logo

İlk görüşte aşk gibi

ayengin1

Önceki hafta Engin Ayengin tarafından Afyon Lisesi toplantı salonunda Atatürk konulu konferans düzenlendi.

Atatürk’ün dahi yönü üzerinde bir konuşma yapıldı.

Konferans bittikten sonra ayaküstü bir kaç kişi sohbet ettikten sonra yakışıklı bir adam yanıma geldi.

Ömer Mazi sen misin? dedi.

Evet benim dedim.

İyi o zaman hadi gel bizi gidelim.

Gece saat 21.30.

Çok şaşırdım.

Hayatımda ilk defa gördüğüm bir adam gecenin bir vakti hadi bize gidelim diyor.

 

Tanımam etmem.

Şaşırdım.

Çok sevenimiz yok ya.

Ne münasebet siz kimsiniz, niye size gidiyoruz? dedim.

Ben Halil dedi.

Engin’in babasıyım.

Konuşuruz dedi.

Konuşuruz konuşmasına ama ben Engin Ayengin içinde öyle güzel güzel yazılar yazan biri değilim.

Hatta MHP Belediye Başkan aday adaylığı sırasında çok da hoşlarına gidecek bir yazı yazmadım.

 

Yani bana bayıldıklarını sanmıyorum.

Sanmıyorum ama adam o kadar sevimli ve ikna edici ki hayır diyemedim.

Belki kalbimin bir köşesinde birazcık da korkuyla gidelim ağa dedim.

Bu sırada yanımıza Dinçay Doğar geldi.

Hadi gidelim dedi.

Dinçay hoca varsa başımıza bir şey gelmez dedik ve bindik bir arabaya.

Araba dediğimde tank gibi bir şey.

Kahraman Kağan Kürşad Kurnaz’ın arabası.

 

Gittik.

Öyle bir sohbet yapıldı ki gece yarısına kadar siyasetten iş hayatına kadar.

Gece yarısını geçen bir saatte vedalaşırken “neden daha önce tanışmadık” dedik bir birimize.

Sarıldık.

Vedalaştık.

En kısa zamanda yine bir araya gelelim dedik.

San ki ilk görüşte aşk gibi.

Birkaç saatte kırk yıllık ahbap gibi olmuştuk.

 

Dört gün önce Cumartesi Mehmet Başaran’ın ofisinde sohbet ediyoruz.

Bir telefon geldi.

Halil amca hastaymış dedi.

Geçmiş, bu güne kadar hiç bir şeyi yok.

Turp gibi adamdı dediler.

Sonra bir anda rahatsızlanıyor.

Engin Ayengin iki günde 40’dan fazla hocayla görüşüyor.

Ama hiç birisinden beklenen cevabı alamıyorlar.

“Eve götürün dua edin”

O kadar.

 

Hafta içi geçmiş olsun ziyaretine gideyim diye program yaptık.

Çarşamba günü olur dedim.

Kendi kendime.

Salı sabahı hayatını kaybettiği bilgisi geldi.

İnanamadım.

 

Atladım gittim.

Ziyarete gideceğim evde Halil Ayengin yatıyor.

Toplanmış eş dost dua ediyor.

Bizde dua ettik.

Bugün (Çarşamba) Öğle namazını takiben İmaret Caminde kılınacak olan Cenaze namazından sonra Afyon’da defnedilecek.

 

Bir baba kaybetmenin ne olduğunu bilirim.

Ne kadar büyürseniz büyüyün babanızı kaybetmeden adam olamazsınız.

Bilirsiniz ki başınız sıkıştığınızda babanız yardımınıza koşar.

Yanınızda kimse yoksa bile babanız vardır.

Yıkılsanız kaldırır.

Yaralansanız yaranızı sarar.

Ağlasanız sizinle ağlar.

Baba hiçbir arkadaşın, dostun yerini alamaz.

Ne zaman başınız sıkışsa arkanızda dağ gibi babanız vardır.

Ben baba kaybetmenin acısını yaşadım.

Babamı kaybettikten sonra büyüdüğümü hissettim.

Onun için Engin Ayengin’in başı sağ olsun.

Allah onlara uzun ömür versin.

 

Engin Ayengin’in babasının arkasından yazdığı bir yazıyı paylaşmak istiyorum.

 

Ustam reisim koca babam çınar ağacım Halil Ayengin hakkın rahmetine kavuşmuştur.

 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

Share
#

SENDE YORUM YAZ