logo

Muzaffer Dilek ve Zafer Yolu yürüyüşü

 muzaffer dilek-ömer mazi1

Geçenlerde Şuhut’tan Kocatepe’ye.

Kocatepe’den Tınaztepe’ye diye bir yazı yazdık.

Yazdık ama bu konu sadece benim gündemimde.

Sadece benim aklımda değilmiş ki.

Bu konuyu zaten en başta böyle planlanmış.                                                         

Sonra işin içine başka şeyler karışınca plan yarım kalmış.

Malum bu konuya ilk destek İbrahim Kazal’dan geldi.

O işi büyüttü ve başka bir şekil aldı bizim masum yürüyüş.

İşin içine İstanbul’da bulunan Afsiad Afyonkarahisarlı Sanayici ve İşadamları Derneği de bizde bu işte varız dedi.

Yazının 2. günü Afyon’un efsane valisi Muzaffer Dilek aradı.

Projenin nasıl başladığını özetledi.

Mustafa Sarıgül olayı ise 2. yılda gerçekleşti dedi.

Bu konuda aslında ne kadar az şey bildiğimiz ortaya çıktı.

Daha doğrusu işi planlayan kişiden doğrusunu öğrendik.

O zamanlarda ben burada değildim.          

Antalya’daydım.

Ama zaman zaman Afyon’a geldikçe Muzaffer Dilek beyle bir araya gelip sohbet etmişliklerimiz var.

Önce bundan tam 9 yıl önce Afyon ve Muzaffer Dilek için yazdığım yazıya bir göz atalım.

 

19 Eylül 2005 Sabah gazetesinde yer alan yazı.

Afyon ve Muzaffer Dilek.

Bugünkü konumuzu, Afyonkarahisar Valisi Muzaffer Dilek ile yaptığımız konuşma sırasında ortaya çıktı.

Bilindiği gibi bir aydır Türkiye’de silaha hayır kampanyaları yapılıyor.

Malum, şehir merkezlerinde, köylerde, kasabalarda sevinirken insanları öldüren bir toplum olmaya başladık.

Bunun neticesinde sıklaşan insan ölümleri, toplumun tepkisini çekmeye başladı.

Dünyada belki de, bizim kadar silahlı bir sivil toplum yoktur.

Daha çocuk yaşta kişilerin eline silah verip namus cinayeti işleten, televizyon dizilerinde mafya ve şiddet filmleri, silaha olan ilgimizi arttırdı.

Erkekliğin silahtan geçtiğinin sanan anne babalar, çocuklarına aldıkları ilk oyuncak silah değil mi?.

Böyle yetişen bir toplumun olunca, doğal olarak silah hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oluyor.

Buna birde devletin ilgili makamları, binlerce kişiye taşıma ve bulundurma silah ruhsatı veriyor.

Ruhsatsız silah taşıyan ve bulunduranların sayısı ise hiç belli değil.

Geçen yıl bir haber yapmıştım.

Silah ruhsatı almak için Antalya ve çevresinde, sahte kuyumcu dükkanı açıldığını kaleme almıştım.

Ruhsat alındıktan bir hafta sonra ise kuyumcuların kapandıklarını yazdım.

Tespit edilen jandarma bölgesinde 60, polis bölgesinde ise 55 tane sahte kuyumcu dükkanı açarak silah ruhsatı aldı.

Silah ruhsatı almak isteyenlere sahte kuyumcu dükkanı açmak isteyen şebekenin başında ise, emekli bir emniyet görevlisinin olduğunu üzülerek öğrenmiştim.

Konunun özüne dönecek olursak, Afyonkarahisar Valisi Muzaffer Dilek, kaymakamlık ve çeşitli İç İşleri Bakanlığı görevinden sonra 2000 yılında Şanlıurfa valilisi olarak atandı.

2003 yılında ise Afyonkarahisar valisi oldu.

Vali Muzaffer Dilek’in Afyonkarahisar’da kısa zamanda yaptıklarını daha önce yazmıştık. Ama bugün yukarıda da belirttiğimiz gibi konu silah ve silah ruhsatı.

Vali bey 5 yıllık Valilik görevi süresince sadece 17 kişiye silah ruhsatı vermiş.

Bu 17 kişinin 10 tanesi Şanlıurfa’da.

Onlarında terör nedeniyle verilmesi gereken kişiler.

Afyonkarahisar’da ise sadece 7 kişi vali beyden silah ruhsatı alabilmiş.

Daha önce verilen silah ruhsatlarının sürelerinin uzatılması için gelenlerinkini ise taşıma yerine bulundurmaya çevirmiş ve birçoğunu da iptal etmiş.

Son günlerde başlayan ‘Silaha hayır’ kampanyalarını destekleyen Dilek, silahı kullanmayı yasaklamanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Dilek, “Polisin işi bir takım olayları önlemek, cezalandırmak değil.

