logo

İlk elini tutuğum kız eşim oldu

DR MEHMET ECER  (54)

CHP Belediye Başkan adayı Doktor Mehmet Ali Ecer neden üniversite son sınıfta evlenmek zorunda kaldı? Öğretmen lisesini kazanmasa İmam Hatip’e gidecek ve 17 yaşında imam olacaktı. Hayatıyla ilgili bilinmeyenleri Odak Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Çay ve Sultandağı Afyon geneline bakıldığında eğitim seviyesi en yüksek yer. Nedir bunun sebebi?

M. Ecer, Bunun sebebi özellikle eskiden verimli arazileri yoktu, şimdiki gibi kiraz ve vişne bahçeleri yoktu. Herkes okumak zorundaydı. Bir kere her evden bir kişi mutlaka okutuluyordu. Okumak Çay ve Sultandağı bölgesinde hayatını kurtarma çabası gibi bir olay. Önünde iki seçenek var ya fakir bir çiftçi olacak, ya da okuyup memur olup hayatını kurtaracak. Olaya böyle bakılıyordu. Yani kimsenin okuyamazsam babamın serveti var, babamın işinin başına geçerim gibi bir şansı yoktu. Bu nedenle okuyan çok, okuyan çok olduğu için daha aydın ve modern bir hayatları var. Mesela bizim köyden çok fazla doktor vardır. Şimdi de kiraz ve vişne nedeniyle okuma olayı biraz düştü. Bizim köye yakın köylerden hasta gelir teyze 15 gün sonra gel derim nasıl geleyim beni kim getirecek der. Benim annem ilkokul mezunudur bırakın Türkiye’nin öbür ucuna gider. Okumak insanın özgüvenini geliştiriyor.

 

O bölgenin okuma seviyesini çok iyi öğretmenleri vardı birazda onlar sağladı. Aynı sınavda Çay ve Sultandağı bölgesinden her sınıftan 25 öğrenci kazanırdı Bolvadin’den sadece birkaç kişi kazanırdı. Öğretmenlerle de alakalı değil mi?

M. Ecer, Şimdi bölgenin okumaya ve eğitime verdiği önem, ailelerinde eğitim seviyesinin ortalamanın üzerinde olması nedeniyle elbette öğretmenlerin öğretme performansı artıyor. Karşısında eğitime aç bir öğrenci gurubu olunca, ilgili aileler var. Bu da ister istemez eğitim kalitesinin yükselmesini sağlıyor. Gerçekten o zamanki öğretmenler de özel bir gayret gösteriyorlardı. Sanki aralarında bir rekabet, bir yarış var gibiydi. Bu işin bir başka yönü de solcu öğretmenler daha idealist ve öğretme çabaları çok fazlaydı.

 

Babam İmam Hatip’e gönderecekti

Babanız nasıl biri baba, sizin eğitim olayınıza hiç karışmadı mı?

M. Ecer, Babam ve annem muhafazakâr inançlı kişilerdir. Babam her Anadolu insanı gibi otoriterdir. Aslında size ilk defa bir şey anlatayım. Babam hayatında bir kere benim eğitim olayına karıştı o da neydi biliyor musunuz? O yıllarda İmam Hatip Okulları çok popüler. Babam benim İmam Hatip lisesine gitmemi istedi. Turdu İmam hatibe göndereceğim diye. Bu arada sınavlara girdim ve öğretmen lisesini kazandım. Bu olay İlkokul öğretmenlerimin kulağına kadar gitti. Babamla konuşarak onlar benim Öğretmen lisesine gitmemi sağladı. Yoksa İmam Hatip Mezunu olacaktım. O dönemde Kuran kurslarına gidiyorum ve özellikle Cuma namazlarını hiç kaçırmam. Neyse böyle bir maceramız oldu. İlkokul öğretmenlerim ikna etmesi Öğretmen Lisesi yerine İmam Hatip lisesine gidecektim. Belki şimdi doktor yerine imam olacaktım. Hayat bir anda insanın kaderini değiştire biliyor. O dönemde İmam Hatip çok avantajlıydı. İmam Hatip Lisesini bitir 17 yaşında İmam olarak işe başlıyorsun ve maaş alıyorsun. Çok avantajlı yanları vardı. Bakın bunu ben bile unutmuştum nereden buraya geldik.

