logo

Eşimi Görebilmek İçin Bisiklet Sürdüm

sefa değirmen (3)

Babamın hayatını kaybetmesinden sonra üniversite hayallerim sona erdi diyen Sefa Değirmen, “20 Yaşında seni evlendirelim dediler. 4-5 isim söylediler, hiç birisi ilgimi çekmedi. Bize gelip giden babamın akrabası bir kız vardı. Adı Döndü, onu isteyelim dediklerinde ilk kez gözlerine baktım. Mavi gözlerine ilk baktığımda içimde bir şeylerin aktığını hissettim. Ama evlenmemiz o görüşmeden sonra 2 yıl sürdü” dedi. Sefa Değirmen, ilginç evlenme hikayesini ODAK yazarlarına anlattı.

 

20 yaşına kadar gönlünüzde kimse olmadı ve siz görücü usulüyle mi evlendiniz? İlkokul, Ortaokul ve Lise öğrenimi gelip geçti ama kalbinize giren kimse yok?

Yoktu gerçekten. Bizim öyle bir sevdamız yok. Sınıfımızda 6 tane kız öğrenci vardı. Sınıf mevcudu 33’tü. Bizim kızlar da zaten sanayi çırağı gibiydi. 27 erkek öğrenciye 6 kız… Haksızlık olmasın diye hiç birimiz yan gözle bakmadık. Kız arkadaşlar Afyon’un yerlisiydi. Birisi okul müdürü muavinimiz Mehmet Yağcı’nın kızıydı. Canan Yağcı diye… Birisi yine bir eğitimci arkadaşımız Sosyal Demokrat Sandıklı Ballık’tan, Sema Özdaş’tı.

 

Aradan 35 yıl geçmesine rağmen unutmamışsınız?

Yine bir kız arkadaşımız vardı Necla Güner diye. Bu kardeşlerimizle benim kırsal kökenli olduğumuz için aramızda bir uyum yoktu. Sonuçta bakıyorsun biz kırsal kökenliyiz, tutucu bir ailede yetişmişiz. Afyon’da yetişen kızlara bakıyorsun şehirli, konuşması farklı, davranışları farklı, dünya görüşü farklı. Bu nedenle okul arkadaşlarımıza yakınlık hissedecek imkanımız yoktu. Farklı dünyaların insanlarıydık yani.

 

20 yıl boyunca hiç böyle bir aşk, bir elektriklenme olmadı mı gerçekten?

Hayır olmadı, gerçekten… Ömer Bey! Çobanlar Orta Öğretim Okulu’nda kız öğrenci yoktu. Göndermezlerdi. İlkokul 5.sınıfta kız öğrencileri evlendirilirlerdi. Orta okulda kız yok, öyle bir arkadaşlık etme şansımız da yok! Sıkıysa olsun! Oradaki öğretmenler, müdürler var ya, böyle cetveli vurduğu zaman kafana; gözlerinden yaş gelir! Kafayı şişirirlerdi.

 

Siz kaç cetvel yediniz?

Vallahi sayısını bilemem o kadar çok ki! Burada Ticaret Lisesinde Paşa hocamız vardı. Ticaret Lisesi ve Afyon Lisesi kız ağırlıklı genelde. Ama Sanat Enstitüsü’nde asla böyle bir şey olamazdı. Elektrik Bölümü’nde varmış kız 4-5 tane. Popüler bölüm olduğu için… Birçok bölümde hiç yoktu. Onun için okulda kız arkadaşımız olmadı. Köyde de olmadı. Birinci nedeni ilkokulu bitiren evlendiriliyordu, ikinci neden de ben, gün doğmadan köyden çıkıyorum, gün battıktan sonra köye dönüyorum. Köyde gönlümün kayacağı bir kız görme imkanım da yoktu açıkçası.

 

Evleneceğini nasıl söylediler? Kim söyledi?

Sanat Okulu son sınıftayım. Rahmetli yengem, annem, büyük abim dediler ki, arkadaş sen bırak üniversiteyi müniversiteyi! Babamızın malı mülkü de varken biz seni everelim, seni aradan çıkaralım da sıra küçüğe gelsin. Bir an evvel evlendirelim, dediler. İyi dedik tamam. Bir baktık bizim okuma şansımız sıfır! Üniversiteye gitme şansımız sıfır! Benim yaşım 20, herkesi 16-17 yaşlarında evlendiriyorlar. Ben 20 yaşına gelmişim, arkadaşlarımın çocukları vardı.

 

Mavi Gözlerine Aşık Oldum

Siz evde kalmışsınız o halde?

Tabi tabi. Evde kalsak iyi de sokakta kaldık! Erkekler evde değil, sokakta kalıyor. Bana şuna dünür gideceğiz, buna dünür gideceğiz dediler. Bu arada tabi ki ben kimseyi görmediğim bilmediğim için gönlümde kimse yok ama köyün kızlarının gönlünde ben varmışım. Abimin hanımı şunu mu alalım, bunu mu diye soruyor. Babamın teyzesinin kızının kızı yani teyzesinin torunu oluyor benim eşim. Dediler ki, Sefa biz sana Döne’yi alacağız. Döne de bizim evimize her zaman gelir gider. Bildiğimiz, ailemiz, babamın teyzesinin torunu… Baktık ki, gözleri mavi! Bize de uygun.

