logo

Hakkı Tekin’e Başkan Vekilliği teklifi!

ibrahim ışılak (14)

Susuz’da 5. dönem Belediye Başkanı olmak için aday olan İbrahim Işılak, Belediyeliği düşen Gömü Belediye Başkanı Hakkı Tekin’e neden başkan vekilliği teklif etti? Belediye Başkanı olmasına rağmen neden Hakkı Tekin’e makam şoförlüğü yaptı? Tekin Ankara sokaklarında niçin arabadan inip yaya olarak gitti?

 

Anneniz başkası için görücü gittiğinde, kız annesine sizin için gelmelerini mi söylemiş?

Öyle olduğunu tahmin ediyorum. Kızın annesi sormuştur her halde seni falanın oğluna istiyorlar ne dersin diye. O’da başkası için geleceğine kendi oğlu için gelsin demiş olmalı. Yoksa kızın annesi benim gönlümün onda olduğunu nereden bilsin.

 

Ne zaman evlendiniz?

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra annem bu kez benim için istemeye gitti. Önceden zaten başkası için geleceğine kendi oğlun için gel denildiği için bir olumsuzluk olmadı. İlk istemede tamam olur dediler. Askere gitmeme 6 ay kala 20 yaşında evlendik ve ben daha sonra askere gittim.

 

Şimdi elbette kafe pastane yok ama çeşme başında, köy içinde göz göze geldiğiniz, mendil alıp vermişliğiniz yok mu?  

Tabi ki köyün gençleri genellikle çeşmeyi gören yerlerde kendine bir yer buluyor. Herkes gönlündeki kızın hangi saatlerde orada olacağını biliyor. Ona göre kızla karşı karşıya, göz göze gelecekleri bir yer buluyorlar. Herkes kendi ilgilendiği kızın hangi köşeden döneceğini, hangi sokaklardan geçeceğini bilir. Tabi konuşma falan yok ama hafif bir gülümseme, kaş göz işareti bile yetiyor. Öyle yüz yüze görüşme şansımız olmuyordu tabii. Ama bunlar çok güzel duygulardı. Böyle başladı bizim ilişkimiz ve sonunda askere gitmeme 6 ay kala evlendik.

 

Aynı ranzada 6 kişi yattık

Askerliği nerede yaptınız?

Acemi birliğini Sivas’ta yaptım. Sivas’ta Temel Tepe dedikleri bir yer var. Normalde orası askerlik yapılacak bir yer değil. Özellikle kışın birçok kişinin soğuktan donarak öldüğü bir yermiş. Nöbette hatta içtima sırasında bile ölenler olmuş. Ben Mart ayında kış tam çıkarken gittim. Öyle bir yerde ben, rahat bir askerlik yaptım. Benim için askerlikte ekmek ve su olduktan sonra gerisi sorun değil. Bunlarda Temel Tepe’de boldu. Şehre 3-4 kilometre bir mesafede olan yerdi. Acemi birliğini orada tamamladıktan sonra Iğdır’a gittim. Benim şansımdan mıdır bilmiyorum Iğdır’da da çok rahattım. Orada çaycılık yaptım. Karakolun ihtiyacı haftalık katırlarla gelirdi. Onları temin edildikten bir haftaya yetecek şekilde kullanılmasını sağlardım.

 

Iğdır nasıl bir yerdi? 

Herkese göre farklıdır ama bana göre Iğdır çok güzel bir yerdi. Pancar üretimi yapılıyordu. Orada kendimi Afyon’da gibi hissediyordum. Başka bir güzellikte harika kayısı yetişirdi. Bizim askeriyenin içinde kayısı ağaçları vardı. Ben hayatımda böyle bir kayısı görmedim. Çay bardağı büyüklüğünde kayısı olurdu. Biz Iğdır’da Afyon’dan 6 kişiydik. Birlikte gittik ve aynı tertiptik. Çıkrık’tan vardı, Çavdarlı’dan vardı. Askere gitmemiz büyük bir macera olmuştu. Buradan bizi bir trene bindirdiler. Gece yarısı Sivas’a indik tipi tufan kırla gidiyor. Kış kıyamet. Normalde kış sonu ama Sivas’ın kışını bilen için Mart ayının nasıl çetin olduğunu anlar. O zaman otel falan bulmak imkansız. Olanlar da dolmuş. Güçlükle bir yer bulduk küçük bir oda ve bir ranza var. 6 kişi hepimiz o yatağa yanlamasına balık gibi yattık. 6 kişi bir yatakta yatmak zorunda kaldık. Öyle bir soğuk var ki bir birimize sarılarak ısınıyoruz. Sabahı zor ettik. Aldık çantalarımızı Temel Tepe’ye yürümeye başladık. Kaç yıl geçmiş aradan. Beni o yıllara götürdünüz.

 

Askerden gelince neler yaptınız?

