logo

Havuzu olan adam gitsin Marmaris’e Başkan olsun

selim karasekreter (5)

Bolvadin’de yapılan anketlerde partilerin toplamından fazla oy alan tek isim Mimar Selim Karasekreter, Bolvadin’i imar etmek için yeniden kolları sıvayarak başkanlık için aday oldu. Tüm partiler Karasekreter’e teklif götürdü. Ancak o MHP’yi tercih ederek ikinci kez Bolvadin Belediye Başkanı olmak için yola çıktı. 30 Mart 2014’de yapılacak olan seçimlerde en favori aday olarak görünüyor. 20 yıl önce Bolvadin ilkleri onun başkanlığı ile görmüştü. Şimdi kaldığı yerden 20 yılın telafisini yapmak için hazırlanıyor.

Bolvadin Afyon’un değil Türkiye’nin en popüler ilçeleri arasına girecek diyen Karasekreter, “Bolvadin halkı tercihini bizden yana kullanır ve o kutsal görevi bize verecek olursa, neler yaptığımızı ve yapa bileceğimizi zaten biliyorlar. Bolvadin 20 yıl önce güzellikleri ve yaptıkları ile ulusal basına haber oluyordu. Yine öyle olacak ve Bolvadinliler 5 yıl içinde, iş, aş, yaşanabilir bir kentle tanışacak” dedi.

Şimdi baktığımız zaman Bolvadin gibi muhafazakar bir ilçeye 20-25 yıl önce tenis kortu, yüzme havuz, boğa heykeli, Termal Sempozyumu, Eber Gölü sempozyumu yapılıyor. Bunları o tarihte nasıl başardınız?

S. Karasekreter, Bir yerin muhafazakar olması bazı yeniliklere alışmayacağı anlamına gelmez. Önemli olan toplumu ve halkını iyi tanımakla alakalı. Toplum inandığı güvendiği insanların yaptıklarına inanırsa çabuk adapte olur. Biz dededen ağalık kültürü ile Osmanlı terbiyesi ve devlet görevinde bulunmuş büyüklerimizin kültür mirası ile yetiştik. Ben değil benim babam çok aydın bir adamdı. Babam Bolvadin’in ilklerinde imzası olan bir adamdı. Babam Bolvadin’de ilk bol paça pantolon giyen bir adamdı. O zamanlar daha kilot pantolon denilen pantolonlar giyilirken babam bol paça pantolon giyiyor. Sarı iskarpin, sarı paçuç dedikleri iskarpin ile bol paça pantolon giyen adamdı. Öyle ki benim hanımıma kızım gir koluma da şöyle bir gezelim diye Bolvadin sokaklarında birlikte dolaşan adamdı. Böylesine aydın bir adamdı. Onun o zaman yaptığı cesareti bugün bile hala gösteren yok.

Babam gibi asla olamam

Sizin babanıza benzerlikleriniz var o zaman?

S. Karasekreter, Ben babam gibi olamam. O çok başka bir adamdı. Çok aydın ve yenilikçi bir adamdı. Babam hayatını kaybedinceye kadar Bolvadin gibi bir yerde onu hiç kravatsız gören olmadı. Giyimine kuşamına çok özen gösterirdi. Sarı iskarpin giyen ilk adam, bol paça pantolon giyen ilk, gömlekleri mutlaka ütülü ve kolalı olmak zorundaydı. Kol düğmeli gömlek giyerdi. Kol düğmelerine çok önem verir ve onları her zaman parlatırdı. Ben bu gün bile kol düğmeli gömlek giyemiyorum. Bazen babam akılma geldiğinde onu anmak için kol düğmeli gömlek giyerim. O bambaşka bir adamdı. Benim onun gibi olmam imkansız. Düşünün bu adam bunları 1960’lı yıllarda yapıyor. Bu gün olsa nasıl bir adam olurdu.

Kişisel bakımına önem veren bir adam. Peki şehre farklılık ve yenilik getirdiği bir şey var mı? Kendisi ve ailesi için yaptıkları doğal olan bir şey?   

