logo

30 Ocak 2014

Erdal İnönü, ne yapacağız Başkan dedi

yaşar çengel (2)

Yeniden Çay Belediye Başkanlığına aday olan Yaşar Çengel, Deniz Baykal, İsmet Attila, Erdal İnönü ile ilgili çok özel anılarını ilk kez ODAK Pazar Kahvaltıları’nda Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim ve Ömer Mazi’ye anlattı. Neden yeniden Belediye Başkan adayı oldu?

En son referandumda ne yaptınız siz?

Yine red verdim ben. Ben onun her şeyine red verdim. Yargılansın diye red verdim. Böyle 1989’a kadar kör topal bir zaman dilimi geçirdik. 1989’da çiftçiydim zaten o aralar. 1980’den 1989’a kadar muazzam çalıştım. Servet sahibi oldum. 2 tane traktörüm oldu. Altımda arabam oldu. 89’da tekrar Basri Gümüş’ün pasifliğinden çok istendim. İllaki çık, aday ol, dediler. Bana 3. kez kaybetmek ayıp olur, dedim. Hayır, sen çıkacaksın, biz de seni kazandıracağız, dediler. Çıktım. O Basri Gümüş’ün ANAP hükümetinden olmasına rağmen bayağı bir farkla aldım o zaman. 2000 küsür oy aldım.

İsmet Attila ile yıldızınız hiç barışmadı mı?

Genel Müdürken ablamın işini de yaptı. Bir yanlışım yok ama nedense benim üzerimi kırmızı kalemle çizmiş. Onur Beye, ben kimim, SHP’nin belediye reisiyim. Sen de Bakanısın, bu işi çözmek sana düşer, dedim ve çıktım. İşte o sene para gelmedi. Ben de İsmet Beye hiç gitmedim. Fakat kaplıcalarda yemek yedik. O gün karşılaştırdım. Ethem Beye dedim ki onlar Çobanlar’dan geldiler. Dönüş Çay’a dedim. Düğün salonunu da yeni yapıyordum. Manisa Milletvekili bir çocuk vardı. Çevre Bakanı Rıza Akçalı… Bizim kaplıcanın orda bunun yolunu kestik. Halkı yığdım oraya. İtibar edecektim İsmet Attila’ya. Oradan karşılayarak düğün salonuna getirdim. Düğün salonundan gelirken hatta halk, kucağına aldı İsmet Beyi. Orayı gezdirirken tabi inşaat para istiyor bizden.

 

İsmet Attila’yı omuzlara almamız bile işe yaramadı

İşe yaradı mı omuzlara almalar yol kesmeler?

Yaramadı. Orada hiç umursanmadı. Rıza Beyi orada yakaladım. Dedim ki her halde biz İsmet Beyden bir şey alamıyoruz Sayın Bakanım. Sen bari bize çöp arabası ver dedim. Gel al reis dedi. 10 gün sonra Ankara’ya gittik. Allah razı olsun o çocuktan. Bize söz verdiği arabayı hazırlatmış ve gidip aldık geldik. Kendi şehrimizin Bakanından bir şey alamadık ama ilk defa karşılaştığım başka bir Bakandan çöp arabası aldık. Hayat böyle devam etti. Her dönem sıkıntı çektim ben. Hiçbir zaman iktidar olamadık. Kısa dönem İnönü’nünkinde aldım. İnönü de rahmetli, ya Başkanım ne yapacağız dedi. Ne yapacağımızı ben sana söyleyeyim mi dedim. Maliye Bakanına açacaksın telefonu. Çay’a şu kadar parayı ver, diyeceksin dedim. İnönü rahmetli çok mütevazi bir insan. Allah rahmet eylesin. Buraya işçiyi getirdim. Emniyet Müdürü falan bir sürü fırça yemiş. Nasıl haberiniz olmaz bu kadar işçi gelirken diye. Dedim ki bunda ne var? Bizim işçiler 3 aydır maaşımızı alamıyoruz diye gösteri yaptılar.

 

Aslında sizin tam tersi engellemeye çalışmanız lazım. Siz onu teşvik ettiniz?

Para yoktu. O gün Tahir Köse var. Yeni araba almıştım 60 bin liralık. Bana dedi ki, altındaki arabayı sat da işçilerin parasını öde dedi. Seni ana doğurdu mu, dedim. Doğurdu. Beni kim doğurdu dedim. Çok ayıp ya Sayın Bakanım dedim. Bu arabayı satsam kaç kişinin ne kadar alacağını karşılar? Böyle bir yaklaşım bir Bakana hiç yakışmıyor dedim. Onunla da öyle bir hadise geçirdik.

 

İnönü para verdimi o zaman size?

