logo

Hakkı Tekin neden ağladı?

hakkı tekin5

Gömü Belediye Başkanı Hakkı Tekin hayatının en dramatik zamanı olan babasının ölüm haberini aldığında neler yaşadığını anlatırken göz yaşlarına hakim olamadı. Başkan Tekin o anları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

Size Afyon’da en şık giyinen belediye başkanısınız. Gömü’nün gerek o bölgede gerekse Afyon genelinde özel bir yeri var gibi. Sanki Gömü bir Anadolu kasabası değil bir sahil kasabası gibi faklı bir yaşamı var nedir bunun sırrı?

Hah yaşa. Gömü’nün gençleri ilhamı İzmir’den alırlardı. Bundan 50 yıl önce Gömü’nün gençleri arasında İzmir’i görmeyeni orada çalışmayan, orada yaşamayan insan hiç yoktu. Gömü bu nedenle sanki bir İzmir kasabası gibi daha modern ve daha çağdaş görüşlüdür. Mesele çevrede düğünlerde silah atılmayan yer yok. Ama Gömü’de asla düğünlerde silah atılmaz. İzmir’den sonra yönünü Avrupa’ya çevirdi. Gömü’de Avrupa’da bir ferdi olmayan bir tek aile bile yok.

 

Bunun bir rakamı var mı? Kaç kişi Avrupa’da?  

Bunu tam olarak tespit edemeyiz. Ama bu günkü Gömü nüfusunun 2 karından fazla olduğunu söyleye bilirim. Bizim nüfus 900 kişi birden düştü. Bu 900 kişinin eşi, çocukları diye hesaplarsak 5 bin kişi vardır. Gittikleri yerde ekonomik durumları da iyidir hepsinin.

 

Şimdi abiniz de sizi Belçika’ya götürmek istiyor ama kısmet olmuyor. Hiç yurt dışında yaşanmadığınızı anlıyorum. İlk kez ne zaman Yurt dışına gittiniz ne için?

Belçika’ya gideceğim diye işimden istifa ettim bir yıl bekledim. Baktık o iş olmayacak kendimize başka yol çizdik. Her işte bir hayır vardır. Belki öyle olmasa ben Eskişehir’deki işimden emekli olacaktık. Belki Gömü hiç Belediye olamayacaktı. Ben hiç Belediye Başkanı olmayacaktım. Hepsinin bir sebebi var. Ben ilk kez Yurt dışına Belediye Başkanı olduktan sonra gittim. Meclis üyelerini topladım. Bizim parti muhalefette ben Avrupa’ya gideyim bizim adamları bulup onların destekleri ile bir kepçe, bir ambulans, bir itfaiye alıp geleyim dedim. Tamam dediler ve haksızlık yapmamak için başkan vekili olarak kura ile belirledim.

 

Yurt dışına ilk başkan olduğumda gittim

Kura ile başkan vekilliğini de ilk defa duyuyorum?

Benim 9 tane meclis üyem var. Hepside benimle birlikte olan adamlar. Muhalefet yok. Birine görev versem ona benden daha çok güveniyor, niye bana değil de ona diye kalplerinde bir şey olmasın diye kura ile seçtik. Böylece kimse itiraz etmedi. Bir meclis üyesi ile Almanya’ya gittim. Almanya’da bizi karşıladılar. Oradan gelenler süslü geliyorlar. Ama bizi gittiğimizde duru dur başkanı burada bizim gömülü falan var bir selam verelim diyorlar. Nerede adam kanalizasyonu içinde üstü başı pislik içinde olmaz burada adama selam verilmez. Akşam haber gönderelim giyinsin kuşansın öyle gelsin adamı mahcup etmeyelim diye geçtik. Akşam toplandık durumu anlattık. Cami dernekleri var oraya gidelim dediler. Olmaz dedim. Biz buraya dilenmeye gelmedik. Biz Gömülülere haber salacağız herkes imkanları ölçüsünde bir havuz oluşturacağız ve toplanan paralarla Ambulans, kamyon, kepçe, itfaiye alacağız dedim.

 

Pişman oldun mu Avrupa’ya gitmedim diye?

Olmadım, Almanya’da, Belçika’da ne şartlarda çalıştıklarını gördüm ve iyi ki de gitmemişim dedim. Gitsem Gömü hala köydü. Ali Sakallı söylemese biz nasıl Belediye olacaktık. Toplanan paralarla biz istediklerimizin hepsini aldık verdik oradan gemiye buradan alacağız. Ama gardaşım gümrükten almak bir ölüm. Ulan ülkeye bedavaya araç getirmişiz. İhtiyaç var. Gümrük Ankara’ya Ankara bilmem nereye yazı yaza yaza aldık.

