logo

Hoca Efendinin elini öptüm

burhanettin çoban (2)

Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Gülen Cemaati ile AK Parti arasında yaşanan sorunlar, Reyhan Balandı, Abdullah Kaptan ve İbrahim Aşkar olaylarının perde arkasını Odak yazarlarına anlattı.

2004’de sizin başkanlık düşünceniz olmadı mı?

Hayır asla öyle bir düşüncem yoktu. Ama şimdiki milletvekilimiz Halil Ürün’ün 2004’de Belediye Başkanlığı vardı düşünceleri arasında. Bize o zaman dediler ki, İl ve İlçe Başkanı olanları Belediye Başkan adayı yapmayacağız. İl Başkanlığı kongresine giderken ona göre bir çalışma yapın dediler. Halil Beyle görüştüm ben Belediye Başkan adayı olacağım dedi. Bende böyle bir niyetin varsa ilçe başkanı olma dedim. O’da ben Merkez İlçe Başkanı olacağım sende İl Başkanı ol dedi. Zaten o dönem bu işi sırtlayacak götürecek bir tek ikimiz varız. Tamam ben il başkanı olayım ama Belediye Başkanlığı düşünüyorsan sen ilçe başkanı olma dedim ama dinletemedim. Tamda aday adaylığı süreci başladığında cezası onaylandı. Halil Beyin cezası olmasa teşkilat olarak biz Halil Ürün’ün arkasındaydık ve Belediye Başkan adayımız o olacaktı. O zaman Abdullah Kaptan’ın adı dahi yoktu ortada.

Yeni yapılan bazı parklara ve yapılacak olanlara eski başkanlarının adını veriyorsunuz. Tüm başkanların ismi verilecek mi?

Ben bu kararı çok önceden aldım. Erdal Akar parkı yapıldı. Afyon’a önemli katkıları olmuş Yusuf Özer için Yusuf Ağa parkı yaptık. Yeni projelerimiz arasında Mehmet Sami Hancıoğlu parkı var. Belediye meclisinde konuştum ve sırasıyla tüm belediye başkanlarımızın adlarını pyeni yapacağımız büyük parklara vereceğiz. Bizden önce Nuri Demirayak ismi verilmiş. Erdal Akar’ı yaptık sırada Mehmet Sami Hancıoğlu var ve sırada Hayrettin Barut var. Ondan sonrada sıra Abdullah Kaptan’a gelecek. Bu şehirde Belediye Başkanlığı yapmış arkadaşlarımıza yakışan büyük parklara isimlerini vereceğiz ve açılışa da kendilerini davet edeceğiz. 4 tane okulumuza Z kütüphane dedikleri zenginleştirilmiş kütüphane yaptık. Onlara da Belediye Başkanlarımızın ismini verdik.

6. Milletvekili çıkardığımıza sevinmedim

Madem bu kadar geçmiş dönemi konuştuk bir Rehyan Balandı hadisesi var. Bu konu zaman zaman gündeme geldi. Birileri konuştu ama siz hep sustunuz. Bu olayın arka planın da ne var? Ne oldu o gün?

Reyhan Balandı ile kavgalarımız bir efsane oldu. Buna en iyi şahitlerden biride Mehmet Emin Güzbey’dir. Reyhan Balandı ile olay daha aday adayı iken başladı. Aday oldu hemen bizim Kadın Kolları ile kavga etti. Adaylığı sırasında bana istifa dilekçesi verdi. Ben o dilekçeyi seçim kuruluna göndersem hiç milletvekili olamayacaktı. O zaman Abdülkadir Aksu ile görüşmüş. Aksu’da beni aradı. O zaman zaten 6. Sırada ve hiç kimse 6 milletvekili çıkaracağımızı düşünmüyor. Aksu, “Ya kadın kolları bu kadın adaya sahip çıkmıyor. Gazeteci bayan adaymış. Şimdi çıkar bir yerde beni çağdaş modern olduğum için aday yapmadılar der sorun olur, başı açık diye beni dışlıyorlar der, partimiz zarar görür idare et başkan” dedi. Bende Sait Acba’yı aradım hocam durum böyle diye anlattım. Sait hoca da Mahmut Koçak’ı aramış. Onun dilinden o anlar diye. Mahmut Koçak’da reyhan sen bundan böyle benimle çalışacaksın diye istifa dilekçesini Mahmut Koçak geri aldırdı. Seçimde birlikte çalıştılar ve Mahmut Koçak kontrolünde seçildi. İlk kavga o zaman başladı.

