logo

İyi Bayramlar Afyon

ömer maziBayram bugün için bize ne ifade ediyor?

Ne anlam taşıyor?

Çevreniz de bulunan insanlara bir sorun.

Bugün bayram denildiğinde ilk aklına gelen ne?

 

Kaç gün tatil.

Bayramda nereye gideceksin?

 

Kurban bayramı bugünün gençliği için çok bir anlam ifade ettiğini sanmıyorum.

Aslında hadi bir yolculuk yapalım.

Kendi çocukluk yıllarımıza 30 yıl, 40 yıl, 50 yıl öncesine dönelim.

Bırakın işi gücü 10 dakika mola verin.

Gözlerinizi kapatın ve zamanda yolculuk yapalım.

 

Siz kaç yıl öncesine döndünüz bilemem ama ben 1977’li yıllara dönüyorum.

İlkokula yeni başladım.

Kara önlüklerimle her gün Mithat Paşa İlkokulu 1-C sınıfı Şengül Karlı öğretmenin sınıfına gidiyorum.

Anamın renkli mavi, kırmızı, yeşil, mor örgülü Pazar çantasının içine kitaplarımı koyardım.

Giydiğim pantolonun kıçında kocaman bir yama.

Lastik papuçlarım bile ateşte köz gibi kızaran maşa ile yama yapılmış haldeydi.

 

Bayramın gelmesini dört gözle beklerdik.

Bayram gelse de yeni bir ayakkabı alsa babam diye.

Ayakkabı dediğin şey bayramdan bayrama alınırdı.

Genellikle arife günü alınır akşam evin önünde saatlerce babamın gelmesini bekledim.

Bizim sokağın köşesinden dönen her karaltıya dikkat kesilirdim.

Babam ne zaman görünecek diye.

Bir görünse, ellerinde paket var mı?, çanta var mı? bir bakabilsem.

Babam bana bayramlık almış mı?

Geçen bayram alamamıştı.

Çalışmadığı için parası yoktu babamın.

Ama belki bu bayram almıştır.

Belki bu gün çalışmıştır.

 

Ayakkabımın yama yerlerinden su giriyor içine.

Ayaklarım ıslanıyor.

Sayamadım kaç kişi döndü o sokağın köşesinden.

Kaç baba ellerinde paketlerle girdi evlerinin kapısından.

Bizim sokaktaki çocukların sevin çığlıkları yankılanıyor kulaklarımda.

Ah be baba nerede kaldın gel artık.

 

Gün battı, hava karardı saatlerce ayakta beklemekten gücüm tükendi.

Anam çağırdı.

Gel artık yemek yiyoruz.

Babamı beklemek istiyorum ama ayakta duracak gücüm kalmadı.

Karnım sırtıma yapıştı.

Yine de gitmedim, ısrarla inatla bekledim.

Anam geldi kolumdan tutuğu gibi sürükleyerek evden içeri soktu beni.

Ev dediğin zemin kat iki odalı bir yer.

Tavuk kümesi kadar.

 

Zorla birkaç kaşık bir şeyler yedikten sonra birazda küsmüş bir şekilde sedirin üzerine çıktım.

Gözüm kapıda.

Babam bir türlü gelmiyordu.

Artık göz kapaklarımı zor kaldırıyorum.

Uyumamak için kendimle savaşıyorum.

Bir süre sonra uykuya yeniliyorum ve olduğum yerde sızıp kalmışım.

Sabah ilk uyanan ben oldum.

Anam babam ve gardaşlarım hala uyuyorlar.

Hemen evi aramaya başladım.

Babam ayakkabı almış mı? diye.

Yok arkadaş almamış.

Sen ne biçim babasın ya.

Bir ayakkabı bile almamış.

Ne olurdu yani bir ayakkabı alsaydın.

Bende komşu çocukları gibi sevinsen ne olurdu yani.

 

Evin önünde bulunan dut ağacının dibine oturup ağladım.

Bir süre sonra babam yanıma geldi.

Ben bir yandan ağladığımı gizliyorum bir yandan babamı görmezden geliyorum.

Babam yanıma oturdu.

“Sen benim babamın adısın.

Seni benim ilk oğlumsun.

Hepinizi çok seviyorum ama seni daha çok seviyorum.

Biliyorum ayakkabın iyi değil.

Yenisi alınması lazım.

Ama sana alsam Mehmet, Ali, Ercan, Erol var onlarda istemeyecekler mi?

Birinize alsam diğeriniz üzülmeyecek mi?

Ben hiç birinize ayrıcalık yapmamak için sana da almadım.

Hepinize alacak param yok.

Ben istemez miyim çocuklarımın hepsine yeni ayakkabılar, gömlekler, pantolonlar almak.

Ama yok işte ne yapalım.

 

Bu hafta iş de çıkmadı.

Hem size ayakkabı alsam bu kez kurban alamazdım.

Yılda bir kez çocuklarım doya doya, bıkana kadar et yesin.

Kurban almak için bile gece yarısına kadar bekledim.

Kurban satanların müşterisi bittikten sonra geriye kalan en ucuzunu alabilmek için.

Param ancak o kadarına yetiyor.

Ama söz ilk fırsatta sana ayakkabı alacağım” dedi.

 

Rahmetli babamın gözlerine baktım.

Ağlayan bendim ama onun gözleri kan çanağı gibiydi.

Gözlerinde hiç yaş yoktu ama ağlamış gibiydi.

İşte o an babamla gurur duydum.

Babam beni ilk kez adam yerine koyup dertleşti.

O an ayakkabımın yırtık olması, popomda yama olmasını unuttum.

 

Yaa işte böyle benim zaman yolculuğumda bunlar var.

Ya sizin yolculuğunuzda neler vardı?.

Yolda karşılaşırsak sizde bana anlatın olsun bitsin.

Ya da yazın bir mail atın benim gibi sizinde geçmişe yolculuğunuzu yazalım.

Paylaşmak güzeldir.

Paylaşmak bir bayram geleneğidir.

Olanlar olmayanlara verir.

Şimdi sorarım size bu günkü çocuk için bayramın bir anlamı var mı?

Her çocuğun en ay 5 tane ayakkabısı var.

Yamalı pantolonu hiç olmuyor.

Gerçi yırtık kot modası falan ver ama o başka bir hikaye.

Bizim gibi yeni bir şey alınması için bayramdan bayramı beklemiyor kimse.

Her çarşıya çıkıldığında bir şeyler alınıyor anında.

 

Ben kendi çocuklarımdan biliyorum.

Aynı kıyafeti üst üste 2 gün giymiyor veletler.

Yokluk nedir, alamamak nedir, çaresizlik nedir bildikleri mi var?

Ben yine de ihtiyaçtan fazlasını almamaya çalışıyorum.

Ama etrafımda o kadar çok ana baba görüyorum ki bizim olmadı onun her şeyi olsun.

Olsun ama abartmadan.

Bu kez hiçbir şeyin kıymetini bilmeyen bir nesil yetiştiriyoruz.

 

Neyse biraz dertleşmiş oldu.

Biraz garip bir bayrak yazısı oldu ama bugün içimden bunları yazmak geldi.

Ben zaman zaman geçmişe yolculuk yaparım.

Geçmişini bilmeyen geleceğin kıymetini bilemez.

İyi bayramlar, herkese iyi bayramlar.

 

ODAK GAZETESİ

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,