logo

Doktor olmamı sanayi’ye borçluyum

pazar kahvaltıları kemaş demirkırkan (2)

CHP Merkez İlçe Başkanı doktor Kemal Demirkırkan ODAK Pazar Kahvaltılarına konuk oldu. Demirkırkan Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’nin sorularını cevapladı. Demirkırkan sanayide yaptığı çıraklıktan, okul arkadaşlarına, siyasetten özel hayatına kadar hayatını ODAK Yazarlarına anlattı.

 

Kemal Demirkırkan kimdir nerede dünyaya geldi? Nasıl bir ailesi vardı?

Marulcu camisinin arkasındaki ir evde 1967nyılında dünyaya geldim. Biz 3 kardeşiz ve ben evin en küçük çocuğuyum. Biz 3 kardeşiz ama bizim sülale çok geniştir. Annemde babamda 7’şer kardeştirler bu nedenle kalabalık bir sülaleyiz. İki tane abim var ve benden büyükler. Annem ev hanımı babam ise tarım aletler üreten demirci ustasıydı. Ben babamla çok köylere sıkça gidip çiftçinin tamiratını yapıyorduk. Köylere irtibatımız çocukluk yaşta başladı. İlkokulu Atatürk’te, ortaokulu Şemsettin Ortaokulu, Afyon Lisesi, Ege Tıp Fakültesini bitirdim ve daha sonra mecburi hizmet için kura çekimine gittik. Torbaya elim atım ve Afyon olduğunu duydum ama gerisini duymadım

 

Mecburi hizmet için kurada Afyon’u mu çektiniz? Bu işte kesin bir hile kokuyor?

Hayır kesinlikle öyle bir durum ok. Bizim hiç sağlık bakanımız torpil yaptıracak bir imkanımız olmadı. Kaldı ki o zaman siyasetle fazla bir ilgimde yok. Ama gerçekten torpil yaptıracak olsam böyle bir kura yapılamaz. Afyon Sultandağı Dereçine kasabansa çıktı. Orada bir sağlık ocağı var doktor olarak ilk görev yerim orası oldu. Orada bir buçuk yıl kadar kaldım ve eşimle de orada görev yaparken evlendik. Bir buçuk yıl çalıştıktan sona il içi tayinle Afyon Devlet Hastanesine eldim. Pratisyen hekim olarak çalışım ve aha sonra ihtisası kazandım ve Şişli Etfal Hastanesi Nöroloji kliniği. Orada 4 yıl çalıştım ihtisasımı bitirdikte sonra 1 yılda uzman olarak görev yaptım. Daha sonra istifa ederek İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde ve Çamıca hastanelerinde çalıştım.

4 yıl AKÜ Öğretim Üyeliği yaptım

İstanbul’da Türkiye’nin en ünlü özel hastanelerde çalıştıktan sonra nasıl Afyon’a dönmeye karar verdiniz?

O dönem için gerçekte Türkiye’nin en önemli hastanelerinde çalıştım. Ben Afyon yerine İstanbul’da kalmaya karar versem bugün bambaşka bir konumda olabilirdim. Daha mesleğimin başında çalıştığı yerler ortada. Ama beni doğduğum, topraklara aileme, Afyon’a hizmet etmek için dönme kararı aldım. Dönerken de Şan Özalp hoca ile çalışma imkanına sahip oldum. AKÜ’ye öğretim üyesi olarak başladım. 4 yıl kadar Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğreti Üyesi olarak hizmet verdim. Daha sonrasında Devlet Hastanesi ve istifa ederek Özel hastanede çalışmaya başladık.

Şimdi çocukluk dönemine yeniden dönelim. Kalabalık i aile olmanıza karşın bir arada mı yaşıyordunuz yoksa farlı evlerde mi aşıyordunuz?

Kalabalık bir sülalemiz olmasına rağmen öyle bir arada yaşama olayımız yoktu. Herkes bağımsız kendi evinde yaşamlarını sürüyorlardı. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Afyon’da da lakaplar vardır. Şimdi öyle bir şey kalmadı ama bizim sülalenin lakabı Demirci Hacı Amcalar derlerdi. Benim dedemin babası o zamanlar Afyon’un en varlıklı ailelerinden birisi. Bugün mukayese edecek olursak Özerler gibi bir aile. Ciddi mal varlığı olan insanlar. Babamın askere gitme zamanlarında biraz sıkıntılar oluyor. Ama babam askere gidip geldiğinde ne olduysa ailenin mal varlığı yok oluyor ve fakir denecek bir duruma geliniyor.

