logo

Din Eğitimi camide alınmalı

hatice gök1

CHP 2. Sıra Milletbvekili adayı olan Avukat Hatice Gök ODAK Pazar Kahvaltılarına konuk oldu. Gök, hayatının bilinmeyenlerini ilk kez Pazar Kahvaltıları’nda anlattı. Çocukluğu, okul hayatı ve yaşamıyla ilgili sırlar ortadan kalktı.

Ortaokulu nerede okudunuz orada nasıl bir öğrenciydiniz?

Cumhuriyet ortaokulunda okudum. Benim için çok keyifliydi. Ama burada bir şeyin altını çizmek istiyorum. Eğitim kurumlarının ve dersliklerin bir ruhu olmalı. Çocuk ben bu okuldan mezun oldum diye övünebilmeli. Şimdi bakıyorum okulların hepsi ruhsuz, birbirinin aynı tip projeler. Mesele Afyon Lisesi, Kadınana İlkokulu tarihi özellikleri, sanat okulunun sarmaşıklı hali okula farklı bir hava ve ruh katıyor. Her okul kendine özgü olmalı. Bakın yeri gelmişken ilçelerdeki Meslek Yüksek Okullarına karşıyım. Neden karşıyım, hem fiziki olarak yetersiz, hem de öğretim kadrosu bakımından yetersiz. İyi ve kaliteli bir eğitim alınması imkansız. Bir genç orada hayata tam olarak hazırlanmak zorunda ama orada okuyan bir çocuk kendini tamamlayamaz, tam tersi orada okuyan çocuk eksilir. Amaç sadece ders geçmek ve diploma almak olmamalı. Topluma faydalı olabilmek için iyi bir eğitim almak gerek.

 

Yaz tatillerinde camide dini eğitim almak sizin öğrenim hayatınızda bir katkısı oldu mu?

Evet kesinlikle oldu. Bazen bana sorarlar kalın kalın kitapları nasıl okuyup anlıyorsunuz diye. Ben kalın kitap okuma alışkanlığını Kuran-ı Kerim okumakla edindim. Herkes kalın kitap okurken çok sıkılır. Bense tam tersi kitap ne kadar kalınsa benim ilgimi daha çok çeker. Kalın kalın kasa yasa kitaplarının nasıl okuyup ezberliyorsun diyenlere yaz tatillerinde birden fazla Kuran-ı Kerimi hatim etmek bana kitap okumayı sevdirdi. Ezberimde bu sayede gelişti. Burada Mehmet Seçkin’i anmak istiyorum bize lise 2. Sınıfta Kuran-ı Karimin mealini okumamızı ve dönem ödevi hazırlamamız istemiştir buda benim dini eğitimime önemli katkı sağlamıştır.

 

Yeniden Ortaokul’a dönelim. Cumhuriyet Lisesi ile başladık ama başlayamadık?

Cumhuriyet ortaokulu gerçekten benim için çok özel ve anlamlı bir okuldu. Oradaki hocalar tek kelime ile mükemmel insanlardı. Hepsine sonsuz minnettarım. Bizimle bir öğrenci öğretmen olayından öte bir arkadaş gibi yaklaşırlardı. Her alanda bizim bilgi sahibi olmamız için yetiştirdiler. Veli Cengiz hocam benim matematik hocamdı. Ama kader bizi aynı partide Milletvekilliği Aday adaylığı yarışında karşılıklı rakip yaptı. Böyle güzelde bir anım vardır.

 

Boynuz kulağı geçti

Öğrenci Öğretmenine karşı, nasıl bir süreç oldu karşılıklı yaklaşımlarınız nasıl oldu? Sonuçta bir rekabet var?
2011 Milletvekilliği seçimleri öncesinden Matematik Hocam Veli Cengiz ile öğrencisi Hatice Gök aday adaylığı sürecinde karşı karşıya geldik. Çok güzel bir birimize destek olarak geçirdik o süreci ama ön seçimde ben Ahmet Toptaş’ın arkasından 2. Sırada yer alırken Veli Cengiz hocam maalesef ilk 5 içinde yer alamadı. Ne diyelim Boynuz Kulağı geçermiş. Hatta şöyle söylemekte fayda var benim öğrenimimi yönlendirenlerden bir tanesi Veli Cengiz hocamdır. O zaman Ortaokul karnemin üzerine Afyon Lisesinde okuması gerekir diye bir şerh vermiştir. Daha doğrusu öyle uygun gören hocalarımdan birisidir.

