logo

Mehmet Telek nasıl “Komünist” oldu?

mehmet telek (2)

MHP’den Milletvekilliği yapan Doktor Mehmet Telek, ülkücü olmadan önce Yoldaş modasın kapılarak Kominizim yanlısı olduğunu ilk kez ODAK Pazar Kahvaltıları’nda itiraf etti. Telek’in çarpıcı açıklamaları devam ediyor.

Öğrencilik hayatınız 12 Eylül Darbesi önceki yıllara rastlıyor. Askeri darbe olduğunda neredeydiniz?

12 Eylül olduğunda biz İstanbul’daydık. Hatta 12 Eylül darbesini yapanlardan birisi Nurettin Ersin Paşa. Babam Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı yaparken Nurettin Ersin Paşa Afyon’da görev yaptı ve babamla da arası çok iyiydi. Darbe olduktan sonra tayinler durdu ve herkes görev yerinde kalacak denildiği için babam İstanbul’da kaldı. Babam Nurettin Ersin paşaya gitse çok farklı olabilirdi ama babam gitmedi. Emekli olacağım demeye başladı o zamanlarda. Bir gün baba bırak işleri hadi annemle birlikte boğaza gidelim, madalya mı takacaklar sana dedim. Bir öfkelendi. “Taktılar” dedi. Baba ne madalyası bu devlet seni iki kere sürdü. Sen hala hafta sonu eve iş getiriyorsun dedim nerede madalya dedim. “Bak oğlum Allah bana ablan gibi bir kız verdi. Önümden geçmiyor. Torun verdi onu seviyorum. Allah bana senin gibi bir evlat verdi ben daha bu güne kadar senin bir tane öğretmeninle gidip görüşme gereği duymadım. 6 ay sonra doktor olacaksın. Allah bana mükafatını verdi.

 

İki Madalya dediği siz oluyorsunuz o halde?

Evet babamın bahsettiği iki madalya ablam ile benim. Benim mükafatımı Allah verdi, ben kuldan bir şey istemiyorum. Siz gidin bırakında ben Devletim için çalışayım dedi. Benim babam böyle bir adamdı. Gelmedi ve Pazar günü devletin işini bitirmek için çalıştı. Ben 1982 yılında okulu bitirerek doktor oldum ve Trabzon Yomra’ya gittim, babamda 1983 yılında emekli oldu. 30 senede kazandığım helal para ben bu parayla hacca gideceğim dedi. Tamam baba dedik sonrada Afyon’a yerleşti. 2013 yılında da kaybettik.

 

Doktor olmanızda babanızın bir etkisi var mı?      

Doktor olmamda babamın etkisi yok ama Annemin etkisi vardı. Birde Hakkı Beşkardeşler’in hanımı Çiçek Hanım var. Beni en çok etkileyen o oldu.

 

Çikolata için doktor olmaya karar verdim

Neden Çiçek Hanım sizin doktor olmanız için tavsiyede mi bulundu? 

İlkokul’da okurken Çiçek Hanımın babası Çocuk doktoru. Ben çok kıymetli bir çocuktum. Annem, her annenin evladını sevdiğinden fazla severdi beni. Hastalandım Sıtkı amcaya babam rica etmiş Sıtkı amca bizim eve geldi. Muayene etti ilaçları yazdı. Eskiden doktorlara para zarfın içinde verilirdi. Sıtkı amca para almadı, babam vermeye çalışıyor Sıtkı amca almıyor. Teşekkür edildi ve kapıya kadar uğurlandı. Bayram arifesiydi enişte de o zaman Hasan Dinçer Bakan, rahmetli Perihan teyzem annemin ablası Türken teyzem geldi bende ilkokula gidiyorum. Hayatımda ilk defa Madlen çikolatayı orada gördüm. Türkan teyze sen çocuksun bir tane daha al dedi. Bir tane daha aldım ama aslında kutuyu almayı düşünüyorum. Biz o zaman öyle bir çikolata görmedik yaprak Nestle ufak çikolatalar vardı. Öyle yaprak şeklinde yoktu. Perihan teyzem Ankara’dan getirmiş. Ama nasıl içim gidiyor bir daha al deseler diye dua ediyorum. O nasıl bir tat anlatamam. Görmemişiz ki o güne kadar öyle bir şey.

 

Çikolata ile Çiçek hanımın ne gibi bir alakası var henüz anlayamadık?     

