logo

O an silah olsa karşıma kim çıksa vuracaktım

mehmet telek (3)

ODAK Pazar Kahvaltıları’na katılan Doktor Mehmet Telek, 12 Eylül öncesi İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yaşadıklarını anlatırken hayatının hiç yaşamak istemediğim dönemleri üniversite yılları olduğun anlattı.

 

Lise 1’den itibaren başlayan Ülkücülükte ilk resmi göreviniz ne zaman oldu?

Komünizmden sıyrılıp Ülkücü olmam Lisenin başlarında oldu. Ayon’da başladı ve Eskişehir’de zaman zaman ülü ocaklarına gidip emleye başladım. Ama Lise son sınıfta ben Ülkücülerin okul başkanı oldum. Benim siyaset şablonumda iki önemli şablonum var. Biri ‘ifrat tefrit, diğeri de akla karanın karışması’ bu iki şablonu nereye koyarsan ben orayım. İki olay anlatacağım ama benim birazda anarşist yapımda var. Bazı olaylara karşı başkaldırmasını severim. Ben öğrencilik hayatım boyunca iç bir zaman 5 vaki namaz kılmadım. Cuma namazlarını kılardım o kadar. Bizim arkadaşlarımız vardı Eskişehir milletvekilliği yapan Murat Mercan vardı. Onun ablası benim sınıf arkadaşımdı ve Murat bizim ufağımızdı. Yatakhanenin bir temizlik odası orada kilimler falan var. Orada namazlarını kılıyorlar ve sonrada topluyorlar. Biz son sınıfı okurken CHP iktidara geldi. Halil Hoca var çok iyi ve bizi seven bir hoca. O amanlar sigara içmeye başladık.

 

Nerede sigara içiyorsunuz, yatakhanede bahçede mi içiyorsunuz?

Sigara içme yeri tüm yatılı okullarda heladır.  Hababam sınıfı olacağız ya bırak ta helada sigara içme seansımızda olsun. Hela bizim sığınağımız gibidir. Takımlar orada kurulur, maçlar orada kazanılır, sevdalar orada konuşulur. Zaten benim sigaraya başlamam da hela muhabbetlerine katılmak için oldu. Bir gün etüt zili çalmış Halil Hocada etüdü basmış. Alın bu kilimleri ve namaz kılanlarında isimlerini alın diyor. Bende okul başkanıyım ya abi diye bana koştular. Her kes etüt sınıfına gitsin dedim. Önüme kitap ve defter açtım ders yaptırırken. Bu arada Halil Hoca geldi hayırdır dedi. Ders çalışıyoruz dedim. Ertesi gün Müdürün yanına gittim Müdürde CHP iktidara geldi yerimi korumak için Kemal Özkan biraz değişti. Hocam ‘Namaz kılmak laik memlekette suç mudur?’ dedim. Olur mu? oğlum dedi. Namaz kıldıkları için Halil Bey kilimlerini attırmış ve isimlerini almış dedim. Sen bir dahaki teneffüste gel Hail Beyi de çağırayım dedi.

 

Atatürk büstü önünde Cuma namazı

Sizin amacınız namaz tekrar kılınsın mı, arkadaşlarınız ceza almasın mı?

Hem namaz kılınmasına devam edilsin, hem de arkadaşlarım ceza almasın istiyorum. Halil Bey anlatmış Tamam etüt zilinde nazma kılmak suç ama o zamana kadar yapılıyordu zaten. Hocam biz Halil Bey’i çok severiz. En rahat sigara içtiğimiz nöbetler Halil Beyin nöbetleri. Etüde niye geç geldin demez çok hoş görülü bir öğretmenimiz. Ama bu konuda hoş görülü olmamış. Etüde geç geldiği için idare olarak ceza verebilirsiniz bu sizin hakkınız ama kusura bakmayın Namaz odasını kapatamazsınız. Olur mu? falan dedi ama açılması yanlısı değil.

 

5 Vakit namaz kılanlar için zor bir durum?

Biz bir şey yapmak istiyoruz. Biz ülkücüler ve dini eksenli olanlar var. Ama solcular daha fazla bende solcuların başı olan Halil’in yanına gittim. Olayı anlattım ve biz eylem yapacağız dedi. Onlar eylem olsunda ne olursa olsun biz varız dedi. Sakarya gazetesi var onların oğlu da benden bir dönem ufak. Cuma günü ceketlerimizi serip öğle namazını bahçede Atatürk büstünün önünde kılma kararı aldık. Bazı arkadaşlar ben namaz kılmıyorum diyor onlara da herkese uyun yatıp kalkın yeter, önemli olan niyet dedik.