Silah konusu da öyle.

Silaha yasak getirilemez.

Silahın üretimi serbest, yurt dışından getirilmesi serbest, satışı serbest olan bir şeye yasak getirmek olabilir mi?.

Üretimi ve satışı serbest olan bir şeyi yasaklamak mümkün değil.

Ama, gelişi güzel herkese silah ruhsatı vererek insanların silahlanmasını engellemek mümkün.

Yeterli denetimlerle ruhsatsız silah taşımanın önüne geçilebilir.

Ben mümkün olduğu kadar hiç kimseye ruhsat vermiyorum” dedi.

Silahla mücadele edilecekse işte böyle edilir.

Ruhsat vermeyeceksin, verilmiş olanları da iptal etme cesaretin olacak.

Sonrada ruhsatsız silah taşıyanları belirleyip silahını elinden alıp gerekli işlemi yapacaksın. ‘Silaha hayır’ kampanyası yapılacaksa önce böyle yapılmalı.

Vali Muzaffer Dilek’in en büyük eserlerinden biri tarihi canlandırmak oldu.

Kültür müdürlüğü devre dışı

Yöneticiler için bazen mevzuat ayak bağı oluyor.

Bu sözü, bugüne kadar birçok yöneticiden duyduk.

Ancak gerçekten iş yapmak isteyen kişiler, ayak bağı olan mevzuatı bile yenmesini biliyor. Afyonkarahisar Valisi Muzaffer Dilek, bunu başaran ender yöneticilerden birisi.

Vali beyin daha önce Afyon ve çevresinde yaptığı restorasyon çalışmalarını yazmıştık.

Vali bey Kültür ve Turizm Müdürlüğünü devre dışı bırakarak bu işi başardığını söyledi.

Restorasyon çalışmaları için önce nerelerin yapılması gerektiğini tespit etmişler.

Sonra valilik bünyesinde oluşturulan bürodan işler yürütülmeye başlandı.

Bu büro projeleri yaparak gerekli yazışmaları tamamladıklarını belirten Vali Muzaffer Dilek, “Sonra sıra bana geliyor.

Bakanlığa giderek gerekli ödeneklerin çıkması için görüşmeler yapıyorum.

Kendi işinizi kendiniz takip etmezseniz, kimse size gelip para vermez.

Ama isterseniz alamayacağınız kaynak olamaz.

Biz yaptıklarımızın dışında şu anda vatandaşların kendi tescilli evleri içinde bakanlıktan ödenek aldık.

Vatandaşın evlerini devlet restore edecek.

Onlarda imkanları ölçüsünde çalışmalara yardımcı olacaklar.

Bizim amacımız Afyonkarahisar’ın sahip olduğu değerleri, ayağa kaldırmak ve bizden sonraki kuşaklara bırakmak.

Onların göz göre göre yok olmalarını izlemek cinayettir.

Tarihe ve kültüre saygısızlıktır.

Biz Afyonkarahisar’ın tarihini yeniden canlandırdık.

Canlandırmaya da devam edeceğiz” dedi.

Muzaffer Dilek valiyi 10 yıl önce tanıdım.

Burada kaldığı süre içinde Afyon’a her geldiğimde görüşme imkanım oldu.

Eskiden vali beylerle aramızda hiç tatsızlık olmazdı.

Çünkü eskiden Devlet’in Valileri vardı.

Neyse o konulara girmeyelim.

Afyon ziyaretlerimin hiç birisi Zafer Haftasına denk gelmedi.

Gelmedi ama Şuhut’tan Kocatepe’ye, Kocatepe’den Tınaztepe’ye diye yazınca o günler hakkında ilk ağızdan nasıl ve ne için başladığını öğrendim.

Bugün size Vali Muzaffer Dilek’in 25 Ağustos 2005’de yazdığı kendi günlüğünden o gün neler olduğunu paylaşacağım.

Muzaffer Dilek’in günlüğünden

GEÇEN ZAMAN İÇİNDE

25 Ağustos 2005

Sayın Rauf Denktaş Dinar-Çay güzergâhını kullanarak Bolvadin’e geldi.

Bolvadin’e geçmeden Çal İlçesi yol kavşağında O’nu karşılayıp makam arabama aldım ve birlikte Bolvadin’e gittik.

Denktaş, Bolvadin girişinde Rektörlükten alınan ve Sayın Konuğa tahsis edilen Mercedes araca geçtiler.

Emniyet Müdürü Natık Canca’yı refakatine verdim ve ben kendilerini Kaymakamlıkta bekledim.

O, tören alanındaki konuşmasını yaptıktan sonra Kaymakamlık önünde tekrar valilik makam aracında bir araya geldik ve Afyonkarahisar’a hareket ettik.