 

Seçildikten sonrada artarak devam etti galiba?   

Tabi daha milletvekili olmadan başlayan kavga sonrasında durur mu? Artarak devam etti. Aslında benimle direk bir sorunu yoktu. O kendine Kadın kollarını hedef aldı. Kadın Kollarını görevden aldırmaya çalıştı.

 

Ertuğrul Sevim, “Başkanım seçim günü biz Bolvadin’den geldik. O zaman 5 mi, 6 mı? Muhabbeti var. Ben o zaman size bakıyorum 5 dedi sevindiniz 6 olunca yüzünüz asıldı ve çok tedirgindiniz?”

Ya o akşam çok farklı duygular yaşadık tabiî ki. Televizyonlar açıklıyor Afyon 4 oldu dediler seviniyoruz, biraz sonra Afyon 5 oldu dediler sevin tavan yaptı. Bazı kanallar Afyon 6 dedi, arkadaşlar daha bitmedi sakin olun dedim. İnanın 6. Olsun istemiyorum. Bu kadar açık. Ali Yanardağ 6 geliyor dedi eyvah dedim. Bütün moralim bozuldu ve 6. Milletvekili çıkardığımıza üzüldüm.

 

Gündüz başkan gece imam

Milletvekili oldu ve artık daha bir havalı ve tehditkar olmuştur?

Seçildikten sonra bizim Kadın Kollarını yemeye çalıştı. Biz sahip çıktık ve ona izin vermedik. Bir gün İkbal otelde İl Danışma toplantısı yapılacak. O zaman Dinar Belediye Başkanımız Mustafa tarlacı ile kavga etti. Kendi gazetesinde “Gündüz Başkan gece imam” diye manşet haber yaptırdı. Tarlacı ilahiyatçı o zaman ramazan ayında camide halk başkanım bugün namazı siz kıldırın diyor oda tamam diyor hadise bu. Bu haberden sonra AK Parti kapatılma davasında iddianameye girdi. Bir üye daha AK Parti kapatılsın dese iş bitti. O haber kapatılma olaylarının odağında yer alanlardan birisi olmuştu. İkinci kavga Tarlacı ile oldu.

 

Bu ana kadar sizinle bir kavgası yok. Ama siz İl Başkanı olarak Milletvekili yerine diğerlerini tuttuğunuz için sizde hedef tahtasında oldunuz?

Tabi ben il başkanıyım teşkilatımı korumak ve kollamak durumundayım. Ben Reyhan hanıma karşı onları kolladıkça benim etrafım güçlendi. Bana o süreçte en büyük desteği Tarlacı’dan gördüm. İl Danışma toplantısında çıktı Tarlacı’ya karşı bin lira para verip aday adayı olmak her istediğini söyleme hakkı vermez” dedi. Bende danışma meclisini idare ediyorum, “O bin lira verip aday adayı olduysa sende bin lira verip milletvekili oldun. Onun söz hakkı yoksa seninde söz hakkın yok o zaman” dedim. Vay bana bir milyonluk adam dedi diye benimle de kavgası başladı. Bir gün telefonda, “Hayatımı senin ve senin gibilerle mücadeleye adadım. Ben burada olduğum sürece sana yaşama hakkı vermeyeceğim” dedim. Beni Genel merkeze şikayet etti. Hayati Yazıcı bizimle 4 saat toplantı yaptı. Sonra başbakan çağırdı. Tam 70 dakika Başbakanlıkta Milletvekillerini ve bizleri dinledi. Baktı ki Başbakan’dan istediği desteği göremeyecek aday adaylığı sırasında yaptığı gibi orada istifa dilekçesi yazdı ve Başbakanın önüne koydu. Orada Abdullah Kaptan, Mahmut Koçak, Reyhan Balandı, İbrahim Aşkar benim görevden alınmamı istiyorlar.