 

Büyük bir varlık bir anda nasıl buhar olacak. Deprem desen yok, afet desen yok ne olmuş bilginiz yok mu?

O dönem için Afyon’un en varlıklı ailesi gerçekten bilmiyorum ama bir anda her şeyini kaybediyor. Babamın anlattıklarından biliyoruz. Dev gibi bir varlık bir şeyler oluyor bir karışıklık oluyor ve her şey kaybediliyor. Üç, dört sene içinde oluyor. Babam askere giderken başlıyor geldiğinde her şeyin bittiğini görüyor. Babamda evin en büyüğü ve ağa çocuğu, kendisinden ufak kızlar var hep. Askerden geldikten sonra ailenin geçimini sağlamak için Askeri fabrikada işe giriyor.

 

Ağa çocuğu fabrikada işe giriyor. Peki babanız nasıl bir adamdı. Ağa çocukları genelde çalışmayı sevmezler ve biraz tembel olurlar?  

Bu iş Hatice Gök sohbetine döndü. Hatice hanımda hep babasından bahsederek başlamıştı. Benim babam gerçekten çok çalışkan ve zeki bir adamdı. Babam birkaç arkadaşı ile kendi imkanları ile Türkiye’nin ilk elektrikli arabasını yapıyorlar.

 

Babam çok zeki bir adamdı

Elektrikli araba mı yapıyorlar?

Babam ve arkadaşları Türkiye’de ilk elektrikli arabayı yapıyorlar ama demir yollarında Postanelerde kullanılan eşya taşınan peron arabaları vardır. Bunlar elektrikli çalışırlar. Bunları ilk babamlar yapıyor. Sene 1945-1950’lerden bahsediyorum. Sanayide hala herkes babamı bilirler Cemal usta. Babam ve 3 ortak kafayı takıyorlar ve o dönemde olmayacak bir şeyi yapıyorlar. Bende gazete kupürleri hala durur. Hürriyet gazetesine falan haber oluyor. Afyonlu girişimciler böyle bir şey yaptı diye ulusal gazetelere haber oluyorlar.

 

Kendi icatları mı yoksa başka bir fikri uyarlamamı?

Tam olarak kendi icatları ya da mucitlik bir olay değil. Yurt dışında benzerleri olan ama Türkiye’de olmayan bir şeyi kendilerine göre düşünerek ve planlayarak böyle bir ilk yapıyorlar. Bu gün dünyanın geldiği nokta olan elektrikli motosikletler, elektrikli Otomobiller konuşulurken babamlar bundan 65 yıl önce kendi imkanları ile Afyon sanayisinde elektrikli araç yapıyorlar imkanları olsa yıllar önce elektrikli otomobili çok rahat yaparlardı. Bir ilki başarıyorlar ama arkasını getiremiyorlar. Anadolu’da birçok olay buluş ve yapılan şey ilk ve tek olarak kaldığı gibi babamların yaptığı elektrikli arabanında gerisi gelmiyor.

 

Ne yapıyor babanız daha sonra?

Elektrikli arabanın arkası gelmediği için bir anı olarak kalıyor ve babam sanayide ziraat araç gereçleri üretimine başlıyor. Tornacılık yapmaya başlıyor. Babamın aynı zamanda bir ortağı var. Birlikte çalışıyorlar ve babam hayatını kaybedene kadar sanayiden hiç çıkmadı. Babamı birkaç yıl önce kaybettik. Ziraat aletleri imalatı yapardı.

 

Varlıklı bir ailenin çocuğu olmadığınıza göre her ne kadar ailenin en küçüğü olmanıza rağmen siz sanayide çalıştınız mı babanızın yanında ya da başka bir yerde?

