logo

Kar yağıyor Afyon’a

ömer mazi
Eskiden tam altı ay kar yağardı.
Öyle diz boyu, adam boyu falan değil, dam boyu yağardı kar.
Yollar kapanırdı, köyler köylere, şehirler şehirlere ulaşamazdı.
Bembeyaz olurdu dağlar, dağlar yüreğimi dağlar, yolda ölürdü hastalar doktor yolunda.
Ama şimdi öylemi bak yeni yıla geçtik daha ilk kez kar gibi kar yağdı.
Gece boyunca yağan kar, gelinlik kız gibi beyaza bürüdü Afyon’u.

Evdeyim, kızım Side baba her yer beyaz olmuş diyor.
Karla kaplanmış Afyon.
Hanım sobayı yakmış yarı borusuna kadar kıpkırmızı olmuş.
Lezzeti meşhur Şuhut Patateslerinin küçükleri seçilmiş közlenmeyi bekliyor.
Ne zaman diyorum hanıma, ne zaman ekmeğin arasına tereyağı sürüp sobada kızartacaksın.
Kocaman bir somun ekmeğini kızım Side ile ortadan kesip kitap gibi açıyoruz.
Koca bir tereyağını içine sürüp sobanın üzerinde kızarmaya bırakıyoruz.
Ekmek ısındıkça tereyağ eriyor.
Tereyağ eridikçe odayı mis gibi bir koku kaplıyor.
Açın pencerenin perdelerini kar yağarken lapa lapa, biz sıcacık evimizde kahvaltı yapalım mis gibi.
Bu gün okul da yok Side tatil yaparsın artık.
Ama benim çıkmam lazım.

Soğuk çarpıyor suratıma
Sıkıca giyiniyorum.
Merdivenlerden inip sokak kapısını açtığımda tokat gibi çarpıyor soğuk suratıma.
Her yer kar altında ama kestiremiyorum ne kadar birikmiş diye.
Bir adım atıyorum diz altına kadar gömülüyor ayaklarım.
Sokaklar boş bugün, kimse çıkmamış evlerinden.
Ya da çıkamamışlar kardan.
Uzun çarşıdan iniyorum aşağı doğru.
Elimde fotoğraf makinesi resim çekiyorum.
Beyaza bürünen Afyon’u.
Sokaklarda her zaman olduğu gibi yine belediye işçileri çalışıyor.
Belli ki yağan kara en çok onlar bozulmuş.
Yolları açmak için var güçleri ile çalışıyorlar.

Anıt parka geliyorum.
Beyaz altında park.
Arkada Karahisar kalesi tüm ihtişamı ile dimdik duruyor, beyaza bürünse de.
Park tamamen karlar altında.
Anıtın üzerinde kar birikmiş.
Başka bir anlam ve güzellik katmış.
Banklarda insanların yerini yarım metreyi bulan kar yığınları almış.
Uzak bir yerden gelmişçesine kurulmuşlar bankın üzerine.
Anıt parktan Zafer Müzesine baktım.
Kızıla çalan çatı gelin başı gibi beyazlar içinde.
Hiç ara vermeden yağdı kar.
Çatılar, yollar, ağaçlar arabalar her yer tek renk oldu.
Afyon gelin gibi oldu.

Eski valilik önündeki yapraklarını döken ağaçlar direniyor kara.
Her ne kadar üst kısımları beyaza bürünse de kar’a inat yarısı hala kendi rengini koruyor.
Her yer beyaz, her yer kar altında tek bir renk bugün Afyon.
Ama durun, durun biraz, yer beyaz, gök beyaz, çatılar beyaz araçlar beyaz.
Beyazlar arasında doğaya inat bir çift bayrak meydan okuyor.
Bizim bayrağımız ay yıldızlı kan kırmızısı bayrağımız kar’a da, doğaya da inat tüm ihtişamı ile fark ettiriyor kendini.
Ben buradayım, ne kar, ne fırtına hiç bir şey beni yıldıramaz.
Dalgalanırım gururla, onurla, şerefle der gibi.

Gökyüzüne bakın
Sonra gök yününe bakıyorum.
Nereden geliyor bu kar, daha ne kadar yağacak diye.
Önce dudaklarıma, yanaklarıma, gözlerime kar düşüyor.
Her kar tanesi bir damla su oluyor yüzümde.
Üşütüyor su damlaları tenimi, sonra iliklerime kadar iniyor hafif bir soğuk.
Oysa karda yürürken insanlar hep yere, hep önlerine bakarlar.
Kendilerini, kardan korumak ister gibi.
Bakın yukarı, sizde yukarı bakın.
Kar düşsün yanağınıza, gözünüze, anlınıza, saçlarınıza.
Bakın yinede, gökyüzüne.
Sonsuz bir beyazlık içinde süzülerek inen kar tanelerine bakın.
Ne kadar saf, ne kadar berrak, ne kadar hoş.

Kale ve bayrak
Kaç kere baktım sana, kaç kere önünden geçtim bilmiyorum.
İhtişamın dillere destan, adına romanlar yazıldı, hikayeler anlatıldı, şiirler şarkılar yapıldı.
Ey koca Karahisar kalesi.
Bugün bir başka güzelsin.
Bugün bir başka alımlısın.
Örtemez üzerini hiçbir şey, alamaz tepende sallanan ay yıldızlı bayrağı kimse, tarih boyu alamadıkları gibi.
Ama ne bileyim bugün başka güzelsin.
Başka bir gözle baktım bugün.
Bir siluet gibisin.
Biraz uzaklaştım.
Valilik önündeki bayrağı öne alıp arkada bir fon gibi, bir anıt gibi duruşun beni bir kez daha hayran bıraktı.
Ne diye bilirim ki karlar altında Afyon bugün.
Bir başka güzel Afyon bugün.

Kar
Kar, kar gibi yağıyor ince ince
İpek gibi kar yağıyor özlenen
Kar yağıyor Haydar’ın şiirlerine
Kederine yağıyor Nâzım’ın
Yüzüncü yaş gününü kutluyorum
Kar altında kalıyor hasreti

Kar yağıyor günlerce gecelerce
Durmaksızın yağıyor kar kar
Gökyüzüne bakıyorum, kar nerede
Başlıyor, nerede bitiyor kar kederi
Ağaçların dalları karla yüklü
Kara bir kedi geçiyor sokaktan

Kar yağıyor ipekten inceliği
Kar yağarken beresi kaşında
Bir kız geçiyor sokağı
Keyifle seyrediyorum, uçuşuyor
Beresinin altında güzelliği

Kar yağıyor sürekli ve aydınlık
Issızlığı geçen kar sesidir geceden
Kar yağıyor ipeksi ve inceden
Kocaman boşlukta durmaksızın büyüyor
Yüreğime dolan kar kederi

Kar yağıyor ruhum kardır benim
İnce ince yağıyor geceden beri
Kardır Nâzımı’ın bütün sözcükleri
Yüzüncü yaş gününü şiiriyle kutluyorum
Odama doluyor Nâzım kederi

Ahmet Ada

Share
#

SENDE YORUM YAZ