logo

Muhsin Yazıcıoğlu’da olsa arkasından gitmeyiz

alper

Babadan ülkücü ve siyasetçi olan Alper Yağcı 26 Şubat 2012’de yapılan merkez İlçe Başkanlığı seçiminden zaferle çıkmasından sonra eve geldiğinde eşinin söylediği bir sözü asla unutamamış. “Senin seçimi kazanman ile MHP kazandı ama oğlum ve ben kaybettik” Alper Yağcı hayatıyla ilgili özel anıları ODAK Pazar Kahvaltıları’nda Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

5 yıl boyunca ayakkabı boyacılığı yapan birinin nasıl bir boya sandığı vardı?

Küçük bir sandık vardı. Ama hep hayalimdir çok istememe rağmen bir türlü almadılar. Büyük ayakkabı sandıkları, lostra salonlarında olan büyük boya sandıkları var. Yanlarından yukarı doğru boyalar dizili. Boyacılık yapanların Mercedes’i gibi bir şey. En büyük hayalim öyle bir boya sandığımın olmasıydı. Ama bizimkiler almadılar. Hala içimde uhdedir. Ben gerçekten bu işi keyif alarak yapıyordum. Evden annemin en güzel kadife kıyafetlerinden bez yırtarak ayakkabıları parlatırdım. Benim kendime ait bir müşteri gurubum oluşmuştu. Boyadan sonra cilayı elimle yapardım. O zaman daha kaliteli oluyor ve kadife bezle öyle bir parlatırdım ki saçlarını tara.

 

Hatıra olarak alıp bir köşeye koysaydın bari, madem bu kadar çok istiyordun?

Anı olarak öyle bir şey belki değil ama Konya’da görmüştüm. Böyle küçük bir dükkan içinde bizim kanadın kitapları, kasetlerinin yer aldığı bir yer. İçinde üç beş kişinin bir araya gelip sohbet etmek dertleşmek için bir araya gelinecek bir yer yapmayı düşünüyorum. İleri de emekliliğimde böyle bir yeri yapmak istiyorum. Belki bunun bir köşesine bir boya sandığı da konur. Ahmet Yılmaz vardı bir dönem ülkücü kesimin önemli sanatçılarından birisiydi. Babam Ocak Başkanıyken konsere geldiğinde bizde kalırdı. Benim de nikah şahidim. Eskiden bizim sanatçıların kasetleri her yerde satılmazdı. Onun için sadece bizim görüşe ait olan kitaplar, kasetler, dini yayınların yer aldığı bir yer yapmak istiyorum.

 

Değer veririz ama gitmeyiz

Bir zamanlar baktığımızda MHP veya Ülkücü Camiada sembol olan isimler vardı. Sonra bu isimlerle bir bir yol ayrımı yaşandı. Neden bu ayrılıklar yaşandı?

Bizim hareketin çok büyük bir özelliği var. Ozan Arif’te olsa, Ahmet Yılmaz’da olsa, Muhsin Yazıcıoğlu rahmetlide olsa herkese çok değer veririz. Davaya ihanet yapanın asla peşinden gitmeyiz. Belki bu insanlar gitmese ve muhalefetliğini içerde davam etselerdi. Belki bugün MHP çok farklı bir konumda olurdu. Taban kim olursa olsun asla gidenlerin peşinden gitmedi. Mesele Afyon’da Abdullah Kaptan Abi. Bizden gitmiş 5 yıl boyunca restleşmişiz. Abdullah Abi sempatik bir insan. 5 yıl boyunca belki de hiç selamlaşmadık. Şimdi geldim dese nasıl olacak. Hiç bir şey olmamış gibi yapabilir miyiz? Bana göre olmaz.

 

Kadınana İlkokulu’nda Almancı bir öğrenci olmak nasıl bir şeydi?

Kadınana İlkokulu benim için çok şey ifade ediyor. Yarım gün önünde çalışıp ilk ticaret faaliyetlerini yürüttüğüm yer sonrada ilkokul için eğitim gördüğüm yer. Ben evimden çok orada kaldım. Boyumuzun uzun olması nedeniylede hep öne çıkmaya çalışan bir yapım vardı. Ben okul bando takımındaydım. 4 ve 5. sınıfta bandoda görev aldım. Trampet çaldım bir sene. Benim ticaret zekam orada da kabardı ve ikramlar karşısında borazan çaldım. 2 yılda okullar arası atletizm yarışlarına katıldım. Koşuda çok iyi değildim ama vasatında üzerindeydim. Spor’a koşu ile başladım.

 

Spor’a koşuyla başladın ama koşu her halde uzun sürmedi?

