logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Hasta transferi ve fedakar DR. Nilgün Er

dr nilgün er

Hipokrat yenin.

Yani doktor, hekim yemini.

Bu yemin 12. Yüzyılda yazıldı ve o gün bugündür dünyanın her yerinde doktorlar tarafından mesleğe başlarken okunur.

Afyon’da bu yemine sağdık kalmayanlar var.

Bir takım doktorlarımız hekimlerimiz verdikleri sözleri unutuyorlar.

Ben seni ararım dedikten sonra sırra kadem basıyorlar.

Olmaz böyle hekimlik olmaz.

Bence Hipokrat yemini yeniden yazılmalı.

 

Hipokrat yemin şöyle.

“Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma.

Hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma.

Hastalarımı memnun edeceğime.

İnsan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime.

Mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma.

Hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime.

Dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime.

Mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim”

 

Yemin böyle ama bana göre dostlarına verdikleri sözleri unutmayacaklarına da yemin etmeliler.

Bu gün iki farklı konudan bahsedeceğim.

Bir tarafta hastaneler arasında hasta paslaşması.

Diğeri bir insan nasıl bu kadar fedakar olur?

Daha doğrusu bu günün Türkiye’sin de hala böyle insanlar var mı?

Etrafımızı namussuzlar, üç kağıtçılar, tembeller, beceriksizler sarmışken.

Bir kadın doktor hiç olmayacak bir şey yapmış.

 

Önce iki hastane arasında yaşanan bir olayı anlatmaya çalışayım.

Geçen hafta AK Parti kampı Afyon’da yapıldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bakanlar, vekiller hepsi buradaydı.

Başbakan ve Sağlık Bakanı hastane gezdi.

O günlerde Afyon’da dolmuş-Otobüs kavgaları var.

Hatta bir şoför bacaklarından vurulduğu için AKÜ Tıp Fakültesine kaldırıldı.

 

Dolmuşçular daha önce kontak kapattı.

Müşteri almadılar.

Yüzlerce vatandaş mağdur edildi.

Sonra tıpış tıpış çalışmaya başladılar.

Aslında ben kızdım kontak kapatıyorum deme hakkı yok kimsenin.

Böyle davranmak suç ve hatta “hattın” iptali anlamına gelir.

Gelir gelmesine de bunu uygulayacak adam yok memlekette.

 

Neyse konumuz bu değil.

Yaralı dolmuşçu AKÜ Hastanesinde kalıyor.

Rektör Bey telaşa kapılmış.

Tam bakan gelirken, ya da Başbakan ziyaretinde dolmuşçular bir taşkınlık çıkarırlar endişesiyle yaralı dolmuşçu Afyon Devlet Hastanesine sevk edildi.

Yaralı bir hasta genellikle diğer hastanenin imkanları bizden daha iyi orada tedaviye devam edilsin diye yapılır.

Genelde Devlet hastaneleri Tıp’a sevk yapar.

Araştırma uygula hastanesi diye.

Bu kez durum farklı olmuş.

Dolmuşçu Devlet’e sevk edilince burada tantana çıkmasın.

Çıkarsa da Devlet Hastanesinde çıksın diye.

 

Hastayı sevk etmişler.

Devlet hastanesi de aynı gün eyvallah tamam ama bizimde size bir jest yapmamız lazım.

Gönderdiğiniz hastaya karşılık bizde size bir hasta gönderelim.

Gelen sedye ve ambulans boş gitmez diyerek onlarda hoop başka bir hastayı sevk ediyorlar.

Yani hasta paylaşımı.

Ver erkek yaralıyı, al kadın yaralıyı.

Değişilen hastaların ikisi de bacaklarından kurşunlanmış.

Garip bir paylaşım yapılıyor.

 

Bu kadar olumsuzluktan sonra hiç mi hastaneler de güzel şeyler olmuyor?.

Hiç mi iç açıcı bir hadise yok?

Var, olmaz mı?

Bakın size bir doktor hanımdan bahsedeceğim.

Hiç tanımam.

Selamlaştığımız bile yok.

Aynı ortamda bulunmuşluğumuz bile yok.

Bir dostum sana bir resim göndereceğim dedi.

Sonra bir olay anlattı.

 

İşten kaytarmak için her yolu deneyen bir toplum olduk.

Hele arkanı bir yere dayadın mı boş ver çalışmana gerek yok.

Patlat bir rapor gelme işe.

Nasıl olsa maaşları da bankamatikten alıyorsun.

Hilenin, yalanın, kaytarmanın kol gezdiği bir dönemde bu doktor hanıma özel bir parantez açmak gerek.

 

Fedakâr Doktor Nilgün Er.

Afyon Devlet Hastanesinde çalışıyor.

Dermatoloji Uzmanı.

Doktor hanım küçük bir kaza geçiriyor.

Bilek kısmından ayağını kırıyor.

Ayak alçıya alınıyor ve 20 gün rapor veriliyor.

 

Film de işte ondan sonra başlıyor.

Bir gün evde dinlendikten sonra duramıyor.

Annesine beni hastaneye götür diyor.

Annesi panik, “Ne oldu ağrın mı var?.

Ambulans çağırayım” diyor.

Doktor hanım “Yok anne benim bir şeyim yok.

Ama beni bekleyen hastalarım var.

Günler öncesinden randevu verdiğim insanlar var.

Gelip beni bulamayınca ayıp olur.

Ben iyiyim sen beni hastaneye götür” diyor.

 

Anne şaşkın.

Ayağı kırık ve alçıda.

Dinlenmesi gerek.

Üzerine basacak, başka yere gitmesi yasak olmasına rağmen dinlemiyor.

Hastalarım var.

Onları bekletemem.

20 gün dinlenmesi gereken doktor hanım 2. Gün alçılı ayağı ile hastaneye geliyor.

Onu gören meslektaşları şaşkın bir şekilde bakıyorlar.

Tedaviye mi geldin diye.

Hayır çalışmaya geldim dediğinde bakışlar değişiyor.

 

Neyse.

İşte böyle bir doktor.

Fedakar.

Mesleğini seven ve hastalarına kıymet veren bir insan.

Hani hiç iyi şeyler yazmıyorsun diyenler.

İyi şeyler oluyor da ben mi yazmıyorum?.

Böyle insanlar olsun yazlım.

Bravo Doktor Nilgün Er.

Keşke etrafımızda sizin gibi insanlar çoğalsa.

Umarım örnek olursunuz.

Ama örnek alacak sizin kapasitenizde kaç insan var.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,