logo

Her mahallede bir belediye binası olacak

hasan karacak (4)

ODAK Pazar Kahvaltılarına konuk olan DP Belediye Başkan adayı Hasan Karacak, Mehmet Emin Güzbey, Emre Çınar ve Ömer Mazi’nin sorularını cevapladı. Karacak hayatıyla ilgili çok özel anıları ilk kez Pazar Kahvaltılarında paylaştı.

Futbol yaşantının sadece Afyon’da mı oldu bir sezon Akşehir var ama yeniden dönüyorsunuz galiba?

Çok büyük bölümü Afyon’da oldu. Ama Akşehir dışında bir ara Konyaspor’da oynadım. Akşehir’de oynarken Konya’ya gittim. Antalya’da maça gittik çok ilginç bir hocamız vardı. Akşam yemeğinden sonra mutlaka yürümemiz lazım. Şehirde gezmeye çıktık. Önümüzde iki tane turist var. Hoca önde biz arkasında tek sıra halinde gidiyoruz. Turistler durup denize bakıyor hepimiz durup biz de denize bakıyor. Onlar duruyor bizde duruyoruz, onlar geri dönüyor biz kafile halinde geri dönüyoruz. Sonra hep beraber oturup sohbet ediyoruz. Futbol evrensel bir dil. Hiç tanımadığınız insanlarla bir araya gelip konuşa biliyorsunuz. Çok güzel anılarımız var.

 

Futbol dışında başka spor ya da müzikle alakalı bir çalışmanız oldu mu? 

Futbol tabi asıl ana branşım ama onun dışında basketbol ve hentbol’da oynamışlığım var. Boyumuzun bu kadar uzun olmasının bir sebebi de salon sporları olmalı. Gerçi Anne tarafımda boy iyidir ama basket ve hentbol katkıları var. Ama bunlar sadece okul takımlarında yaptım. Salon sporlarına çok önem veriyorum. Belediye Başkanı olursam kesinlikle Belediye salon sporlarında çok iyi takım kuracağız. Bir şehrin futbol, basketbol, voleybol gibi takımları profesyonel lig’ler de olmadığı sürece o şehrin marka değeri her zaman eksik kalır.

 

Takımı ağabeyler yönetir

Futbol takımları aslında kendi içinde bir kültürü ve yaşam biçimi var. Yazılı olmayan kuralları var. İnsanı disipline ediyor?

Öyle tabi ki. Takımlar bir okul gibi bir aile gibi. Hatta ahilik kültürü olan bir yer. Bir takımda kulüp yöneticileri var, Hoca var, takım kaptanı var, takımın ağabeyleri var, taraftar var. Sizin her hareketiniz bu kadar kişi tarafından takip ediliyor. Yönetim, hoca ve taraftarı bir kenara çıkın. Takımın ağabeyleri var. Genç oyuncular onların yanında oturamaz, onların odasında kalamaz, onların yanında şakalaşamazlar. Sizi ezerler, eğitirler, asla şımarıklığa taviz vermezler. Duşlara her zaman önce abiler girer sonra sıra size gelir. Gerçekten kendi içinde yazılı olmayan onlarca kural var. Kendinizi sevdirirseniz ağabeyler size her şeyde yardımcı olurlar. Sizi eğitirler. Ama şımarık ve uyumsuz biriyseniz yeteneğiniz ne olursa olsun sizi değirmen gibi öğütürler.

 

Bir dönem Afyon’da futbol zirve yapmış. Takımlar bir birinden oyuncu transferleri için iyi teklifler yapıyorlarmış. Sizin ilginç bir transferiniz var mı?

Tabi o yıllarda iyi oyunculardan biriyim. Kulüplerin takibindeyiz. PTT, Belediye, Köy Hizmetleri, Şekerspor gibi kurumlar futbola çok önem veriyorlardı. Bu kurumların futbola olan destekleri gerçekten birçok arkadaşımızın hayatını kurtardı. Futbol’dan sonra devam edecekleri bir işleri oldu. Çok cazip teklifler yapıyorlar, sadece futbolcu olarak değil aynı zamanda iş veriyorlar. Bu kurumlardan bazıları bizi de takip ediyorlardı.

 

Bu arada askerlik ne oldu. Askere ne zaman gittiniz?