S. Karasekreter, Olmaz mı? Babamın en büyük özelliklerinden birisi Bolvadin’e ilk sinemayı getiren kişi olması. Babam hayatında hiç yurt dışına gitmedi. Ama o tarihlerde babamın yaptıkları Avrupalı da bile yoktu. Şimdiki çarşıdaki sinema bizim sinemamızdı. O zaman oynan tüm filmlerin, afişleri, biletleri, makbuzları hala bende duruyor. Onları bir koleksiyon gibi saklıyorum. Bunlar Bolvadin için tarihtir.

Nasıl bir sinemaydı. O tarihte ne kadar izleyici vardı?

S. Karasekreter, Vizontele benim çok hoşuma gider. O filmi izlerken bizim sinema ve babam aklıma geliyor. Tıpkı bizim ilk sinema yıllarımızı anlatıyor. Saba Melikesi Belkıs gelmiş tam 3 hafta kapalı gişe oynadı. Onu asla unutamam. Şimdi bir sinema düşünün kalaslardan oturakları var. Üst bölümde aile için bir yerimiz var. Bir yerde de bir oda kadar bir oyuk var. Orada yere oturarak bağdaş kurarak oturularak sinema izleniyordu. Şimdikilerin loca dedikleri yer. Sanki şark köşesi locası gibi garip bir yer. Orada tabi özel konuklar olurdu. Vizontele gibi bir olaydı bizim sinemacılık yıllarımız.

Vah benim Bolvadin’im vah

Babanız aydın ve ileri görüşlü bir adam olduğu size de sirayet etmiş. Bir aile kültürü ve aydınlığı miras gibidir aileden geçer, kolay kolay sonradan oluşan bir olay değildir.    

S. Karasekreter, Babam başka bir adamdı. Eşimle birlikte Sadi Tek diye bir tiyatrocu geldi. Onu izlemeye gittik. Oyun başlamadan önce çıktı, bir salona baktı. Çok az bir izleyici var. 200 kişilik salonda 30-40 kişi var. Tiyatrocu Sadi Tek, “Vah benim Bolvadin’im vah. Eskiden Muhsin Ertuğrul hocamla geldiğimde gazino almazdı, şimdi ne oluş benim Bolvadin’ime” diye dert yandı. O zaman bizim gazinomuzda vardı. Bazı büyük oyunlar orada oynanırmış. Şimdi baktığımız zaman tersine bir kültür erozyonuna uğradık. O yıllarda Muhsin Ertuğrul gibi dünyaca ünlü tiyatro üstatları Bolvadin’e gelip oyun sergiliyordu ve gazino yetmezmiş. Şimdi neredeyse hiç tiyatro gelmiyor ve izleyici yok. O zaman da insanlar muhafazakârdı ama aynı zamanda aydın, çağdaş ve daha moderndi. Muhafazakarlık sosyal olmamak değil ki.

Mehmet Emin Güzbey devreye girerek, “O zamanlar Afyon’da öyleymiş. Şehir kulübü, çarşıda 7 tane sinema vardı, o zamanların fotoğraflarına bakıyorum insanların giyim kuşamları çok şık ve modern. Erkekler kolalı gömlek takım elbiseli, kadınlar diz üstü etekler giyerlermiş. O zaman ki insanlar şimdikilerden daha mı farklı görüşlerdeki insanlardı. Bu günkü Afyonluların anaları babaları. Tersine bir durum yaşıyoruz”

Kaç sinema vardı Bolvadin’de, resmi bayramlarda nasıldı insanlar?   

S. Karasekreter, Bolvadin’de iki tane yazlık sinema vardı birde kapalı sinema vardı. Ve o sinemalar hiçbir zaman seyirci sorunu yaşamazdı. O zamanlarda gezgin tiyatro gurupları vardı. Mutlaka Bolvadin’e gelirler ve oyunlarını sergilerlerdi. Hiç boş salona oynamadılar. Tamamen dolardı gösteriler. Konserler olurdu, insanlar akın akın gelirdi. Resmi bayramlarda her ev ve iş yeri mutlaka bayrak asardı ve insanlar geçit yapılan yere gelirdi. Çarşı meydanı bayramlarda öyle bir kalabalık olurdu ki anlatamam. Ama şimdi öyle bir şey göremiyorum.

Eskiden özellikle Cumhuriyet Bayramında balolar olurdu. Şimdi onun yerini formalite resepsiyonlar aldı. Bolvadin de nasıldı Cumhuriyet kutlamaları?  