Evet çalıştım. Bende babamlarla özellikle yaz tatillerinde sanayide çıraklık yaptım. İlkokul döneminden tutun üniversite son sınıflara kadar yazın babamın yanında sanayide çalıştım. Sadece sanayide değil babamla birlikte köylere beldelere çok gittik. Ziraat aletleri yapıyoruz. Patoz, pulluk gibi yazın çırak bendim. Önce getir götürle başladı sonra çıraklık ve kalfalık yaptığım zamanlarda oldu. Babamla birlikte Çıkrık, Fethibey, Ambanaz gibi bir ço9k yere gittim. Ben araba öğrenmeyi oralarda öğrendim. Harman yerlerinde. En çok nefret ettiğim şey harman zamanı samanın insanın vücuduna yapışıp çok iğrenç bir kaşıntı yapar. Yaz sıcağında eski savurmalı patozlardan çıkan saman elbisenin altından vücuduna yapıştı mı? Çok kötü olurdum. Ondan nefret ederdim.

 

Babanız tamirat yapar ama siz ne yapardınız?

Babam tamirat yaparken ben ilk zamanlar traktörün altında yatardım, boş arazide araba sürmesini öğreniyordum ve bazen de yardım ediyordum. Ben araba sürmesini tarım arazilerinde öğrendim ve babamı getirip götürmeye başladım. 16 yaşından beri araba kullanırım. Bakmayın şimdi ellerimin böyle olduğuna. Bu eller çok nasır tuttu. Yağ pas içinde vida sök tak. Ama tüm bunlara rağmen çok hoştu ve çocukluğum her zaman iyi anılarla dolu.

 

İki abiniz var. Onlar ne yapıyorlar?    

Ben en küçük olarak çalıştığıma göre onların kaderi farklı değildi elbette. İki abimde hala sanayide kendi işlerini yaparlar. Büyük abim baba mesleğini devam ettiriyor. Torna işleri yapıyor. Onun küçüğü de sanayide çalışıyor. Ailede üniversite okumak görevi bana düştü.

 

Babam, “Kemal doktor olacak” derdi 

Onlar niye okumadı, siz niye eğitimi seçtiniz?

Bu iş gerçekten Hatice Gök olayına döndü. Oda babam babam diye gidiyordu. Bizimkide öylem oldu. Geriye dönüp baktığımda babam çok zeki bir adamdı. Çocukluğumu da çok iyi hatırlarım. Babamın her zaman söylediği bir şey vardı. Büyük abim için bu benim işime oturacak, benim mesleğimi devam ettirecek dedi ve öyle oldu. Onun küçüğü için sanayide bir dükkan açacağız ve esnaf olacak dedi o’da öyle oldu. Benim içinde bu okuyacak ve doktor olacak dedi bende okudum ve doktor oldum. Babam üç çocuğu içinde kafasında kurduğu hayali gerçekleştirdi.

 

Okuyacak değil doktor olacak diyor. Ailede bir doktor olayı mı yaşandı da özellikle doktor olacak diyor? 

Evet bu okuyacak demedi doktor olacak dedi. Onun için bende öyle şartlandım ve başka hiçbir şey düşünmedim. Direk Tıp okumak istedim. Başka bir şey olsa gitmezdim her halde. Ailede benim bildiğim kadarıyla doktorluk bir sıkıntı yaşanmadı. Genelde acı bir olaydan sonra böyle bir istek olur ama bizde öyle bir şey yoktu. Birde o zamanlar doktorluk çok saygın bir meslekti. Sonra biraz ayağa düştü ama şimdilerde biraz toparlandı yeniden.

 

Gidişat biraz bir az karıştı yeniden ilkokul yıllarına dönmekte fayda var. Çünkü o yılları hiç konuşmadan Doktor oldunuz? 

İlkokulu Atatürk ilkokulunda okudum. Oradan hatıralarım arasında çok fazla bir şey yok. Standart normal bir öğrenciydim. Yani hiçbir zaman sınıfın ya da okulun en flaş öğrencisi olmadım. Ortanın üstünde bir seviyede geçti. Ama ortaokul’da iyi bir öğrenciydim. Özellikle matematikte takdirim, teşekkürüm vardır. Sakin ve düşünceli bir öğrenciydim. Hala sakin ve düşünerek hareket ederim. Her şeyi bir mantık süzgecinden geçirdikten sonra karar veririm. Ortaokul da boyumun uzun olmasından ve basketbola olan ilgimden okul takımında yer aldım. Lise de basketbol takımında oynadım.