Futbol oynarken araya askerliği de sıkıştırdık elbette. İzmir Narlıdere’de Kara Kuvvetleri Komutanlığı takımı vardı orada asker futbolcu olarak tamamladık. Askerliği de futbolcu olarak yapma imkanım oldu. Asker dönüşü Bizi takip eden kurumların başında PTT geliyordu. Oradan çok cazip bir teklif geldi. Onlarda oynamam karşılığında beni PTT’den Hasan buraya gel. Hem futbol oyna hem de sana iş vereceğiz dediler. Bende tamam diyerek PTT ile anlaştım. PTT kadrosunda işimiz var ama biz işten çok takımla uğraşıyoruz. Kale Görünmez tesisleri vardı orada işe başladım. Endüstri Meslek Lisesi mezunu olduğumuz için PTT’nin ağaç işleri bölümü var beni oranın başına verdiler. Hem de futbolumuzu oynuyoruz. Benim için bulunmaz bir imkan hem iş hem futbol.

 

Bir telefonla belediyeye başladım

Belediye ile yolunuz nasıl kesişiyor?

O zaman kurumlar futbola çok büyük önem veriyor. Piyasada kim iyi topçuysa çok cazip tekliflerle bir birinden oyuncu alıyorlar. O zaman Afyon’da kurumlarının durumu Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi büyük bir rekabet var. Ben PTT ile anlaştığımda Belediye Başkanı Sami Hancıoğlu Belediye’ninde iyi bir takımı var ve hoca beni de istiyor. Nuri Yavuz İl Başkanı. PTT’de oynarken Nuri Yavuz’dan bir telefon geldi. “Neredesin?” abi PTT’de çalışıyorum dedim. “Çabuk gel ben belediye’deydim” dedi. Peki abi dedim ve gittim. “İyi bir takım kurduk. Sende yarın istifa et sende bu takımda olacaksın. Belediye’de işin hazır” dedi. Nuri abiyi seviyoruz ve asla kıramayız. Bir yandan Sami Hancoğlu Belediye Başkanı bizi cezp ediyor.  İçimden bir ses tamam dedi. Gittim PTT’den istifa etim. Müdür yapma oğlum bu fırsat bir daha gelmez gitme dedi ama biz kararımızı verdik ve böylece yolumuz Belediye ile kesişti.

 

Belediye’de bir yandan futbol oynuyorsunuz aynı zamanda işe başladınız galiba?

Tabi PTT’de olduğu gibi hem futbol hem işe başladık. Ondan sonra Belediye bizim her şeyimiz oldu. Futbolun sonunda ben Belediyespor da yöneticilik yaptım. Ben su tahsilat servisin çalışıyorum. İlk defa o zaman bilgisayar geldi. Öyle bir bilgisayar ki kocaman bir ekranı var. Televizyon ekranı gibi. Taksilatları oradan yapmaya başladık. O da zaman alıyor merdivenlerde insanlar kuyruk oluyorlar. Bizi şikayete gitmişler. Su Tahsilatında kimse iş yapmıyor televizyon izliyorlar diye. Su tahsilatı 3. Katta merdivenlerden girişe kadar insanlar kuyruk oluyordu. Şimdi teknoloji çok değişti.

 

Başkan olursanız bu konuda ne yapacaksınız?

Belediye Başkanı biz olursak Belediye’yi Afyon’un tüm mahallelerine yayacağız. Her mahallede bir belediye olacak. İnsanlar su yatırmak için, emlak vergisi için, Afjet için, belediyeye para yatırmak için dolmuşa binip Belediye’ye gelmeyecek. Mahallelerde oluşturacağımız küçük Belediye temsilcilikleri ile her türlü fatura ödemesi ve işlemleri oradan hallolacak. Merkezi yönetim değil yerinden yönetim olacak.

 

Siz futbolcu olarak belediyeye girdiniz ama sonrasında sendika yöneticisi oldunuz. Nasıl sendikacı oldunuz?     

Futbol bir yere kadar ondan sonra farklı görevler yükleniyor insanın üstüne. Belediye ile bir yandan siyasette bulaşıyorsunuz, bir yandan çalışanların sözcülüğüne bulaşıyorsunuz. Bazen bazı şeyleri siz istemeden üstünüz yapışır. Bir anda kendinizi olayın merkezinde bursunuz. Belediye sadece bir belediye değil. Orası bir okul gibi bir üniversite gibi. Sürekli öğrenme, ilerleme ve kendini geliştirme imkanın var. Her 5 yılda bir seçim havası oluşur, çalışan personel tedirgin olur, fırtına kopar. Öğleye kadar lodos eser, öğleden sonra poyraz esen bir yerdir. Bugün elinde telsiz varsa yarın o telsiz kürek olduğu bir kurum. Orada çalışan herkes özellikle seçim dönemlerinde bu endişeyi yaşarlar.