Geleceğim oraya. Görüşme bitti kalkarken Perihan teyze bir kutu çikolatayı anneme Nurten bayramda geleceğiz misafir gelir falan biz erken verelim dedi. Her bayram bizim evde toplanılıp bayram yemeği yenirdi. Perihan teyze Madlen Çikolatayı anneme verdikten sonra benim içim gidiyor. Sürekli anneme hadi gidelim diye ısrar ediyorum. Bir an evvel eve gidelim de ben çikolataları götüreyim. Benim hayatım boyunca istediğim her şey yapıldı ama sadece 2 şeyi yapmadılar. O iki şeyden bir tanesini daha sonra ben yaptım diğerini yapamadım. O konuya daha sonra döneriz. Eve gittik ben annemin elindeki çikolataya saldırdım. Alıp açsam o anda hepsini yerim. Annem vermiyor, olmaz diyor. Niye? diyorum. Çocuk doktoruna gidecek dedi.

 

Madlen çikolata doktora gitti sisinde hayatınızın akışı değişti?

Annem dedi ki, “Sen hasta olduğunda doktor eve kadar geldi ve para almadan sana baktı” O zaman çikolatalar gümüş gondollar içine konulurdu. Annem çok güzel bir gümüş gondolun içine çikolataları bir güzel yerleştirdi. Babamda bana para verdi git sen kendine çikolata al dedi. Benim çikolatayı Çiçek yedi. Ne zaman Çiçek Hanımla karşılaşsam benim çikolataları sen yedin diye söylerim. Babası doktor olduğu için en güzel çikolata doktora gitmesi ve Doktor kızı olan Çiçek Hanım benim çikolataları yemesi benim çocuk yaşta doktor olmaya karar vermeme neden oldu. Anladım ki doktora her şeyin en güzeli hediye yapılıyor.

 

Okulda 5 kişiden dayak yedim

Öğrencilik hayatınız nasıl geçti? Yatılı okul Hababam sınıfı gibi olmasa da sonuçta yatılı bir okul. Neler yaptınız nasıl geçti 7 yıl?

Benim yatılı okula kayıt olmamın asıl nedeni Hababam Sınıfı kitabı olmuştu. O zamanlar Türkiye’de sadece 5 tane yatılı okul var. Bunlardan birisi bizim Eskişehir’deki okulumuz. Bizim okulun mevcudu çok fazla değildi. 200 kişiydik. Aynı zamanda yatılı olmayan öğrencilerde vardı. Yatılı öğrenci sayısı 200 kişiydi. Yatılı okumak insana çok şey katıyor tabi. Çok büyük saygı sevgi vardı. Bir yaş büyüklere abi denilirdi ve asla onlara bir saygısızlık yapılmazdı. Ben hala benden bir dönem önce okuyan birini görsem abi diye hitap ederim.

 

Doktorum abi’yi falan bir kenara bırakalım. Okula gittin ilk gün ne oldu eyvah ben ne yaptın demediniz mi? Anne baba sizi orada bırakıp döndüler daha yaşınız 12?     

Beni okula annem ve babam bıraktı. Bir süre sonra onlar bindi arabaya dönmek zorunda kaldılar. İşte o anda yalnızlık çöküyor insanın üzerine. Neticede Afyonluyuz biraz dayılık falanda var ama anne babadan ayrılmak kolay değilmiş. İki üç gün sonra yatakhane ile okul arasında 200 metre kadar bir mesafe var. Bende pijamalarımı giydim oturuyorum. Benim yarı boyum kadar Ferruh diye biri var beni çağırdı, buyur abi dedim. Al şu parayı bana limonata alda gel dedi. Ben pijamaları giydim nasıl gideceğim dedim. Ne demek nasıl gideceğim hazır ola geç dedi. Ben hazır ola geçeceğim benim yarım kadar çocuk bana tokat atacak. Ne diyorsun sen falan derken ben Ferruh abiyi dövdüm.

 

Hani ağabeylik hikayeleri nerede kaldı?