50 bin lira verdi. O da İçişleri Bakanlığından normal gelen bir para. Ekstra bir şey yok. İçişleri Bakanlığından bir form veriliyor herhalde. Onunla belediyelere para çıkarıyor. Adnan Kahveci’nin yanına girdim . Ondan ben 250 milyon istedim. O, 50 milyon verdi yazık. Valla reis bu kadar verebiliyorum dedi. 89’dan sonra yine kendi işime döndüm. 94’ten sonra tam 20 sene oldu. 99’da aday oldum. 92’de de CHP’yi kurdum Afyon’da. Deniz Baykal nereden çıkarsa beni arıyordu o günlerde. Tamam Baykal’la çok güzel anlaştık. Gece ben yanındaydım. 24 milletvekili vardı. Grup kuruyorlardı. Ben gece 12’de Ankara’dan geldim. Ben CHP’yi kurdum. Baykal’la bu şekilde devam ettik. Buraya 3-5 defa geldi. İnönü buranın işini hallet, Yaşar’ın işini hallet dedi. Baykal’da da o tip yok. 94’de ayrıldıktan sonra 97’de Milletvekili adayı oldum. Baykal Bey 5. sıraya getirdi beni. Sonra oradan ayrıldım. O günden beri de Baykal’la görüşmeyiz. Küsüz. Ben hep onun yanında yer aldım, CHP’yi kurdum. Ama o bana destek olmadı.

 

 

En azından ikinci sırada olmanız lazımdı sizin?

Aynısını dedim Ömer Bey. Bana dedi ki Ali Kıbrıs, reis biz dedi ilden aday varken İlçelerde birinci sıraya getirmeyiz dedi. Halil Üntepe aday. Tamam dedim ikinci sıraya getirin. Ben de yerimi bileyim. SHP’de dursam reisliği kaybetmiyordum ki. Ben sizin için bu yola girmişim. 94’te karşıma bir aday çıktı. Ali diye bir çocuk. O oradan oldu, ben CHP den oldum. İkimizin aldığı 3 bin 500 oy. ANAP’tan 2 bin 100 ile Sabahattin seçildi. Ayrıldığımız gün Hilton Oteli’ne Baykal’ı tanışmaya çağırdı, son gelen milletvekili adayı… Vardım yanına. Yaşar nasılsın dedi. 5. Sıradayım hatırladın mı, dedim. Ben öyle deyince kafa salladı. Haberal’ın yanında oturuyordum. Nasılsın falan dedi. Çok sert bir adam. Teşekkür ederim dedim. Nasıl oluyor işler dedi. Valla ben karışmıyorum artık hiçbir işe dedim.

 

Siz o zaman yaşıtsınız değil mi?

Hayır, o benden büyük. Baykal 38 doğumlu. Ben 41 doğumluyum.

 

Baykal’ın ayrılmasına sevindim

Peki o, Genel Başkanlıktan ayrılmak zorunda kalınca ne hissettiniz?

Ben o zaman onunla konuşmuyordum ki zaten! Mutlu oldum tabi ki. Benim hakkımı yiyen bir adam. Hem reisliğimden oldum. Ben Baykal’cıydım. Ahmet Toptaş’lar İnönü’cüydü. Ahmet Sandıklı… Biz bir tek Sultandağı’ndan İlhan Öz rahmetli hocam, bir de Ömer Sinanpaşalı… Üçümüz Baykal’a veriyorduk devamlı. Ötekiler İnönü’ye verdiler kurultaylar boyunca. Gece sabahlara kadar otururduk, ben ona reisliğimi feda ettim. Bunlar nasıl unutulabilir?

 

Hilton’daki olay çok güzel olmuş ama?

Evet öyle oldu. Hem de öyle güzel oldu ki. Şimdi de ben 2011’den beri adayım. Çünkü Ali yeğenim beni çok kırdı. Benim bir tek oğlum var. Ben isteseydim 89-94 arasında karı koca işe alırdım. İkisini de istediğim yerlere oturturdum. Tabi gücümüz vardı. Çocuğu hem bir amir altına girmesin diye almadım. Annesi çok dedi. Al bu çocuğu diye ama aklımız başımıza sonradan geldi. Arada Sabahattin geçti ama Sabahattin’e deseydim, kesin alırdı ama demedim. Ama son zamanlarda Vali seçildiği zaman sıkıştırmayayım. Ali Yakut’un ikinci seçiminde eşim de, oğlum da gelinim de oy verdi. Gittim kendisini bizzat ben kutladım. Ama ben ve torunum vermedik. Biz CHP’ye ihanet etmeyiz.

 

Hiç başka partilere oy vermediniz mi?

Başka partilerden bir tek MHP’ye verdim. Onu da CHP barajı aşamayınca o gün sevinçle verdim ona. Baykal karşısı olduğum için yaptım bunu. Ali Yakut’a dedim ki, oğlum Ülkü’yü al. Oğlumun adı Ülkü’dür. Kızımın adını amcası Ülker koydu. İkincisinde de Ülkü olunca ben çiftlikte çalışınca isim koymayla uğraşamadım. Lise mezunu benim kardeşim var. Adını o koymuş. Ülker’e uysun diye. Hepsi Ü harfi ile gitti.