 

Gömü adı nereden geliyor?

Bizim oralar daha önce yerle bir olmuş. Gömülmüş. Bir de eskiden burada yaşam vardı gömü buluruz diye kazı yapılmasından geliyor. Hala kaçak kazı yapanlar var. Bir şey bulan var mı bilmiyorum ama eski o çağın insanlarının çok ileri bir teknolojik zaman yaşadıklarını anlıyorum. Yer altından çıkan mermer kalıntıları elle yapılacak bir şey değil. Mutlaka o zamanda ileri bir teknoloji kullanılmış. Ama nasıl olduysa her şeyi kaybetmişler ve yeniden kurulmuş gibi.

 

Babam kaza yaptı izin verin dedim

Askerde bir haber almışsınız? Neydi o haber?

Allahın sopası yok ki kafana vursun. İstanbul’da askeriz. O zaman 4 aylık falanız galiba. Afyonlu, Emirdağlı arkadaşlar bir aradayız. Bayram var ve Bayramda izne gidecek olanlar için Bölük komutanı kura çektirdi. Şanslı olanlar memleketlerine ailesinin yanına izne gidecek. Bizim arkadaşların hepsine çıktı bir tek bana çıkmadı. O kadar çok kahrıma gitti ki anlatamam. Bari içinden bir ikisi kalsa bir birimize teselli verirdik. Bende bölük komutanına babam kaza yapmış çok ağır yaralıymış benim mutlaka gitmem gerek dedim ama yalan söylüyorum.

 

Bölük komutanı ne yaptı izin verdi mi?

Bölük komutanı beni dinledikten sonra tamam gel ben seni Tabur komutanına götüreyim izin verirse o verir dedi. Tabur komutanına gittik ona da başladım anlatmaya. Babam kaza yapmış benim mutlaka gitmem lazım komutanım diye. Adam izin vermedi. Bizim yalan işe yaramadı. Bayramda mecburen kaldık. Bayramdan sonra abim ziyaretime geldi.

 

Neden gelmiş?

Abim komutanımla konuşmuş ve izin almış. Benim yanıma geldi hadi gidiyoruz senin için izin aldım dedi. Hayırdır niye izin aldın dedim. O zaman 302 otobüsler yeni çıktı abim dedi ki otobüs alacağız seninde yanımda olmanı istiyorum dedi. Bende inandım ve birlikte bindik otobüse geldik. Eve geldim akşam saatlerinde babam yok yattık. Sabah oldu babam nerede dedim Eskişehir’e gitti gelir dediler. Evin önünde oturuyoruz. Bizim evde de kadınlar var. Karşıdan amcam geliyor. Kadınlar amcamı görünce ağlamaya başladılar. Amcam ağlayarak geliyor. Ne oldu dedim kimse bana cevap vermiyor.

 

Başkan Hakkı Tekin, sustu. Boğazına bir şey düğümlenmiş gibi oldu. Derin bir nefes alıp geriye doğru yaslandı. Gözlerini tavana dikerek bir süre boşluğa baktı. Salonda büyük bir sessizlik oldu. Hepimiz oturduğumuz sandalyelere çivilenmiş gibiydik. Başkan biraz kendine geldikten sonra konuşmaya başladı.

 

Babam ölmüş. Babam ölmüş ve bunu bana kimse söyleyememiş. Büyük amcamın gelmesi bekleniyormuş. Amcamın geldiğini görünce kadınlar dayanamayıp ağlamaya başladıklarında bir şey olduğunu anladım.

 

Hakkı Tekin’in konuşması yine kesildi. 10 dakika önce kahkaha atan adam gitti. Yerine ağlamaklı bir adam geldi. Gözleri kocaman kocaman oldu. Tam karşımda oturduğu için her anını izliyordum. Gözlerinin içindeki damarlar kızarmaya başladı. Hakkı Tekin sesi boğulur gibi çıkmaya başladı. “Baba bambaşka bir şey” dedi. Elleri ile yüzünü kapattı ve ağlamaya başladı. Bir kez daha ne yapacağımızı şaşırdık. Sadece peçete verebildik. Yaklaşık 5 dakika boyunca kimse konuşamadı. Hepimiz sustuk. Hakkı Tekin gözyaşlarını sildi. Bir süre bekledikten sonra kendine geldi ve konuşmaya başladı.