 

O güne kadar gözlerine bakmadın mı hiç yani?

Yok bakmadım. Mavi gözlü diye bir hayalim hiç olmadı ama dikkatimizi çekti. Çünkü mavi göz, Çobanlar’da bulunmayan, değişik bir renk! Yani kayınpederimin gözleri çok güzel mavidir. Baldızlarımın da öyle. Çapada, hayvan sağmada köyde bazı işler imece usulü yapıldığı için yengem giderdi. Yengeme de o esnada söylerlermiş. Seni Sefa’ya alacağız gibi muhabbetler ederlermiş ama benim bunlardan haberim yok tabi. Afyon’a okula gelip giden 4 öğrenciydik. Tabi köyün kızlarının dikkatini çekiyormuş ama bizim bundan hiç haberimiz olmadı.

 

Peki dünürlüğe gideceğiz dediler. Sen ne dedin? Ne oldu?

Biz de tamam dedik. Ama bir yandan da üzülüyordum tabi. Çünkü üniversiteye gitmek istiyordum. Arkadaşlarım okulları kazandı, onlar gitti. Ben burada yetişmişim. Çevrem, çok iyi Afyon’da. Üniversiteye gidip orada çok rahat uyum sağlayabilirim diye kafamda bir düşünce de vardı. Kesinlikle evlenmeyi düşünmüyordum. Hasan dayım, annem, iki büyük abim, iki tane de yengem… Kayınpederime varıyorlar. Kayınpeder, bu sene vermeyeceğim diyor. Benim işim başımdan aşkın diyor.

 

Ben İstedikten Sonra Taliplisi Arttı

Döne Hanım kaç yaşında o zaman?

Döne Hanım 18 yaşında, benden iki yaş küçüktü. Kayınpederim rahmetli çok kültürlü, o zamanın lise mezunu bir insan. Onun arkadaşları albay olmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmış. Ama onun ailesi de zengin bir aileymiş. Abisini Belediye Başkanı yapmış babası. Gazidir kendisi. Topal Ahmet derlerdi. Yemen’de kalmış. Çok iyi, çok köklü bir ailenin çocuğudur. Kendisi de babam gibi 2 defa evlenmiş. 2 tane oğlu olmuş, ondan sonra kayınvalidemi almış. Onun da 8-9 tane çocuğu vardır.

 

Ne demek bu sene vermeyeceğim?

Biraz otoriter ve inatçı bir adamdı. Niye bu sene vermeyeceğim dedi bilmiyoruz. Bir de o yıllarda işte öyle yetişen çocukları ilkokulda hemen dünür gider, evlendirirlermiş. Okuldan çıkmadan nişan yaparlarmış falan. Ama kayınvalidem disiplinli, kayınpederim disiplinli. Döne Hanımı bize 1 yıl vermediler. Tabi 1 yıl içersinde biz de o zaman bisikletler vardı. Baktık ki adımız çıktı, dillendi! Benim hanıma da 3-4 tane dünürcü geliyor. Dünürcü gelenlerden bir tanesi de kayınpederimin kardeşi! Kız kardeşi dünür geliyor. Bir tarafta komşular dünür geliyor. Derken benim hanımın 4-5 tane dünürcüsü oluyor.

 

Yengeyi kaçırma zamanı gelmiş o halde. Mavi gözlü elden gidiyor!

Hayır, kaçırmayı kafaya koymadım ama biz kaleyi içerden fethettik. Şimdi kayınpederim 1 yıl vermedi. Hanımla da beraber 1 yıl vermeyince artık tabi bisikletle dolaşmaya başlıyoruz. Evlerinin önünden geçiyoruz. Çünkü arazilerimiz, tarlalarımız yakın. Kayınpederimin bir elmalık bahçeliği vardı. Bizim de o elmalığın yanında yoncalık arazimiz vardı. Biz de o araziye gitmek için, sulamak için veya orayı korumak için sözde oradan gelip geçiyoruz. İçimize sevda düştü artık! Eşimin halasının çocukları da dünür gelince eşimin halasının bir tanesi diyor ki ya sen ne yapacaksın Sefa’yı! Bunlara git, bunlar daha zengin. Eşim de aynen şunu söylüyor. Söylememde bir sakınca yok. “Aman hala ne yapacaksın zengine varıp? Zengine varıp bok atacağıma affedersin fakire gidip kalça atarım’’ diyor. Benim hanım işi kestirip atıyor. Tabi bunun fırınlarda ağzını arıyorlar ekmek yaparken. Komşular falan kim varsa… Ya git bunu kimi istiyorsa ona ver falan diye kayınvalidemin ağzını arıyorlar. Benim hanım halasına öyle söylüyor. Halasının da ağzına bakmıyor. Dolayısıyla hanımın tercihi bizden oluyor. Bizden yana olunca biz de bir sene beklemek zorunda kaldık.