Tamam abi falan ama bende Afyonluyum deli kanlılık var damarlarda. Yarı boyumdaki adamdan dayak yenir mi? Ben Ferruh abiyi bir güzel dövdüm git kendin al dedim. Ama onlar organize tabi 10 dakika sonra Ferruh abinin arkadaşları geldiler ve hep birlikte beni bir güzel dövdüler. Yatakhanede girdim yorganın altına saatlerce ağladım. Anne yok, baba yok. Onların yokluğunu ve acısını işte asıl o gece anladım. Sabahı zor ettim gidip müdür yardımcısına şikayet edeceğim. Öğretmenim beni dövdüler diye. Sabah oldu gittim durum böyle böyle dedim. Öğretmenim yanıma geldi sen abinin dediğini nasıl yapmazsın diye geldi iki tokatta o attı. Öğretmenimden medet umarken ondanda dayak yedikten sonra okul bahçesinde bir köşede biraz daha ağladık.

 

Yatılı bir okulda düzen ve otokontrolü sağlamak için abi sistemi bir yöntemdir?

Bana o zaman çok ters geliyordu ama işin doğru olanı bence de o sistem. Başka türlü 200 kişinin yatılı kaldığı bir yerde düzeni sağlamak imkansız olur. Abilik sitemi aslında doğru bir yöntem. Her ne kadar dayak yesek defaydalı olduğunu düşünüyorum. Hala bir çok arkadaşımla görüşürüz. Yatılı okumak her şeye rağmen benim hayatımda çok olumlu yanları var. İlk iki yıl hariç hiç pişmanlık duymadığım bir okul. Özellikle dayak olayından sonra dönmeyi düşündüm ama Mehmet Telek yapamadı geri geldi derler diye direndim ve kaldım.

 

Nasıl bir dostluk oluyor daha 12 yaşındaki çocuklar dostluktan anladığı nedir?

200 kişinin yatılı kaldığı bir okul. Haftanın 7 günü berabersin, sınıfta, bahçede, yatakhanede, hamamda her yerde berabersin. Hamama birlikte giriyorsun, hastalansan ilacını yanındaki arkadaşın veriyor. Paran bitti arkadaşın destek oluyor. Orada öyle bir dostluk oluyor ki başka hiçbir dostluğa benzemez. 7 yıl boyunca her şeyi birlikte paylaşıyorsunuz.

 

Önce Yoldaş, sonra ülkücü oldum

Ülkücülükle nasıl tanıştınız?

Ben siyasete geç başladım ama Ülkücülüğe erken başladım. Aslında size bir şey itiraf edeyim ben Ülkücü olmadan önce Komünisttim bunu söylemem lazım. Ortaokul ikide 1971yılında okurken Sol o zaman çok planlı bir çalışma içindeydi. Şimdi denizlide olan Halil Arık diye ODTÜ kimya bölümü mezunu bir hocamız var. Okulu o organize ediyor. Küçük el kitapları verirdi el altından bizde gizli gizli yatakhanede okurduk. Türkiye’de petrol sömürgesi, ilaç sömürgesi, Emperyalist Devletler falan hepsini öğrendik. O zamanlar Yoldaş demek modaydı. Yoldaş top at, selam yoldaş diyerek biz bir dönem komünist olduk. O dönem okulda bu vardı. Bizde bunun kayıtsız kalamadık. Siyaseti beklide eniştemizin bakan olmasından dolayı yatkındım ve takip ederdim. Ülke meselelerine kafa yorardım.

 

Bu güne kadar duyduğum en çarpıcı siyasi dönüş. Komünistten bir gençten ülkücü milletvekili çıkıyor? 

CHP’nin Emirdağ’dan Milletvekili olan İsmail Akın vardı. O ablama matematik dersi verirdi. Ablama soruyu sorarken ben yan taraftan sonucu söylerdim kafadan. Bu konuda çok iyiyim nazar değmesin oğlumda üniversite sınavında matematiği ful yaptı. O zamanki sol akıma bizde kapıldık. Okul zaten solcu. Şükranla andığım Köksal Emecan vardı Ülkübir kuruldu. Ülkücü Öğretmenler. Tarih hocası ve hala görüşürüz. Benim solcu olduğum ve Komünist olduğumu herkes biliyor. Beni kefeden Köksal hoca oluyor. Bana bir gün gel Mehmet sana bir kitap alayım dedi. Milli Eğitimin Kitapevi vardı şimdiki Özel İdare İş hanının olduğu yerde. Bir Devin Çöküşü diye bir kitap var. Komünizmin çöküşünü anlatan bir kitap. O kitabı okurken benim kafamda bir şimşek çaktı. Tamam güzel söylemleri var ama Komünizm benim inançlarıma ters geliyor. Dini red eden bir sistem.