 

Amcam gardaşını kaybettiği için ağlayarak geliyor ve bana babamın öldüğünü söyleme görevi ona vermişler. Amcam geldi bana bir sarıldı. O ağlıyor ben ağlıyorum, o ağlıyor ben ağlıyorum. Bizi gören kadını kızı, adamı herkes ağlıyor. Çok zor gardaşım çok zor. O gün benim hayatımın en kötü günüydü.

 

Allahın sopası yok ki!

Babanız ne zaman hayatını kaybetmiş?

Allah’ın sopası yok ki dedim ya başta. Ben bölük komutanına babam kaza yapmış çok ağır hasta dedim ya. Babam o gün ölmüş. Bana malum mu oldu, bilmiyorum ama bayramdan önceki arife günü babam hayatını kaybetmiş. Bana de haber veremiyorlar. Cenaze kalktıktan sonra abime biri mektup falan yazar Hakkı öğrenir doğru olmaz. Sen git ölüm belgesini de al komutanlarına göster durumu anlat izin al gel diyorlar. Abim de izin alıp otobüs alma bahanesiyle beni Gömü’ye getiriyor. Acı haberi de amcam ailenin en büyü olarak o verecek.

 

Kaç yaşında hayatını kaybetti babanız?

Oy gardaşım oy beni asıl yakanda o ya. Çok genç gitti babam. Hayatını kaybettiğinde 44 yaşındaydı. Ne olurdu 70-80 olsa hadi neyse der insan ama daha 44 yaşında hayatını kaybetmesini kabul edemiyorum. Haberimiz yok kalp krizi varmış. Ani bir kalp krizi ile hayatını kaybediyor. Gencecik gitti babam. Perişan oluyorsun. Anne yalnız kalmış 4 çocuk kalmışsın

 

Bir kaza yaptığınızı biliyoruz. Nasıl olmuştu?

Emirdağ Devlet Hastanesinde diyaliz merkezi açılacak. 2 yıl önce. Bakan gelecek bende bir gün önceden gidip bir bakayım dedi. Bindim arabaya giderken baktım karşıdan bir arana geliyor. Bende durdum öbür arabanın geçmesini bekliyorum. Biz cayırtı bir gürültü benim arabaya yandan bir vurdu arabanın her tarafından hava yastıkları fırladı beni bir sıktı içinde eziliyorum. Benim araba takla atarak kızak gibi kayıyor. Arabada bu kadar hava yastığı olduğunu da bilmiyorum. Direksin da var sanıyorum yanlarda da varmış. Beni sıkıp önce bir havaya kaldırdı. Sonrada arabanın içinde takla atarken buldum kendimi. Kayarak gidiyorum. Bir elektrik direğine vurarak durdum. Aklım başımda ama kapılar açılmıyor. Kadının birisi bağırıyor. Bende hiç bir şey yok. Ama bana vuran takside şoförün kafasından kan akıyor. Arka camları kırarak beni arabadan çıkardılar.

 

O kadar ciddi bir kazadan sonra ciddi bir rahatsızlığınız oldu mu?

Beni arabadan çıkardılar ama hiç bir şeyim yok. Hastanede doktor ağrın var mı yok, kırığın var mı yok, tamam git dediler. Ertesi gün ben yine bütün gün ayaktayım. Ertesi gün bir rahatsızlık başladı. Palas pandıras hastane koştuk bakıyorlar bir şey yok diyorlar. Eskişehir gittik bir baktılar bizim ince bağırsak kopmuş. Ameliyat olduk 6 ay sürdü. Gömü’nün tamamı günlerce hastaneye ve evime akın etmişler iyilikten iyilik doğarın mükafatını alıyor. Şükür Allah’a zaman zaman ufak bir ağrı yapar ama sağlığım yerimde. Kasaba halkım, Emirdağ ve çevre köylerden gelmeyen kalmadı. Onların bu ilgisi karşısın da onların yoluna ölürüm.

Torun sevgisi gibi sevgi yok

Biz 4 erkek kardeşiz, benimde üç çocuğum var. Kızlarımın adı Tülay, Gülay, Güray koyduk hepsi bir biriyle uyumlu olsun diye. 3 çocuğum var ama tam 9 tane torunum var. Her çocuğumun 3 çocuğu var. Onlar Başbakanın istediği gibi 3’er çocuk yaptılar. Size bir şey söyleyeyim, tamam çocuk sevgisi bambaşka bir olay ama gardaşım torun sevgisi çocuk sevgisinden daha büyükmüş. Torunlarımın sesini duymasa, görmesem rahat edemiyorum. Torun sevgisi sevgilerin en güzeli. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