logo

18 Eylül 2013

Helikopter olayı kaza değildi

celalettin soner pazar kahvaltıları (4)

ODAK Pazar Kahvaltıları’na katılan Celalettin Soner, Mehmet Emin Güzbey, Ömer Mazi ve Emre Çınar’a Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter olayının kaza olduğuna inanmadığını söyledi. Kazadan bir ay önce Yazıcıoğlu misafirimizdi dedi. 

 

Bunca kargaşa ve olayların arasında dayak yediğiniz bir olay oldu mu?

C.Soner, Hayır yemedim, cenabı hak muhafaza ediyor. Dayakta yemedim ama kesinlikle bir fiske vurmuşluğumda yok onu da belirteyim. Bu kadar hadisenin içinde millet çok kavga ettiğimi de düşünüyor. Ama o dönemde sürekli 24 saat kafamız o işlere meşgul oluyordu. Bizim solcularımız hakikaten saftı.

 

Neden bizim solcularımız biraz saftı?

C.Somer, Bizim gibi çabuk karar verme ve uygulama şansları fazla yoktu. Bizim neler yaptığımızın farkında bile değillerdi. 5. sınıftan sonra uyandılar. Ama o zaman da okul bitti zaten. 2 sefer Cuma namazına gittim camide mahsur kaldım. Cami öyle bir noktadaki tam 5 tane yolun kesiştiği bir yer. Beni camiye girerken gördüler. Çıkışta bizde hoşafın yağı kesildi derler ya adam haklı çıkıyor. Bir ya da iki kişisin dışarı da yüzlerce adam var. Cami de Emek Mahallesinde. Abi cenabı hakkın lütfü diyelim ya 5 tane yol var 4’nü tutuyorlar 1 tanesinde kimse yok oradan gidiyoruz. Ama ben hakikatten her zaman dua ederdim. Kazasız belasız okulumu bitireyim diye. O zamanlar bizim solun bir taktiği vardı kitleleri tutmak için. Ya menfaat verirsin, ya ideal birliği, ya da korkudur insanları en kolay bir arada tutma yöntemi. Ben bunu sonradan öğrendim. Mesela ben okula başladım 2 sınıftayız bütün okulun solcularını toplayıp seminer yapıyorlarmış. Diyorlar ki bu Celalettin Afyon’un ağası çok zengin Afyon’un 3’te 2’si bunların adamı. Bu Albay rütbesinde 4 kişiyi vurmayan Albay olamaz. Atığını vurur gibi şeyler söylemişler.

 

Peki böyle bir şey var mı?

C.Somer, Kesinlikle yok. Ama size bir şey söyleyeyim bu söylenti uzun bir zaman işime yaradı. Bana kimse dokunamıyor. Hele 5 kişiden az ise benden kaçıyorlardı. Ama bir taraftan da bana karşı insanlar kinleniyor ve beni büyük hedef olarak görmeye başlıyorlar. Benimle arası iyi olan konuştuğum bazı insanlar benimle konuşmamaya ve benden uzaklaşmaya başladılar. Ama ben genelde solculara acırdım. Çoğu zamanda onların derslerinde yardım eder sınıf geçmelerini de sağladık. Bunun için bana hiçbir zaman eziyet etmezler ve beni kollardılar. Kuvvetli bir iletişimim vardı.

 

Babam olaylara karıştığımı bilse okuldan alırdı

Siz mezun olduktan sonra kardeşinizin okuldaki durumu nasıl oldu?

C.Soner, Ben okulu bitirinceye kadar okulda çok aktif değildi. Kardeşim doğuştan sağcı ben okulu bitirdikten sonra onu bir sene okula almadılar. Yani gene Allahın lütfü ben kardeşimi Ankara’daki Diş Hekimliği Yüksek Okulu’ndan İstanbul’a naklettim. Şuan bir bakanın gücü yetmez buna. Ben de nasıl yaptığımı bilmiyorum. İstanbul’da başında Aydın Ocağı Başkanı bir hoca vardı o zaman dekan değildi müdürdü Cuhadaroglu’na ona ulaştık MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici daha yeni yardımcı olmuştu. Böyle bir derdimiz var dedik peki alalım dedi. Aldı kardeşim kaydoldu. Adamın diğer gün arabasını uçurdular. Adamı da uçuracaklardı adam yurt dışına kaçtı. Ama neyse ki bizim ki nakil oldu. Tabi bu yaşanan olayları ve bizim başımızdan geçenleri ailem ben mezun olana kadar bilmiyordu. Kardeşim bazen zorlanınca bazı şeyler söylemiş ama yinede hiç renk vermedik. Ne zaman Afyon’a gelsek çiçek gibi bir çocuk olurduk.

