logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

Devletle savaş olmayacağını lisede öğrendim

lokman ekici1

İhsaniye AK Parti İlçe Başkanıyken Belediye Başkan adayı olan Lokman Ekici, Pazar Kahvaltıları’nda hayatının gizli kalan yönlerini ilk kez Odak Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı. Neden okuldan atıldı? İstanbul’dan karton kutuları ne için getirdi? Siyasete ne zaman başladı? Tayyip Erdoğan ile ilk karşılaştığında ne söyledi. Hepsi Pazar Kahvaltıları’nda. 

Lokman Ekici siyasete nasıl başladı?

Bizim gibi insanların hayatında siyaset her zaman bir köşesinde vardır. Lise 3’deydim. Okul temsilcisi olarak başladım. O yaşlarda Milli Gençlik Vakfı’nın kimlik kartı taşımak büyük bir olaydı. Gurur meselesiydi. İnanın o kimlik kartı hala duruyor bende. Sonra İstinye’de okul temsilciliğine devam ettim. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan o zaman il başkanıydı. Yusuf Tülün vardı Sarıyer’de. Belediye Başkanlığının Refah Partisi döneminde yüzde sekizlik oya çıktığı yıllarda. Sabaha kadar bayrak takardık. Biz takardık sabaha kadar CHP’liler indirirlerdi. Ertesi günü tekrar tak. Çöpçüler bayrakları toplamaktan usanmışlardı. O zaman Baykal’ın bu kadar bayrağı takacak insana şu kadar para verseniz bu kadar küçük çocuğu nereden buluyorsunuz diyordu. Ama biz o zamanlar bundan para almıyorduk.

 

Recep Tayyip Erdoğan ile nasıl tanıştınız?

1989 yılında yılbaşı gecesi Mekke’nin Fethi programı vardı. Milli Gençlik Vakfı olarak bir gece düzenlemiştik. Orada konuşmacı olarak katılmıştı. Çok güzel bir konuşma yapmıştı. O konuşmaya kadar Tayyip Bey hakkında fazla bir fikrim yoktu. Ama o gün o konuşmadan sonra Tayyip Bey benin ne kadar büyük bir lider ve hatim uzmanı olduğunu gördüm. O gün benim gözümde lider oldu. Oradaki sözler özel sözlerdi. Ona o gün her şeyimle inandım. Hadi ordu kuruyoruz dese ilk ben hazırdım.

 

Askerliği ne zaman yaptınız?

Askerliğimi 1992 yılında yaptım. 18 aylık bir askerlikti. En son 18 ay askerlik yapan kişilerden birisi benim. Bizim dönemden sonra askerlik 15 aya indi. Bizden sonra askere gelenler bizden önce terhis olması kadar insana koyan bir şey yok. Benim çömezim benden önce terhis oldu.

Hayatımda bir kez kavga ettim

Lokman Ekici kavgacı biri midir?

Hayatımda kimse ile kavga etmedim. Sadece Belediye Başkanı iken yakın bir akrabamızla oldu. Ama ona da ben vurmadım, o bana vurdu. Konuşan insanların kavga edeceklerini sanmıyorum. Konuşmayı bilen insan kavga etmez. Benim İstanbul’da İmam Hatipten bir arkadaşım var.  Orada acı bir hatıram var. İsmi Gündüz Yıldırım. Ama biz Osman diyoruz, Osman Demirci.  Bu arkadaş tekvando da çok iyi bir derecesi vardı. Biz ona üç kişi saldırırdık. Üçümüzü de hallederdi. Tekvando kavga değildir. Tekvando savunma sanatıdır derdi. Siyaset de savunma sanatıdır.

                                                                                                              

Öğretmenlerle aranız nasıldı?

Bir hocamız vardı. Tevfik Fikret hastasıydı. Adam dilinden Tevfik Fikret’i düşürmezdi. Ben ise Mehmet Akif hastasıyım. Sınıfta bir gün tarihi yerlerden bahsediyoruz. Hoca dedi ki hayatında hiç Dolmabahçe’ye gitmeyen var mı? Sınıfın yarısı el kaldırdı. Halbuki öğrenci olduğu için kimlikle bedavaydı yolculuk. Şaştım kaldım. Şok olmuştum. Topkapı’ya giden var mı? Sınıfın yarısının elleri havada. Şöyle bir düşündüm, hakikaten boş! Sınıf boş! Kafalar boş! Orada fikirsel olarak da öne çıktım. Ayrıca siyasetten de bir öncülüğümüz vardı. Hoca hep Tevfik Fikret’i anlatıyordu. Bir tane zengin çocuğu olan arkadaşımız vardı, kalktı ayağa. Hocam bu kim dedi. Tamam anladık. Diğer şairlerimiz de var. Ama siz neden bize hep böyle onu anlatıyorsunuz. Bunun sizin hayatınızda bir yeri mi var dedi. Hocam ben cevap verebilir miyim dedim. Ver dedi. “Oğlunu papaz eden adam” dedim. Hocanın bir yıl boyunca anlattığı hikayenin hepsi kül oldu. Beni disipline verdi.

