logo

MHP son kararını verdi aday Fatih Çetinkaya

ömer mazi

Aslında bir hafta önce kafamda bir yazı hazırlamıştım.

Ne yazacaklarımı günlerce tasarladım.

Kemalettin Yılmaz ve Fatih Çetinkaya için kurguladığım planlar bozuldu.

Şimdi işin yoksa yeniden yaz.

 

Fatih Çetinkaya’nın yolu açık olsun.

Bundan sonra MHP Belediye Başkan Adayı Fatih Çetinkaya olarak bakacağız.

Fatih Çetinkaya genç bir politikacı.

4.5 yılı aşkın bir zamandır Belediye Başkanlığı stajı yaptı diyebiliriz.

Aynı zamanda belediye yönetimi alanında eğitim alan bir aday.

Çok büyük hırsları ve hedefleri olan birisi.

Uzun bir zamandan beri tanırım.

Ancak özellikle ODAK Pazar Kahvaltıları’nda yaklaşık 5 saat süren sohbetten sonra daha iyi tanıma ve gözlemleme imkanımız oldu.

Evet hem okullu hem alaylı diyeceğimiz bir politikacı.

Bozhüyüklü olmasına rağmen uzun yıllardır Afyon’da yaşıyor.

Afyon’u iyi bilen bir politikacı.

 

Fatih Çetinkaya, Afyon’u alabilecek tek aday benim demişti.

Bunu derken nasıl kazanacağının elbette planlarını yapmıştır.

Karşısında Burhanettin Çoban gibi 5 yıllık bir belediye başkanı var.

Öncesinde İl Başkanlığı yapmış kişi.

Yıllarını politikaya vermiş kurt bir siyasetçi var.

Çetinkaya, soyadı gibi çetin bir seçime girecek.

MHP ile AK Parti arasında son seçimden kalan 15 bin kişilik farkı kapatmak için 7 gün 24 saat hiç durmadan arı gibi çalışması lazım.

 

Elbette sadece Fatih Çetinkaya’nın çalışması yetmeyecek.

Başta Merkez İlçe olmak üzere tüm teşkilatın çalışması lazım.

MHP ve Fatih Çetinkaya için Afyon Belediyesini kazanmak zor.

Zor ama imkansız değil.

Anladığım kadarıyla Fatih Çetinkaya şehirde genç bir gönüllüler ordusu ile çalışacak.

Ama aynı zamanda arkasında Türkiye’nin en iyi yerel yönetim hocaları var.

Onlarda proje desteği sağlayacaklar.

Fatih Çetinkaya’nın başarısı aslında MHP kadar onlarında başarısı olacak.

İlk defa bir okul ilk öğrencilerinden birini belediye başkanı olarak çıkartacak.

Bu başarı bugüne kadar “Belediye Başkanlığının okulu mu var” söylemini tarihe gömecek.

Evet Belediye Başkanlığının artık bir okulu var.

O okulun ilk öğrencilerinden biriside Fatih Çetinkaya.

 

Fatih Çetinkaya genç bir politikacı.

Genç olmak iyi mi? kötü mü?

Tartışılır.

İyi, çünkü daha fazla enerjisi ve çalışma azmi vardır.

Yeniliğe daha yatkın ve çabuk uyum sağlar.

Daha modern ve yenilikçi olur.

Önünde daha çok hizmet yapacağı imkan vardır.

 

Geç olmak kötüdür?

Afyon gibi muhafazakar ve gelenekçi yerlerde istediğini hayata geçirmekte zorlanırsın.

Şehrin diğer aktörleri ile aranda bir kuşak farkı olur.

Senin hızına başka belediye çalışanları hiç kimse yetişemez.

 

Bundan sonra Fatih Çetinkaya’ya kalmış durumda.

Kazanırsa Fatih Çetinkaya kazanacak.

Kaybederse?

Kaybederse, kocaman bir “Kaybedenler Kulübü oluşacak”

 

Kemalettin Yılmaz şok yaşıyor mu?

Kemalettin Yılmaz’ı tam 3 yıldır tanırım.

Özünde iyi bir insan.

Hedefine odaklanan ve o hedefe varmak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışan bir adam.

Hedefe ulaşmak için İL Başkanı oldu.

İl Başkanı olurken de ben Milletvekili olacağım hedefim budur herkes bunu böyle bilsin ayakaltında da kimse dolaşmasın demeye getirdi.

 

Normalde il başkanın işi kendini milletvekilliğine hazırlamak olmamalı.

İl Başkanı adam, milletvekili adayını bulmak, il ve ilçe belediyelerini nasıl kazanırım diye çaba harcaması lazım.

Ama öyle olmadı.

Kemalettin Yılmaz İl Başkanlığından Milletvekilliğine sıçrayınca Aziz Aslan başkanda aynı yoldan ilerliyor.

Kemalettin Yılmaz milletvekili oldu.

Henüz yarısı olmuşken Kemalettin Yılmaz, ya ben bir de belediye başkanı olayım dedi geliba.

Onlarca isim arasına o da adını yazdırdı.

 

Aslında Kemalettin Yılmaz Belediye Başkanı adayı olsaydı, ilçe ve belde belediye başkan adaylarını öksüz bırakacaktı.