S. Karasekreter, Fevkalade güzeldi. Hatta bir gün Cumhuriyet Bayramında bayrak azlığından dolayı kampanyası başlatarak 10 bin tane bayrak alarak halka dağıttık. İlçelerde olmaz ama ilk defa Cumhuriyet Balosu yaptık. Ben hepsine eşimle birlikte katılıyordum. Bolvadin o dönem birçok ilkleri yaşadı. Bir yerde ilkleri yapmak çok kolay olmuyor. Bunun için bazı riskleri göğüslemek gerek.

İlkleri kabullendirmek kolay değil

Neydi o ilkler ve insanlar neyi kabullenemedi?

S. Karasekreter, Bolvadin’de Cumhuriyet balosu bir ilkti. Törenlere eşimle katılmam bir ilkti, Bayrak kampanyası bir ilkti. İnsanlar bazı ilkleri kolay kabullenmiyor. Benim eşim 20 yıl önce araba kullanıyordu bunu kabullenemediler, boğa heykelini kabullenemediler, ağaçların ışıklandırılmasını kabullenemedi, çiftliğimde yüzme havuzu olmasını kabullenemediler, tenis kortunu kabullenemediler. Bütün bunları kabullenmeyen Bolvadin halkı değildi. Benim siyasi rakiplerim kabullenemediler. Benim için haksızlık yaptı, hırsızlık yaptı, siyaset yaptı, tembeldir, çalışmadı diyemeyenler çıktılar çiftliğinde havuzu var, teniz kortu var, eşi araba kullanıyor o gitsin Marmaris’te Belediye Başkanı olsun diye politika yaptılar. Ben böyle adamlarla mücadele etmek zorunda kaldım.

Ne oldu o heykel şimdi yok galiba? 

S. Karasekreter, Afyon’da o kadar heykel var kimse buna karşı değil ama o gün için yapılan heykel Bolvadin’inin birinci gündem maddesi oldu. Bu putları kaldırın diye açıklamalar yaptılar. Dünyanın her yerinde şehirler kent parkları, yeşil alanları ve heykelleri ile marka olurlar. Bizim o zamanki yaptıklarımız devam ettirilseydi bugün Bolvadin çok farklı bir konumda olurdu. O gün için bizi anlayamayanlar bugün haklı olduğumuz görüyor. Bolvadin’de çok kötü bir geriye dönüş yaşandı ve bugün sıradan bir ilçe haline geldi. İnsanlar göç etmeye başladı. Biz bunları yeniden tersine çevireceğiz. Bolvadin yaşana bilir bir ilçe olacak.

Bugün Bolvadin sizin yaptıklarınıza ve yapacaklarınıza hazır mı? 

S. Karasekreter, Bolvadin halkı her zaman yeniliğe hazır ve açık insanlar. Sadece beli bir siyasi kesim buna hazır değildi. Ama bugün Bolvadin çok farklı ve kaybettiği yılların acısını çıkartmak istercesine yeniliğe ve gelişmeye hazır. Ben hayalimdeki Bolvadin’i kurmak, imar etmek için Bolvadin halkının istek ve destekleri ile aday oldum. Benim Bolvadin belediyesinden ve siyasetten bir beklentim yok. Benim Bolvadin Belediyesinden alacağım maddi manevi bir şey yok. Ama ben Bolvadin’e ve Bolvadin halkına, gelecek nesillere bırakacağım çok şeyler var. Ben bunca yılın bilgi birikimi ve tecrübemi Bolvadin için kullanmaya. Bolvadin’i her yönüyle yeniden imar etmeye hazırım. Buna eskiye göre Bolvadin’de hazır. Hala geçen gün bir gazetenin birinde rakiplerden biri heykeli kabullenemediğini gösteriyor.

Vallahi açık yüreklilikle söylüyoruz, keşke Bolvadin’e değil Afyon’a Belediye Başkan adayı olsaydınız?   

S. Karasekreter, Ben Bolvadin’i çok seviyorum. Orada yapacaklarım var. Ben büyük şehirleri sevmiyorum. Ben çevreye aşık biriyim. Eber Gölü’nün birçok özelliğini bilmez. Sultandağı’nda fındık ormanı var kimse bilmez. Ben çiftliğimde özgür yaşamayı seviyorum. Büyük yerler beni boğuyor. Afyon Milliyetçi Hareket Partisi Merkez İlçe Balkanı Alper Yağcı bey Afyon Belediye Başkanlı için teklifte bulundu. Ama ben Bolvadin dışında bir yerde böyle bir niyetimin olmadığını söyledim ve teşekkür ettim.

