logo

Git lan senin yerine ben mi hapis yatacağım

erol özsoy pazar kahvaltıları (2)

Kamu Sen Başkanı Erol Özsoy Odak Gazetesi Pazar kahvaltılarına konuk oldu. Mehmet Emin Güzbey, Ömer Mazi ve Emre Çınar’a hayatı ve meslek yaşamı hakkında bilgiler verdi. 

Mezun olduğunun Bolvadin Lisesine tayin oldunuz nasıl bir duygu okuduğunuz okula öğretmen olarak atanmak?

E.Özsoy, Şimdi insanın kendi mezun olduğu okula öğretmen olarak gelmesi güzel de, bazı zor yanları da var. Bolvadin Lisesinden içeri girdim. Benim geleceğimi zaten öğrenmişler. Selamet Yıldırım orada öğretmen. O benden önce bitirdi. O gün müdür mavini Ali Özen diye bir hocanın tayini çıkmış. Benimde öğretmenimdi. Baş Muavinde benim öğretmenim Mücahit Koçak, o da duruyor. Selamet Yıldırım, İsmail Birdane, Hasan Kulak, Mustafa Lorcu diye bizim bildiğim kişiler. Bana otur bakalım şöyle dediler. İçlerinde en küçük benim. Oturdum ama boşalan Müdür Yardımcılığı koltuğunda oturuyorum. Ben ne yapmak istediklerini anladım ve hemen yerimden kalktım. Otur bakalım dediler ve seni müdür muavini yaptık dediler. O zaman müdürlerin yetkisindeydi. Daha 24 yaşındayım ve 8 yıl müdür muavinliği yaptık.

Mezun olduğunuz okulda idareci olarak başladınız. Sizden önceki idarecilerin aksine farklı bir şey yaptınız mı? Henüz 24 yaşında bir idareci farklı olmalı? 

E.Özsoy, Bir kere şunu söylemem lazım. Eğitim bir ekip işi. İyi ve uyumlu bir ekibiniz yoksa başarılı olamazsınız. Bolvadin Lisesin de geriye dönük bir tarama yaptık. Son 5 yılda Bolvadin lisesinden kimse Üniversiteye gitmemiş. Son üniversiteye giden bizim dönem. Oysa Bolvadin Lisesi, Afyon Lisesi’nden sonra bölgenin en önemli lisesi. Müdüre bir toplantı yapalım dedim. Kendi aramızda tartıştık. Benim sınıfım edebiyattan sınıftan sadece 2 kişi üniversiteye gidememişti. Bir yıl sonra da onlarda gitti. Bizim Bolvadin olarak zeka olarak bir sorunumuz olamaz. Nasıl üniversiteye buradan öğrenci gidemiyor dedim. Ön bir çalışma da yaptım. Öğrenciler okula kitap getirmiyor, derslerde öğretmen dinlenmiyor. Buna öğretmenlerde alışmış. Lise 3, lise 2, Bolvadin insanı fakir çocukları Müdür, müdür yardımcıları, öğretmenler Bolvadinli. Hepimiz buranın insanıyız. Bizim bir şey yapmamız lazım ve okulun başarısını arttırmamız lazım dedim. Lise 1. sınıflardan başlayarak yeni bir metot deneyeceğiz. Fizik Matematik Mezunu bir öğretmenimiz var adam profesör gibi biri. Ben öğretmenlerle birlikte derse girmeye başladım. Her gün öğrencilerle bende oturuyorum ve ders dinliyorum. Benim olduğum için sınıfta çıt çıkmıyor. Bir süre sonra öğrenciler ders dinlemeye başladı. Öğretmenlerinde anlatma ve öğretme isteği artınca işler yoluna girmeye başladı. 

Bolvadin Lisesin de eğitimi 7 güne çıkardık

Öğretmenlerden itiraz eden, karşı çıkanlar olmadı mı?

E.Özsoy, Biz okul yönetimi olarak böyle bir karar aldıktan sonra itiraz eden olmadı. Bir de çoğunluk zaten Bolvadinli. Yani herkesin olayı sahiplenmesi lazım. Başka bir konu ise mesela Afyon’a sürgün gelen öğretmenlerin verildiği tek yer Bolvadin Lisesi. Erzurumlu bir öğretmen sürgün geldi. Bolvadin Lisesinin 40 tane öğretmene ihtiyacı var bizde 80 öğretmen var. Sürgün gelen Erzurumlu öğretmen kimyacı Necati Çalışkan çok yetenekli bir öğretmen. İhtilal oldu bunlar ihtilal sürgünü öğretmeleri.