 

Yaşadığınız olaylardan ailenizin haberi olsa okul hayatınız ne olurdu?

C.Soner, Babam çok otoriter bir adamdı. Benim durumundan haberi olsa bir gün tutmazdı. Bakın bir olayı anlatayım. Bizim bir arkadaşımız vardı bir gün çenesine tas geldi. Ağzı kanıyordu. Tamda o gün babası ziyarete gelmiş bizim arkadaşı öyle görünce okuldan aldı. Çocuk şimdi Afyon’da fırıncı oldu.

 

Kimdi bu arkadaşınız bildiğimiz birisi olmalı?

C.Soner, Afyon’da herkes tarafından bilinen biri Mis Ekmek Fırını. O dönem de Hacettepe’de okuyor bölümü de çok iyi ama anlatamadık babasına okuldan alıp götürdü. Meteoroloji Mühendisi olacaktı. Arkadaşın adı Adnan Aşkan. Babam çok sıkıntı çekmiş merkezde yaşadık babam, anne babasını bilmiyor. Kimsesi yok, tek başına kalmış ortada çok çalışmış. Önce tenekecilik yapmış, tepsi yapmış, akaryakıt istasyonu açtı, lastik bayiliği yaptı, son dönemde tavukçuluk yaptı. Biz sıkıntı yaşamadık. Sınıfta hiç kalmadık. 5 kardeşiz hepimiz okuduk kız kardeşlerim de okudu. 5 kardeşe üniversite okutan baba kendisi ilkokul terk bir adam.

 

Hoca bir yıl beni kilit altında tuttu

Okul bittikten sonra Hacettepe’ye nasıl girdiniz. Normalde sizin gibi birinin oraya alınması neredeyse imkansız?

C.Soner, Ben 1978 okulu bitirdim. Bir hocam vardı hiçbir siyasi partiyle ilgilenmeyeceksin bende burada sana yardımcı olacağım dedi. Rotaryendi ve onun sayesinde burs aldım. Çok yiğitti sahiplenirdi beni. 1 sene öğlen yemeğine gitmedim tuvalete bile gidemedim benim üzerimden kapıyı kilitlerlerdi tuvalet için izin isterdim öyle giderdim. Çünkü gittim mi gelmeme ihtimalim var. Biz de sözümüzü tuttuk. Benim 1978’den sonra Ocak’tan itibaren olaylarla bağım kesildi. Evde radyo televizyon yoktu ders çalışmamda gerekliydi birazda isteyerek bıraktım. O dönemde birçok arkadaşımın psikolojisi bozuldu. 7 sene iç harpte yaşıyorsun. Bazıları tarikata bile mensup oldu. Böyle giderse psikolojim bozulacak burada şartlar uygun baktım ki orda farklı bir hava var, her şeyden bağımı yavaş yavaş kopardım. Eğer ben bazı arkadaşlarımla irtibatımı kesmesem okulu bitiremezdim. Bir gün Ülkücü Teşkilatına gittim. Doktora yapıyorum dedim. Sen orada nasıl barınıyorsun orası solcuların elinde dediler. Sen git işine bak bir daha gelme, bize orada da birileri lazım buraya gelerek kendini riske atma dediler. Hacettepe’de bir sure sonra bana gözleri alıştı.

 

Hacettepe genelde boykotları ve olayları ile bilinen bir okul hiçbir olaya karışmamanız mucize olmuş?

C.Soner, Evet öyle bilinir ama bizim okulda hocalar fazla katı ve kararlı adımlar atıyorlardı. Bir gün Hacettepe’de boykot yapıldı solcular hocalar kendi aralarında karar almışlar bir daha böle bir şey olursa biz boykota katılanları sınıfta bırakalım diye. Hoca bizi topladı ve sizin lafınızı  dinlemeyen sözünüzden çıkan var mı? diye. Şunun gözünün üstünde kaşı var diye isim verin yeter. O zamanda hocalar bir zahmet seneye bir daha gel diyorlardı. Bizim eski okulda öyle değildi boykot yapanlara sınıf geçiriyorlardı.