 

Niye öyle bir şeye gerek duyuyorlar?      

Normalde karne üzerine böyle bir şerh düşülmez. Benim karneme birçok hocam böyle bir şerh düştü. Bunun iki sebebi var. Birincisi başka bir lisede değil özellikle Afyon Lisesi. Çünkü o dönem en iyi öğretmen kadrosu orada. Simge bir okul, oradan mezun çıkan öğrenci hayata bir sıfır önde başlıyor. Daha havalı. Mahmut Yamanlar’ı ayrıca alacağım. Cumhuriyet Ortaokulunun Lisesi de vardı. O zamanlar Cumhuriyet Ortaokulundan Afyon Lisesine öğrenci alınmıyordu. Afyon lisesine kabul edilmek çok zordu. Bunu bildiği için sınıf öğretmenim, rehber öğretmenim ve diğer öğretmenlerim bu kız Afyon lisesinde okumalı diye yazıyorlar. Öğretmenlerimin böyle bir şey yazmaması gerekli ama yazmışlar. O zaman ben Afyon Lisesinde okumalıyım. Ama kural.

 

Afyon lisesi müdürüne çıkışmam kaydımı yaptırdı.

Bu kural dediğiniz şey kanun değil ya yok mu bir çaresi?  

Bu olay baslında öğretmenlerin o zaman öğrencileri ile ne kadar alakalı olduğunu ve onların kaderini nasıl etkilediklerini gösteriyor. Neyi başarıp başara yamayacağını iyi biliyorlar. Karnemde böyle yazdığı için ben diyorum ki Afyon Lisesi hocalarım benim orada okumamı istiyor. Ablamnın kayınpederi o dönem Afyon Lisesi Müdürünün amcası rahmetli Mahmut Yaman çok değerli bir hocamızdır ama beni o zaman çok üzdü. Ben kendimden çok ablamın kayınpederinin üzülmesine üzüldüm. Kızım ben bu güne kadar yeğenime böyle bir talepte bulunmadım. O kuralcı bir adamdır gel seni başka bir okula yazdıralım dedi. Bende, olur mu? dünürbaba bak karnemde hocalarım benim Afyon Lisesinde okumam gerektiğini yazdılar dedim. Rahmetli dünürbabam beni alıp Afyon Lisesi Müdürü yeğeni Mahmut Yaman’ın yanına götürdü.

 

Tamam işte koskoca amcası ricaya gelmiş olmaz mı diyecek?

Sen öyle san. Dünürbabamla gittik müdürün karşısına elimde karnem orada yazıyor. Mahmut Yaman hoca, “Amca sen beni tanımıyor musun? Olmaz yapamam. Benden böyle bir istekte bulunma” dedi. Rahmetli “Bak hocalar burada okusun diye yazmışlar. Kızda burayı çok istiyor bende buraya geldim” dedi. “Yok amca, asla olmaz” dedi. Dünürbaba çok ezik bir şekilde kalktı gel kızım dedi. Çıktık “Kızım yapamadım” dedi yok dünürbaba üzülme dedim. Dünürbaba işine gitti, bende eve gittim olmadı diye çok üzülüyorum. Dediler ki tamam böyle bir kural var ama son anda böyle birkaç kişi alınıyor dediler. Son günü bekledik. Öğleden sonra eniştem ile bir kez daha gittik. Bu arada bazı arkadaşlarımın kayıt yaptırdıklarını duydum. Müdür yine, “Olmaz ben amcama hayır dedim. Siz niye geldiniz ki” dedi. Orada ben “Kayıt yaptıran arkadaşlarım var benim. Benimkini neden yapmıyorsunuz” diye sert bir ifadeyle çıkıştım. Rahmetli, “İşte tamam bu bizim öğrencimiz” dedi ve kayıt yaptı.

 

Nasıl yani onca kişinin hatırını hiçe sayan müdür sizin bir çıkışınızla mı kayıt yaptırdı?   