Bu kadar çok öğretmen olmasına rağmen başarısızlık öğretmenlerin sürgün gelmesinden mi? nasıl olsa sürüldük bana ne mi diyorlar?

E.Özsoy, Onunda etkisi var ama orkestranın akordu bozulmuş. Bakın çok önemli bir şey söyleyeceğim. Bunu kimse yapmaz ve yaptıramazsınız. Ama biz yaptık. Eğitimi 5 günden 7 güne çıkardık. Cumartesi Pazar günleri de okul açık ve tam kadro ders veriyoruz. Asla ek ders ücreti almadan. Cumartesi Pazar devam mecburiyeti koydum. Yönetmelik benim dedim. İlk yıl 20 öğrenci, 2. sene 35 öğrenci üniversiteye gitti. Hani birinci sınıftan aldığımız çocuklar var ya onların 46 tanesi Üniversiteye gitti. 2 yıllık, açık öğretim falan onları saymıyorum. Hepside Hacettepe, Boğaziçi gibi önemli okullara gittiler. 1987’de TRT’nin yayınladığı Liseler arası bilgi yarışması yapılıyor. Afyon Lisesi ile Bolvadin Lisesi finale kaldı. TRT radyo canlı yayınlıyor bilgi yarışmasını. Nefesleri kesen başa baş bir yarışma oluyor. Sorular bitti. Sonuç eşit. Bir final sorusu sorulmak için tarafsız bir öğretmen soru sordu. Halil Gündoğan bir soru soracak. Cevaplar açıklandığında Bolvadin Lisesi doğru cevabı verdi Afyon Lisesi yanlış çıktı. Üniversiteye öğrenci gönderemeyen bir okuldan Afyon birincisi bir okul haline getirdik. Ekip çalışmasının neler yapabileceğinin en güzel örneği.

ANAP’a karşı mücadele verdim

Bu arada ihtilal oldu ve Türkiye’de bir Anavatan Partisi gerçeği var. Siz Anavatan’a nasıl bakıyorsunuz?

E.Özsoy, Bana o konuyu hiç açmayın. Hayatım boyunca ANAP’tan hiç hoşlanmadım. Tam tersi kendimi bir aydın olarak ANAP’ın zihniyetine karşı mücadele verdim. Anavatan Partisi ülkede ahlaki çöküntü yaratıyor diye düşünüyorum. Serbest Piyasa Ekonomisi falan diyerek de rant piyasaları oluşturduğunu düşünerek muhalefet etti. Belediye Başkanları vardı benim arkadaşlarım onlara muhalefet ettim. Orada kim çalışıyorsa ona da muhalefet ettim. Çok samimi arkadaşım var ANAP’tan Belediye Başkan Adayı ben ona karşı seçilmemesi için mücadele verdim. Sonra bizim ekip dağıtıldı. Belediye başkanı olan kişide bizim ilkokuldan ve liseden arkadaşımız Hasan Yazıcı. Bir karşı olduğumuz için dağıtılırken ANAP’a tabi olanlarda müdür olarak atanmaya başladı. Şimdiki dönem ANAP’ın kötü bir taklidi olarak bu işleri yapıyor. Soruşturma yok, ceza yok ama tayin çıkıyor. İhsaniye’ye tayinimiz çıktı durdurduk.

Nereye sürüldünüz?

E.Özsoy, Sultandağı’na sürüldük. Sonrada Tokat Niksar’a sürdüler. Niksar’dayken Ahmet Çetiner atamayla ilgili Şube Müdür aradı. Sinapaşa Lisesini dağıttık dedi. Orada müdürlük yapar mısın dedi. Afyon dışında ben sudan çıkmış balık gibi oluyorum. Hanımı da götürmedim. Gelirim dedim birkaç ay içinde Sinanpaşa lisesine geldim. Dağıttık derken gerçekten hiç kimse kalmamış. Dağılmış her taraf tıpkı Bolvadin lisesine geldiğim zaman gibi. Bolvadin tecrübesini burada bir kez daha hayata geçirmeye karar verdim. Birkaç öğretmen vardı benden sonra peş peşe öğretmenler gelmeye başladı. Okul aile birliği fes olmuş, üniversiteye giden öğrenci kalmamış. Pazartesi göreve başladım Çarşamba günü velileri topladım. Tam 3 saat konuştum. A’dan Z’ye davet ederken de para toplamayacağım diye davet ettim.