 

Muhsin Yazıcıoğlu ile o yıllarda tanışıyordunuz kaza olayını duyunca ne hissettiniz?

C.Soner, Okul yıllarında Muhsin Yazıcıoğlu ile tanıştık. Bizim zamanımızda Abdullah Çatlı Ankara Ülkü Ocağı Başkanıydı, Muhsin Yazıcıoğlu ise Ülkü Ocağı Genel Başkanı idi. Zaman zaman bir araya gelip durum değerlendirmesi yapar planlar hazırlardık. Olaylara çok farklı bakardı. Çatlı gibi değildi. Daha insancıl bakan biriydi. Helikopter kazsı olmadan 1 ay önce Afyon’a geldi. Misafir ettik. 12 yıl önceki bir çok kişiyle bağları kopmuş cezaevi sonrası daha da farklıydı. Ne yaptığını, neden yaptığını biliyordu. Cenazesine gidemedim ama kabrine gittim. Hacettepe’nin orda bir tekke var orası çok iyi olmuş mütevazı olmuş.  Fıtratına göre olmuş.

 

Sizce helikopter olayı bir kaza mı? 

C.Soner, Bana kalırsa kaza değil. Kaza olmadığını düşünüyorum. Şuymuş görüldüğünün çok üstünde tesiri varmış. İçim cız etti üzüldüm. Arkadaş haberi duyduğumuz da donuklaşmıştık üzülüyorduk ama öyle böyle değildi içim cız etti.

 

Türkeş nereyi istiyorsan orayı yaz dedi

Alparslan Türkeş’le da tanışıyorsunuz. Onunla ilk nasıl karşılaştınız?

C.Soner, Alparslan Türkeş’le tanışmam  Bahçelievler’de partide nöbete gittim. Merdivende bekliyordum gidip baktım korktum hatta. 1974-75 yıllarında o zaman talebeyim daha. Bizim gibi birinin ona ulaşması, konuşması dokunması mümkün değil. O yıllarında Başbuğ. Ama birebir ilişki 1980 yıllarda cezaevinden çıktıktan sonra burada oldu. Bir abimiz vardı o beni aradı ve tanıştırdı. Beni il başkanı yapmak için çok uğraştı. Beni bir şekilde karşı karşıya getirirler. Ama bir şekilde il başkanlığını kabul etmedim ve Türkeş’i ektik yani. 1994’te Rıfat Atar ile Ankara’ya gittik Ahmet Ekici’de var ama milletvekili değil. Meclise gidip Cuma namazını kıldık. Karşıda 2 tip var uzaktan baktık. Sorup duruyordun ya aradığın adam bu dedi. Aksam 5’de partiye gel Genel Başkan’la tanıştıracağım dedi. Aksam gittim MHP’nin 1994 kongresi olacak Afyon’da senden bahsediyorlar. Ne yapacaksın gel bu işi yap dediler. Başbuğ’um getirdim dediler. Türkeş, “Ne istiyorsun?” dedi. Bende genel idare kurulu üyeliği olsa daha iyi dedim. Bu görev daha az mesai gerektiren bir iş olduğu için seçtim. Tamam dedi Türkeş, bunu yazın dedi. Git il başkanına söyle kongreye hazırlan gel.

 

Bu durumdan Afyon İl Başkanlığının haberi yok. Nasıl tepki verdiler?

C.Soner, Buraya geldim ve il başkanının yanına gittim. Durum böyle böyle dedim. İl Başkanı çok bosuldu, “Neden kendi başına ne iş çeviriyorsun dedi. Bana karsı güvensizdir hala. O tarihe kadar MHP’nin her türlü sıkıntısını ben karşılıyordum. Bundan sonra partinin maddi sıkıntısı yok dedi. Bundan sonra ne gerekiyorsa ben karşılayacağım dedi. Beni genel başkanın dediği sıraya yazmadılar. Ondan sonra da soğudum bu işlerden. 2000 yılına kadar Ocağa ben yardım ettim. 1980’de muayene açtık bir ben varım birde  doktor Ali Rıza Bahadır var altlı üstlüyüz. Cezaevinden çıkan, yaralanan bize geliyor. Bunun lafı olmaz ama yaptık. Allah’ta veriyordu.