 

Ü’nün bir özelliği var mı?

Bilmiyorum valla. Benim için bir anlamı yok. Aslında benim onun ismini İbrahim koymam lazım. Babamın adı… Kardeşim öyle deyince sıradan gitsin falan dedik. Babam manifaturacıydı.

 

Alacaklardan servet kaybettik

Veysel Hocanın babası da manifaturacıydı?

Babam 1945’den 69’a kadar manifaturacıydı. Öldüğünde 100’er bin lira paramız kaldı. Veresiye defterinde yüzlerce alacağımız vardı. Gittik istedik, hepsi de vallahi ben verdim ama defterden silmemiş demek ki dedi. Üzerine bir bardak soğuk su içtik. Bir servet kaybettik alacaklardan.

 

Esnaftan çiftçi çocuk zor olur?

Benim babam çok iyi bir esnaftı. Birde o yıllarda esnaf sayılı, hele manifaturacı herkesin işi bizimleydi. Temiz işti ama benim gözüm hiç manifaturacılıkta olmadı. Ben bir yerde kalmayı sevmiyorum. Bana geniş tarlalar, ovalar, bağlar, bahçeler olması lazım. Ben çok iyi bir çiftçiydim. Çay’ın 3 traktörü olan tek çiftçisi bendim.

 

Ali Yakut’a kızdım Başkan adayı oldum

Evet, bu alanda teknolojiye son derece meraklıydım. Kimsede olmayan mutlaka bende olurdu. Ama sonra bu işleri bırakmaya karar verdim. Çiftliğimi sattım artık. 2011’de resmen ben Belediye Başkan adayıyım diye ilan ettim ve halkın arasına katıldım ve çalışmalara başladım. Belediye Başkanı Ali Yakut’a kızdığımdan aday oldum. Bana eski Belediye reisi gelecek ve bir ricada bulunacak. Vallahi ikinciye dedirtmem hemen yaparım o işi. Ondan sonra ne insanlar aldı o belediyeye ama benim oğlumu alamadı. Ben oraya 12 senemi verdim. Çok suçlu. Çünkü benim çocuk kitap gibi. Kur’an-ı Kerim neyse benim oğlum o. Babamın adını koymadığıma hala pişmanım. Babam çok dürüsttü. Oğlum da öyle. Borç olarak bir lira dahi borç ödemedim oğlumun borcunu. Para olmadığı zaman asla evden çıkmaz. Kimseye borçlanmaz. Öyle bir çocuk işte.

 

Yenge hanımla nasıl tanıştınız?

Biz 59 yılında tanıştık. O zamanlar pancar ekiyordum at arabasıyla. Abimin kızı işçi olarak kızları toplayıp geliyordu. 13-15 kişi her gün götürürdük. Benim eşimi de yanlarında getirmişler. Tarlada gördüm. O zamanlar hakikaten yakışıklıydım. Tarlada pancar tohumu ekerken biz aslında aşk tohumunu da ekmiş olduk. Böylelikle tanıştık ve zaman zaman göz göze geliyoruz. Yıl 1959, o zamanlar şimdi ki gibi değil tabi. Görücü usulü ama o zamanlar… Niyetimiz belli oldu gönderdik görücüyü, istedik ve oldu bitti. O zamanların en gözde bekarlarındanım. Her kızın kalbini yakan biriyim. İşim gücüm yerinde, yakışıklı bir gencim. Bana vermeyecekler de kime verecekler! 

Kardeşi okul arkadaşımdı

Tarlaya gelip gittikçe kalbimiz kaymaya başladı. Hatta bir gün gelmedi o gün çok üzüldüm. Ben onu sadece bir gün götürmedim, her gün götürdüm. Her gün görüyorduk birbirimizi. O da çok gençti. Aramızda 2 yaş vardı. İlkokulu bitirir bitirmez tarlaya gelmeye başlamıştı. Hatta başka bir okula gitmek istiyormuş ama babası göndermemiş. Onun kardeşiyle ortaokulda beraberdik. Evlerine giderdik. O da evdeyken bize hizmet ederken falan o aralar bana yazmış. Sonra istettirdim. Amcamın oğlunun kızı vardı. Babam onu alacağım diye tutturdu. Annem katiyen razı olmadı. Onlar da elti muhabbeti var ya. Eltisi olduğundan dünür olmak istemedi. O yüzden olmadı. O zaman eşimin dayısı vardı. Bize ortaokulda derse girerdi. O bir derste kan bağını falan anlatmıştı. Akraba evliliklerinde çocukların sakat doğacağını öğretmişti. Ben de o yüzden istemedim zaten. Akrabaydık sonuçta. Ama biz zaten bu esnada eşimle görüşüyorduk. Bayağı işleri sıklaştırdık derken 1960’da evlendik. ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