 

Tercüman Gazetesi Okurdu

Bir yıl geçti sonrasında ne oldu?

Hiçbir zaman kayınvalideme kayınpederime küsmedim. Kayınpederim eğitime çok önem verirdi. Bizle beraber babama dayı derdi. Ben Sanat Okuluna gidip gelirken bize devamlı okuyun diye tembih ederdi. Sürekli Tercüman Gazetesi’ni okurdu. Çobanlar’dan herkes gelir, ondan Tercüman Gazetesi alır giderlerdi. İsmi Şükrü Balcı, okuyan insanları çok severdi. Kendisinin içinde bir ukde vardı; okuyamadığından dolayı… Onu da babasının okutmadığını söylüyor. Ondan dolayı beni çok severdi, ben de hiçbir zaman kayınvalideme kayınpederime kızı bana vermedi, şunu yapmadı diye kötü gözle bakmadım. Onlar da bize bunlar dünür geldi, ilişkilerimizi keselim demediler. Kayınpederimin koyunları vardı. Bizim sürünün içine katarlardı. Bizim hanım da süt sağmaya gelir giderdi devamlı. O zaman hiçbir kötü gözle bakmadık ama tabi ki biz de onun koyunları sağmaya gelmesini can-ı gönülden beklerdik.

 

Herkes çeşme başında bekler siz koyun başında beklemişsiniz?

Evet, koyun sağma saatini bekledik. Şunu söyleyeyim; öyle asla birbirimizi kırıcı, incitici şeyler söylemedik. Veya seni seviyorum, seni alacağım gibi değil. Gayet resmi bir şekilde konuşuyorduk.

 

Eşimle süt sağımında buluşurduk.

Hayır, öyle değil de. Ne bileyim güncel şeyler zaten hiç baş başa kalamazdık ki mutlaka çevremizde birileri olurdu. Öyle aşk meşk konuşacak imkanımız olmuyordu. 2 yıl sonra kayınpederim artık böyle biz de dünür kışın gidilir. Harman kalktıktan sonra gidilir. Rahatsız etmemek için… Kız isteme sezonu güzün olur. Petrolcü Hasan dayım, yine abim, annem gidiyorlar. Kayınpederim bu ekibi içeriye koymuyor. Çünkü adam araziden daha yeni gelmiş eve. Elini yüzünün yıkıyor. Rahmetli Hasan dayımı, abimleri tabiri caizse azarlıyor. Kovmuş kapıdan. Daha ben kimseyle görüşmedim, kardeşlerime danışmadım falan diye. Orda kayınvalidem dayanamamış. Ulan demiş kime soracaksın, ne yapacaksın? Sen niye koskocaman dayımı azarlıyorsun? Hüseyin gelmiş, Havva yengem gelmiş. Dünür geliyorlar. Kime soruyorsun? Gel lan Mehmet, girin diyor. Git lan Mehmet çağır gel abimi diyor. Halil İbrahim Bey kime danışacak, git çağır bakalım diyor.

 

Abimle dayım yeniden sigaraya başlıyor

Kayınvalidem işi bitiriyor. Benim hanımın da öyle demesiyle kayınvalidem orada bir açık kapı bırakmış. Dolayısıyla onlar da girmiş. Rahmetli abim kalp hastası. Dayımla abim sigarayı bırakmışlardı. Kayınpederimin onları kovmasından dolayı ona kızarak , sinirlenerek sigaraya yeniden başlamışlar. Kız istemeye gidiyorlar ve beklemedikleri şekilde hakarete uğrayıp kovuluyorlar. Oysa daha önce istenmiş ve bu sene olmaz diye umut vermiş. Bunun üzerine abim ve dayım sinirlerinden yeniden sigaraya başlıyorlar.

 

Ailecek ağlamışlar

Kayınpederim, bizimkileri kovup hakaret ettiği için çok pişman olmuş ve içerde toplanıp ailecek ağlamışlar. Halil İbrahim amca gelmiş, benim hanımın amcası… Onlar da oturup konuşmuşlar. Kendileri anlatıyorlar. Oturmuşlar orda aile boyu ağlamışlar artık. Benim derdim vardı, benim işim vardı. Biraz da kayınpederim mahcup olmuş. Çünkü sevdiği dayımı oradan kovması, eve kabul etmemesi, daha sormadım falan demesi… Sonra artık kayınvalidemin de bizden taraf olmasıyla kayınvalidem de kardeşi de diyor. Tamam sen okumuş adamı seversin. Sefa ekmeğini almış, altın bileziği elinde. Daha ne düşünüyorsun artık? Okulu da bitirmiş adam! Bunun üzerine kayınpederim, peki diyor ve nasip oldu.20 Mart 1980’de biz nikahımızı yaptık. Düğünümüzü yaptık. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