakıyorlardı ama ben sıcak bakamadım o zaman. Askere gidip geldikten sonra sene 74-75’li yıllar. Amcam bu çocuğu ya öldürecekler ya kaldıracaklar diyerek bizim köye gelip giden hayvan alış verişi yapanlar vardı. Köyde de iki tane taksi var biri bizim. Amcam yanınızda taşıyın demiş. Onlarda ya bu ülkücülerin içine giriyor bizi de öldürürler demişler. Bir konuşun bu çocuk öyle değildir demişler.

 

Şimdi sizi ne diye yanlarına alacaklar. Onlar hayvan alış verişi yapıyor siz ne yapacaksınız?    

Bizim araba olduğu için beni yanlarına alacaklar. Bir gün bana geldiler sen bizi arabanla taşırmısın dediler. Nereye gideceksiniz dedim. Uşak, Manisa ve çevresinden hayvan alacağız, ücretini fazlasıyla veririz dediler. Olur dedim ve anlaştık. Gidip geliyoruz derken adamlar beni sevdi. Esas işi bilen birisi bana ortaklık teklifi yaptı. Biz adamla ortak çalışmaya başladık. 1978’de ortak olduk. 1984’e kadar ortaklık devam ederken benim hiç haberim yok beni aday göstermişler.

Benden habersiz aday göstermişler

Nereye aday gösteriyorlar? O zaman Susuz köy?

Evet Susuz köy ama bizimle beraber bir çok yer belediyelik oldu. 1984 seçimlerinde İlk defa Belediye Başkanı seçilecek. Bana dediler seni biz aday gösteriyoruz. Ben biraderlerden yeni ayrıldım, benim işlerimi kim takip edecek diyorum biz ederiz diyorlar. Neyse bizi ikna ettiler ve Refah Partisi’nden Belediye Başkanı Adayı oldum ve kazandık. Osman Bey’le Almanya’ya gittik. Ben aslında MHP’den aday olmak istiyordum. Ama çok sevdiğim insanlar vardı. Ben onlarla adaylık yarışına girmek istemedim. Onun için ANAP’a gittim aynı şekilde orada da ağabeylerimiz vardı, sen buradan olma git başka yerden aday ol dediler. Neyse sonunda kısmet bizimmiş.

 

6 adayla nasıl bir seçim süreci yaşandı?

O zaman bir ahenk vardı. Bir uyum ve arkadaşlık vardı. Hepimiz aynı toprakların çocuklarıyız seçime girdik diye bir birimizin gözünü oyacak halimiz yok ya. Bir gün bir araya geldik. 6 adayın tamamı. Dedim ki boşuna uğraşmayın ben nasıl olsa kazanacağım görevi bana verin geri çeklinin hepside benden yaşlı insanlar. Gelin millet ile haşır neşir olmadan başkanlığı bana verin ben nasıl olsa sizi havada karada yenerim. Bana verin rahatınıza bakın dedim. Yok olmaz dediler hep birlikte kahveye geldik. Bir okey attık.

 

Başkan adayları ile okey oynadık

Belediye Başkanı adayı olan 6 rakip kahveye birlikte geldik ve bir el okey oynadık. Sonra kim kazanacak falan derken taş çekelim dediler. Herkes çekti bende çektim ve 1 numaralı taş bana çıktı. Böyle bir seçim çalışması yaptık. Şimdi bakıyorum öyle seçimler yok. Herkes bir birinin açığını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Birde köyden çıkıp belediye olmayı henüz kimse idrak edemiyor. Ortada kazanılacak bir koltuk ve Belediye Binası da yok. Onun için belki çok güzel ve seviyeli bir seçim oldu. Seçim bürosu yok, seçim çalışması yok, sağda solda konuşmalar yok. Bütün seçim çalışmaları köy odalarında yapıldı. Her sülalenin bir köy odası var bizim seçim çalışmaları orada yapıldı. Oy kullanma işlemi bittikten sonra kısmet banaymış. Ben 3 dönem kazandım sandık başına bile gitmedim. Hepinizden Allah tazı olsun seçim bitti, siyasette bitti. Taşkınlık yapmadan herkes evine gitsin sabahta işine baksın dedim.

 

Halil İbrahim Özsoy ile bir anı

Özsoy’un bakanlığı zamanında Ankara’ya gittik. 5-6 belediye başkanı varız. Görüşme bitti tam çıkıyoruz. Ben en sonda kaldım Özsoy şıııt dedi. Bende döndüm, “ne var abi dedim” bana bir isim ver dedi. Ne olacak diye sordum. Tarım’a 8 tane işçi alınacak bir tanesi senden olsun dedi. Benden iki olsun dedim, şöyle bir baktı tamam senden iki olsun dedi. Benden üç olsun dedim, “Biiiiiip git lan” dedi. Hemen Belediye’yi aradım dedim ki, bana hemen adliyeden sabıka çıkartarak gariban temiz birkaç kişinin kimlik fotokopisini ve fotoğrafını al Ankara otobüsüne ver dedim. Bizim adam tam altı kişinin evrakını göndermiş. Sabah herkesten önce Sağlık Bakanlığı’nın kapısındayım. Bakan geldi içeri girdi ben de içeri girdim. Elimdeki kağıtları işaret ederek ne onlar dedi. İstediğin evrakları göndermişler ama 6 tane dedim. Saydı altı tane kağıtları suratıma bir fırlattı. Lan benim 35 tane belediyem var. 8 tane adam alınacak 35 tane belde var 18 tane İlçe Başkanı, İl var İl Başkanı var. Senden başka Belediye Başkanı mı yok git karşımdan dedi. Beni kovdu!.

Hacı Anne’ye koştum

Halil İbrahim Özsoy beni makamdan kovunca elimde evraklarla Meclis lojmanlarına gittim. Zile bastım Hacı Anne kapıyı açtı. Hoş geldin İbrahim hayırdır dedi. Gir içeri dedi. İçeri girdikten sonra ne oldu söyle bakalım dedi. İşe adam alacaklarmış bana iki tane dedi ama 6 tane geldi. Şimdi bunun ikisini alsa geri kalan 4 kişi bana oy vermez ya hepsini alsın ya da hiç birisini almasın. Birde bana hakaret etti suratıma fırlattı kağıtları dedim. Vay yavrum sen bizim evimizin çocuğusun İbrahimim olur muymuş öyle şey sen onları buraya koy dedi. Hacı Anne gerekeni yapmış ve altısı da işe girdi. İnanır mısınız o, 6 kişiden 4 tanesi bana oy vermedi. Ben onlar için ne mücadele verdim hakaret yedim ama onlar bir oyu bana çok gördüler işte ben bu vefasızlığa çok üzülüyorum. İşin başka bir garip yanını söyleyeyim birisi de karşımda Belediye Başkan Adayı olarak rakip bana. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