Her yıl yapılan İlkokullar arası koşu vardı. İlk orada başladım ama daha sonraki yıllarda futbol takımında yer almaya başladım. Ortaokul boyunca futbol oynadım. Ortaokuldan sonra Şekerspor’un futbol seçmeleri vardı. Ben de seçmelere gidiyordum. Ortaokuldan bir arkadaşımla karşılaştım. ‘Futbol seçmeleri iptal gel bugün basketbol seçmeleri var’ dedi. Futbol seçmesine giderken kendimi basketbol seçmelerinde buldum. O zaman çok iyi bir hocamız vardı. İran milli takımını çalıştırmış bir hocaydı. Herkes seçmelerde kendini göstermeye çalışırken salona girmemle hocanın beni sen gel diye direk seçmesi bir oldu. Daha elime top değmeden kendimi takımda buldum. Hoca sayesinde basketbolu sevmeye başladım ve lise takımı dahil uzun yıllar basketbol oynadım. 3 yıl Şekerspor’da oynadım. Afyon Lisesi basketbol takımında ve atletizm takımında yer aldım. Yüksek atlama ve engelli koşucusuydum.

 

Siyasette takım oyunu yok

Siz takım oyunu nedir? Ekip çalışması ve birlikte mücadele etme becerisi ne anlama geliyor bunu biliyorsunuz. Peki siyasette takım oyunu var mı? Ekip çalışması yapılıyor mu?  

Siyasette bir takım oyunun olduğunu asla düşünmüyorum. Her şeyde olduğu gibi siyasette de takım oyunu ile başarıya ulaşılacağına inanıyorum ama maalesef siyasette böyle bir şey yok. Siyasette başkan ne derse o olur gibi bir mantık yerleşmiş. Baktığımız zaman tüm partilerde başkandan sonra ikinci bir adamı kimse tanımaz. Bu da takım oyunu olmadığını gösteriyor.

 

Afyon Lisesi’ne dönelim. Okul basketbol takımında oynuyorsun, atletizm yapıyorsun atletik ve yakışıklı bir geç var. Okul aşkı ve kız arkadaşlarınız var mıydı?

Bakın yemin ediyorum hiçbir kız arkadaşım, flörtüm ve sevgilim olmadı. Ben bilardo salonuna bile gitmeyen biriydim. Bir gün arkadaşlar zorla götürdüler lise 3’deyiz. Abdurrahman İşbilir öğretmenimiz vardı. Herkesi sınıfta toplamış. Hadi hepiniz bilardo salonundan geliyorsunuz onu biliyorum da Alper oradan gelmiyordur değil mi? diye sordu. O anda bütün sınıf gülmeye başladı. Benim üzerimde böyle bir baskı vardı. Babam siyaset yapıyor, öğretmenler babamı tanıdıkları için hepsinin gözü benim üzerimde. Okul temsilcisiyim. Bırak kızları bilardo salonuna bile gidemiyorum üzerimde öyle bir mahalle baskısı varken benden nasıl öyle bir şey beklersin.

 

Bu güne kadar bu masaya oturan MHP’liler arasında bir tek Abdülkadir Akcan cesur çıktı. Fransız kızı da, Alman kızı da aslanlar gibi anlattı. Onun dışında kalanlar ya hiç yaşamamışlar ya da doğru söylemiyorlar. Neyse öyle olsun bakalım. Eşlerinizden bu kadar mı korkuyorsunuz?    

Benim eşim sosyolog daha kapıdan içeri girer girmez gözlerimden anlıyor her şeyi. Benim bir şey anlatmama gerek bile kalmıyor. Ama gerçekten bir şey olmadı. Olmayan bir şeyi nasıl anlatayım.

 

Alper Yağcıdan şiir

Siz hayatınızı davaya adamışsınız bundan onu mu anlıyoruz?  

Benden başka ne beklenir ki gözümü açtığımdan beri bizim hayatımızda siyaset, Ülkü Ocakları ve MHP vardı. Babam bu partinin her kademesinde bulunmuş bir kişi. Biz de ondan gördüğümüzle Ülkü Ocakları’nın içinde ve partide yetiştik. Bizim çocukluk yaşından çıkıp gençliğe adım attığımız zamanlarda Ülkücülük ve MHP’ye olan ilginin arttığı yıllar. Biz Ocak toplantılarından başımızı kaldıracak zamanımız olmuyordu. Onun için hayatını davaya adamış da denile bilir. Bizim için o zamanlarda çizilen bir yol vardı. Bizde ülkücüysen bu davanın içine girmişsen hayatına, davranışlarına dikkat etmek zorundasın. Bizim üzerimizde her zaman örnek olmak gibi bir görev vardı.

