logo

Kavgaya karışan şoförün aracına bir ay ceza

ömer mazi

Afyon’da geleneksel hale gelen Dolmuşçu-Halk Otobüsü kavgaları her ay sistematik bir şekilde devam ediyor.

Kim haklı kim haksız ona bakmıyorum.

Ama bu güne kadar onlarca kez kavga oldu.

Araçlar taşlandı, kurşunlandı.

Yetmedi şoförler tekme tokat dövüldü.

Hatta kurşunlandı.

 

Emniyet Müdürü değiştiğinde bir süre duruyorlar.

Bakıyorlar.

Emniyet Müdürü işi biraz gevşetince, bizim şoförler azıyor.

Kuduruyorlar.

Hadi bi kavga edelim.

Sebep?

Bir sebep olmasına gerek yok ki?

Niye?

Spor olsun diye.

 

Başka bir neden yok yani.

Yok vallahi, sadece spor olsun diye kavga ediyoruz.

 

Yoksa topu topuna 1 lira 75 kuruş için adam dövüldüğü nerede görüldü.

Dövende şoför dövülen de şoför.

Yani meslektaş.

Aynı işi yapan, belki daha önce aynı durakta çalışan arkadaşı.

İnsan olan insan yapmaz bunu.

Onların ki sadece sportif bir organizasyon.

Biz bunu anlayamıyoruz.

 

Hatta bir saferinde yanlışlıkla şoför gardaşlarımdan biri kadın polise de bir yumruk atı vermiş.

Polisleri de organizasyonun içine almak istemişler.

Ama bu durumu yanlış anlayan vali ve emniyet müdürü bizim sportmen şoför gardaşlarımızı terörist ilan etmişti.

Oldu mu şimdi.

 

Bu geleneksel şoför kavgası devam ederken kenti yönettiklerini zannedenler olayı localarından seyretmekle meşguller.

Her kavgadan sonra basının karşısına çıkıp, “Önümüzdeki kavgalara bakacağız.

Güçlü olan dövdü.

Dövenin yanına kar kaldı.

Bizde bundan sonraki kavgalara ona göre hazırlanacağız” dediler.

 

Yıllardır durum böyle.

Bir sonuç yok.

Sanki şehir, şehir değil vahşi batı

Gücü yeten, gücü yeteni evire çevire, onlarca yolcunun önünde ana, avrat, din kitap her türlü küfürü ederek dövüyor.

Kameralar çekiyor

Polis geliyor.

İfadeler alınıyor

Savcılık, evrakları gönderin olaya karışanları salın.

O kadar!,

Yapanın yanına kar kalıyor

Dayak yiyene, sende dayak at diye teşvik ediyor.

Sen salak mısın? Elin armut mu topluyor sende vur diyor devlet kurumları.

Son günlerde yine aynı manzaralar yaşanıyor.

Valiler değişiyor.

Emniyet Müdürleri değişiyor.

Afyon’un dolmuşçu, Halk Otobüsü kavgası bir türlü değişmiyor.

Karar alması gerekenler cesur davranamıyor.

Karar almak için yürekli olmak gerek.

Aldığınız karar can yakacak.

Can yakacak ki bir daha kavga etmesin.

 

Peki çözüm ne?

Bekara karı boşamak kolay.

Daha önce yazdım.

Çözüm basit.

 

Bir örnek

1990 yılında Kuşadası’nda yaşarken dönemin Belediye Başkanı bir karar almıştı.

Turizm bölgelerinde “Hanutçu” diye tabir edilen turistleri rahatsız edecek derecede iş yerlerine çekmeye çalışan kişilerden şikayet etmeyen yoktu.

Turistler sokakta dolaşamaz hale gelmişti.

Dönemin Belediye Başkanı hanutçu çalıştıran, ya da hanutçunun getirdiği müşteriye ürün satan iş yerini 3 gün kapatıyordu.

 Aynı işyeri bu olayı tekrarlamışsa 1 hafta.

Bir sonrakinde 15 gün.

Yılların hanutçu sorunu bir anda bitti.

Hanutçu ile mücadele onu teşvik eden iş yerleri ile olur.

Bu uygulama Türkiye’ye örnek oldu.

Her yerde uygulanmaya başlandı.

Ama cesur ve korkusuz Belediye Başkanları uyguladı.

Korkak Belediye Başkanları ve yönetimleri esnafın tepkisinden çekindikleri için kararı uygulamaktan kaçındı.

 

Vali, Belediye Başkanı, Şoförler Odası

Bu kanayan yara nasıl çözülür?

Vali, Belediye Başkanı, Şoförler Odası Başkanı bir araya gelecek.

Diyecekler ki, artık yeter bu şehirde biz Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ediyoruz. Kanunlar var, yasalar var, bizde de bu yasaları uygulamak için yetki var.

Artık korkuyu bir kenara bırakıp bu soruna çare bulma zamanı geldi.

Çağırın Halk Otobüsü, Dolmuş durak yöneticilerini.

Artık yeter, kavgaya karışan hangi araçsa, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra kim suçluysa onun aracı bir hafta trafikten men, aynı araç 2. kez olaya karışırsa 15 gün, 3. kez karışırsa 1 ay trafikten met 4. kez karışırsa trafiğe çıkması yasak.

 

Aynı şekilde kavgaya karışan şoförler içinde alınmalı 3 kez kavgaya karışan şoför hiçbir toplu taşıma işinde çalışamaz, bu adamın aklından sorunu var demektir.

Bu işin çözümü aslında bu kadar basit.

 

Vali ve Belediye Başkanında Türkiye Cumhuriyetinin verdiği yetkiler var.

Ancak, onlarda bu yetkileri bu güne kadar kullanmadılar.

Varsa cesaretleri uygularlar ve trafik terörünü bitirirler.

Yoksa daha çok geleneksel Dolmuşçu-Halk Otobüsü kavgalarına tanık oluruz.

Merak ediyorum bu olaylar televizyonlarda yayınlanınca İç İşleri Bakanı telefon açıp nedir bu kepazelik, siz orada ne iş yaparsınız vali, belediye başkanım diye sorduğunda ne cevap veriyorlar?

Biliyorum ki her olaydan sonra Ankara’dan aranıyorlar.

 

Bakalım bir sonraki geleneksel Dolmuş-Halk otobüsü kavgasını ne zaman izleyeceğiz.

Bakalım her olaydan sonra bu son olacak

Herkes aklını başına alsın diyen idareciler, daha ne kadar başlarını kuma gömecekler

Daha ne kadar

Görmedik

Duymadık

Bilmiyorum

Diyecekler.

Ne zaman bu şehirde Devlet otoritesi sağlanacak.

Ne zaman ekşiya şehre hükümdar olmaz diyecekler.

Share
#

SENDE YORUM YAZ