Askerlik bitti ve geldim. Hemen bir araba aldım. Ağabeylerim beni kendileri gibi çimento fabrikasında işe sokmak istediler. Girmedim çimentoya. Bana göre değildi. Ben serbest çalışmayı seven biriyim. Bir yere bağlı çalışmak bana göre değildi. Taksiyi aldıktan sonra 2 yıl kadar taksicilik yaptım. Hem abimleri getirip götürüyorum hem de başka insanları taşıyorum. Afyon Otogar, Hastane önü gibi yerler de durarak taksicilik yaptım. Sonra Allah rahmet eylesin amcamın sayesinde kasabadaki ticaret yapan insanların yanında çalışmaya başladım. Onlar yaşlı ben gencim. Ortak kamyon aldık ve uzun yıllar ticaret yaptım. Ticari başarımdan sonra bana Belediye seçimlerine adaysın dediler. Benden habersiz adaylığımı koymuşlar. Benim meclis üyelerimi bulmuşlar, yatması gereken para yatırılmış. Bana da sürpriz oldu. Dediler adaysın, oradan geri dönemiyorsun da. Şimdi bakıyorum aradan 25 yıl geçmiş.

 

Ağaç sevgisi yoktu

Sizin ilk Belediye Başkanı olmanız nedeniyle Belediye’nin binalarını ve yapılan yatırımların hepsini siz yapıyorsunuz. Aralıksız 3 dönem Belediye Başkanı oldunuz? Şimdi burada biraz garip ve yersiz olacak ama Susuz Kasabası’nda ne varsa benim eserim. Köyde sadece üç tane kavak ağacı vardı. Onun haricinde ağaç namına bir şey yoktu. Ben birçok fidan diktim. Kavakta ağaç sayılmaz. Gelen giden soruyor başkanım burada hiç ağaç sevgisi yok mu? Çöl gibi bir yer burası diyorlar. Biz başladık Eskişehir’den başka yerlerden ağaç getirip dikmeye. İnanın 55-60 yaşındaki insanlar benim diktiğim fidanları söküyorlardı. O güne kadar adamlar ağaç görmemiş ağaç sevgisi diye bir şey yok.

 

Siz dikiyorsunuz onlar söküyor öyle mi?

Adamlar resmen benimle yarış yapıyorlar. Yılda iki kez, İlkbaharda ve Sonbaharda bir kamyon ağaç getiriyorum ve şehrin çeşitli yerlerine dikiyorum. Fidan dolu kamyonu görünce kahvehanedeki adamlar “bu ne?” diye soruyor. 20 kadar yaşlı adam bunlar.

Başkan bu ne?

Hasan Amca ağaç işte görmüyor musun?

Ne yapacaksın bu ağacı?

Dikeceğim işte beldeye.

Ulan oğlum biz sökmekten bıktık sen dikmekten bıkmadın, yavrum kuzum diyorlar.

 

Şimdi sökmüyorlar artık galiba. Susuz bir hayli yeşil bir yer oldu?

Hayır, artık sökmüyorlar. Şimdi her yerde koca ağaçlar var. Ağaç geldiği zaman herkes sıraya giriyor, üç tane bana ver, beş tane bana ver evin önüne dikeyim, bahçeye dikeyim diye. Susuz halkına ağaç kültürünü ve sevgisini aşıladık ve artık benden daha çok koruyorlar.

 

İlk Belediye Başkanlığı’na Refah Partisi’nde başladınız. Sonra ANAP’a geçtiniz Refah Partisi’nde ne kadar kaldınız?  

Başkanlık olarak benim aslında ilk tercihim MHP’ydi. Ama orası olmadı, ANAP’a gittik orada da başka ağabeylerimiz aday olduğu için buralardan olamayınca Refah’tan teklif geldi ve oradan seçime girerek kazanmıştım. 2 yıl Refah’ta kaldıktan sonra 1991 yılında ANAP’a geçtim ve geri kalan 3 yılı orada tamamladıktan sonra 2 dönem daha ANAP’tan seçim kazandık. Malum 2004 seçimlerinde kaybettim ve bir dönem sonra yeniden 4. dönem belediye başkanı olarak görevimi tamamlamak üzereyim. Kısmet olursa bu dönem 5. Dönem için aday olduruldum.

 

Afyon’da sizin kadar belediye başkanlığı yapan başka biri var mı?

Var, Gömü Belediye Başkanı Hakkı Tekin var. O benimle yarışıyor ama onunda belediye kapanıyor. Ben rekor kıracağım galiba. Gömü kapanmasa Hakkı Başkan istemediği sürece onu oradan kimse indiremez. Biz onunla kankayız. O başka bir adam.

 

Hakkı Tekin Zabıtalık teklif etti

Bu konuda bazı duyumlarımız var. Siz ilk belediye başkanlığını kaybettiğinizde Gömü Belediye Başkanı size iş teklifinde bulunmuş?

