logo

Neden benim adayım onlar gibi değil?

ömer mazi

Bazen Empati yapıyorum.

Empati veya eşduyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek.

Ben de bazen kendimi birilerinin yerine koyarak düşünüyorum.

Ben olsaydım o alaya nasıl bakardım.

O sorunu nasıl çözerdim.

Nasıl tepki verirdim.

Ben de küfürü basar mıydım.

 

Sonra bilgisayarın başına geçiyorum ve yazmaya başlıyorum.

Mesela Dinar’ın bir köyünde traktör römorkunda okula gitmeye çalışan çocukların yerine kendimi koyuyorum.

Hadi siz de kendinizi traktör römorku üzerinde okula gitmek zorunda kalan çocuğun yerine koyun.

Siz, o şekilde okula gitmek zorunda kalanlar hakkında ne düşünürdünüz?

Düşüncesi bile insanın poposunu donduruyor değil mi?

Ama bazıları rahat sıcacık odalarında popoları rahat yumuşacık Devlet parasıyla alınan koltuklarda oturuyor.

Onlarınki hiç üşümüyor.

Çünkü, onların popoları hassas, kıymetli, nazik.

O çocukların insan gibi okula gitmesini sağlaması gerekenler işlerini yapmadıkları, yapamadıkları için o çocuklar koyun gibi okula götürülüyor.

 

Bazen Antipatik oluyorum.

Niye Antipatik oluyorum?

Çünkü çok fazla Empati yaptığım için.

Kendimi başkalarının yerine koyduğum için.

Önüme gelen fotoğraflara, haberlere bakıyorum.

Bu çağda insanların açlığa, yokluğa, sefalete, rezilliğe mahkum edildiğini görüyorum.

Gördükçe empati yaparak kendimi onların yerine koydukça Antipatik oluyorum.

Antipati nedir?

Soğukluk, iticilik ve sevimsizlik hali.

Tam da beni tarif ediyor.

Bazen ben bile kendimi aynen böyle görüyorum.

Emin olun Antipatik olan insanların çoğu Empati yapan insanlar.

Başkalarının dertleriyle dertlenme hali, insanı isyankar, sevimsiz ve itici yapar.

 

Bu patiler içinde bir de Telepati var.

Telekulak da zaten Telepatiden geliyor.

Telepati bireyler arasında bilinen beş duyunun yardımı olmaksızın gerçekleştiği ileri sürülen bilgi aktarımıdır.

Uzakta olan birinin o an ne düşündüğünü tahmin etmek.

Bu uzaktaki bazen bir sevgili olur.

Onu düşünmekten gözünüze uyku girmez.

Hemen Telepati ile gönülden gönüle bir köprü kurulur.

Karşılıklı duygu transferi olur.

O an sevdiğinin elini tutmayı, hatta yanağına bir öpücük kondurduğunuzu hayal edersiniz.

Bilim insanları da bundan esinlenerek bazı hassas aletler geliştirdi.

Telekulaklar türedi.

Önemli kişilerin odaları dinlenmeye başladı.

Bununla yetinmeyenler telefonlarımızı dinlemeye başladı.

Sokaktaki gariban bile telefonundaki hışırtı sesini duyunca ulan beni de dinliyor diye bunalıma girdi, psikopata bağlandı.

Empati, Antipati, Telepati derken bir de Sempati var.

Bu patiler arasında aslında en sevimlisi bu.

Ama ben buna da Antipati duyuyorum.

Sempati “Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması, cana yakınlık, sıcakkanlılık” duyması.

E bunda ne var gardaşım, sen de kafayı yemişsin vallahi.

 

İşin aslı öyle değil.

Hani şu bizim Pazar Kahvaltıları var ya.

Oraya katılan konuklar genelde Afyon Şehir merkezindendi.

Sonra şöyle bir açıldık.

Mesela Sandıklılı olan Ankara Yeni Mahalle Belediye Başkanı Fehti Yaşar’ın konuğu olduk.

Adamı dinledikçe Sempati duymaya başladım.

Yaptıklarına, yapacaklarına, vizyonuna, karizmasına, bir şehrin kaderini değiştirmesine hayran oldum.

Ağzım bir karış açık kaldı.

Bu adam Afyon’dan mı çıktı diye.

O Afyonluysa bizimkiler ne?

 

Bir ay önce Dinar Belediye Başkanı Saffet Acar kahvaltının konuğu oldu.

Saatlerce o anlattı, biz dinledik.

Baktım adam başka dünyanın insanı.

Hayran oldum.  

Bayıldım.

Sempati duymaya başladım.

 

İki hafta önce Bolvadin Belediye Başkan Adayı Selim Karasekreter misafirimiz oldu.

Aman Allah’ım yıllar önce neler yapmış.

Alın bu adamı İstanbul’da Ankara’da Antalya’da İzmir’de bir yere Belediye Başkan adayı yapın, kimsenin itirazı olmaz.

Bu adamın Afyonlu, Bolvadinli olduğuna inanamadım.

Kesinlikle Selim Karasekreter bu çağdan bir adam değil.

Hayran kaldım anlattıklarına.

Sempati duymaya başladım.

 

Son konuk Yeşilçiftlik Belediye Başkanı Zekeriya Ölmez.

Üç dönemdir Belediye Başkanı.

Hayatın her sillesini yemiş.

Kaybetmiş yeniden yarışa girmiş.

Nasıl kazanılacağını keşfetmiş.

Ve kazanmış.

Kazandığı yılın ertesi sene Sultandağı depreminin tokadını yemiş.

Ama enkazın altında kalmamış.

Acıyı fırsata çevirmesini bilmiş.

Adama bayıldım.

Sempati duydum.

 

Sonra bir kenara çekilip şöyle bir onlara baktım.

Bir de bizimkilere.

İçimdeki tüm Empati, Telepati, Sempati bir anda Antipatiye dönüştü.

Bu ne ya?

Bu adamlar neden bizim adayımız değil?

 

Hadi bakalım şimdi düşünme sırası sizde.

Siz kendinizi hangi patiye bağlarsınız bakalım.

ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