 

Alper Yağcı konuşmanın bir bölümünde birazda Ömer Mazi’ye sitem ederek bir şiir okumaya başladı. Aşık Safai’den uzun bir şiir olan Ayşem şiirinin son bölümleri. Bu arada Alper Yağcı’nın sesi de fena değilmiş bunu da öğrenmiş olduk.

 

Ayşem

“Bizim kanunumuzda akvaryumlu meyhanelerde
Sevgilinin kömür karası gözlerine şiir yazmak yok
Biz çoktan erittik ÜLKÜ denen nazlı gelinin duvağında
Sülün gibi kızların göz bebeğini Ayşem…
Bizim kanunumuzda geri bıraktırılmış insanımızı
Esir milyonlarca soydaşımızı
Tutsaklıktan kurtarmak için
Bu geri kalmışlığa son vermek için
Birlikte mücadele etmek var…
Bu; ne benim sana ağlayarak
Nede dizlerine kapanarak bir yalvarışımdır…
Bu; parmakları çelikten
Yürekleri Estergon demirinden
Yüz binlerce, milyonlarca MÜSLÜMAN TÜRK ÜLKÜCÜSÜ ‘NÜN
Sana durdurulmaz emridir…
Kendine dön, kendine dön Ayşem”

 

Başbuğ Babamdan 4 çocuk istemiş

Bir çocuğum var. Başbakan her ne kadar 3 çocuk dese de bizde kural 4’dür. Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş babama 4 çocuk yap demiş. Babam Başbuğun isteğini yerine getirerek 4 çocuk yapmış. Benim şimdilik bir çocuğum var benimde hedefim bakabilir olduktan sonra 5 çocuk yapmak. Çocuk yapmak sorun değil, Sorun onlara iyi bir gelecek, iyi bir eğitim verebilme işidir. Yoksa çocuk yapmak sorun değil. Bizim gibi insanlar yapabildikleri kadar değil bakabildikleri kadar, onlara iyi bir gelecek bırakabilmeyi planlıyor. İmkanlar 5 çocuğa bakmamıza yetecek hale gelirse Başbuğ’un babamdan istediği 4 çocuğu ben 5 çocuk olarak yapmak isterim.

 

Siyasetçinin eşi dul çocuğu öksüz derler sizin ailede böyle bir durum var mı?

Yok diyen zaten siyaset yapmıyordur. Bizim daha çok uzun bir evliliğimiz yok. 8 yıldır evliyiz ve bir çocuğumuz var. Eşimde kendi danışmanlık işi olduğu için düzenli bir ev ortamımız yok. Çocuk okuldan geliyor anne ve baba yok. Hiç unutamam 26 Şubat 2012. Merkez İlçe Başkanlığını kazandık. Eve babam benden önce gitmişti. Seçimi kazandık dedim eşim biliyorum. MHP kazandı oğlum ve ben kaybettik bunu biliyorum dedi. Bunu anında kabulleniyor insan. Elbette ailenin desteği ve anlayışı olmasa siyaset yapılacak bir iş değil. Ben bizim gibi olan herkesin eşlerine sabır ve anlayış diliyorum. Evet siyasetçinin eşi dul, çocuğu öksüz gibi oluyor. Ben bazen çocuğumun yüzünü göremiyorum. Eve gittiğimde yatmış oluyor sabah kalktığımda okula gitmiş oluyor.

 

Afyon Lisesinin efsane müdürü Gürel hocası

Mehmet Gürel Yardım otoritenin ve disiplinin adıydı. Birisi bana disiplin ne diye sorsa hiç düşünmeden Mehmet Gürel Yardım derim. İyi bir adam ve sağlam bir ülkücüydü. Babamın da misyonu ve parti görevleri, benim Ülkü Ocakları lise sorumlusu olmam, Gürel hocanın Ülkücü olması da bana bazı sorumluluklar yüklüyordu. Edebiyat öğretmeniydi aynı zamanda. Bizim aileden aldığımız terbiye, öğretmenlerimizden ve okul müdürümüzün verdiği eğitimlerden sonra biz bir kızla görülürsek ne derler diye korkumuzdan hiç aklımızdan farklı duygular geçmedi. Gürel hoca disiplinli olması nedeniyle çok soruşturma geçirdi ama yinede hep görevinin başında kaldı. O benim örnek aldığım insanlardan birisiydi. Bir lafı var asla unutamam, “Ben bir gün olsun ceketimi iliklemeden sizin karşınıza çıkmadım. Aynı saygıyı da sizden beklerim” başka, öğretmen başka olmuş. O dönem de bizim öğretmenlerimiz Ülkü Ocaklarına gelip derdi. Biz böyle yetiştik. O dönemden şimdiki döneme bakıyorum çok şey değişmiş. Öğrenciler seminer veriyordu. Ama şimdi her şey o kadar değişmiş ki anlayamıyorum.

 

ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