Evet aynen öyle oldu. Afyon lisesinde okuyacak çocuk torpille değil kişiliği ve duruşuyla orayı hak etmeli, “Evet kızımız bizim öğrencimiz” dedi. Ben o çıkışı yapmasam Afyon Lisesine alınmazdım. Her ne kadar beni kayıt sırasında üzmüş de olsa sonrasında çok değer verdiğim bir hocamdı Mahmut Yaman hoca. Böylece Afyon Lisesine girdik ve sınıf başkanı oldu. Okul boyunca da böyle devam etti. 82 mezunları olarak 2009 yılında Afyon Lisesi Okul Müdürüne açık mektup verdik. Düşünün o zaman dershane yok, yardımcı kitap yok, test kitabı yok tamamen öğretmenlerimizin öğrettikleri üniversite sınavlarında çok başarılı olduk. O yıl Hacettepe Üniversitesi Nükleer Programı açıldı sınıfımızdan Ahmet Çorak orayı kazandı. O günün en üst düzey okullarının hepsine bizim sınıftan arkadaşlar gitti. Sınıfta iki arkadaşımız üniversiteye gidemedi. Birisi yanlış tercihten dolayı yoksa gidiyordu. Diğeri de Afyon Lisesinin yatılı bölümü vardı oraya adapte olamayan arkadaşımız kazanamadı. Onun dışında tüm arkadaşlar 1, 2 ev fazla 3. Tercihlerinde kazandılar. Böyle bir öğrenim gördük.

 

Yönetimle mücadeleyi biz kazandık

Her ne kadar çok iyi sevecen, babacan, anacan öğretmenler varsa da disiplin ve dayak vardı o yıllarda. Sizin başınızdan böyle bir olay geçti mi? 

Kesinlikle öyleydi. Son sınıfta Tabi Bilimler Bölümünü seçtik. Bölüm açılması içinde en az 10 kişi olması lazım. Biz 20 kişiyi buluyoruz okul yönetimi ertesi gün öğrencilerin velilerini arayarak vazgeçiriyor. Biz yeniden başka arkadaşlar buluyoruz onlar yine baskı yaparak birilerini aile zoruyla iptal ettiriyorlar. En sonunda biz 22 kişiyi bulduk ve bölümü açtırdık. Biz matematiği yeterince öğrendik. Çok iyide bir hocamız var, son sınıfta biyoloji dersi almak istiyoruz. Matematik öğretmenimiz namı değer Cabbar Hoca. Bilimler sınıfının açılama için 20 kişi gerekiyor. Abdullah Bozok tarih öğretmenimiz ve Müdür Yardımcımız vazgeçirten oydu. 22 kişi ile bölümü açtırdık. 11 kız 11 erkek. Sınıf başkanı seçilecek ben adayım, Haluk diye bir arkadaşımız var. Şimdi kendisi Malatya’da albay. Kızlar bana erkekler ona veriyor tüm seçimler eşit çıkıyor. Filiz Bozca rehber öğretmenimiz ve edebiyat öğretmenimiz en sonunda sinirlendi demem erkekler erkeklere oy veriyor bende bayan adayı destekliyorum diye bana oy verdi ve başkan ben oldum Benim hukuk okumamı öneren kişi.

 

Şu ana kadar siyasetle bir ilginiz yok sanırım. Liseye gidiyorsunuz ve Türkiye’nin 80 öncesi yılları? 

Afyon’un konumundan dolayı burada özellikle okullarda sağ sol olayları fazla yaşanmadı. Dışarıdan bazı ufak tefek şeyler oldu ama onlarda önemli hadiseler değildi. Özellikle Gün Sazak’ın öldürüldüğü gün dışarıdan bir saldırı oldu. Derslere girişimiz engellenmeye çalışıldı. Benim ailemin demokratik yapısı, hem de bizim o doğrultudaki hal ve hareketlerimizden kendi arkadaş çevremizde bazı değerlendirmeler yapıyorduk ama eylemsel bir olayımız olmuyordu. Gün Sazak’ın ölümünde bir olay yaşandı. Onun dışında küçük sohbetler düzeyinde kalıyordu ve kimse kimseyi rahatsız etmedi.

 

1980 ihtilailinde kaçıncı sınıfa gidiyordunuz?