Başkanın başarısı mutlu insanlara bağlı   

Bana göre bir belediye başkanının başarısın ölçüsü şehirde yaşayan insan kendini ne kadar mutlu hissetmesine bağlı. İnsanlar yaşadıkları şehirde ne kadar mutluysa belediye başkanı o kadar başarılıdır. Bakın bizim zamanımızda yaptığımız kamyon parkı parsellendi ve sattılar. Yeşil alanları parsellediler, spor alanlarını parsellediler ve sattılar. Bolvadin halkı benim zamanımda olduğu kadar, benden sonraki 3 başkan zamanında kendi mutlu hissetmedi. İki heykeli hazmedemeyenler hala var. Ama yeşil alan, spor alanları heykeller şehir donatılarıdır. Bizim zamanımızda getirdiğimiz yaptırım yapacak olan iş adamları ve fabrikalar gitti. Bir şehirde insan kendini ne kadar mutlu hissediyorsa belediye başkanı o kadar başarılıdır. Heybeli kaplıcasına açık havuz yaptım benden sonra içine çöp doldurdular. Zihniyete bakın uçaktan geçerken havuzda yüzenler görünürmüş. Var mı böyle bir anlayış.

Hayrettin Karaca beni fındık ormanına götürdü

Ben çevreye aşık bir insanım. 1996’da ben TEMA Bolvadin temsilcisiyim. Bir gün TEMA Başkanı Hayrettin Karaca ve ekibi bana geldiler. Bizim çiftlikte ağırladım onları. İkinci gün Hayrettin Karaca, hadi bakalım hep beraber Fındık ormanlarına gidiyoruz dedi. Bir yandan düşünüyorum. Ben Belediye Başkanlığı yaptım bugüne kadar fındık ormanı duymadım. Başkan yanlış mı dedi acaba diye düşünüyorum ama bir şey de diyemedim. Kalktık hep beraber Sultandağı’na çıkmaya başladık. Dereçine’ye vardık. Belediye Başkanını da aldık. Belli bir yere kadar araçlarla gittikten sonra bundan sonrası yaya dediler. Bir süre sonra birde ne göreyim muhteşem bir doğa harikası ve devasa fındık ağaçları var. İnsanlar ulaşamadığı için bu güne kadar korunmuş. İki vadinin arasında fındık ormanları ve içinde şelalelerin olduğu yerler var. Ya şurada bir evim olsa diye geçiriyor insan. Öyle bir yer için tabiatı sevmeniz lazım.

20 yıl sonra Afyon’da siteler yapılıyor

Amerika Sağlık Konseyinin davetlisi olarak 1991 yılında Amerika’ya gittim. O zamanda seçimler var ve Belediye Başkan adayıyım. Tamda seçimlerin olduğu gün. Seçimler 8 Aralık’ta ve benimde 8 Aralık’ta Amerika’da olmam lazım. Beni de başkan adayı yaparken ya sorun değil sen olmasan da biz seçimi alırız sonra gelir görevi alırsın dediler. Ama o gün geldiğinde ya olur mu nerede senin adayın derler dediler. Ben gecikmeli olarak gitmek zorunda kaldım. Açık besicilikle alakalı bir program. Sinsinati hava limanında inecek pist yok dediler ki size bir şehir turu attıracağız. İniş mesafesinde olduğumuz için alçaktan uçuyoruz. Ormanının içinde o kadar güzel siteler var ki içinde havuzlar, etrafı ormanlık alan, nehir kenarlarında. Afyon’da mimar arkadaşlara bunu anlattım. Neden Afyon’da böyle siteler yapmıyorsunuz diye. Bize okulda bunun dersini veriyorlardı. Aradan 20 yıl geçti şimdi afyonda sitelerin yapılmaya başladığını görüyorum. Ama orada bizim gibi şehrin içinde değil ormanın içinde ama doğaya asla zarar vermeden adamlar kendine bir yaşam alanı oluşturmuş.    ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