 

Sizin öğrencilik yaptığınız zaman gençler çok okurdu. Siz neler okudunuz?

M. Ecer, Bizim kuşağın öğrencileri sağcısı solcusu okumaya açtı. Bir birimizle çatışır kavga ederdik ama okurduk. Çok okuduğumuz için memleket olaylarına kafa yorardık. O dönemin Türk yazarlarının eserlerini, Rus yazarlar, dünya edebiyatı. Hiç bir şey bulamasak Tarkan, Kara Murat, eski gazeteler. Okuyacak mutlaka bir şey bulurduk. Şimdi öyle bir kuşak görmüyorum. Onlarda okuyor belki ama bizim gibi ülke olaylarına kafa yoracak şeyler okumuyorlar. Okuma alışkanlığı bende hala çok üst düzeyde aldığım bir kitabı 2-3 günde mutlaka bitiririm. Birde aynı zamanda 3 kitap birden okuyorum. Zülfü Livaneli’nin bir kitabı vardı 1.5 saatte okudum.

 

Lise bitti üniversiteyi kazandığınızı kasa yüklerken öğrendiniz Tıp olmasa başka bir yere gider miydiniz?

M. Ecer, bizim zamanımızda liseyi bitiren herkes istediği yeri kazana biliyordu. Ben mesela Matematik bilmem. Ama Tıp’ı tercih etmesem Ankara Siyasal Bilgiler Kamu Yönetimi’ni çok rahat kazanıyorum, hukuk’u kazanıyordum. 7 tane tıp tercihim vardı Antalya’yı az bir farkla kaybettim. Kayseri’yi kazandım. Eğitim Fakültelerine zaten sınavsız direk giriyorduk. Ben Kayseri’yi tercih ederken şuna dikkat ettik. Zaten tıp okumak zor ve uzun. Ben hazırlık olmayan bir okul olsun istiyorum. Mesela aile benim tıp’a gitmeme çok fazla sevinemedi. Çünkü nasıl okutacağız diye endişe ediyorlardı. Bu nedenle ben hazırlık olan tıplar 7 yıl sürüyor, hazırlık olmayan tıp 6 yıl sürüyor. Ben hazırlık olmayan ve bir yıl erken mezun olmak için Kayseri’yi seçtim. Baktım orada hazırlık yok. İleri de İngilizce bileyim de faydası olur falan hiç düşünmüyorum. Yine valizimi elime alıp Ankara’ya oradan Kayseri’ye gittim. Para yok en ucuz otel alıyoruz han gibi bir yerde 4 kişiyle kalıyoruz ve sonra o arkadaşlarla evde kaldık. Ben Almanya’ya işçi olarak diresek diye lisede Almanca okudum. Kayseri’de İngilizce göreceksiniz dediler ve bizim okul 7 yıl oldu. Böyle başladık üniversiteye.

 

O yıllarda Türkiye’de gerçekten eğitim eşitliği vardı. Baktığımız zaman köyden çıkan birçok insan devletin önemli noktalarına geldi. Şimdi bunlar neredeyse imkansız?

M. Ecer, Elbette o zaman gerçekten iyi ve idealist bir ilkokul öğretmeniniz varsa önünüz açıktı. Sizi yönlendiriyor ve başarılı olmanız için ne gerekiyorsa yapıyorlardı. Ailenizle bile görüşüp onları ikna ediyorlardı. İyi bir öğretmeniniz varsa köyde okumuşsunuz şehirde okumuşsunuz bir farkı yoktu. O nedenle o zamanki mezunlardan devletin üst kademelerinde önemli insanların birçoğu köy çocuklarıydı. Çünkü eğitimde fırsat eşitliği vardı. Bu günkü dershane sisteminde eğitimde fırsat eşitliği olduğunu söylememiz imkansız. Benim maddi durumum iyi olsa 11 yaşındaki çocuğu 6 yıl boyunca yatılı okula gönderir miyim diye düşünüyorum ve kesinlikle göndermezdim. Ama o zamanki koşullar öyleydi. Parasız yatılı okul olmasa benim doktor olmam imkansız ve şu anda belki de İmamlıktan emekli biri olacaktım. Benim oğlum İstanbul Kabataş Erkek Lisesini kazandı. Annesi de onunla birlikte gitti. 6 yıl Gönen’de 7 yıl Kayseri’de okudum ailem bir gün olsun gelmedi. Kendi kayıtlarımı bile kendim yaptım. Şimdi oğlumun bir gösterisini kaçırsam gönül koyuyor, baba hiç benimle ilgilenmiyorsun diyor. Her şey çok değişti.