1982 mezunuyum ve 1980’de lise birinci sınıfa gidiyordum. Ben Zafer Mahallesi çocuğuyum. O mahallede bu olaylar yaşanmadı. Birkaç kez dışarıdan bazı olaylar gelmek istedi. Ama Mahallenin o yardımlaşma ve korumacı yapısı bedeniyle asla buna izin verilmedi. İhtilal öncesi kaos ortamında benim tanık olduğum tek olay mahalleye dışarıdan bir müdahale oldu ve mahallenin büyükleri aileler gençlere sahip çıkarak olay çıkmasını engellediler. Cumhuriyet Lisesinden Afyon Lisesine gelen tarih öğretmenimiz Hasan Tahsin bizi bir konuşma yapmıştı. O gece 109 kişi katledildiğini ve fakülteden bir hocam 1402 liklerdendi. O dönem en başarılı 1402 hoca görevlerinden el çektirildiği için Hacettepe’de birçok ders yapılamamış. Bunu daha sonra öğreniyoruz. Şimdi o insanlar olsa bugün nasıl bir ülke olurduk. Biz bunları konuştuğumuz zaman komünist ilan edildik. Hasan Tahsin hocam İzmirliydi. Benim annem dahil gençler birbirini öldürüyorlardı iyi oldu darbe dediklerinde hocamın anlattıklarını söylediğimde kendi ailem dahil çok hoş karşılanmıyordu.

 

Annem köyün terzisiydi

Ben dedemi gerçekten çok seviyorum. O dönemde anneme verdiği destek ve hoşgörüyü asla unutamam. Traktör kullanan, evi çekip çeviren annem. Annemin bir başka özelliği köyün terzisi olması. Bunun iki nedeni var. Birincisi Köy Enstitüsü mezunu bir akrabamız vardı Anneme terziliği o öğretiyor. Dedemde anneme dikiş makinesi alıyor. Köyün terzisi taşınıyor ve dikiş makinesini satıyor dedem alıp getiriyor ve gelinim sen bunda yaparsın diyor. Böylece annem köyün terzisi oluyor. Çok güzel gelinlik diker. Aslında Köy Enstitüleri mezunu olan öğretmenler sadece kendileri değil eşleri de o konuda çok yetenekli ve köyün kalkınması için çaba harcarlardı. Keşke Köy Enstitüleri hiç kapanmasaydı. Bugün çok daha aydın ve farklı bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık. O sisteme hayranım. Hayran olmamın bir sebebi de annem onlar sayesinde terzilik yaptı ve annemden de bana geçti. Bende çok iyi terzilik yaparım.

 

Cami halılarını temizlemek çok zordu

İlk ve Ortaokul dönemlerinde yaz tatillerinde Cami’de Kuran Kursuna giderdim. Ama beni en çok yoran ve zorlayan Caminin halılarının temizlenmesi. Onlarda biz kurs öğrencilerine aitti. Kuran-ı Kerimi tekrar tekrar hatim etmek ne kadar güzel ve onur verici bir durum. İşin başka  güzel yanı da çevremde birçok kişi tarafından bunun ödülünü almaktı. Bana göre her çocuk kuran eğitimi almalı. Onların hayatı boyunca çok faydasını görecekler ve Kuran onlara yol gösteren olacaktır. Hatta Milletvekilliği adaylığım sürecinde Kuran Kursu yardım talebinde bulunuldu. Ben kesinlikle Kuran eğitimimin Kuran Kursu tabir edilen yerlerde değil Camilerde verilmesini savunuyorum. Kuran öğrenmenin gerçek yeri camidir. Biz camide çok güzel kuran ve dini eğitim aldık. Camilerimiz vakit namazları da dahil boş geçiyor. Kuran öğrenmek için en kolay yol camilerdir.

Çocuk Esirgeme Kurumu dışarıdan ürküyor

1995’de anneler derneğini kurduk. Ben kurucu üyelerdenim. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun aylık faaliyetleri vardı. Biz dernek üyeleri ile konuşarak bu çocuklar bazı çalışmalar yapıyor bunu dışarıdan birilerinin izlemesi ve onları takdir etmesi çok daha faydalı olur diyerek idare ile görüşerek her ay yapılan faaliyetlerine katıldık. Bir süre sonra yaklaşık 50 kişi pastaları börekleri çörekleri ile onlarla bir arada oluyorduk. Çok büyük bir bağ kurmuştuk. Onların hayatını kolaylaştıracak farklı organizasyonlar yapmaya başladık. Çok iyi bir kaynaşma olmuştu. Ama kurum müdürü değişti ve bizim orada kurduğumuz diyalog birilerini rahatsız etti ve oradan uzaklaştırdılar. Benim için bu bir yaradır. Zaman zaman bazı desteklerimiz oluyor ama orada olan çocukların dışarıdan insanlarla iç içe olmasını istemiyorlar. Bu insani değerlerle ilgili, vicdani değerlerle ilgili. Biz geçmiş dönemdeki Çocuk Esirgeme Kurumu’nu düşünüyorum birde şimdikileri arada uçurumlar var. ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