logo

Gelin almaya gittim Darbe oldu

ömer mazi1

Berber Kemal Eker hayatının en dramatik olaylarından biri olan evleneceği gün yapılan 12 Eylül 1980 askeri darbesinde sokağa çıkma yasağı olduğu gün nasıl Eskişehir’e gittiğini, neden eşi ile Eskişehir’den Afyon’a kadar ağladığını, bir evin tuvaletinde soğuk suyla nasıl damat tıraşı olduğunu ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Siz elektrik almasanız da onlar sizden alıyormuş. Ne bekliyordunuz? Nasıl bir kız arıyordunuz?

K. Eker, Aslında hareketli bir hayatımız olduğundan evlenmek için bir acelem yoktu. O nedenle çok özel biri olmadan ilgilenmedim. Bir de gerçekten çok güzel kızlar vardı. Ama bir onlara bakıyordum bir de kendime. Tamam kızlar beni istiyor ama onu bana vermezler diye düşündüğüm için bir girişimde bulunmadım. Ama işin aslı öyle değilmiş.

 

İşin aslı neymiş?

K. Eker, İşin aslı onlar da benden bir işaret bekliyorlarmış. Teklif etmemi, onlarla iletişime geçmemi bekliyorlarmış. Bunların birçoğunu sonradan duydum. Ama her şey kısmet işi. Herşeyin bir zamanı vardır. Kısmetiniz sizi bir yerde bekliyordur. Doğru zamanı beklemekten başka yapacak bir şey yok.

 

Siz kısmetinizle ne zaman karşılaştınız?

K. Eker, Abim de evlendikten sonra Annemin amcası rahmetli oldu. Biz de cenaze evinde akşam taziye ziyaretine gelenlere hizmet ediyoruz. Yemek dağıtıyoruz. Tüm odalar dolu. Herkesi doyurduk sıra bize geldi. Erkeklerin kaldıkları odalarda yer olmadığı için biz de mutfak tarafında kadınların olduğu yerde hizmet edenler olarak yemek yiyoruz. Sofrada yabancı bir kadın ve bir kız var. Onları ilk kez görüyorum. Herkes onlarla ilgileniyor, ben de çaktırmadan meraklı gözlerle kızı süzüyorum. Bazen göz göze geliyoruz utanıyor, yutkunuyor yere bakıyor. Ama benim kalbimin atışı değişti.

 

Onca kızdan elektrik alamamıştınız buradan elektrik geliyor galiba?

K. Eker, Göz göze gelince müthiş elektrik aldım. Bırakın elektrik almayı akıma tutulmuş gibi titriyorum. Ben daha o güne kadar 27 yaşındayım böyle bir şey yaşamadım. Tam benim aradığım kız bu ama bunlar kim diye kendi kendimi yiyorum. Ben kızdan gözümü alamıyorum. O da bana bakıyor, ara sıra göz göze geldiğimizde ikimiz de utanıyoruz ve başka yöne bakıyoruz. Onun o tavırlarına hayran olmaya başladım. Benim hayalimdeki kız buydu işte hem çok güzel, boylu poslu, hem utangaç ve mahçup olmasına aşık oldum. O ana kadar hissetmediğim şeyler yaşıyorum. Yemek bittikten sonra dayım beni sokağa çağırdı.

 

Yeğenim kız nasıl

Dayı gelemem şimdi, hayallerimi yıkma demedin mi Kemal usta?

K. Eker, İçimden dedim ama ne yapalım mecburen istemeye istemeye dışarı çıktım. Dayım, “Yeğenim kız nasıl” dedi. Dayı kim o ben tanımıyorum dedim. Eskişehir’den geldiler bir akraba kızı dedi. Ama ben bu güne kadar hiç görmedim. İyi dayı Allah bağışlasın güzel kız dedim. Dayım, anlamazlıktan gelme sana düşünüyoruz o kızı dedi. Nasıl hoşuma gitti anlatamam. Bu kızdan benim haberim yok ama Annemin ölen amcasının oğlu İsmail Bozoklu, bu kıza kimse heveslenmesin ben onu Kemal’e yapacağım demiş. Benim haberim yok ama plan zaten yapılmış. Bizimkiler Eskişehir’e kızı istemeye gittiler olur denilmiş. Bir hafta sonra beni de götürecekler. Bir mektup yazdık. Mektup kızın eline geçiyor ve mektubu yırtıp atıyor ailesine söylemeden. Kendisini benim için istediklerini bilmiyor. Kızgınlığından mektubu yırtıyor. Neyse bir hafta sonra gittik. Evin önünde arabadan iniyoruz kız sevincinden çığlık atıyor. Anne yaşasın oymuş oymuş diye annesine sarılıyor. Annesinden fırça da yiyor ayıp utanmaz sen ne yapıyorsun diye. Bunları sonradan öğreniyorum.