Ataköy yol kavşağında Denktaş’ı Kocatepe’ye uğurlamadan önce yanına vali yardımcısı Nevzat Sinan’ı verdim.

Ayrılmadan önce kendisine tuvalet ihtiyacının olup olmadığını, Kocatepe’deki programın uzun sürebilmeğini söylediğimde, “Rumlar bize çişimizi tutmayı öğrettiler” diye espri yaptı.

Buradan akşam onuruna verilecek yemekte buluşmak üzere vedalaştık.

Daha önce de dediğim gibi Sayın Denktaş’ın Üniversitenin sosyal tesislerinde kalmasını uygun bulmadığımdan Kıbrıs Büyük Elçiliğinde görevli müsteşar Dilek Hanımı arayarak, yüksek konuğu Oruçoğlu Termal Tesislerinde misafir etmek istediğimi, ayrıca akşam yemeğinde konuğum olmasının uygun olacağını ilettim.

Daha sonra gönderilen programla bu teklifin Sn. Denktaş’ça uygun bulunduğu bildirildi.

Gerekli talimatları vererek 12 kişilik bir yemek hazırlattım.

Belediye Başkanı Abdullah Kaptan, Jandarma Komutanı H.Ali Tufan ve Emniyet Müdürü Natık Canca, Oruçoğlu tesislerinin sahibi Yılmaz Oruç’u davet ettim.

Sayın Denktaş, Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak çıktığı Kocatepe’deki konuşmasını yaptıktan sonra saat 21 sularında otele intikal etti.

Daha sonra hemen yemeğe başladık.

Tabii hiç arzu etmeme rağmen zevzek bir kişi olan ( ……………….).adlı biri de yemeğe kendiliğinden dahil oldu.

Prof. Anıl Çeçenle birlikte Kıbrıs’ın eski Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç’ta Denktaş’la yemeğe geldiler.

Konumuna bakmadan ve davete filan gerek duymadan ( ……B’nin ) münasebetsiz konuşmaları çok can sıkıcı idi.

Buna, Vali Yardımcısının yerli yersiz lafa karışmaları ve Zeki Bulunç’un Denktaş’a yönelik biraz da gereksiz eleşririel açıklamaları, Anıl Çeçen’in İyonya ve benzeri biçimde sahillerde yabancıların yerleşim yeri ve koloni kurma kurguları yemeği benim açımdan çekilmez hale getirdi, ama yapacak bir şey yoktu. 

Çünkü biz Sn. Denktaş’ı dinlemek istiyorduk.

Konuştuk ve bazı konularda fikirlerini öğrendik, ama bu kadar geveze ve münasebetsiz adam arasında ne kadar konuşabilirse.

Saat 9.30 gibi yemek bitti ve konuğu odasına uğurladım.

Daha sonra Şuhut’taki yürüyüşü başlatmak için Şuhut’a gittim.

Şuhut’tan Kocatepe’ye “zafer yolu” yürüyüşünü başlattım.

Sabah 5.30’du bu tepeye ulaşmış olacaklar.

Gidilecek mesafe 17 Km.

Çakırözü Köyünden sonra 12 km.

Bu arada saat 11’de Şişli Belediye Başkanı da Afyonkarahisar’a gelecek ve araç konvoyları ile Kocatepe’ye normal yoldan çıkacakmış.

 

Saat 04’te Kocatepe’yi boşaltmak kaydı ile sakınca görmedik.

İki grup aynı tepede ayrı saatlerde ve ayrı yerden gelerek tören yapacaklar.

Tabii ki Sarıgül’ün davranışı tam bir oldu biti tavrı.

Daha sonra vaat ettiği 6 bin kişi yerine Bin 500 kişi getirebildiği, beraberinde getirdiği tv muhabirlerinin aracılığıyla bu sayıyı abarttığı anlaşıldı.

……… Neyse. …

Yarın 26 Ağustos ve resmi program tüm gün devam edecek

Muzaffer Dilek’in o gün kendi günlüğüne olanları böyle kaydetmiş.

Benimle konuşurken “Aslında Şuhut’tan başlayan yürüyüş Kocatepe’de bitmeyecekti.

Projenin devamı Atatürk ve askerleri gibi Kocatepe’den Antalya yoluna kadar inmekti.

Biz bunu öyle planladık.

Hatta Anıtlar kurulundan onun için izinde alındı.

Ama sonra Orman Bakanlığında bir bürokratın kaprisi yüzünden projenin ikinci kısmı tamamlanamadı.

Ama tüm izinleri alındı” dedi.

Bu konuda Vali beyin göndermiş olduğu bilgileri aktarmaya devam edeceğim.

ODAK Gazetesi

omermazi07@gmail.com

Share
#

SENDE YORUM YAZ