logo

Çöpten kazandığım para Hayatımı değiştirdi

mahmut emin birliktir (3)

Mahmut Emin Birliktir’in sefalet içinde geçen çocukluk ve gençlik yıllarından sonra şansı çöple dönüyor. Afyon Belediyesi’nin çöp ihalesini almaları cebi para görmeye başlıyor. Balıkesir’de mafya tarafından iş yeri ve araçları kurşunlanan Birliktir, hayatının bilinmeyen yönlerini ODAK Yazarları Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Avukat Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye anlattı.

 

Zor bir hayat yaşamışsınız, bunlar insana ayakta kalma ve mücadele azmi veriyor?

O dönem gerçekten her şey zordu. Yaşam zordu, okumak zordu, çalışmak zordu, siyaset zordu. Bakın babam ablalarımı 15-16 yaşında evlendirmek zorunda kalıyordu. Çünkü yetişmiyordu. Bakamıyordu ve arkası geliyordu. Bir yıl sonra onların çocukları olmaya başladı. İki ablamın eşleri hayatını kaybetti, onlarda benim yeğenim onlara da bakmak bize kaldı. Babamın gücü belli ben mecburen çocuk yaşta işe başlamak zorunda kaldım. Hala bu yaşıma rağmen çalışmak zorundayım. Bazen bana kızıyorlar, sağda solda yazı yazıyorlar. Oranın başkanı, buranın başkanı başka adam mı yok diye? Ben çalışmak zorundayım. Bakmam gereken insanlar var. Hani bir söz var, “Dışı seni yakar içi beni yakar” diye. Benim durumum öyle. Bakıyorlar dışarıdan her şey yolunda görüyorlar. Yolunda değil arkadaş. Bende yoruldum. Ben eşimle bir başıma olsam bin lira emekli maşı bize yeter.

 

Sizde annesine hayran bir adam izlenimi var?

Hayrandım. Benim annem hiç okuma yazma bilmezdi. Ama o kadar merhametli bir kadın ki anlatamam. Mesele her akşam gelir ineğini severdi. Onunla konuşur, “vah yavrum ayağına diken batmış, diye tektek dikenleri temizlerdi, ineği severdi bir çocuk gibi severdi. O kadar çok sevdiği ineği benim matbaa kurmam için hiç düşünmeden sattı. Böyle bir kadına hayran olunmaz mı? O benim canımdı. Allah bana bir tercih yapmamı istese anamın bir ay fazla yaşaması için feda edemeyeceğim şey yoktu. Kendi canım dahil.

 

Nasıl evlendiğinizi atladık. Kaçmaya karar verdiniz bunu öğrenen kayınpederiniz gelin isteyin verelim dedi?

Tabi kaçmaya karar verdik. Bu arada başka görücüler gelip gidiyor. Kız elden gidecek. Bize de başka çare kalmadı. Verdiler evlenirken iki tane bilezik aldık. Ama bir dakka ya. Biz o bileziği nasıl aldık?

 

Mahmut emin birliktir Kahvaltıya ara verdi. Sanki o yıllara zamanda yolculuk yapar gibi derinlere daldı. Bedeni karşımızdaydı. Ama ruhu 30 yıl öncesine gitti. Sanki o iki bileziği nasıl aldığını araştırmanın peşine düştü. Sonra yeniden aramıza döndü.  

 

Bilezik alacak paramız yoktu. Bizde öyle bir para yoktu. Dayım dedemden kalma bir araziyi satmışlardı ve anama düşen parayla anama iki tane bilezik almışlardı. Anam kolundaki iki bileziği çıkardı bana verdi. Ben o iki bileziği değiştirerek gelin bileziği aldım.

 

Ananız inek sattı size matbaa kurdu, bileziğini verdi gelin bileziği aldın?

Vallahi öyle oldu. Bak şimdi ya, siz bana ne yapıyorsunuz ya.

 

2 kanepe 1 büfe

Çeyiziniz neydi neler aldınız?

Ne çeyizi? Çeyiz alacak ne para ne imkan var. Bak şimdi bu anlatacaklarıma kimse inanmaz. Hurdacı Ali İhsan abi vardı. Ondan ikinci el temiz bir büfe aldık. İki tanede çekyat aldık. Çekyatlar sıfırdı. Benim tüm çeyizim bu. İki çekyat, ikinci el bir büfe. Zaten ayrı bir ev yok anamın babamın yanında aynı evde kalıyoruz. Gelin arabası da dayımın murat 124 arabası vardı. Onu gelin arabası yaptık iki tanede dolmuş tuttuk. Rahmetli olmuş Almanyalı Mehmet abi vardı 73 evlere çalışan birde Muharrem abi vardı yine aynı hatta çalışan. Nikahı da eski Belediye Binasının üst katında nikah salonu vardı orada yaptık.

 

Matbaacılıktan başka bir iş yapmadınız mı?