 

Şimdi o zamana kadar hiçbir görüşmeniz, konuşmanız olmadı. Ama neredeyse görücü usulü gibi bir olay olmuş?

K. Eker, Tamamen öyle oldu. Benim kayınpederim köy kökenli biri olmasına rağmen çok aydın ve ileri görüşlü biriydi. Çocuklar bir görüşsünler onlar anlaşırlarsa bize evet demek düşer dedi. Biz muhafızlar eşliğinde görüşme odasına alındık. Bizim taraftan abimin eşi var. karşı taraftan da baldız var. Daha önce abimin eşinden bilgi almış. Adı Hatice, bak dedim bana bazı şeyleri söylemiyorsun ama ben sana senin merak ettiklerini anlatayım dedim. Ben 27 yaşındayım, eşim 19 yaşında. O beni ilk gördüğünde yakışıklı bir çocuk ama mutlaka evlidir diye düşünmüş. Berber olarak mı devam edecek başka bir işe girecek mi diye sormuş daha önceden ben berberim ve berber kalacağım dedim. Eşim bana bir tek soru sordu. Kemal beni kendi isteğinle mi? istettin, yoksa ailen istedi diye mi? dedi. Ben 27 yıl boyunca seni beklemişim. Seni gördüğüm an kalbim duracak sandım. Elbette seni isteyerek, severek ve aşık olarak istiyorum dedim.

 

Sırayı kayın biladere verdik kabak bizim başımıza patladı

Tamam bu iş artık o zaman?    

K. Eker, İş tamam zaten önceden iş olgunlaşmış bizim olay sadece formalite. Nasip oldu biz nişanlandık. Bu arada kayınbiraderim 3-4 yıldır bir kızla çıkıyormuş. O da askere gidecek bana ne oldu önce ben evleneyim diyor. Ben de tamam oğlum ne olacak 27 yıl beklemişim senin için de üç beş ay beklemişim lafı mı olur dedim. Kayın birader, ben askere gidince bu kızı bana yar etmezler aklını çelerler ben gitmeden önce evleneyim diyor. Öyle yaptık ama biz asıl darbeyi kendimize vurmuşuz.

 

Ne oldu, nişan mı atıldı?

K. Eker, Hayır öyle değil. Şimdi kayınbiraderin düğününü yaptık. Aradan bir süre geçtikten sonra biz evlenmek için gün belirledik. Davetiyeler basıldı ve dağıttık. Düğün günü geldi çattı. Biz sabah oldu gelin almak için Eskişehir’e gidiyoruz. Her yer bomboş. Yollarda kimse yok. Benim düğün tarihim 13 Eylül 1980. Bizim gelin almak için yola çıktığımızda 12 Eylül darbesi olmuş bizim haberimiz yok. Daha doğrusu yolda arabanın radyosundan öğrendik ama yolun da yarısını geldik. Yollarda kimse olmamasından bir şey olduğu belliydi ama darbe olacağını da bilmiyoruz. 12 Eylül sabahı bir yola çıkıyoruz ki orada hamam adeti var bir merasim olacak. Çifteler’i geçtikten sonra bizi jandarma yolda durdurdu. Darbe oldu duymadınız mı dedi. Hayır duymadık diye yalan söylemek zorunda kaldık. Kenan Evren de bula bula benim evleneceğim günü bulmuş yani. Dedik Eskişehir’e gidiyoruz. Askerler aslında sizi geri çevirmemiz lazım ama neyse hadi geçin dedi. Tam Eskişehir hava üstünün önünde bizi durdurdular nereye? Eskişehir’e dedik dön diye fırçayı yedik. Geri döndük ve bir benzinlikte bir iki saat bekledikten sonra yeniden yola çıktık. Yine askerler durdurdu. Nereye Bursa’ya gidiyoruz dedik. Geçin ama Eskişehir’e girmek yasak dediler.