 

Kızlara karşı sosyal fobim vardı

Gönen Öğretmen Lisesin de 800 erkek öğrenci okumaktan kurtuldunuz. Kayseri’de tıp okuyan bir Mehmet Ecer, her halde üniversite de sadece erkekler yoktu. İlk aşk, ilk flört kimlerdi?

M. Ecer, Ben o konularda biraz çekingen biriydim. Bizim o konuda sosyal fobimiz vardı. Biz yine lisede olduğu gibi erkek arkadaşlarımızla geziyorduk. Birde o zaman okumak istiyoruz. Başka şeylere vakit ayıracak imkanımız yok. Bunun için para lazım, derslerden ve çalışmaktan kaytarmak lazım. Benim öyle bir imkanım yok. Kayseri’yi tercih etmemin sebebi 6 yılda bitecek olmasıydı. Ben hiçbir zaman sınıf tekrarı yapmadım. Çünkü öyle bir hakkım yok. O nedenle kız arkadaşlardan uzak durduk.

 

Ne yani ilk aşk ve il elini tuttuğun kız eşiniz mi?

M. Ecer, Evet, benim ilk elini tutuğum ve ilk aşık olduğum kız eşim. Üstelik ben 4. sınıfa giderken tanıştık. Eşimde Kayseri’de fakülte öğrencisiydi. Abisi o zaman subaydı orada tanıştık. Benim ev arkadaşımın kardeşi ile eşim arkadaştı. Onların sayesinde tanıştık. Eşim Urfalı ve İzmir’de yaşıyorlardı. Ben son sınıfı okurken eşimde okulu bitmişti. Biz okul bitmeden erkenden evlendik.

 

Garip bir evlilik olmuş bana göre?

M. Ecer, Niye?, gayet masum ve romantik. İlk görüşte aşk gibi. Ortak arkadaşlarımız sayesinde tanıştık ve gerçekten benim ilk kız arkadaşım. Okulun son sınıfında bir İzmir’de düğün yaptık bir de Dereçine’de düğün yaparak evlendik. Son sınıfı evli olarak tamamladık.

 

Bir yıl ayrı kalmamak için okurken evlendik

Peki şimdi öğrenci Mehmet Ecer, evde otoriter bir baba ben okula giderken evleneceğim diye nasıl açıkladınız? 

M. Ecer, Böyle bir konuyu babama direk açamam elbette. Anneme ve ablama açtım onlar olayı detaylandırdıktan sonra niyetimin ciddi olduğunu gördükten sonra babama açıldı. Babamda olgunlukla karşıladı ve olur verdi. Biraz erken oldu, okulu bari bitirseydiniz dediler. Ben son sınıfı okurken eşimin okulu bittiği için bir yıl ayrı kalacaktık. Bir yıl ayrı kalmayı istemedik ve evlendik.

 

Eşiniz okulu bitirdi bir yerde çalışıyor mu?, siz okuyorsunuz ev tuttunuz ama buradan size bir destek yok. Nasıl geçti o bir yıl?  

M. Ecer, Bakan Hasan Celal Güzel evli öğrencilere bir burs verdi. Biz o bursu aldık ve öyle geçinmeye çalıştık. Birde düğünde takılan bilezikler vardı. Biz her ay bir bilezik satarak bir yılı tamamladık. Çok kolay olmadı tabi. Ama bir birimiz o kadar çok seviyorduk ki her güçlüğü birlikte atlattık.

 

Kayseri’de sosyal hayat nasıldı o zaman?

