logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Kelebeğin Rüyası

ömer mazi

Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği şiirsel hayatı konu alan 2013 yapımı bir film.

Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın paylaştığı film, II. Dünya Savaşı döneminde Zonguldak’ta yaşayan ve genç yaşta veremden ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikayesini anlatıyor.

O dönemde şairlerin Mehmet Çelikel Lisesinde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil’i de Yılmaz Erdoğan canlandırmıştı.

 

Bu filmi sinemada izleme imkanım olmadı.

Okullar kapanınca bizim aile Antalya Finike’de denizin keyfini çıkartırken bende özellikle geçen yıl kaçırdığım özellikle Türk filmlerini toparlayarak evde kendime “Sinema Festivali” düzenledim.

Her akşam 3 film izleyerek dünya kupasına meydan okuyorum.

 

Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerin en tepesinde Kelebeğin Rüyası vardı.

Yılmaz Erdoğan’ın bana göre çektiği en özel film.

Filmi izlerken geçen SOMA’da kaybettiğimiz 301 madencimiz gözlerimin önünden geçti.

Film kömür madeni sahnesiyle başlıyordu.

Maden içinden çekilmiş sahneleri, yerin altında çalışmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

 

Filmde iki genç şairin hikayesi anlatılıyor.

Kaybolup giden şairlerin.

Genç yaşta veremden hayatını kaybeden ama hiç bilmediğimiz şairler.

Etkileyici ve güzel bir filmdi.

Oyunculuklar son derece güzel ve abartısız.

Bir yandan o yıllardaki ülkenin içinde bulunduğu şartları, imkanları, çaresizlikleri görüyoruz.

Bir yandan ince hastalık dedikleri verem illetinden kaybedilen yaşamları.

Verem iyi bakım, iyi beslenme ile kolayca atlatılacak bir hastalık olmasına rağmen yokluk ve kıtlık yılları olan 1940 yıllar, 2. Dünya savaşı etkilerini görüyoruz.

 

Verem için ince hastalık derlerdi.

İnce hastalık denmesinin bir nedeni de aşk hastalığı olması.

Filmi izlerken bende 1977’li yıllara gittim.

Henüz 7 yaşındayım.

Annemin dayısının oğlu Mesut abi vardı.

Mesut abi o kadar yakışıklı bir adamdı ki anlatamam.

Yakışıklı kelimesi az kalır.

Tam bir erkek güzeli.

Bebek gibi, kadın kadar güzel bir adamdı.

 

70’li yılların modası uzun saç, geniş paça pantolonlar, sivri uzun yakalı gömleklerle yürüyen bir manken gibiydi.

Ben birkaç kez gördüm.

Ama bizim aile albümünde fotoğrafları vardı.

Her baktığımda hayran olurdum.

 

Mesut abi daha sonra Teyzem ile evlendi.

Teyzemde gerçekten çok güzel bir kızdı.

Havva teyzem içinde artist gibi desem abartmış olmam.

İşin özü güzel adam ve güzel kız.

Evlendiler.

İkisi de öyle güzeldi ki anlatamam.

İçlerinin güzellikleri yüzüne vuruyordu.

Bir insanın yüzüne gülümseme bu kadar yakışamazdı.

Antik çağlarda olsa kesin tanrı ve tanrıca derlerdi.

 

Öyle güzel iki insanın evlilikleri biz yakınları tarafında çok mutlu etmişti.

Ama o güzel evlilik uzun sürmedi.

O güzel evlilikten bir çocuk olmadı.

Çünkü Rabbim güzel olan ne varsa uzun sürdürmüyor.

Bir nefes, bir bahar, bir gün gibi kısa sürüyor.

Tıpkı kelebeğin hayatı gibi.

Kırlarda açan papatya gibi.

Ekin tarlalarında çıkan gelincik çiçekleri gibi.

 

O iki güzel insanın evlilikleri yaz yağmuru gibi geldi geçti.

Çünkü Mesut abi, Yılmaz Erdoğan’ın filminde anlattığı ve genç yaşta ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu gibi verem’di.

 

Hayatımda tanıdığım en güzel adam verem’den hayatını kaybetti.

Hayatımda tanıdığım en güzel iki insanın evlilikleri bir kelebek ömrü kadar sürdü.

Melekleri bile kıskandıracak iki güzel insanın evlikleri peri masallarında olurdu ancak.

Oda benim çocukluğuma ve bizim aileye nasip oldu.

Ama Mesut abi tıpkı genç yaşta veremden ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu gibi henüz 24’li yaşlarda hayatını kaybetti.

Havva teyzem ondan kalan hatıra resimleri bize verdi.

Çünkü bakmaya kıyamıyordu.

İçi yanıyordu.

Atmaya kıyamadı.

Çünkü bir kelebek ömrü kadarda olsa dünyanın en güzel adamıyla evlenmişti.

 

İki güzel insanın birlikteliğini Melekler kıskanmış olmalı.

Erken bitti.

Kelebeğin rüyasını izlerken aklıma hep Mesut abiyle Hava teyzem geldi.

Mesut abinin yüzünden eksik olmayan gülümsemesi.

Bu ülke Mesut abi gibi şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu gibi yüzlerce güzel insanını yitirdi.

Yıllarca “Verem Savaş Dispanseri” vardı.

Veremle savaş verildi.

Artık Türkiye’de kimse veremden ölmüyor.

Yeni kuşak böyle bir hastalığı ancak siyah beyaz Türk filmlerinde görüyor.

Siyah beyaz film izlemedikleri için o ince hastalıktan haberdar değiller.

 

Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyasını geç izlediğim için pişmanım.

Ama iyi ki izlemişim.

İzlerken de beni çocukluğuma, Mesut abinin Havva teyzemin evlilikleri ve bir kelebek hayatı kadar süren yaşamlarını hatırlattı.

Teşekkürler Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat.

Sizin sayenizde iki güzel şairi tanıdım.

Sizin sayenizde iki güzel insan olan Mesut abi ve Havva teyzemi hatırladım.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,