 

Gelin almaya giderken bir de tutuklanmayın?

K. Eker, 13 Eylül’de düğün olacak. Biz 12 Eylül’de gidip damatlık alacağız gelinlik ve damatlık alınacak. Nasıl olsa Eskişehir’den alırız diye buradan da bakmadık. Biz ne hayallerle yola çıktık başımıza gelene bak. Eskişehir’e giremiyoruz. Bursa’ya gidiyoruz diye Askerlerden izin aldık. Ama Eskişehir’e girmek yasak diye de uyardılar. Askerlerden uzaklaştıktan sonra gözden uzak yolları biliyorum. Ara tenha yollardan şehre girdik. Sokağa çıkma yasağı var ama yine de bazı insanlar var. Biz arabayı güvenli bir yerde bıraktıktan sonra yaya olarak yola devam ettik. Çevirme olursa akşam yatıya gitmiştik eve gidiyoruz deriz dedik. Kimseye görünmeden kız evine vardık. Hiçbir şey yapmadan bekliyoruz. Biz ne hayallerle yola çıktık başımıza gelene bak.

 

Kız almaya giderken siz iç güvey olmuşsunuz?

K. Eker, Bütün gün evde bekledik elimizden gelen birşey yok. Geceyi nişanlımın evinde geçirdik. Sabah oldu her yerde telefon da yok, yolun karşısında bir evde telefon vardı. Öğleye yakın abim telefon açtı. Abim Kemal hazırlanın sizi almaya geliyoruz dediler. Askeriye akşam 5’e kadar sokağa çıkmak için izin vermiş. 5-6 araba geldi bizi aldılar, Afyon’a döndük. Benim sağdıçlardan birinin Sahipata girişinde evi var. Onların evinde bana damatlık ve bir de gelinlik almışlar orada biz hazırlandık. O güne kadar yüzlerce kişinin damatlık traşını ben yaptım. Ama ben kendi düğünümde damat tıraşı yaptıramadım. Soğuk suyla aceleyle tuvalette damat tıraşı oldum. Yengem elinden geldiğince eşimin saçını yaptı.

 

Yol boyunca ağladık

Yılların berber Kemal’i bir damat tıraşı olamadı. Ne ilginç bir olay?

K. Eker, Olamadım. Eşim ve ben Eskişehir’den Afyon’a kadar ağlayarak geldik. Ne biçim bir kaderimiz varmış. Bizim düğünümüz böyle mi olacaktı diye. Ne hayallerimiz vardı hiçbiri olmadı. Ben birkaç gün önce bekarlığa veda gecesi yapmıştık arkadaşlarımızla. Üzüntümüz taa nikah salonuna gelene kadar devam etti. Nikah salonu hınca hınç doluydu. İsmet abim de gelmiş ve nikah şahidim oydu. (İsmet Atilla) 1981 yılında kızım dünyaya geldi, 1984’de ortanca oğlum oldu ve 1990’da 3. çocuğum oldu.

 

Üzülmüşsünüz evlilik günü ama aslında maceralı bir düğün olmuş. Türkiye’de böyle bir olay kaç kişinin başına gelebilir. Film gibi olmuş resmen. Böyle olumsuz bir başlangıca göre nasıl bir evlilik hayatınız oldu?

K. Eker, Bakın yaklaşık 35 yıllık bir evliliğimiz var. Allah kimseyi birbirinden ayırmasın. Eşimle benim sevgimiz katlanarak devam etti. Ben hala eşime aşığım ve onu ilk gördüğüm günki gibi kalbim çarpıyor. Akşam işim bitse de evime gitsem, eşimin yanında olsam diye düşünüyorum. Akrabalar, çocuklarım ve çevremizde bizi tanıyan herkes bizi kendine örnek alıyor. Allah herkese böyle bir eş ve böyle bir hayat nasip etsin. 27 yıl bekledim ama beklediğime değmiş.

