logo

Öfke tohumları yeşerdi

ömer mazi

Ne oluyor?

Afyon’da bir sorun yok.

Ama ülkenin birçok yeri yangın yeri.

Kurban Bayramında başladı.

12 Eylül’den bu yana böyle bir şiddet yaşanmadı.

Sokağa çıkma yasağı.

Olan üstü hal.

Şiddet, nefret, öfke, yağma, kan ve hayatını kaybeden 35 can.

Nereden çıktı bu olaylar?

 

Orta da hiç bir şey yokken.

Bizimle alakası olmayan.

Ve üstelik kurban bayramının son günlerinde başladı.

Bayram.

Oysa bayram sevgi, kardeşlik, barış, huzur, hoşgörü, kucaklaşma, bir birimize sarılma olayı değil mi?

Bize yıllarca böyle öğretildi.

O zaman ne oldu?.

Ne yapıyoruz?

Nereye gidiyoruz?

Kimin ekmeğine yağ sürüyoruz?

Aklımızı başımıza alma zamanı değil mi?

 

Örfümüzü yitirdik.

Ananelerimizi unuttuk.

Dinimizi.

İmanımızı.

İnançlarımızı.

İnsanlığımızı unuttuk.

Niye?

Şu anda sokaklarda yaşanan öfke patlamasının nedeni ne?

Başka yerde aramaya gerek yok.

Biraz kendimize bakmamız lazım.

Spor tüm dünya’da dostluk, kardeşlik temasıyla işleniyor.

Avrupa’da rakipler yan yana oturuyor.

Örnek mi istersiniz.

Bizim takımların Avrupa maçlarına bakın.

Türk seyirciye ayrılan bilet tükenince bizimkiler rakip biletleri alıp onların arasında oturuyor.

Bunu da televizyonlardan izliyoruz.

Ama Türkiye’de durum böyle mi?

Dünyanın sayılı metropollerinden biri olan İstanbul gibi bir şehirde Fenerbahçe seyircisi Galatasaray stadyumunda maça gidemiyor.

Niye?

Kavga çıkıyor.

Öfke ve nefret var.

 

Kulüp başkanları aptalca açıklamalarla taraftarı geriyor.

Kardeşi kardeşe karşı kışkırtıyor.

Öfke tohumları ekiyorlar.

O öfke tohumlarını devlet suluyor, yeşertiyor.

İstanbul’da Fenerli ile Galatasaraylı aynı mekanda maç izleyemiyor.

Kimse de bu nasıl spor demiyor.

Maç çıkışı kavga, yağma, yaralama ve hatta taraftar ölümleri.

 

Televizyonlara bakın.

Muhafazakar bir toplumuz ya.

Televizyonlarda öpüşme, sevişme, sigara içme sahneleri sansürleniyor.

Ama kavga, şiddet, öfke, cinayet, silahlar, cinayetler serbest.

TRT’den en muhafazakar kanallara kadar hepsinde öfke ve şiddet dizileri var.

Herkesin elinde silah çocuklarımız, gençlerimiz şiddetle büyüyor.

Herkes Polat Alemdar, Miroğlu, Karadayı olmaya kalkışıyor.

 

Haberlere bakın.

Her akşam kadın cinayetleri, kavga, caniler.

Kırmızı ışıkta kavga ediyoruz.

Bana niye ters baktın diye cinayet işliyoruz.

Bütün bunlar olurken sessiz kalanlar bugün konuşmayı hak etmiyor.

 

Her yanımızda şiddet öfke var.

TBMM’de halkın oyları ile giden milletvekilleri bir birini yumrukluyor.

Kavga ediyor.

Meclis sanki boks alanı.

 

Genel başkanlara bakın.

Türk siyaseti ve parti liderliği demek kabadayılık demek haline geldi.

Liderler öfke kusuyor.

Halkın arasına nefret tohumları ekiyor.   

 

Bakın etrafınıza kim kiminle yan yana.

Ülkenin fabrika ayarları bozuldu.

Askerler kendi içinde bölündü.

Cezaevlerine tıkıldı.

Korkutuldu, sindirildi.

Polisler oralı buralı diye guruplaştı.

Bölündü.

Polisin içine nefret tohumu ekildi.

 

Üniversiteler öyle.

Yargı öyle.

Cemaatler öyle.

Kendi aramızdaki huzuru, birliği, düzeni, samimiyeti bozduk.

Bir kez daha kardeşi kardeşe kırdırma dönemine geldik.

Bu kadar bölünmüşlük ve öfke ortamında Yeni Türkiye nasıl inşa edilecek anlamış değilim.

Oysa biz bir dilim ekmeğini bölüşerek yiyen insanlardık.

 

Son olaylar nasıl başladı?

Niye Başladı?

Kobani için.

Kobani neresi?

Türkiye sınırları dışı.

Başka bir ülkenin topraklarında iki terör gurubunun çatışması.

Bunun için benim ülkem niye karışıyor?

Başkasının ateşiyle yanmayı kabul etmiyorum.

 

Yukarda saydıklarımla yıllardır toplum arasında yaşanan nefret ve öfke tohumlarını başta politikacılar ve bürokratlar nakış gibi işledi.

Cemaat, Paralel, Ergenekon, balyoz, darbe, şike, Fenerli, Cimbomlu, bizden olanlar olmayanlar, taraf, bertaraf.

El birliği ile ektiğimiz nefret ve öfke tohumları yeşerdi.

Fidan oldu.

Nasıl koca bir ormanı bir kibrit yakıp yok ederse.

Aramıza ekilen nefret ve öfke bizi bu hale getirdi.

Bu durumun ilk sorumlusu siyasetçilerdir.

Genel Başkanlardır.

Öfke siyaseti üzerinden politika yapanlar şapkalarını önüne koyup iyi düşünsünler.

Suçu başka yerde aramasınlar.

 

Kendi ellerimizle ektiğimiz, sulayıp büyüttüğümüz nefret ve öfke tohumları yeşerdi.

Fidan oldu.

Şimdide sokaklarda can alıyor. 

Share
#

SENDE YORUM YAZ