Toplantı bir işe yaradı mı?

E.Özsoy, Dedim ki burada bir okul yetersiz. Yeni bir okul yaptırmamız lazım ve okulu çeşitlendirmeliyiz dedim. Benimle bu yola var mısınız dedim. Biraz konuştuktan sonra gözlerinden belli oluyor bir güven geldi hepsine. Devlet Vatandaş iş birliği ile bir okul yapalım. Sizden para istemiyorum ayni yardım istiyorum dedim. Kurbanda derilerini topladım, harman zamanı buğdaylarını aldım, tarla kenarında ne kimin ne kadar kavak ağacı varsa bir kısmını okula vermelerini istedim. Bu adara düşer misiniz arkama dedim düşeriz dediler, düşer misiniz dedim düşeriz dediler, düşer misiniz dedim düşeriz dediler, Üç kere tekrarlatarak yemin aldım. Belediye Başkanını da yanıma alarak traktörlerle kavakları kesip topladık. Tonlarca kavak oldu. Bu kavakları SEKA’ya sattık. Deriler buğdaylar derken temel atacak hale geldik. Öyle bir temel attık ki herkes orada. Vali Ali Sakallı oda geldi. 600 metre kare bir plan yaptırdık. Temel kazıldı su çıktı. Dediler ki yapamazsın.

Mehmet Taner’e teşekkür ederim

Tüm hayaller temelde çıkan suya mı gömüldü?

E.Özsoy, Temel’de su çıkınca ne yapacağımı şaşırdım. Bayındırlık olmaz dedi. Yapamazsınız diyor. Yeni bir temel planı yapılmalı dedikler. Bayındırlıkta İbrahim Öz diye biri var bende çok severim ona gittim ne yapacağız dedim Mehmet Taner diye Mühendis var onu bul o sana gerekli şeyleri söyler dedi. Gittim durumu anlattım. Ben yarın sabah oradayım dedi. Sabah geldi inceledi buna 6 ton daha demir ilave edeceğiz ve bodrumu iptal edeceğiz dedi. Hesaplar allak bullak oldu. Mehmet Taner ile hiç samimiyetim olmamasına rağmen ben yokken bile gelip inşaatı denetledi ve yapılmasını sağladı. Onu iyiliklerini unutmam. Mehmet Taner dedi ki, “Sen canını sıkma bu bina 10 şiddetinde depreme dayanıklı olarak yapıldı. Her yer yıkılsa bu okul ayakta kalır” dedi.

Sonunda temel atılacak?

E.Özsoy, Temel atma töreni için davetiye gönderdik. Vali başta olmak üzere Afyon’un tüm kurum müdürleri geldi. Vali, Milli Eğitim Müdürüne sen konuşma dedi. Bir okul müdürü konuşma yapsın birde ben konuşayım dedi. Problemli bir yere Devlet Millet iş birliği ile okul yaptırdık diye valinin hoşuna gidiyor. Konuşmalar yapıldı. Fatih Gümüş diye bir gazeteci var Zafer Gazetesi’nde ertesi gün benim resmim boydan boya kocaman valinin resmi pul kadar. Ben Fatih Gümüş’ün yanına ne yaptın sen diye geldim. Yok bir şey sen işine bak öğretmenim dediler. Vali beyle aralarında bir sorun var her fırsatta valiyi kızdıracak bir şey yapıyorlar.

Ben 78 kuşağıyım. 

