logo

Günaydın Kamu-Sen Günaydın!

ömer mazi

Dün Kamu-Sen bir basın bülteni yayınladı.

Konu, “Afyonkarahisar İlinin Sosyo-Ekonomik Gelişiminde Afyon Kocatepe Üniversitesinin Katkısı”

Kamu-Sen, AKÜ üniversitesinin kente katkısının olmadığını ve yeterli gelişimi göstermediğini belirtiyor.

Hocalara baskı yapıldığını, başka şehirlere göç etmek zorunda kaldığını

Akademik kadro bekleyenlerin haklarının yendiğini ve kadrolarının verilmediğini söylüyor.

 

AKÜ ile aynı anda kurulan üniversitelerle kıyaslıyor.

İyide güzel gardaşım bu sizin bahsettiğiniz konuları ben üç yıldır yazıyorum.

Beni AKÜ düşmanı, katili ilan ettiler.

Ben bu şehre ihanet ediliyor derken sesi çıkmayanlar rektörlük seçimleri yaklaşırken çıkıp böyle açıklamalar yapması akılla izah edilecek bir durum değil.

 

Bu güne kadar aklınız neredeydi?

 

Kamu-Sen’den bir alıntı, “Üniversitelerin uluslararası, ulusal ve yerel anlamda sorumlulukları vardır.

Yani hem insanlığa hem de bulunduğu bölgeye, hem bilimsel hem de kültürel anlamda katkı yapması varlık nedenleridir”

 

Kamu-Sen, bunları yeni keşfetmişse çok ayıp.

Yok biliyordu da şimdi işine geldi diye konuşuyorsa o daha büyük ayıp.

Kamu-Sen devam ediyor.

“Afyon Kocatepe Üniversitesi 1992 yılında kurulan 21 üniversite ve iki Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden birisisidir.

Bölgesinde yer alan üniversiteler, sahip oldukları öğretim üyesi sayıları açısından incelendiğinde, Afyon Kocatepe Üniversitesi bariz olarak hak ettiği yerde olmadığı net bir şekilde ortadadır.

Bu durum Afyonkarahisar ilinin jeopolitik konumu ve ekonomik potansiyeli ile uyumlu bir gelişim içerisinde değildir.

Afyonkarahisar’da görev yapan öğretim elemanlarının başka üniversitelere göç ettiğinin göstergesidir.

Kıyaslama yapılan üniversitelerin bulunduğu illerin jeopolitik konumu Afyonkarahisar’dan daha iyi olmadığına göre, öğretim elemanlarının başka üniversitelere göç etmesinin nedenleri doğru tespit edilmelidir.

Bu nedenlerin başında;

Üniversite yönetiminin kendisine oy vermeyenleri ötekileştirilerek üniversiteden gitmesi ile ilgili her tür çaba gösterilmesi,

Üniversite üniversite olmanın temel hedeflerine uymayan kendi gibi düşünmeyen hocalara her türlü mobbing faaliyeti ile rahatsız emekten çekinmeyen bir yönetim anlayışı.

Üniversitenin bütün nimetlerine kendi adamlarını ortak etmeye çalışan diğerlerinin kendi personeli olduğunu unutan bir yönetim yapısı olması.

Ve öğretim üyelerinin özlük haklarını alma konusunda yaşadıkları mağduriyetlerin başta gelen nedenlerdir.

 

 

 

Bu saydıklarınızın hepsini üç yıldır dile getiriyorum.

Bu konuda yalnız olmadığımı görmek her şeye rağmen güzel.

Sonunda bu durumun yanlış olduğunu başkaları da dile getirmeye başladı.

 

Kamu-Sen birde grafik yayınlamış.

1992’de kurulmuş bölge üniversitelerinin öğretim üyesi sayıları.

Mevcut durum itibariyle, çok sayıda doçentin profesör olarak atanma şartlarını sağladığı ve kadro ihdas edilmediğinden edilemediğinden uzun süredir (bazılarının birkaç yıldır) profesör olarak atanmayı beklediği.

Aynı şekilde çok sayıda öğretim üyesinin Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulan jüriden doçent unvanı aldığı halde yine kadro ilan edilmediği edilemediği için sahip olduğu unvanın özlük haklarından yararlanamadığı ve çok sayıda Araştırma Görevlisinin doktoralarını tamamladığı ve Yardımcı Doçent kadrosuna atanmayı beklediği gerçeği ortadadır.

 

Üniversite yönetiminde olan öğretim üyelerinin akademik yükselme süresi dolar dolmaz atamalarının yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, yıllardır kadro bekleyen ve kadro imkanı olup olmadığı ile ilgili bilgi bile kendilerinden esirgenen öğretim üyelerine bu üniversiten gitmekten başka hiç bir seçenek bırakılmamaktadır. 

Söz konusu sebeplerden ötürü gidişlerin üniversite yönetimince umursanmadığı ve yöneticilerin Afyonkarahisar’ın sosyal ve kültürel yapısına katkı yapmak gibi bir hedeflerinin olmadığı ile ilgili ciddi şüpheler akla gelmektedir.

 

Bu sorunun çözümü noktasında, en önemli görevin üniversite yönetimine düştüğü aşikar olmakla birlikte, Afyonkarahisar milletvekilleri ve sivil toplum örgütlerinin de üniversitenin ihtiyaç duyduğu kadro tahsisinin sağlanması için çaba göstermeleri gerekmektedir.

 

Nitekim, Temmuz 2012’de Afyon Kocatepe ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitelerine 100’er akademik ve 150’şer idari olmak üzere 250’şer kadro verilmesi konusunda kanuni düzenleme yapılmış ise de, kadro cetvel numarasında yapılan bir yanlışlıktan dolayı bu 250 kadro kullanılamamıştır.

Daha da vahim olanı ise, üzerinden tam 2 yıl geçmiş olmasına rağmen bu yanlışlığın düzeltilmesi konusunda muvaffak olunamamıştır.

 

Bu örnek bile, hükümette 10 yılı aşkındır bakan düzeyinde temsil edilen, iktidarı ve muhalefeti ile TBMM’de 5 milletvekili bulunan Afyonkarahisar ilinin Üniversiteye nedenli sahip çıktığını ortaya koymak için yeterlidir.

 

İşin özeti Kamu-Sen Şube Başkanı Nizamettin Şenol, geçte olsa gerçekleri görmüş olmasından dolayı kutluyorum.

Bu yazılanları ben üç yıldır yazıyorum.

Acaba sorun bende mi diye düşünmeye başlamıştım.

Zamanlaması hariç Kamu-Sen’in yayınladığı basın açıklamasına imzamı atarım.

Zaten onlar benim üç yıldır yazdıklarımı özetlemişler.

Grafikte yer alan 5 üniversitenin rakamlarına bir bakın.

 

Hepside aynı zamanda kuruldu.

Afyon Kocatepe Üniversitesi Profesör sayısı 86

Adnan Menderes Üniversitesi Profesör sayısı 205

Celal Bayar Üniversitesi Profesör sayısı 185

Denizli Pamukkale Üniversitesi Profesör sayısı 143

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Profesör sayısı 243

 

AKÜ bir tek Yardımcı Doçent konusunda diğer üniversitelerle bir birine yakın.

Hatta Adnan Menderes Üniversitesinin önünde.

Nedeni de akademik kadroları verilmemesinden oluşan bir yığılma var.

Geri kalanda nal topluyoruz.

İşte AKÜ’nün içinde bulunduğu durum bu.

Benim dışında Kamu-Sen’inde bunları görmesi ve açıklama yapması sevindirici.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