 

İstemeyen ve sizin yanınızda olanlar var mı?

Bende tek başımayım. Sait Acba, Ahmet Koca ve Halil Aydoğan var ama onlar bizim başkanla bir sorunumuz yok diye karşı değiller, destek de değiller. Ben tek başıma kaldım. Başbakan onları fırçaladı. İbrahim Aşkar’a ne nasıl Müslümansın? Müslümanlıkta kindarlık yoktur dedi. Reyhan Balandı istifa dilekçesini verdi. Başbakan aldı Hayati Yazıcıya verdi. Başbakan, “İstifa etsen ne yazar etmesen ne yazar. Sen bağımsız milletvekili olsan seni kim dinler. Kim takar seni. Çık bağımsız aday ol bakalım kaç oy alacaksın. Sen AK Parti’den seçildin. Gücün varsa çık bağımsız aday olda kaç oy alacağını gör. Sen geçenlerde bana telefon açtın, benden 500 bin lira para istedin. Ne yaptım ben gönderdim. Şimdi kimden isteyeceksin” dedi. İstifa dilekçesini geri al falan demedi Hayati Yazıcı’ya verdi. Başbakan’ın odasından çıktık Hayati Yazıcı Rehyah Balandı’ya geri verdi dilekçeyi. Onların beklediği benim görevden alınmam. Ben orada Genel Merkezimiz ne istiyorsa ben ona varım dedim. Başbakanımızın bu kadar işi gücü varken 70 dakika bu konu için rahatsız ettiğimiz için bile üzülüyorum. Başbakanımın verdiği her karar saygılıyım dedim. Daha önce İbrahim Aşkar’la Köroğlu Belinde yaşanan bir tartışma vardı o gündeme getirildi. Sayın Başbakanım başkana rüşvet teklifi ediliyor, başkan mafya ile mücadele ediyor 3 trilyon rüşvet teklif ettiler dedi Aşkar. Başbakan’da ne kadarlık ihale başkan dedi. 6 trilyon efendim dedi. Ya İbrahim Bey 6 trilyonluk ihaleye 3 trilyonluk rüşvet teklif edilmez yapmayın diye onları tersledi. Ben tabi zevkten dört köşe oluyorum. Kendimi cennet bahçelerinde gibi hissediyorum.

 

AK Parti kapanacak demişler

Başkanım bu kavga nasıl başladı, siz asıl İbrahim Aşkar’la kavgalısınız anladığım kadarıyla?

Niye bu kavga oldu. Biz İbrahim Aşkar’la çok iyi dostuz. Onun ailesi çoluk çocuk. Benim ailem çoluk çocuk hepimiz Muzaffer Ateş ve Bekir Yeşilay eşleri ve çocukları ile birlikte beraber 4 aile umreye gittik ailecek karayolu ile. Milletvekili olması da bana bağlı üstelik. Çiziliyordu. Burada anlatmayacağım genel merkezde bir sorunu vardı gidip ben çözdüm. Başka bir şey daha var ama o bende kalsın. Umreye beraber gittiğim adam umreden geldikten sonra belediyede işler karışmış. AK Parti olarak bize destek veren iki kişi var. Mehmet Savaş ve Mehmet Sarlık var. Onların görev yeri değiştirmiş. Bize daha önce söz verdiği MHP’li müdürler var onlara daha üst yetkiler verilmiş. Erol Öztürk’ü danışman yapmış yaşlı bir adam vardı onu danışman yapmış. Ya Abdullah Bey Ali Telek’in bürosunda biz böyle konuşmadık. Kaptan, Ben hepsinden memnunum böyle devam edecek dedi. Bu arada bizim Kadın Kolları itiraz etti. Kadınlara ne homurdanıyorsunuz, hepsi aslan gibi kaplan gibi göreve devam edecekler dedi. Ben daha fazla dayanamadım. Madem MHP’liler göreve devam edecek, AK Parti’liler görevden alınacak o zaman değişikliğe ne gerek vardı. Hayrettin Barut devam etseydi. Bundan sonra bizim seninle işimiz yok. Senin bizden bir talebin olursa her türlü desteğe hazırım. Ama benim senden hiçbir talebim yok artık dedim. Kader bu ya o gün savunduğu tüm adamlarla bugün mahkemelik. Olayın tamamen sebebi budur. Başka hiçbir olay yok.

 

Sizinle o zaman kavga edenlerin hiç birisi AK Parti’de yok. Ama siz Belediye Başkanı oldunuz?

Buna kavga demeyelim tartışma diyelim. İbrahim Aşkar ile Ağustos’da umreden geldik Eyül’de tartışma oldu. Bu tartışmadan sonra Aşkar bizim teşkilatla irtibatını kesti, Kadın Kolları, Merkez İlçe ve Gençlik Kolları tamamen onun arkasındaydı. Bizimle irtibatı kesti ve görüşme taleplerimizi kabul etmedi. Sonradan öğrendik ki, bazı planlar varmış. Afyon’a Generaller gelmiş. Çetin Doğan Paşanın geldiği zaman Celalettin Soner Beyle görüşürseniz anlatır. O zaman Cemaattin yurt ruhsatları var vermiyorlar. Soner başkan gidiyor. Başkan, diyor ki, ‘Bugün yarın silahlı kuvvetler ülkeye el koyacaklar. AK Parti diye bir şey kalmayacak yeniden seçime girecek diyor. İbrahim Aşkar ve Abdullah Kaptan partiye bundan dolayı mesafe koymuşlar. Bunlar öyle inandırılmış. Çıkan tüm kavgaların sebebi buymuş. Biz zaten AK Parti ile kavgalıydık demek için. Böyle isim isim sayacağım çok kişi var. Kavganın tüm sorun u buymuş. Biz bunları 3 yıl sonra öğrendik.

 

Geçmişten çıkalım ve yarın seçim var. Nasıl hazırlandınız neler yaptınız?

Biz Belediye Başkanı olarak 5 yılda Afyon’a yaptıklarımız ortada. Gururla söyleyeceğim işlerin başında Afyon’un onlarca yıldır yapılmayan ve eskiyen alt yapısını yeniledik. Alt yapıya girerken başkanım yapma dediler bu çok riskli bir iş dediler. Ben sonunda seçim kaybetmekte olsa bu bizim görevimiz ve daha fazla ertelenemez dedim. Kazdıkça gördük içme suyu borularının halini. Biz bu güne kadar resmen paslı delik deşik, parçalanmış borulardan su içiyormuşuz. Alt yapıya yaptığımız emek, para, çalışma inanının verdiği gururun tarifi yok. Bu şehre yaptığımız en hayırlı iş bu oldu.