12 Eylül 1980 öncesi dönemi iyi incelenmeli. Ben meşhur 78 kuşağıyım. Evet öğrenci hareketleri iki kamp olarak değerlendiriliyor. İşte sağ sol diye bahsedilen dönem. Keşke o dönem silahsız yaşansaydı. Silahsız olsaydı o mücadele ihtilal olmazdı Türkiye’de. Maalesef silah kullanıldı. Şimdi bakın olaya biz diyorduk ki o zaman bu ülke emperyalizmin sömürgesi haline geldi, ülkenin kaynakları çarçur ediliyor, gelir adaletsizliği ver, açlık ve yoksulluk var düzenin değişmesi lazım. Nasıl bir düzen kurulacak, Milliyetçi toplumcu bir düzen kurulmasını savunuyoruz. Bu bizim isteklerimiz. Birde karşı tarafa bakalım. Onlar ne diyor? Gerekçeleri aynı Türkiye Emperyalizmin sömürgesi, ülkenin kaynakları çarçur ediliyor, gelir adaletsizliği var, açlık ve yoksulluk var, düzenin değişmesi lazım. Nasıl bir düzen gelmeli Sosyalist bir düzen gelmeli, eşitlikçi bir düzen gelmeli. Devletleştirme ala bildiğine olmalı. Şimdi orada hiç kimse ülkeyi bölelim demiyor, federasyon demiyor. Ülkenin bölünmesi hiçbir evrede yok. Bütün bunlar şimdiki Suriye’de olduğu gibi dış güçlerin tezğahı. O zaman Amerika ve Rusya dağılmamış Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği iki süper güç. Dünya bu iki ülkenin mücadelesine tanık oluyor. Biz o zaman sloganımı ne Amerika, ne Rusya Milliyetçi Türkiye. Her iki emperyalist güce de hayır. Çin modeli bize daha sıcak geliyordu. O dönemden çok önemli bir şey daha var. Bakın her iki taraf da doyasıya okuyordu. O dönemde okunan kitap bugün okunmuyor. O dönemin insanlarına bir bakın 1970 ile 1980 arasında Türkiye sanatın zirvesinde, müziğin zirvesinde, bilimin zirvesinde, resmin zirvesinde, Sinemanın zirvesinde, romanın zirvesinde, imkanı olanlar kitap alırdı alamayanlara da okuduğumuz kitabı veriyoruz onlarında okumasını sağlıyoruz.

Babam onun yerine ben mi hapis yatacağım demiş

Bizim kuşak çok okuduğu için bende onlardan biriyim. Okul yıllarında harçlıklarımızdan kitap alırken çalışmaya başlayınca maaşımızın bir kısmını her ay kitap almak için ayırıyorduk. Böyle olunca önemli bir miktarda kitap birikti. 12 Eylül 1980 ihtilali oldu. Bir gün önce onlarca kişi öldürülürken darbeden sonra bir günde silahlar sustu bunu da anlamak mümkün değil hiç karşılık veren olmadı. O zaman büyük gazetelerin köşe yazarları darbe şakşakçılığı yaparak darbeyi davet ettiler. Neyse bana göre sakıncalı bir kitap yok ama buna asker ne der kestiremiyorum. İhtilal de Müdür Yardımcısıyım. Hanım uyandırdı radyo’da mehter marşı çalıyor dedi. Daha sonra Kenen Evren’in bildirisi okunuyor. Aklıma kitaplar geldi. Hanıma bu kitapları ne yapacağız dedim. Hanım birkaç çuval getirdi. Kitapları çuvala doldurduk bunları babam gile götür ve onların bodrum katına at dedim. Hanım bir çuval kitabı götürdü biraz sonra kitaplarla geri geldi. Suratı asılmış. Anam ne bunlar demiş, hanım da Erol’un kitapları tutuklarlar diye buraya gizleyeceğiz demiş. Babam get ulan demiş. O tutuklanmayacak diye biz mi onun yerine tutuklanacağız. Götür geri nereye girerse girsin serseri demiş. Kitaplar geri geldi. Bende kıyıp atamadım dursun ne olursa olsun dedim ama aramaya da kimse gelmedi. O kitaplar hala duruyor.

İlkokul öğretmeni çok önemli

Bana göre kesinlikle ilkokul öğretmeni çok önemli. Çocuk ilkokul öğretmeninin eline bir ham madde gibi geliyor. Bunu ilkokul öğretmeninin nasıl işlediği o çocuğun hayatı boyunca yol haritası olacak. Burada Öğretmen, okul, veli, okul idaresi bir biri ile çok uyumlu olmalı. Her ne kadar okul öncesi, kreş denilse de bunların katkısı söylendiği kadar değil. En önemlisi İlkokul öğretmeni. İlkokul öğretmenine veli de ayak uydurursa çok önemli. Çocuk ilkokulda düzenli ders çalışma, okumayı sevmeyi, düzenli olmayı öğrenirse o çocuk hayatı boyunca onun meyvesini yer. İlkokul da bunları yapamazsanız çocuk hayatı boyunca okumayı ve ders çalışmayı sevdiremezsiniz. Öğretmenle veliye ilkokulda çok büyük iş düşüyor. Birbiri ile uyumlu ve koordineli olmalılar. Aslında ilkokul öğretmenlerine farklı bir ücret ödenmeli. Onların ortaokul ve lise öğretmenlerine göre işleri daha zor.

ODAK PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,