logo

06 Ocak 2014

Kaza, dram ve habercilik

kaza dram habercilik

Cuma günü bir kaza haberi geldi.

Normal sıradan bir kaza.

Yeni Müze inşaatı önünde bir yolcu otobüsü otomobile çarpıyor.

Kazada bir kadın sıkıştığı yerden güçlükle çıkartılıyor.

Ama maalesef kurtarılamıyor.

 

Kazada yaralı olarak kurtulan kişi olayın şoku ile kızım diyor.

Kızımı bulun.

İşte o andan itibaren polis, AFAD ekibi, Sağlık Personeli ve çevrede bulunan herkes kaza yerinde bir çocuk aramaya başlıyor.

Kaza yapan aracın altı ve çevrede bulunan tüm araçların altına bakılıyor.

Zamanla yarış başlıyor.

Yaralı ise küçük çocuğu hayatta tutma yarışı başlıyor.

 

Yol kenarında bulunan refüjlerin içindeki atlar çalılıklar her yere bakılıyor.

Ama yok.

Aranan çocuk yok.

Tam yarım saat boyunca herkes bakmadık yer bırakmıyor.

Sevindiren haber aile yakınları ile kurulan telefon bağlantısı ile ortaya çıkıyor.

Aranan çocuğun kaza sırasında arabada değil evde olduğu ortaya çıkınca herkes derin bir nefes alıyor.

Neredeyse sevinç çığlıkları atacaklar.

 

Haber yazıldı sayfalar yapılırken çalılıkların arasında onlarca kişinin kaybolduğu sanılan çocuğunu ararken resmini gördük.

Birinci sayfadan sıradan bir kaza haberi olarak girecekti.

Odak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Gökhan Kocaaslan’ın çektiği fotoğraf her şeyi değiştirdi.

O fotoğraf kaza haberinin önüne geçti.

 

Gazetenin yapılmış olan 1. sayfası bozularak yeniden yapılmaya başladı.

Şimdi de bizim haber maratonu başladı.

Bir yandan Mehmet Emin Güzbey.

Diğer yandan Gökhan.

Ve bir başka yandan ben devreye girerek araştırmaya başladık.

Araştırdıkça şok yaşamaya başladık.

 

İlk şok kazada yaralan kişi Müze Müdürü Mevlüt Üyümez’in oğlu, hayatını kaybeden kişinin de gelini olduğu ortaya çıktı.

Bir yandan Mevlüt Üyümez için üzülürken bir yandan araştırmaya devam ediyoruz.

Gazlıgöl Belediye Başkanı Selahattin Keskin ailenin arkadaşı olduğunu öğrendik.

Selahattin Keskin başkanla telefonla görüşürken bir şok daha yaşadık.

Keskin, 2009 yılında Mevlüt Üyümez eşini kazada kaybetti.

O kazada oğlu da yaralanmıştı dedi.

 

Biz bir kez daha şok içinde kaldık.

Beş dakika ara verdik.

Biraz kendimize geldikten sonra gazetenin 1. sayfası bir kez daha bozuldu.

2009 yılındaki kaza haberlerini aradık.

O kazada Mevlüt Üyümez eşini kaybetmiş.

Oğlu yaralı olarak kurtulmuş.

Aradan 4 yıl geçiyor.

Yine bir kaza ve yine Mevlüt Üyümez’in oğlu kazanın içinde.

Talihsiz genç 4 yıl önce annesini trafik kazasında kaybettikten sonra bu kez yine bir trafik kazasında eşini kaybediyor.

Kendisi yaralı olarak kurtuluyor.

 

Bu ne kadar kötü ve ne kadar acı bir tesadüf.

Bazen insan bu kadarda olmaz diyesi geliyor ama oluyor.

Biz gazeteciyiz.

Hayatımız boyunca buna benze çok olay yaşadık.

Bazen kendi kendime soruyorum gazetecilik nerede başlar nerede biter diye.

İnanın bunun bir cevabı yok.

Benden önce bu işi yapan o kadar adam bunun cevabını bulamış ki ben bulayım.

 

Dram içinde dram yaladık.

10 dakika arayla şok yaladık.

İnanın böyle olayların içinde olmak insanı ne kadar yıpratıyor, ne kadar üzüyor anlatmaya gerek yok sanırım.

Ama en kötüsü tanıdığınız bir insanın başına gelen böyle bir olayda resmen çöküyor insan.

Ama yinede biz gazeteciyiz.

İşimizi yapmak zorundayız.

İçimiz kan ağlayarak Cumartesi günü çıkan gazeteyi hazırladık.

 

Afyon’da çok büyük gazeteciler var.

Çok büyük gazeteler var.

Ama fark yaratan yok.

Oda bize kısmet oluyor ne yapalım.

Bakmakla görmek arasındaki farkı çöze bilen fark yaratır.

Habercilik ve gazetecilik ciddi iştir.

Bazen bir fotoğraf çok şey anlatır görebilirsen.

 

Mevlüt Üyümez ve ailesine geçmiş olsun başları sağ olsun.

Share
#

SENDE YORUM YAZ