 

Okulda namaz eylemi ulusal gazetelere çıkar bu eylem?    

Gittim müdürün yanına, ‘Hocam basına haber verdik. Öğle namazında Atatürk büstünün önünde betonda kılacağız. Eğer engellemeye kalkarsanız olay çıkar benden söylemesi. Gerisini siz düşünün’ dedim çıktım. 4. Saat bitiyor yemeğe gidiyoruz ve yemekten sonra namaz kılacağız. Ders bitmeden müdür beni dersten çağırttı. Oğlum olur mu? Öyle şey. Ben namaz kılacağınız yeri hazırlattım. Bir şey yapmanıza gerek yok diye tutuşmuş hoca. İlk defa nazma kılınan oda yetmedi koridor da namaz kıldık. O güne adar sesiz kılmalarını söylerdim o gün bağırarak namaz kıldırdık. Okulda böyle bir olayımız var.

 

7 okudunuz Ramazan ayında ne yapıyordunuz. İftar ve sahur için özel bir şey var mıydı?

Tutanlar isimlerini yazdır onlar için mevcut kahvaltı erken verilir, Akşam yemeği de iftar zamanı verilirdi. Özel bir hazırlık yapılmazdı. O konuda da bir anımız var onu da anlatayım. Nöbet sistemi ile öğrenciler oruç tutanları kaldırır bir görevli de yemekhaneyi hazırlar. Ramazan’a 10 gün var sınıfları dolaşıyorum oruç tutanların listesini yapıyorum. Yine Halil Hocanın nöbetine denk geldik, ‘Ne yapıyorsun sen’ dedi. Oruç tutanların listesini yapıyorum dedim. Ertesi gün Müdür çağırdı. Bu sene personel yok olmaz dedi. CHP iktidar ya, Hocam biz kendi işimizi kendimiz hallederiz personele gerek yok dedik. Müdür hala olmaz o sizin yapacağınız iş değil diyor. Hocam peynir ekmekte olsa biz oruç tutarız buna engel olamazsınız dedim. Bizim öğrencilerin birinin babası okul aile birliği başkanı cumartesi onun yanına gittim ve durumu anlattım. Kaç kişisiniz dedi. 60 kişiyiz dedim. Siz 60 kişi oruç tutacaksınız biz sizi doyuramayacak mıyız dedi. Her gün iftar ve sahurunuzu ben göndereceğim dedi. Bu olay karşısında müdür yelkenleri salıverdi tamam çocuklar dedi.

 

Abdullah Gül ile tanıştım 

Lise bitti ve Tıp eğitimi başladı?

Üniversite sınavlarında iyi bir derece elde ettim ve Cerrahpaşa benim birinci tercihimdi. İstanbul’u hiç bilmiyorum ama akıncı Abdullah Ayçiçek vardı, o İstanbul’da okuyor. Şimdi Konya İşkur’un müdürü. MTTB’de yurdundaydı. O dönem Abdullah Gül’de MTTB’de yöneticiydi onunla da çalıştık. Bir süre selametçilerin yurdu olan Antalya yurdunda 8 ay kadar kaldım. Sonra Tıp dersleri ağır diye eve çıktık. Mehmet Müzzinoğlu ile sınıf arkadaşı olduk. Bakırköy’de bir ev tuttuk.

 

Milli Selamet, Akıncılar var ama sizin üniversitede ülkücülük yok galiba?

Antalya yurdunda kalırken zaten akıncıların biz sadece üç beş kişiydik. Cerrahpaşa’da eğitime başladığımızda okul başkanı olan Mehmet Yıldız beni çağırdı yurda. Sen kendini belli etme sosyal ol. Cerrahpaşa’da azınlıktayız ülkücü olduğunu belli etme ve bizimle de görüşme dedi. Ben ilk sene hiçbir eyleme ve olaya karışmadım. İkinci sınıfta ülkücü kimliğim ortaya çıktıktan sonra bütün arkadaşlarım yanımdan uzaklaştı. Afyonlu okul arkadaşlarım bile selam vermedi. Cerrahpaşa solun kalesi ve en güçlü olduğu okul. Zor şartlarda büyük mücadeleler vererek okuduk. Tıp Fakültesi hayatım çok renkli değil. Şöyle bir geriye dönüp baktığımda yeniden yaşamak istemediğim tek dönem Tıp Fakültesi dönemidir.

 

Neden o yılları bir daha yaşamak istenmiyorsunuz?