Doğru. Biz 2004’te seçimi kaybettik. Şimdi Hakkı Tekin ile bizim aramızdaki ilişki biraz farklı tabi. Biz iki belediye başkanından öte kankayız gençlerin tabiri ile. Şimdi ben seçimi kaybettim ertesi gün telefonda Hakkı Tekin. Ya onunla anılarımız çok bizim o kadar fazla ki yazsanız kitap olur.

Hakkı Tekin, “İbrahim seni çok severim. Senin yanında çok huzur buldum ben. Sen bambaşka bir adamsın. Seçimi kaybettin. Boşta durmana gönlüm razı gelmiyor ben sana iş vermek istiyorum”  dedi.

Bende, “Ne işi vereceksin” dedim.

Hakkı Tekin, “Zabıta olabilir, Güvenlik olabilir” dedi.

Bende, “Başka bir iş yok mu?” dedim.

Hakkı Tekin, “Yook fazlası zararlı olur. Karşıma çıkarsın başkan adayı olursun” dedi.

 

Peki şimdi onun belediye kapanıyor. Siz ona iş teklifinde bulundunuz mu?

O bana belediyede iş vermek istediğini, beni yanından ayırmak istemediğini belirtti. Beni sevdiğini, şimdi ben bunun altında kalır mıyım? Elbette bende kendisine bir teklifte bulundum.

“Hakkı başkan sen zamanında iş teklifinde bulundun. Çok teşekkür ederim. Ama şimdi senin belediye kapanıyor. Bir daha belediye başkanlığı yapamayacaksın. Şimdi ben sana bir iş teklifinde bulunuyorum. Ama senin ki gibi zabıtalık, güvenlik falan değil. Sana Başkan Vekilliği’ni teklif ediyorum. Odan hazır dayayıp döşedim. Ama bir şartım var. Ben zile bastığımda hemen koşarak geleceksin, ceketini ilikleyeceksin ve hazırolda bekleyeceksin. Yoksa sonunu sen düşün” dedim.

Hakkı Tekin, “İliklemezsem ne olacak, yapmazsam ne olur” dedi.

Bende, “Yapmazsan kapı dışarı yaparım seni. Bir emrin var mı? diyeceksin çıkarken geri geri gideceksin, öyle arkanı dönüp çıkmak yok dedim.

 

Sen nasıl her işi bitiriyorsun?

Hakkı Tekin bana dedi ki ya sen ne yapıyorsun gidip Ankara’dan paraysa para, hizmetse hizmet alıp geliyorsun nedir bu işin sırrı? Beni de yanında götür bu işleri bende öğrenmek istiyorum dedi. Bende olur başkan ben Pazartesi Ankara’ya gidiyorum gel istersen birlikte gidelim dedim. Ben sana yol yordam gösteririm dedim. Hakkı Başkan hava atmasını çok sever. O zaman yeni bir araba aldı. Bana senin araba burada kalsın benim arabayla gidelim dedi. Tamam dedim ve onun arabaya binerken son baharda koca bir paltoyu giymiş. Bu havada ne gerek var paltoya dedim yok olsun dedi. Orada Almancı çok olduğu için birkaç paket sigara aldı, parfüm şişesi falan aldı. Hakkı Başkan o zaman Ankara’yı fazla bilmiyor. Onu alıp bakanlıklara götürdüm. Nereye nasıl gideceğini gösterdim.

 

Hakkı Başkan’ın makam şoförlüğünü yaptım

Bir gün yine Ankara’ya gideceğiz. İbrahim dedi, Bugün benim şoförlüğümü ve korumalığımı yap dedi. Bende olur dedim. O tüm harcamalarımı üstleneceğini söyledi. Bende kabul ettim ve şoförlüğünü yaptım. Rozetimi çıkarmamı söyledi. “Tanımasınlar seni” dedi. Yakamdan rozeti çıkarttım. Turizm Bakanlığı’ndan çıktık. Yol ilerden dönüyor, ama ters tarafta kavşak var. Kavşak’ta da trafik polisi var. Işık yandığında ben ters yönden kavşağa doğru gitmeye başladım. Trafik Polisi durdurdu. Ters gidiyorsunuz bilmiyor musunuz? dedi. Bende, ben şoförüm, arkada başkan var o bana buradan gir ben başkanım dedi diye söyledim. Polis, “Devlet Erkânı kurallara uymazsa sivil vatandaşa biz ne diyeceğiz” diyerek tepki gösterdi. Arsa ofisine doğru giderken kırmızı lamba yandı. Kırmızı ışıkta geçtim. Radar varmış. Durdurdular. Polise “Başkanım işim var bas gaza dedi ben de bastım” dedim. Hakkı Tekin, polisten defalarca özür diledi. Biraz gittikten sonra, “Senin kullandığın arabanın da, senin de durdur..” dedi. Arabadan indi yaya olarak gitti. ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