 

Okulda genelde herkesin bir arkadaş gurubu vardır. Yıllar sonrada görüşmeye devam ederler sizin öyle bir ekibiniz var mı? 

Var halada görüşürüz. Ama bizin gurup sadece okuldan değil ta Marulcu mahallesinden gelen bir arkadaşlık. Çocukluk arkadaşlığımız, okul ve sonrasında hala bugün devam ediyor. Marulcu mahallesinden sonraki evimizde şimdiki CHP İl Binasının yanında bir yerdi. Biz o çocukluktan kalan arkadaşlarımızla her gün Şemsettin ve Atatürk okulunun bahçesinde top oynardık. Derslerimizi hep birlikte yapardık. Yıllardır hala o arkadaşlarımızla bir aradayız. Biz hem arkadaşlığımızı hem de okulu çok iyi götürdük.

 

Sanayideki alın terinin yeri başka

Bugün tam olarak kaç yaşında başladığımı hatırlamıyorum. Ama muhtemelen 7-8 yaşlarında gitmeye başladığımı söyleye biliriz. Önce ziyaretle başladı, sonra getir götür derken birde baktım elimde anahtar vida söküp takıyorum. Patoz tamiri babamla köylere gitmeye başladık. Bir süre sonra babama şoförlük yapmaya başladım. Ama üniversitenin son yıllarına kadar sürekli her yaz babamın yanında sanayide oldum. Ben o işten keyif alarak yapıyordum. Hiçç bir zaman of ya bugünde gitmek istemiyorum demedim. Ben eğer o işi yapıyor olsaydım inanın çok güzel yapardım ve zevk alarak çalışırdım. O benim baba mesleğim ve bugün doktor olmamı o dükkana ve sanayiye borçluyum. Oradaki alın teri ve emek başka bir olaydı. Babam örnek bir esnaf ve çok iyi yaratıcı bir ustaydı. Onun oğlu olmak benim en büyük gurur kaynağım.

 

Herkes gibi bende haftalık alırdım

Sanayide çalışmak kolay bir şey değil. Sabahları daha gün doğmadan kalkacaksın. Kahvaltını yaptıktan sonra gidip dükkanı açacaksın. Sanayi gürültüsü, pası, kiri çoktur. Ama sanayi esnafının o kadar güzel ve temiz bir yüreği vardır ki anlatamam. Bunu orada yaşayanlardan başkası bilemez. Müthiş bir dayanışma ve yardımlaşma. Ustalık çok önemli. Herkes ustadır ama birde her sanayide üç beş usta vardır ki onların yeri bambaşka. Önünden hiç kimse geçmez. Onların söyledikleri her söz kanun gibidir. Sanayi bir yuva gibidir. Bir eğitim kurumu gibidir. Kendine has kuralları kanunları vardır. Ben babamım yanında çalıştığım zamanlar herkesle birlikte bana da haftalık verirdi. Ne eksik, ne fazla. Asla haftalık vermediği zaman olmadı. Babam adil ve emeğin karşılığını hakkını veren bir adamdı.

Yaz geldi mi? herkes çıraktı

Bizim çocukluğumuzda bir gelenek, bir moda gibi alışkanlıktı. Yaz gelip okullar kapandı mı herkesin çocuğu bir yerde çıraklığa giderdi. Kimi bir sanat öğrensin. Sanat altın bilezik gibi derlerdi. Kimi boş aylak aylak gezmesin bir işe yarasın derdi. Bir kısmı da gerçekten o mesleği yapması için her aile Afyon’da çocuğunu çırak verirdi. Bizim kendi dükkanımız olmasa da ben ine bir yerde çırak olurdum. Sizin zamanınızda yok muydu? Herkes bir yerde çalışır. Ben her yaz mutlaka çıraklık yaptım ve bir yıl babamın demir satan bir arkadaşı vardı onun yanında çıraklık yaptım. Bu nedenle sanayi esnafının derdini benden daha iyi kimse bilemez.ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