Tevfik Fikret yüzünden uzaklaştırma aldım

Niye disipline verdi?

Hocanın anlattığı Tevfik Fikret efsanesi yerle bir oldu. 5 günlük bir uzaklaştırma aldım. Müdüre çıktım. Pazartesi günü okulda eylem yapacağım dedim. Kabullenemedim uzaklaştırma cezasını. Beni dikkate almadı. Pazartesi iki bölüm, erkekler ayrı katta, bayanlar ayrı katta. Pazartesi günü kızların ve erkeklerin son sınıfları okula gelmeyecek dedim. Yapamazsın onu dedi müdür. Pazartesi günü okula kimse gelmedi. Müdür yardımcısı beni çağırdı. Bak bu yaptığın terbiyesizlik dedi. Eğer bu disiplin suçunu kaldırmazsanız lise 3’lerde gelmeyecek dedim. Göreceğiz dedi. Salı günü lise 3’lerde gelmedi. Biraz daha kızdılar. Tamam okula gel dediler. Uzaklaştırman olsa da gel derse gir dediler. Gelmem dedim. Benim suçumu kaldırın. Çarşamba günü lise 2’lerde gelmeyecek dedim. Sonra lise 2’lerde gelmedi. 3 gün geçti, okul bomboş. Lise 1’lerde gelmeyecek dedim. Hemen çağırdılar. Disiplin cezası yanlış anlaşılmıştır diyerek tekrar ifademi aldılar. İptal ettiler. Ben böylece Cuma günü okula geldim.

 

Nasıl örgütlediniz bu kadar kişiyi?

O zaman okulda liderlik rolüm vardı. Herkes kabullenirdi. Ayrıca bana yapılan haksızlığın herkes farkındaydı. Tevfik Fikret’i savunan bir hoca, ben Mehmet Akif’i savunuyorum diye beni disipline veriyor bu sizce adil mi? Ama devletle savaşılmaz! Onu anladım. Yılsonunda okulların kapanmasına 5 gün kala beni tekrar disipline verdiler ve beni orta öğretim kararıyla okuldan attılar.

 

İmam hatipten atıldınız yani?

Evet. Bunu hazmedemedim. Kahpe bir savaş oldu! Ama sonrasında bir şekilde kalan dört dersimi de verdim.

 

Tayyip Bey de öğrenmiş midir devletle savaşılmayacağını?

Ben Tayyip Beyin kendisinin devlet olduğunu düşünüyorum. Onunla savaş olmaz.

 

Paralel devleti kastettim.

Paralel devlet diye bir şey olmaz aslında. Paralel örgütlenme olabilir. Bir yere karşı bir mücadele yapılabilir de. Paralel devlet derken ki açılımı görmek lazım.

 

Bütün Müslümanlar ancak kardeştir

Cemaatle ilişkiniz oldu mu?

Ortaokul dönemimde 3 yıl boyunca bir cemaat evine gittim geldim. Çok arkadaşlarım var, dostlarım var. Ben bu konuda çok katıyım. İki tane bir ayet ve bir hadis söylemek istiyorum. “Bütün Müslümanlar ancak kardeştir” Bu ayete hepimiz inanıyoruz öyle değil mi? Bir hadis var. “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız” Geçenlerde hem partiden arkadaşlarımla hem de cemaatten arkadaşlarımla bu konuyu tartıştık. Her iki tarafta da birbirine karşı bir kızgınlık var. Onlara dedim ki, arkadaşlar ben her iki tarafı da çok iyi tanıyorum. Japon’un biri Müslüman olmak istemiş. İyi bir Müslüman olmak içi Kuran-ı Kerim öğrenmeye gidiyor. Gittiği yerde bir bakıyor ki onlarca tük kadını Kuran-ı Kerim öğrenmeye çalışıyor. Çok şaşırıyor. Bunlar da mı yeni Müslüman oluyorlar diye düşünüyor. Yıllarca Müslüman olup Kuran-ı Kerim okumayı bilmeyen birinin nasıl Müslüman olduğunu o Japon’a nasıl anlatacaksınız? Şimdi benim yeni Müslüman olduğumu ve aranıza yeni katıldığımı kabul edin. Ben bu ayet ve bu hadisi duymuşum. Bana izah edin bu yaşananları? Bu yaşananların hangisinin dinimizde yeri var? Bizim kavga etme lüksümüz yok.