Düşünün bir ilçenin belediye başkan adayı.

Rakip partilerin adayları yanında milletvekilleri hatta bakanla gelecek.

MHP’li adaylar boynu bükük, yapayanlız kalacaklardı.

Bana göre bu işin tek olumlu yanı ilçe ve belediye başkanları yalnız kalmayacaklar.

Milletvekili Kemalettin Yılmaz onların yanında olmak zorunda.

En azından birkaç kez her ilçe ve beldeye gitmesi lazım.

 

Şimdi Kemalettin Yılmaz’ın Belediye Başkan adayı olarak açıklanmaması bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Sağda solda ahkam kestik.

Kemalettin Yılmaz Genel Merkezden işaret almasa adaylığını açıklamazdı dedik.

Kesin Kemalettin Yılmaz açıklanacak diye hava attık.

Olmadı arkadaş.

Neden olmadı anlamadım.

Demek ki Kemalettin Yılmaz adaylığını açıklarken Genel Merkezle konuşmamış.

Onlarda “Ya sen ne yapıyorsun bizim milletvekiline ihtiyacımız var siz gidip belediye başkanı olmaya çalışıyorsunuz?” demiş olabilirler.

Şimdi bu durumda Kemalettin Yılmaz nasıl bir duruma düştü?

Bana göre hem onun karizması hemde benim karizmam çizildi.

İkimizde “Eşekten düşmüş karpuz gibi” olduk.

 

Ne yapsak acaba.

Bu karizmayı nasıl toparlarız.

Karizma yapmak zordur, yıllarca uğraşırsın tam olmuşken hani yere bir şey düşerde almaya çalışırken caaaart diye bir sen duyulur.

Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken eğildiğinizde sizin pantolonun arkası yırtılmış.

İşte o an tüm karizma gider ya işte öyle bir durum.

AKÜ’ye nasıl memur olunur?

Anamız babamız çocuğum okusun diye dişinden tırnağından arttırdığı ile okutur.

Üstelik birçoğu asgari ücretle çalışan insanlar.

Türkiye’de açlık sınırı bin 403 lira.

Yoksulluk sınırı 3 bin 470 lira.

 

Yani 4 kişilik bir ailenin açlıktan ölmemesi için bin 403 liraya ihtiyaç var.

Ama benim devletimin insanına reva gördüğü asgari ücret açlık sınırının neredeyse yarısı kadar.

Peki bunun bir adı var mı?

Yok?

O zaman ben uydurayım.

Ölüm sınırı.

Asgari ücret 803 lira 68 kuruş.

Binlerce asgari ücretli ana baba 803 lira 68 kuruşla hem kendi evini geçindiriyor.

Hem de üniversitede okuyan çocuğuna para göndermeye çalışıyor.

 

Niye?

Çocuğum okusun da adam olsun.

Benim gibi asgari ücretle çalışmasın.

Memur olsun, amir olsun, hoca olsun, doktor olsun diye.

Onca yıl okut, öğret, yetiştir ve nihayet yurda yararlı bir evlat olacak çağa gelir.

Gelir ama asgari ücretlinin çocuğu bir türlü bir baltaya sap olamaz.

Niye?, çünkü tüm baltaların sapı ağababaların veletleri için ayrılmış.

 

Çocuk iş girmek istiyor.

İşe alacak olan yerde zat soruyor senin baban kim?

Asgari ücretli Mehmet.

Tüh olmadı koçum ya.

Biz tamda senin gibi bir adam arıyorduk ama babadan çaktın.

Nasıl yani?

Eee, koçum arkanda ağababan yoksa sen zaten niye okudun.

Git çöpçü ol, hamal ol, pazarcı ol.

Ama bizde olmaz.

 

Memur olmak için ne gerek.

Üniversite bitirmek, hatta derece yapmak, mastır, doktora falan filan yetmiyor.

Yook öyle kolay değil.

Üç beş yıl okuldan sonra biraz aylak aylak dolaş.

Hatta bunalıma gir.

Babanın asgari ücreti ile KPSS giriş sınavları için kursa git.

Kurs bittikten sonra KPSS’ye gir.

İyi bir puan al.

Dur hele dur.

Nereye, bunları yaptın diye hemen memur olunur mu?

Oğlum, kızım senin baban kim?

Asgari ücretli Ahmet.

Yoook bekle biraz daha.

İllaki arkanda bir ağababan olacak.

Yoksa işin zor.

 

Mesela arkanda ağa baban var.

Ağababanın selamı ile git AKÜ’ye temizlik şirketinden işe gir.

Elin cebinde birkaç ay takıl.

Sonra senin çalışmandan çok memnun kalan AKÜ’cüler, bu adama ihtiyacımız var bunu mutlaka memur yapmalıyız.

Okul, KPSS, Kurs, diploma?

Ya boş ver onları.

Senin arkanda koskoca ağababan var ya o yeter koçum.

Ağa baban olduğu sürece senin sırtın yere gelmez.

 

Memleketin tüm baltalarının sapı ağababaların çocuklarına ayrılmış.

Bizim sap.

Yavrum sen sapla samanı karıştırma git yürü baban ne zaman ağababası olur o zaman sana da bir balta buluruz.

ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,