 

Bekarlığa veda partisi

Evlenmeden önce hareketli bir hayatımız oldu ya. Evlenmeden önce arkadaşlar son bir parti yapalım dediler. Sahipata Mahallesinde bir arkadaşımızın bahçesi vardı. Orada hazırlık yapıldı. Masalar kuruldu, davetliler, saz ekibi her şey tamam. O zamanlar çiğköfte şimdiki gibi herkes tarafından bilinmiyor. Güneydoğu’ya gidenler biliyor. Şeker fabrikasında müşterim Ahmet abi vardı o geldi çiğköfte yaptı. Bütün yakın arkadaşlar ve bazı ağabeylerimizle çok güzel bir bekarlığa veda partisi yaptık. Bizim o zaman yaptığımız o gece benden sonraki birçok genç için model oldu. Herkes Kemal’in gecesi gibi olsun diye çaba harcadı. İstediğim gibi bir düğün yapamadım ama istediğim gibi bir bakarlığa veda gecesi yaptık. Ne yapalım Kenen Evren paşanın bize düğün hediyesi 12 Eylül Darbesi oldu.

 

Kitap okumam ama tüm gazeteleri okurum

Ben ilkokul mezunu bir adamım. Çok istememe rağmen ailemin ve babamın durumu nedeniyle okumadım. Nedendir bilmiyorum ama ben kitap okuyamıyorum. Kitap okuma alışkanlığım bir türlü olmadı. Ama tam tersi çok fazla gazete okuyorum. Yerel gazeteleri, ulusal gazeteleri, spor gazetelerini mutlaka her sabah okuyorum. Gündemi yakından takip ederim. Hatta benim şikayet ettiğim bir konu vardır. Benim müşterilerim gündemi benden öğrenmek istiyor. Bu nedenle ben şehrin her olayı hakkında bilgi sahibi olmak zorundayım. Yerel takımdan ulusal takıma kadar, yerel siyasetten genel siyasete kadar her şey hakkında bilgim olmak zorunda. Bu benim mesleğimin bir parçası. İnsanlar berber koltuğuna oturduğunda rahat olmak ister. Rahatlamanın en güzel yolu da konuşmaktır. Adam Galatasaraylı’ysa siz ona Fenerbahçe’den bahsedemezsiniz. Ben 1980’den sonra Afyonspor’un berberiydim. Takımın oyuncuları hocaları herkes bana gelirdi. Onlarla karşılaşabilmek için bana tıraş olmaya gelenler vardı. O zamandan beri ben her gün yerel ve ulusal en az 5 tane gazete okurum.

 

1993 seçimlerinde siyaset başladı

Benim siyasetle bir işim olmaz. Siyasetçilerin traşını yaparım ama siyasete adım atmam diye düşünürken 1993 yılında Doğru Yol Partisi kurulurken beni de üye yapmışlardı. Ama partiye falan gitmişliğim yok. Bir gün dükkandaydım. Nuri Yavuz ve Baki Şensoy abim dükkana geldiler. Kemal biz seni Belediye Meclisinde görmek istiyoruz adaylık başvurunu yap dedi. Ben de abi ben işlerden anlam. Benim yerime bu işe daha uygun arkadaşlar vardır onlardan birini seçin. Ben belediye işlerinden anlamam dedim. Onlar da Kemal bize senin gibi adam lazım. Sevilen, adı şaibeye karışmamış. Öğrenenler anasının karnında mı öğrendi, sen de öğrenirsin dediler. Bana bir iki gün müsaade edin ben bir düşüneyim, abimlere sorayım dedim. Ailemle konuştum abim zaten belediyede çalışıyordu, durumu anlattım. Abim tamam oğlum gir iyi olur. Senden iyisi mi olacak. Biz ne adamlar görüyoruz oraya girenlerden dedi. Bir arkadaşımız vardı yıllarca uğraşıyorlar girememişlerdi. Bir de ona sordum, oda gir tabi dedi. Biz yıllarca uğraşıyoruz giremedik hiç düşünme gir dedi.

 

ODAK Gazetesi Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