Bana hayatından bir bölümü çıkartacağız nereyi çıkartalım deseler h,ç düşünmeden Üniversite yıllarını derim. Çok sıkıntılı dönemlerde okuduk. Okula tek başına gidemezsiniz. Girsek devamlı tacizdesiniz. Savcı çocuğuyuz ama annem silah sevmediği için hiç silah bulundurmadık, kullanmadım. Babam beylik silahını bile eve getiremiyordu. Annem asla evde silah istemem derdi. Ben çok kavgacı biride olmadım hayatım boyunca ama korkuyoruz. O dönem korkmuyorum diyen yalan söyler. Ben o durumda hep ailemi düşündüm. Ben ölürsem ailem ne yapar, Annem ne olur diye düşündüm. O nedenle üniversite hayatım keyifli değildi. 12 Eylül’den sonra rahat bir şeklide okula gitmeye başladık.

 

Bir zamanlar komünizm yanlısı bir öğrenciyken sonra sıkı bir ülkücü oldunuz. Her iki tarafın içinde bulunmuş biri olarak Türkiye’ye kominizim gelse nasıl olurdu bunu hiç düşündünüz mü?

Şimdi bu günden o yılları konuşmak kolay. Ama o yılları yaşayanlar için çok acı hatırlar canlanıyor. Kardeşin kardeşe düşman olduğu hatta öldürdüğü yıllardan bahsediyoruz. Türkiye’ye komünizm gelmediyse bunun en büyük rolü ülkücü harekete borçluyuz. İyi ki komünizm gelmemiş ki yıkıldı. Komünizmle yönetilen ülkelerin halini sonradan gördük. Bakın hala Ukrayna’nın durumu ortada. Romanya, Bulgaristan, Çekoslovakya buralarda çok kötü şartlarda yaşandı.

 

12 Eylül darbesinin olduğuna sevindiniz mi?

Açık ve net olarak söylüyorum kesinlikle sevindim. Hergün üç beş kişi ölüyor, kimin nerede nasıl öleceği belli değil. Her köşe başında bir tuzak kurulmuş olabilir. Ben babamdan korkuyorum. O zamanlar İstanbul adliyesinde görevli babam. İstanbul Adliyesinde Nöbetçi Savcı odası zemin kattaydı. Bütün camlar demir koruma altına alındı. Hatta zemin kattan 1. Kata alındı. Ben babamdan korkuyorum onlar benim başıma bir şey gelir diye benden korkuyorlar. Bizim okulda en sıkıntılı olan yerlerden birisi. Okula gidipte gelmemek vardı, bizim okulda Halis abi vardı vuruldu mesela. Onun vurulduğunu duyduğumda silah kullanmasını hiç sevmem ama o gün önüme kim çıksa vururdum. Toplum psikolojisi fakülte yıllarımın büyük bir bölümü kötü anılarla dolu. Olumlu anımız yok denecek kadar azdı.

 

Kadın doğumcu olmaya nasıl karar verdiniz?

Benim aklımda hiçbir zaman kadın doğumcu olmak gibi bir niyetim yoktu. Fakültede son sene ihtisas yapma döneminde Kürsü Başkanı vardı emekli oldu şimdi Veli Yedigöz diye bir abimiz vardı. O beni nöbetlerde yanına çağırırdı. Onun sayesinde kadın doğumcu oldum. Açıkcası ben hiç kadın doğumcu olmak istemiyordum. Bir ara kardiyolog olmaya karar verdim. Bir ara psikiyatr olmayı düşünüyordum. Çok iyi bir hocamız vardı Ayhan Songur hoca vardı. Çok iyi bir hatipti. Onun derslerinde salon yetmezdi. Edebiyattan, Coğrafyadan öğrenciler gelirdi. Dersler hınca hınç dolardı.

 

Kesilen ayak elimde kaldı

Niye onu popüler kılan neydi?

Ayhan Hoca çok güzel ders anlatırdı. Çok güzel çalışır ve çok meşhur bir adamdı. Ayhan Hoca’nın asistanları vardı şimdi profesör oldular. Bazen onlarla hastalara bakardık. Asistan kızlardan birisiyle psikiyatr servisine çıktık. Orada bir hemşire ile kadınlar koğuşuna gittik. Kadının biri, “kız o..  gece yattığın çocukları buraya getiriyorsun? Yenimi buldun bu yavruyu” dedi. Onlar alışık ben terledim utandım çekindim. Orada bazı şeyleri gördükten sonra bu iş bana göre değil dedim. Bir ara cerrah olmaya karar v erdim. Bir gün bir hasta geldi. Diyabetli olduğu için ayağı kangren olmuş ve ayak kesilecek. Asistanlarda hocalar yokken kendileri kesmek istiyorlar. Bana da bir oyun yaptılar. Aile önce izin vermiyordu ama o kadar acı veriyor ki hasta dayanamadı ve kesin artık dedi.