Matbaacılık bizim ana mesleğimiz. Bir süre sonra para kaznmaya başladık. 1989 yılında babamın evinin üzerine bir ev yaptım ve hala o evde oturuyorum. O evi de 2 yılda tamamlaya bildim. Parça parça para kazandıkça yapıyoruz. 1994’de İsmet Atilla’nın bakanlığı döneminde bizim Ataköy de Asım’ların evi vardı. Onun arkasında da kömür deposu vardı. Hasan Çelikkaya ve 8-10 kişi Pazar günleri toplanık kahvaltı yapar sohbet ederiz. Yine böyle bir sohbet sırasında hesap kitap yapıyorlar. Çöp temizlik ihalesi var ona gireceğiz dediler. Siz ne anlarsınız çöpten dedim. Sende ortak ol sen işin bürokrasi kısmını yürüt bizde temizlik işlerini dediler. Biraz konuştuktan sonra aklıma yattı.

 

Çöpçüler kralı

Belediyenin temizlik işleri ihalesine mi girdiniz?  

Tamam dedik ve Hasan Çeklikkaya ile birlikte ortak olarak biz ihaleye girdik. O zaman Afyon 4 bölgeye ayrılmış ve bir bölgesinin ihalesine girdik ve kazandık. Traktör falan derken biz işe başladık. Hala ortaklık yaptığım Ali Can diye bir çocuk var 1958 model bir traktörü var onunla işe başladık. Bakın şimdi biz ilk hak edişi çektik. Maaşları dağıttık, sigortaları yatırdık, maliyeyi yatırdık, tüm masrafları çıktık ortada bir yığın para var. O para bizim için çığlın bir para. Benim matbaadan 6 ayda kazandığımdan fazla. Odada oturuyoruz Hasan ile birbirimize baktık “bu paralar bizim mi?” dedik. İlk kazancımızdan bana düşen parayla o zaman bende Murat 124 var. O ayın bana düşen karı ile Tempra sıfır araba aldım.

 

Çöpten para kazanmaya başladınız?    

Biz o zaman Afyon’a devam ederken Balıkesir’in ihalesine girdik. Biz buradaki gibi olduğunu sanıyoruz. Bir gittik mafyalar, tehditler, dik dik bakmalar, kurşun sıkmalar anlatamam. Belediye Başkanı ben size yeterlilik veremem dedi. O zaman Turgut Özal tarafından Bulgaristan Belene bölgesinden gelen göçmenler vardı. Bunları Balıkesir’e yerleştirmişler işsizlik hat safhada. 15-16 yaşındaki çocukların belinde silah racon kesiyorlar. Belediye Başkanı ben size veremem dedi. İsmet Atilla bakan o zaman telefon ettim durum böyle böyle dedim. 5 dakika sonra başkanın yanına git dedi. Girdik başkanın yanına “ya bakana aratıyorsunuz beni, benim başımı belaya mı sokacaksınız” diyor bu arada her yer polis bakan Valiyi de aramış kıllarına zarar gelmesin diye. İhaleyi biz aldık. Ama orada arabamız kurşunlandı, iş yerimiz kurşunlandı. Kolay bu günlere gelmedik. Ama gerçekten biz çöpten, bize göre çılgın paralar kazandık. Bir ayda 50 bin lira, 75 bin lira para kaldığı zamanlar oldu. Bu paralar bizim için çok büyük kazançlardı. Balıkesir’den çok iyi paralar kazandık.

 

Ne zamana kadar çöpten para kazandınız?

Bizim bu işlere girmemiz 1994 yılıydı. Bıraktığımda 2001 yılıydı. Y 7 yıl kadar bu işleri yaptık. Bu günlere gelmemizde çöp işinin çok büyük katkısı var. Bizim çıkış noktamız gerçekten çöpçülük oldu.

 

Bu arada siyaset sahnesinde yer almaya başladınız? Her ne kadar Ülkü Ocakları kökenli olsanız da DYP’de siyaset yapıyorsunuz?  

Evet siyasette bir yandan başladı. DYP’de başladık. 2001 yılı benim için hayatımın yıkım anı oldu. Ben çektim çocuklarım çekmesin diye ne ihtiyaçları varsa onlar demeden ben aldım. Kardeşime de, yeğenlerime de yaptım ama hata etmişim. Böyle yapmamak gerekiyormuş. Bir yandan siyaset, bir yandan oda başkanlıkları yaparken kendi hesabımıza sahip olamadık. Hesap işlerine başkaları bakıyor. Bir baktık ki biz milyon doları bulan bir borç batağının içine çekilmişiz haberimiz olmadan. O güne kadar edindiğimiz tüm birikimi, arabalarımızı, evimizi sattık. Yetmedi yıllarca borç ödeyerek temizledik. 2001’den 2007 yılına kadar borç ödemek zorunda kaldık ve yeniden sıfırın altına indik. İtibarımız hariç hepsini kaybettik.

 

Başkana kızdım aday oldum

Madeni Sanatkarlar Odasına nasıl başkan oldunuz?