M. Ecer, Bizim okuduğumuz yıllarda Kayseri’nin sosyal hayatı yok denecek kadar zayıftı. Kayseri genel olarak zaten muhafazakar bir yer olduğu için ne bir tiyatro, ne bir sinema olayı yoktu. Yılda birkaç defa Ankara’dan tiyatro gelirdi ona giderdik. Zaman zamanda sinemaya giderdik. Onun dışında arkadaşlarımızla bir yere gidelim, eğlenelim diyecek bir ortam yoktu. Bu nedenle tam bizim gibi Anadolu ve fakir öğrenciler için bulunmaz bir yerdi. Onun için bol bol kitap okuyorduk. Arkadaşlarımızla kitap değiştirip farklı ve daha çok okuma imkanımız oluyordu. Sosyal yönden zayıf ama parasız öğrenciler için bulunmaz bir yerdi. Böyle geçti okul hayatı.

 

Hiç Romantik değilim

Ben hayatım boyunca hiç romantik biri olmadım. Olamadım çünkü böyle bir alışkanlık yok. Köyde dünyaya gelmiş biri olarak 11 yaşında yatılı okula gidiyorsun ve 800 erkek öğrenci ile aynı yerde 6 yıl boyunca aynı okulda yaşıyorsunuz. Böyle birinden romantik bir adam olur mu? Eşim bu yönüme son yıllara kadar çok kızıyordu. Beni değiştirmek için elinden geleni yaptı ama artık oda pes etti. Eşim çiçeksever ama ben köyde zor şartlarda yetişmiş biriyim çiçeğe para vermek bana çöpe atılan para gibi geliyor. Evlilik, doğum günü gibi özel günleri her zaman unuturum. Bir gün çiçek yerine bir marul getirsem de hiç olmazsa bir salata yapsak ve yeseydik dedikten eşim benim artık romantik olamayacağıma kanat getirdi ve vazgeçti. Artık beni bu şekilde kabul etmeyi öğrendi.

 

İlk görev yerimde hem doktor hem öğretmen oldum

Benim öğrencilik hayatım farklı geçti. Bizim zamanımızda siyaset yoktu, gönül ilişkileri yoktu çalışkan bir öğrenci olarak hiç yıl kaybı olamadan okulu bitirdik. Eşim Emel hanımla son bir yılımızı evli öğrenci olarak yaşadık. Ankara’da ilk görev yerimizin belirlenmesi için kura çekmeye gittim. İlk sırada Mazeret kurası denilen bir kura var. Ankara’da çalışması gerekenler diye önce onlara çektirilir. Sonra bayanlar çeker ve son olarak da erkekler kura çeker ve en kötü yerlere onlar gider. O tarihte herkes Siirt, Şırnak, Eruh diye çekiyorlar. O salondaki çekilen en güzel kuralardan birini ben çektim. Nevşehir Ürgüp Aksalur Sağlık ocağını çektim. Kayseri’ye 50 kilometre. O kasabada bir yıl kadar görev yaptım. Çok güzel ilişkilerimiz oldu. İdealist bir doktorum. Sağlık ocağı yaptırma ve yaşatma derneği kurduk, bahçeyi çimlendirdik. Ve o zaman okulda İngilizce öğretmeni yok bir yıl İngilizce öğretmeni olarak derslere girdim.

Kızım Kayseri’de doğdu

İlk görev yerim olan sağlık ocağının hemen arkasında lojman vardı. Küçük kutu gibi bir lojman. Hekim lojmanı yanında ebe hemşire ve sağlık memuru kaldır. Hekim lojmanı 60 metre kare, diğerleri 50 metre kare. Eşimde benimle geldiği için orada kaldık. O yıl için çok kötü bir kış yaşandı. Eşim o zaman kızıma hamile. Bir kar yağdı ulaşım imkanı yok. Turgut Özal 4 çeker bir ambulans vermişti köylere zor şartlarda kızımın doğumu için Kayseri’ye gittik. Birkaç ay önce mezun olduğum yerde tanıdık asistanlar tarafından doğum yapıldı. Kızım ilk göz ağrım olduğu için onu çok severim. Kızımın adı Bilge, oğlum Yiğit’i de çok severim ama kızım daha zor şartlar da doğduğu ve yaşadığı için onun yeri başka ama oğlumda hem biz daha büyüdük, hem de maddi olarak daha iyi durumda olduğumuz için oğlum daha kolay bir hayat sürdü. Kızımın ve oğlumun ön isimleri anne ve babamın isimleri var Kızım Fatma Bilge, oğlum ise Mustafa Yiğit. ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