 

Çalışanlar için bakanlarla kavga ettim

Siz Belediye Başkanı olursanız elinde telsiz olanlar kürekle tanışacak mı?

Ben Belediye’nin içinden gelen, personel olmuş, işçilerin sendika temsilcisi olmuş birisi olarak asla kimseye lodos da olmam poyraz da olmam. Benim Başkanlığım da Belediye çalışanlarının verimlilikleri artacak ve herkes eskiden olduğu gibi hak ettiğini alacak. Ben belediye çalışanları için Belediye Başkanları ile kavga etmiş birisiyim. Ben onların nasıl bir ruh halinde olduklarını çok iyi biliyorum. Benim de yaşadığım o atmosferi ben onlara yaşatır mıyım?

 

Personel Belediye Başkanı’ndan ne bekler. Nasıl bir Belediye Başkanı olmasını ister? 

Personel çok fazla bir şey istemez aslında. Belediye Bakanı’nın kendilerine yakın ve samimi olmasını ister. Kendileri ile sohbet etmesini, abi kardeş gibi olmak ister. Samimi ve güven olmasını ister. Aslında siz onlara bunu verseniz verimlilik iki katına çıkar. Bir Belediye Başkanı her şeyi bilmek zorunda değil bilemezde. Ama bir Belediye Başkanı iyi bir yönetici olmak zorunda. Belediyede çok farklı birimler var. Bu birimlerin başına işin uzmanı ve pratik insanları getirdiğiniz sürece gözünüz arkada kalmaz. O birimlerin başındaki insanlarla iletilim iyi olmazsa sıkıntı başlar. Bu gerekirse dışarıdan çok iyi danışmanlarınız olursa yönetim anlamında sıkıntı olmaz. Aksi takdirde her şeyi ben yapayım, ben bilirim derseniz işiniz gerçekten çok zor. Alt tarafta çalışan personel halkla iç içe. Siz ona samimiyeti ve güveni vermezseniz vatandaşa iyi davranmaz. Oda size yansır.

 

Nikah şahidim Nuri Yavuz

Askerden geldikten sonra evlendim.  PTT’den Belediye’ye gelip futbol oynamaya başladığım 1989’lu yıllarda oldu. Eşimle benim ortak bir arkadaşımız vardı. Onun aracılığı ile tanıştık. Yaklaşık 4 yıl kadar bir arkadaşlığımız oldu. Bizim Harbiş hattında bir minibüsümüz vardı. Ben zaman buldukça minibüs şoförlüğü de yaptım. Eşilme de zaten bu şekilde tanıştık. Amcam ve babam minibüsçülük yapıyordu. Onların boşluğunda bende zevkle ve severek minibüsçülük yapıyordum. Eşimin evleri Harbiş tarafında. Her zaman gelip giderken görüyorum kim diye araştırırken ortak arkadaşımız çıktı. Onlarla çok samimi ailecek görüşen bir arkadaşım vardı. Ona durumu anlattım ve o aracılık etti. Eşimin adı Nazike. Niyetimizi açıkladık ve iyi bir arkadaşlığımız olduktan sonra evlendik. Nuri Yavuz nikah şahidim. Sami Hancığolu’da nikahımızı kıydı. Böylece evlendik.

 

Bir kız bir oğlumuz var

Biz eşimle aslında ben Askere gitmeden önce tanıştık ve birlikte çıkmaya başladık. Arkadaşlığımız devam ederken ben askere gittim ve bana sürekli mektup yazardı. 4 yıl kadar arkadaşlığımız devam ettikten sonra güzel bir düğünle evlendik. 18 yıllık evliliğimizden biri kız biri oğlan iki çocuğumuz oldu. Oğlum benimle birlikte ticarette yol alırken kızım üniversite okuyor.  Kızım uzun boylu ve bana çekmiş. Spora çok yatkın birisi. Voleybolda yeteneği var. İyi bir voleybolcu olabilir. Bazı takımlarla görüşmelerde olmuştu ama üniversite nedeniyle şimdilik olmadı. Bakalım bundan sonrası için ne olur bilemiyorum. Ama kızımın kesinlikle sporla ilgilenmesini istiyorum. Zaman zaman maçlarına gittim. Onu izlerken büyük bir keyif alıyorum. ODAK Pazar Kahvaltıları.

Share
#

SENDE YORUM YAZ