 

Eyvah eyvah bir komünist devriliyor galiba?

Köksal hocanın kitabından sonra kafam karışmaya başladı. Sonuçta babamla elimden tutup Cuma namazlarına götürüyordu. Dedemde öyle yapıyormuş. İnançlı insanlarız. Komünizm iyi güzel yoldaş modasına uyduk ama benim inançlarıma da ters düşüyordu. Köksal hocanın kitabı benim dönüşüm oldu. Ülkübir’e gidip gelmeye başladım ve onu Ülkü Ocakları’na gitmeye başlamam takip etti. Rahmetli babamda beni bu konuda destekledi. Gitme yapma falan demedi. Babam bizi asla bir tarafa yönlendirmedi. Kendi kararlarımızı kendimizin vermesini her zaman destekledi.

 

Yaşar Kozanoğlu benim hayatımı çok etki yaptı

Benim hayatıma etki yapan insanlardan bir tanesi Yaşar Kozanoğlu’dur. Şimdiki hukukçular kusura bakmasın, hukukçu o adamlardı. O zaman ilkokuldayım ben. Allah rahmet eylesin çok Milliyetçi, vatansever ve namuslu dürüst bir adamdı. Afyon’da Ağır Ceza Reisliği yaptı. O zaman bir maaşını vererek Nasır, Türk milletine ve İslam alemine düşmanlık yaptı diye uluslar arası telgraf çekiyor. Tam bir maaşını vermiş. O zaman uluslar arası telgraf çekmek öyle kolay ve ucuz bir şey değil. Çocukken herkeste vardı Benimde anı defterim vardı Ben Yaşar amcaya verdim oda yazdı. Sevgili Mehmet Telek. Kötülüklerden el çek, doğruluktan ayrılma, çalışmaktan hiç yılma. Yurt sevgisi ilk ödev, milletini çok sev, hiç kimseye kin tutma övüdümü unutma. Amcan Yaşar Kozanoğlu hatıra defterimi hala saklarım yazdıkları da hala ezberimde. Ben o zaman Tommiks çizgi romanların okuyorum Yaşar amcada yaşlı olmasına rağmen Karaoğlan okurdu benimle çizgi roman paylaşırdı.

Eskişehir’de Milli Mücadeleciler vardı

Biz artık yolumuzu komünizmden Milliyetçiliğe doğru çevirmeye karar verdik. Eskişehir’de etkin bir gurup olan Milli Mücadeleciler vardı. Bunlar Eskişehir, Afyon, Konya onların merkezleriydi. Orada Sadettin diye Banazlı diye bir arkadaşım vardı. Şimdi Antalya’da Mimar. O zamanlar Pınar diye bir dergi çıkartıyorlardı. Bunların çıkardığı Pınar dergisini okuyarak biz soldan sağa doğru kaymaya başladık. Eskişehir’de Ülkü Ocaklarına fazla gitmedim ama bazı organizasyonlarına katılıyordum. Bizim yolumuz Yoldaş’dan Ülküdaş’a doğru bir geçiş yaptı. Buna da hiç pişman değilim. Şöyle düşünüyorum da benden komünist olmadı her halde.

Kolejden Ülkücü mü çıkar?    

Eskişehir’de okul yatakhanelerinde bir öğretmenle başlayan solculuk ve kominizim Afyon’da yine bir öğretmen ile çok farklı bir yola saptık. Afyon’da ülkü Ocaklarına gidip gelmeye başladıktan sonra artık geri dönüşü olmayan bir yola girdik. Eskişehir’de Milli Mücadeleciler ile olan yakınlığımızdan dolayı zaman zaman oradaki Ülkü Ocaklarına gitmeye başladım. Bir süre sonra beni merak etmeye başlamışlar. Kimsin sen nerede okuyorsun dediler. Bende kolejde okuyorum dedim. Kolejden Ülkücü mü çıkar diye bana çıkıştılar. Benim ülkücülük hayatım lise birden sonra başladı. Nabi Avcı Milli Eğitim Bakanımız benim ağabeylerimden birisidir. İslamı görüşleri ağır olan bir kişiydi. Lise dönemim boyunca Ülkücülük için iyi bir mücadele verdim. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