 

Bu sizin ilk büyük ameliyatınız olacak galiba?

Evet o zamanlar cerrah olmayı düşünüyorum. Ameliyat başladı sende yıkan dediler ben ilk defa ameliyata giriyorum. Bana ayak tutma görevi düştü. Onlar ameliyat yapmaya bacağı kesmeye çalışıyorlar. Bana da ayağı çek diyorlar. Çektikçe onlar daha rahat çalışıyorlar. Bana bir bağırdılar çeksene ayağı diye. Bende iş yapmanı heyecanıyla var gücümle bir çektim o anda zaten ayağı kesmişler, bende güçlü bir şekilde çekinde ayak elimde kaldı. Ne yapacağımı şaşırdım. İnsan ayağı bu atsan atılmaz tutsan tutulmaz bir yere koyup ameliyat haneden kendimi dışarı attım. Ama bu arada sapsarı olmuşum onlarda benimle dalga geçip gülüyorlar. Başlarım sizin ameliyatınızdan diyerek gittim ve Cerrahlığın bana göre olmadığına karar vererek kadın doğumcu oldum.

 

Cerrahpaşa ülkücülüğü sağlamdır

12 Eylül öncesi olayları hiç yaşamak istemiyorum, hiçbir ülkede yaşanmasını istemem. Benim bugün bile en iyi ülkücü arkadaşların Cerrahpaşalı ülkücüler. Bir birine çok bağlı ve asla sahipsiz bırakmazlar. Sürekli haberleşiriz. Neden biliyor musunuz. Solun kalesi olan bir okulda ülkücü olmak cesaret ister, mücadele ister, birlik ve dayanışma ister, yürük ister. Biz bunların hepsini yaptık. Başka okullarda bizim kadar sağlam ülkücü yoktur. Nedeni de orada zaten ülkücüler çoğunlukta olduğu için mücadele etmene gerek yok, dayanışmaya gerek kalmıyor. Ama biz çok yıprandık, çok zorluk çektik. Hepimiz birbirimizin arkasın kolluyorduk. Onun için hala o bağlarımız kopmadı.

 

Bir kere kavga ettim ondada elimi kırdım

Her ne kadar iri yapılı olsam da asla kavga adamı olmadım. Kavgadan her zaman uzak durdum. Ben hayatımda bir kere kavga etmek zorunda kaldım. Doktor bir hanım sınıf arkadaşımla birlikte yemeğe gittik. Restoranda merdiven basamağı gibi bir yer. Solculardan biri beni ittirdi. Arkada sıra var onlar tutmasa yuvarlanacağım. Kapının önünde de sıkıyönetim olduğu için askerler var. Ben orada sesimi yükselterek bağırırdım. Askerler geldi dağılın falan dedi. Bizim devam zorunluluğumuz olduğu için ertesi gün okula gittim. O talimatı veren çocuk karşımdan geliyor. Gel lan buraya dedim, ama o zamana kadar ben hep pasif kalmış biriyim. Benden öyle bir şey beklemiyordu. O zamana kadar hiçbir olaya karışmadığım için benden böyle bir şey beklemiyordu. Okulun bahçesinde bir güzel dövdüm. Sonra ikimizde dağıldık oradan akşam eve gittim elim ağrıyor. Bacanak dediğim Fatih diye bir arkadaşım var. Hastaneye gittiğimizde elimin kırıldığını öğrendik. Ertesi gün okula gittiğimde Ülkücülerin kahramanı bendim.

Ailem iki şeyi yapmadı

Ben çok şanslı bir çocuktum. Hayatım boyunca ne istediysem oldu. Ama ailem benim istediğim iki şeyi yapmadı. Buna çok üzüldüm ama bunlardan bir tanesi daha sonra ben kendim yaptım. Birini ise yapmadım, artık yapmakta istemiyorum. Neydi bunlar? Birincisi bateri takımım olsun istiyordum. Darbuka davul çalarım ama birde baterim olsun istiyordum. Tabi bizimkiler kolu komşu rahatsız olur diye almadılar. İkincisi motosikletim olmasını çok istiyordum. Bisikletim vardı ama motosikletim olmadı galiba düşer diye korkuyorlardı. Şimdi para verseler binmem. Ama evde baterim var ve evde kendi kendime çalıyorum. Hatta bazen siyasi olaylara kızdığım zaman baterinin başına geçip kızarak ayağıma davulun pedalına sert bir şekilde basarak deşarj oluyorum. En az haftada bir gün mutlaka bateri çalarım. Endi kendime konser veriyorum.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno porno izle mersin escort adana escort adult forum istanbul escort hatay escort bayan escort bodrum escort eskisehir escort porno indir escort istanbul

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar