logo

Hızlı tren hattında skandal kokusu

ömer mazi

Türkiye’de AK Parti hükümeti ile birlikte Turgut Özal zamanından alıştığımız yatırımlar yapılıyor.

Özellikle yol, demiryolu, havayolu, köprüler, inşaat alanında çok büyük yatırımlar yapılıyor.

Genellikle bu tür yatırımlar hükümete yakın firmalara, eşe, dosta verilir.

Böyle bir kanun, bir gelenek yok ama, buna alıştırıldık.

Hani “Bal tutan parmağını yalar” diye bir deyim var.

Bu anlayış aslında yoldan çıkmaya ne kadar müsait olduğumuzu gösteriyor.

Bunun normal olduğunu bizden onlarca yıl önce yaşayanlar bilinçaltımıza sokmuşlar.

 

Dikkat edin her hükümet kendi zenginlerini yaratıyor.

Bu gelenek özellikle Turgut Özal hükümeti ile hayatımıza girdi.

Özal’dan sonraki ANAP ve DYP ile devam etti.

Bülent Ecevit ve onun Genel Başkanlığını yaptığı CHP ve DSP maalesef kendi zenginlerini çıkartamadı.

Bunun iki bedeni var.

Birincisi, Bülent Ecevit’in böyle bir durma asla izin vermeyecek bir yapıda olması.

İkincisi, CHP ve DSP hükümet olduğu zamanlarda ülke zaten sıkıntı içindeydi.

 

AK Parti Hükümeti ile ülke yeni zenginlerle tanıştı.

Küçük müteahhitlik işi ile uğraşanlar bugün holding sahibi oldular.

ANAP; DYP ve AK Parti’nin kendi iş adamları ve kendi zenginlerini koruyup kollaması ve palazlandırmasına alıştık artık.

Hükümetlerin en fazla iş yapacakları alanlar karayolları oldu bu güne kadar.

Özellikle hava, deniz ve demiryolları yok sayıldı.

 

Hakkını vermek lazım.

AK Parti hükümeti kendinden önceki hükümetlerin aksine ülkede kara, deniz, hava ve demiryolu konusunda çığır açtı.

Ülke yeni yollar, duble yollar, hava yolu taşımacılığı altın çağını yaşıyor.

Özellikle Demiryollarında yapılan atılım inkar edilecek gibi değil.

Ülke hızlı trenle, yüksek hızlı trenle tanıştı.

Bir zamanlar 6 saat süren mesafeler artık 1 saate indi.

Bu konuda AK Parti hükümetinin hakkını teslim etmek lazım.

 

Yüksek Hızlı Tren konusunda Ankara-Afyon-İzmir hattı yapılacak.

Bu konuda ihale geçen yıl yapıldı ve çalışmalara başlandı.

Afyon karayolunda olduğu gibi Yüksek Hızlı Tren konusunda da merkez olmaya hazırlanıyor.

Ankara, İzmir hattı Afyon’dan geçecek.

Bu hat daha sonra Konya, Antalya ve İstanbul hatları ile birleşecek.

Çalışmalar hızla devam ediyor.

 

Hatırlarsanız 6 ay kadar önce Hızlı Tren hattında çalışan işçiler alacaklarını tahsil edemedikleri ile gündeme gelmişlerdi.

Hatta taşeron şirket onların yemeklerini bile veremedikleri için adamlar Afyon’da aç kalmışlardı.

Malum ülkede taşeron işçiliği, “Modern kölelik” ile aynı anlama gelmeye başladı.

Asgari ücrete köle gibi çalış.

Maaş dedin mi kovarım ha.

Ben ne zaman istersem o zaman alacaksın.

Çalışma saatleri neredeyse sınırsız.

Adamlara ancak uyuyacak kadar bir boş zaman kalıyor.

Taşeron sistemi, resmen sömürü sistemine döndü.

 

Hızlı Tren hattıyla ilgili yeni bir olay ortaya çıktı.

Bir hafta önce birileri yanıma gelerek hızlı tren hattında iş yaptığını ama bu şekilde iş yapmak istemediği için bir dilekçe ile durumu anlatıyor.

Bunun üzerine adamın yaptığı işi sonlandırıyorlar.

 

Bu işlerde Devlet işi ihaleyi alan firmaya veriyor.

O firma kendine alt yükleniciler buluyor.

Yüklenicilerde kendi alt birimlerini oluşturuyor.

Alt birimde kendine taşeron işçiler ve küçük 5-10 kişiyle iş yapmaya çalışan kişileri buluyor.

Bizim hikayede böyle bir olay.

 

Yusuf Yıldırım Afyonlu.

İhsaniye’ye bağlı Bozhüyük köyünden bir adam.

Kendi kepçesi ve ekibi var.

Afyon, Sinanpaşa, Tınzatepe, Kocatepe gibi Dazkırı’ya kadar olan bölgenin Trafo ve Elektrik direkleri işini alıyor.

Memleketinden geçecek olan Yüksek hızlı Tren hattında kendisinde bir katkısı ve emeği olması için.

Elbette para kazanmakta işin realitesi.

Yusuf Yıldırım 22 direk yapıyor ve ama alacağı olan 9 bin 760 Lirayı alamıyor.

İş orada kopuyor.

 

Yusuf Yıldırım o güne kadar yaptığı işleri resimleyip bir kenara koyuyor.

Yarın bir gün bir şey olursa delil olsun diye.

22 direk yaptıktan sonra hakkını alamayınca iş yaptığı firmanın ipliğini pazara çıkartıyor.

Çıkartıyor ama pazarda alıcı yok.

Yusuf Yıldırım, T.C DDY 7. Bölge Müdürlüğü’ne bir dilekçe yazarak olup bitenleri tek tek anlatıyor.

Yusuf Yıldırım bekliyor ki müfettişler gelecek, iş soruşturulacak, kendisine soracaklar ve o da bir skandalı ortaya çıkartan adam olacak.

Yok öyle olmuyor.

Tıs yok.

Herkes 3 maymun oluyor.

 

Bizim adam biraz daha öfkeleniyor.

“Ulan başlarım ben bu işin çarkına” diyor.

Bir dilekçede Ulaştırma Bakanlığına yazıyor.

Olayları bir de o dilekçede özetliyor.

Dilekçenin ekine de yaptığı işin fotoğraflarını iliştiriyor.

Hop postaya veriyor.

Bizim adam yine bekliyor.

Bir skandalı ortaya çıkardığı için Bakan kendisine arayacak.

İhmali bulunanları görevden alacak ve kendisini de anlından öpecek.

İşte diyecek.

İşte her vatandaş Yusuf Yıldırım gibi olsa bu ülkenin sırtı yere gelmez.

Bu ülkede hileli iş yapılmaz.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı gasp edilmez.

Bu çürük iş yüzünden tren hattında bir kaza olsa ölümler ve yaralanmalar olmaz.

Herkes işini adam gibi yapsın”

Bizim Yusuf’un kafasından böyle geçiyor.

Geçiyor ama iş böyle olmuyor.

Nasıl olduğunu yarın anlatacağım.

 

Çavuşbaş’da sokak kapatmaya hazırlanıyorlar   

Bana göre Afyon’un en güzel ve keyifli yeri kale etrafında bulunan mahalleler.

Özellikle Çavuşbaş tarafı.

Eski Afyon konakları insanı fantastik bir ortama götürüyor.

O sokaklarda, o konaklarda ne hayatlar sürüldü.

Nelere tanıklık ettiler.

İşgale, kurtuluşa, zafere hep o sokaklarda o konaklarda yaşayanlar tanıklık etti.

Atatürk’ü gördüler.

Yüreklerine umut doldu.

 

Sonra yeni yapılar yapılmaya başlandı.

Atalarının yaşanmışlıklarını terk ederek beton yığınlarına taşınmaya başladılar.

Güzelim konaklar ve gerçek Afyon varoşlaşmaya başladı.

Gelir düzeyi düşük, genellikle köylerden gelenler yerleşti.

Bazılarına göre gözden çıkartılmış bir bölge.

Bana göre Afyon’un en güzel mahallesi.

 

Bazı dostlarımız aradı.

Ulucami karşısındaki sokaklarda oturanlar hız yapan araç sürücülerinden şikayetçiler.

Mahallenin kedileri, köpekleri araçların altında kalıyormuş.

Kaç çocuk hastanelik olmuş.

Mahalleliye artık gına gelmiş.

Belediyeye yaptıkları müracaatlardan olumlu bir cevap alamamışlar.

Hatta bazı belediye bürokratları, “Ne yani her mahalleye tümsek, her evin önüne tümsek mi yapalım.

Başka bir emriniz var mı” diye biraz ilgisiz davrandıkları gibi dalga geçmişler.

 

Çavuşbaş sakinlerinin artık sabredecek hali kalmamış.

“Ne yapalım yani hızlı geçenleri indirip döveli mi?

O zamanda Çavuşbaşlı barbar diyorlar.

Arabalarını mı tahrip edelim?

Adımız çıkmış 9’a inmez 8’e.

Gidiyoruz derdimizi anlatıyoruz dalga geçiyorlar.

Mahalleli toplanıp sokağı trafiğe kapatacağız.

Biz normal yollardan bu işin bir hal çaresine konmasını istiyoruz.

Önlem almak için can mı vermemiz gerekiyor” diye tepki gösteriyorlar.

Çavuşbaşlı dostlarımızın sorununu bir kez de ben buradan Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve yeni Emniyet Müdürü İbrahim Özer’e duyurmuş olayım.

Adamlar çıkıp sorunlarını anlatıyor.

Soruna çare bulunmazsa onların yapacaklarından bu sorunu duymayanlarda en az onlar kadar suçlu olurlar.

Odak

yusuf yıldırım tren hattı tren hattı1

Share
#

SENDE YORUM YAZ