 

Belediye Başkanlığı proje işi

Biz Akarçay projesini ortaya attığımızda olmaz dediler, yapılamaz dediler. Bize hiç inanmayanlar bugün ne kadar güzel bir yer olduğunu görüyor. Akarçay şehrin görünümünü değiştirdi. Ulusal gazetelere haber oldu. Gittiğim her yerde burayı nasıl yaptığımız soruyorlar. Belediye Başkanlığı proje işi. Biz 5 yıl öncede projelerimizi bir kitapçık halinde yayınladık. Aynı şeyi bu seçimde de yaptık. 3 farklı konsepte projelerimiz halkımızla paylaştık. Yaşanabilir Afyon, Kültür Şehri Afyon ve Yeşil Afyon olarak neler yapacağımızı halkımızın beğenisine sunduk. Ama rakiplerimizin böyle bir çalışması yok. Sadece laf politikası yapıyorlar. Bizim 2. Dönemimizde Afyon gerçek anlamda bir dönüşüm yaşayacak. Suyu ucuzlatacağım demek, hilal kart dağıtacağım demek projemidir.

 

Herkes nasıl konut sahibi olacak?

Ben isterim ki başkan adayları bizim gibi projeleri ile ortaya çıksınlar. Hilal Kart deniliyor. Bunun hiçbir alt yapısı yok ve hukukide değil. Biz evi yanan bir personelimiz vardı ona yardım edemedik. Adamın evi yanmış bundan daha çaresiz bir durum var mı? Başkanım yardım edemeyiz dediler. Belediye kanunlarla yönetilir. Herkesi konut sahibi yapacağız diyorlar. Allah aşkına bu nasıl olacak? Bunun izahı yok. Adamın 10 tane evi var ama herkesin içine buda giriyor. 2 katlı evlere 5 kat izin verecekmiş. Bu nasıl olacak? O ev iki kata göre yapıldı siz onun üzerine 3 katı nasıl yapacaksınız. O bine artı 3 katı nasıl taşıyacak. Su ucuzlayacak, ekmek fiyatları düşecek. Bunlar nasıl proje? Kuraklık var yarın fiyatlar arttığında siz nasıl ucuzlatacaksınız? Ya bunlar projemidir. Bu nasıl bir seçim çalışması. Bu insanları kandırmaktan başka bir şey değil.

 

Pensilvanya’ya gittim

Benim Fathullah Gülen ve Cemaatle bir sorunum yok. AK Parti ile Cemaat karşı karşıya geldi. Cemaat açıktan bir ilde AK Parti’ye karşı kim güçlüyse onu destekliyor. Burada da MHP’ye çalıştıklarını duyuyoruz. Cemaat’in gücü ne kadar, ne etkisi olur bilemem. Ama Cemaat’in propaganda gücü yüksek. Bunun taktiklerini iyi biliyorlar. Afyon’da MHP’den daha fazla ve etkili çalışan Cemaatin öğretmenleri, ağabeyleri, ablaları çalışmaları yapıyor. Afyon Cemaatin güçlü olduğu yerlerden. Ben cemaatteki kardeşlerimle avukatken de, İl Başkanıyken de, Belediye Başkanıyken de çok büyük birlikteliklerimiz oldu Osman Bey kolejinin arazisi hizmete devrolmuşsa bizim ve Başbakanımızın emeği vardır. Türkçe Olimpiyatları, Bilgi Evleri gibi her türlü desteği verdik. Ben şahsen de çok katkım oldu. Zafer kolejinde sorunlar var ben yardımcı oldum, Zaman gazetesine hale aboneyim. Pensilvanya’ya kadar giden ve hoca efendinin elini öpmüş bir kişiyim. Bir buçuk yıl önce burada Hizmetin en büyüklerinden birisi Amerika’dan Hoca Efendiden hediye getirdiler. Hoca Efendinin özel bir merakı varmış. Çeşitli kokulardan özel bir karışım yaparak bana kendi elleri ile yaptığı kokuyu gönderdi. Bizim hizmetlerimize karşı bir seccade, bir koku, takke göndermiş. Senin için dua etti, selamı var dediler. Böyle bir geçmişimiz var. Bizim hiçbir sorunumuz yok. 2 ay öncesine kadar kesinlikle biz senin yanındayız diyorlardı. Çocuğum Osman Bey kolejinde okuyor. Benim Meclis üyelerim arasında da Cemaatten kardeşlerimiz var. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