 

Gözüm hiç il başkanlığında olmadı

Alparslan Türkeş’e rağmen CHP’li bir tip vardı Veli Sarıtoprak halada CHP’lidir. 1990 yılında Şükrü Koçoğlu’na telefon açtırdı ben o zaman Türk Ocağı Başkanıyım şu Veli Sarıtoprak abinize bir konferans yapın dedi. Bende Türk Ocağı konferansı o kadar ucuz değil dedim. Biz gençken küçükken köpekçi derdi bize. MHP Afyon il yönetimi beni çıkartıp yerime onu yazdılar. Beni de Merkez kuruluna yedeğe yazılar. Beni il başkanlığında milletvekilliği adaylığında rakip gördüler. Benim hiçbir zaman ne il başkanlığında ne de milletvekilliğin gözüm olmadı. İsteseydim o görevlerin hepsini yapardım. Ama böyle yaparak beni partiden siyasetten soğuttular. Böyle olmamalıydı ama insanlar siyasi hesapları için kendine rakip olabilecek kimin potansiyeli varsa küstürüyorlar.

 

Gökçek beni Erbakan babamı aradı

Benim MHP’ye kırgın olduğumu herkes anlaşmıştı. 1994 mahalli seçimleri öncesi Refah Partisi 2 kez kamuoyu yoklaması yaptırıyor. Adım nasıl cıktıysa %38 gibi bir oranla ben ilk sırada çıkıyormuşum. Melih Gökçek telefonla beni ardı. 2 kez ismin çok önde görünüyor gel başkan adayı ol dedi. Bak aday olacaksın ve kıl payı kazanacaksın gör dedi. Benim böyle bir niyetim yok teşekkür ederim dedim. Birkaç gün geçti bir kandil günü babamı görmeye gittim ziyarete baktım telefonla konuşuyor. Kimle konuşuyorsun dedim Necmettin Erbakan’la dedi. 2 saat falan konuşmuşlar. Erbakan asılıyor oğlanı ver. Babam da vermem dedi. En son babam oğlanın 2 milyon borcu var kim ödeyecek dedi. Erbakan hocada biz öderiz ne yapacaksın sen dedi. Ben başkan olmam içimde başkanlığın altına kadar var ama üstü yok halada öyle.

Ben 2. adam olmayı seviyorum

Başkan olmak bana göre değil. Başkan olunca inansın hayatı değişiyor. Başkanlık başka bir boyut. Bir de şu var makam işine giriyoruz. Gıybet ediyoruz siyaset gıybetsiz olmuyor.  Aslında teşekkür etmem lazım 1999’da o zaman İsmail Alpata İl Başkanı, Sefa Değirmen Merkez İlçe Başkanı toplandık. Nereyi istiyorsan adını koy ona göre yol çizelim. Secimden 1 sene önce. Ben istemiyorum. Mehmet Telek çok geldi Hayrettin Barut çok geldi ama istemedim. İnanmadılar. Ama istemedim. Burada tutmak istiyordum hala daha politikayla uğraşsam o seviyede kalacağını görsem yaparım. Ama olmuyor. İşin rengi değişiyor. Seçim var diyelim ki bir kısmı aday olacak diyorlar bir kısmı da alay olacak diye seviniyor. Hiçbir yere aday değilim. 1999’da çok eş dost var ben aday olmayacağım dediği de selam verenlerin sayısı yüzde 10’a düşütü. O secimden sonra da Ülkü Ocağı’na kırıldım. Seçim öncesi bir gece var bütün milletvekili aday adayları orda. Ertesi gün Ocak Başkanı bana gelip 70 milyon zarar var dedi. Zaten hatıra değil paraya geliyorlar. Secim oldu Pazar günü 3 milletvekili bir Belediye Başkanı aldık. Pazartesi aksamı spor salonunda gece yapılmış benim haberim yok. Televizyondan gördüm. Çok zoruma gitti. Ertesi gün Ocak başkanını çağırdım sordum boynunu büktü çağırtmadılar dedi.

 

ODAK GAZETESİ PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,