 

Dersanelerin kapatılmaya çalışılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben dershanelerin bir dershane düzenlemesi olduğunu biliyorum. Dershane düzenlemesinde dershanelerin kapatılacağına dair CHP’nin de MHP’nin de seçim bildirgelerinde bu konu var. Bunu basın yayınladı. Hepimiz biliyoruz. Fakat bugün dershanelere sahip çıkıyorlar. Bence muhalefet çok ucuz bir muhalefetlik yapıyor. Çok basit bir muhalefet. Ben Türkiye’de muhalefet sıkıntısı olduğunu düşünüyorum.

 

Dershanecilik hizmet cemaati tarafından yapılan bir iş ve bir anda bunlar hükümetle kendi arasını açtı. Bu bana mantıklı gelmiyor. Arkasında başka bir şey var mı sizce?

Belki bunun mantıklı bir açıklaması vardır. Fakat bunu tabana yani bize açıklamıyorlardır. Diyelim ki cemaat içerisinde 40 bin öğretmen var. 40 bin öğretmeni şimdi Milli Eğitim alsa CHP ve MHP ne yapar? Kadrolaşmaya gidiyor diye düşünebilirler. Bence burada her iki taraf da bunu yumuşak bir şekilde halletmeye çalışıyor. Benim ilk anladığım bu. Çünkü seçime gidiyoruz. Seçim zamanında böyle bir şeyin yapılmasının kötü etkide bulunacağını Başbakan da bilir. Şimdi buradaki olay şu, ben cemaatin bu konumda başından beri böyle yaptığına inanmıyorum ama altta birileri biz bir gün olur da bunlarla bozuşursak şunlar şurada dursun demişler. Ve bazı şeyleri biriktirmişler içten içe. Zamanı gelince de ortaya çıkarma düşüncesi taşımışlar.

Bir şiirle ön plana çıktım

Dolmabahçe, Topkapı Sarayı, Sultanahmet benim için çok değerlidir. Defalarca gidip görmek isterim. Biz lise birdeydik. Dini duygularım biraz daha keskin ve netti. Çanakkale törenleri yapılacaktı. Okulun merdivenleri 15-20 basamaktı. Orada dediler ki şiir okuyan var mı? Sesim kalın ve gürdü. Ben okuyayım dedim. Edebiyatçı ama ezbere okuyacaksın dedi. Ben de zaten ezbere biliyordum ‘Sakarya’ şiirini. Ben orada merdivenleri yürüyerek okudum. Görsel efekt vermek istedim. Bin 600 kişilik okulda hemen bir numara oldum o günden sonra. O şiir benim üzerime yapıştı. Ne zaman bir şiir okunacak Lokman var o okur. Bu işin bit külfetli tarafı var birde güzel yanı. Bin 600 kişi arasında bir anda en popüler adam haline geldim. O büyük bir keyifti tabiî ki. Kendimi bir anda okulun b,ir numarası olarak buldum.

Ameleyken usta oldum bir anda

Askerden sonra Doğulu bir ustanın yanında amelelik yaparken adam bir anda kayboldu. Ben daha birkaç aylık işçiyim. İşi de tam olarak öğrenmemiştim üstelik. İnşaatı yapan adam benim çalışmamı istedi. Ben tamiratları yapıyorum. Tamirleri yaparken daire sahipleri aldıkları dairelere yerleşmeye başladı. Daire sahipleri geldi, fayansları beğenmedi. Fayansçı kim var diye sorunca beni gösteriyorlar. Derken biz o işe başladık işe yetişemiyorum. Telefon ettin ve biraderleri de çağırdım. Artık biraderle beraber ailecek biz yapıyoruz fayans işini. Normalde bir usta bir günde bir daire yapıyor, biz sabaha kadar iki daire yapıyoruz. Adam diyor, kaç liraya yaparsın? Otuz liraya. Bir günde bitiriyoruz. Öyle bir para kazanıyoruz ki anlatamam. Yüzlerce konutluk bir site bizden başkasına da giden yok.

İstanbul’dan fayans kartonu getirdim   

İstanbul’da çalışıyoruz. Fayans kartonları çıkıyor. Onları atmaya kıyamıyorum. Biriktirdim. Neden biliyor musunuz?  Evimiz tek kat yer evi. O kadar fakiriz ki, kilimin altında serecek hasır yok. Hasır yerine sermek için İstanbul’da biriktirdiğim fayans kartonlarını buraya getirdim. Hasır niyetine kilimin altına serdik. Şimdi bakkal dükkanı çalıştırıyoruz. Her gün o kadar çok atılan, yakılan koliler var ki içim yanıyor. Her yanan kolide İstanbul’dan getirdiğim kartonlar aklıma geliyor. Bazen ağlamamak içim kendimi zor tutuyorum. Çocuklarıma anlatıyorum bunları da, ya bırak baba Allah aşkına, oradan buraya kağıt mı gelirmiş diyor. Bilemezler ki bizim neler çektiğimiz. Yokluk nedir sefalet nedir, çaresizlik nedir bilmiyorlar. Bilmesinler, Allah bize yaşattı onlara öyle sıkıntılı günler yaşatmasın.

ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ

kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,