Rahmetli İbrahm Kavas beni 1985 yılında yönetimine aldı. Orada çok iyi bir adap vardı. Sizden yönetim toplantılarında gelmeyenin yerine asla başkası oturmaz. 1995 yılında ikinci başkanlıklarından biri boşalacak Tornacı Şükrü ile benim aramda birine bu görevi verecek. Tornacı Şükrü, ben istemem Emin olsun dedi. Ben ikinci başkan olacağım. Hacı Kavas bana dedi ki yedekten yaşlı bir üye gelecek Yılık Ahmet Sivritepe gelecek. Ona nezaketen bir kere teklif edeyim o kabul etmez görev senin dedi. Neyse o iş olmadı bana bu sözü verenler 90 derece döndü. Ahmet usta ben istemiyorum dedi. Bir ısrar bir yalakalık anlatamam. Ya sen dururken bu görev başkansına verilir mi sen olmalısın, Ahmet usta da peki o zaman dedi.

 

Bu arada siz ne yapıyorsunuz?   

Ben tiyatro izler gibi izliyorum. Eh olayım bari dedikten sonra ben sinirlendim ve dışarı çıktım. Ama asla bir yanlış yapmadım. Şükrü’nün dükkana vardık istifa dilekçelerini yazıp gönderdik. Dernek’te bizim Asım Genel Sekreter, bizim istifa dilekçelerini alıp geliyor. “Siz ne yapıyorsunuz, ne istifası? Onların istediği sizin istifa edip gitmeniz zaten. Alın şunları bir daha da görmeyeyim” diyor. İbrahim Kavas ve Hilmi Demirbilek, istifa etselerde gitseler demişler. Adamlara karşı bir tek saygısızlığımız yok.

 

Bütün bu olaylardan sonra nasıl yapılıyor toplantılar?

Yapılıyor ama ben burada söyleyemem, ben söylerim de siz yazamazsınız. Bana yapılan bu olaya sesiz kalmıyorum her toplantıda öyle laflar ediyorum ki bir tepki gösterseler saldıracağım. Küfürler, hakaretler biri bin para. Benim 10 senelik hakkımı yediler. Bunu içime sindiremiyorum. 4. Toplantıda Yılık Ahmet ben istifa ediyorum dedi. Kavas olur mu? falan demeye kalktı. Al o istifayı işleme koy dedim. Şimdi yeni bir seçim yap dedim ya falan diyecek oldu. Sonra ikinci başkanlık için aday olan var mı? Dedi. Çıktım Aday olanın …… sıkıyorsa aday olun dedim. İşin özü benim aklımda adalık başkan olmak falan yoktu. Bu 2. Başkanlık sözü verilip de sonra kıvırdıklarını içime sindiremedim. 1996 seçimlerinde Kavas 240 oy onlar aldı 250 oy ben alarak seçimi kazandım. Ama ne yapacağımı da bilmiyorum. Ertesi senede Esnaf Kefalet seçimi var oraya aday olmaya cesaret edemedim Selahattin Gökşin’i aday göstererek onula birlikte kazandık. O gün bugündür devam ediyor.

 

Esnaf Kefalet başkanı olduğumda para yok

Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı oldum ama para yok. O zaman Halk Bankası para vermiyor. İsmet Atilla’nın da Bakan olduğu zaman. İsmet abide daha yeni bakan vardık yanına sayın bakan Afyon esnafının parası yok ne yapacağız dedik. Bu arada 26yılda 26.5 milyar parası olmuş. Kuruluşundan beri. Koskoca Maliye bakanı bir 2.5 milyar isteyelim dedik. Ama o yıllarda da gelen para 500 milyon falan. Sayın Bakanım vallah para yok dedik. Bana yeneri bağlayın dedi. Bana döndü ve sen ne kadar para istiyorsun dedi. Ben 2.5 milyar isteyeceğiz diye kalbimden geçirirken 5 milyar diye ağzımdan çıktı. Telefon başlandı, “Afyonlu çocuklar gelmiş esnafın parası yokmuş onlara 25 milyar gönder” dedi. Biz kulaklarımıza inanamadık. 500 milyon gelen bir yere 25 milyar dedi. Genel müdür nasıl olur diye yırtınıyor. 5 milyar demiş. Benim hatırım 5 milyar mı beni 20 milyar benden 5 milyar senden dedi. Ama biz hala inanamıyoruz. O rakam bizi çıldırtır.

 

Banka müdürü bana güldü

Biz Ankara’dan Afyon’a döndük ama içimizde hiç umut yok. Düşünün 500 milyon gelen bir yere 25 milyar imkansız Türkiye’de o güne kadar böyle olay olmamış. Ama kimseye de söyleyemiyoruz bu kadar para gelecek diye. Bakan bize hava attı başından savdı diye düşünüyoruz. 26 yılda gelen para kadar biz bir seferde alacağız. Bu olacak hayal gibi bir şey. Bunun 2 bin 500’ü gelse çok iyi olur diyoruz. Afyon Halk Bankası müdürünün yanına vardım. Müdürüm 25 milyar gelecek bize dedi. Müdür şöyle garip garip baktı. Ne kadar? Dedi. 25 milyar müdürüm dedim. Başkan Bakan sizinle dalga geçmiş dedi. Bizim bakanımız bizimle dalga geçmez dedim. İnanın o zaman bankada o kadar para yok. Müdür, Başkan böyle bir para olmaz. İmkansız dedi. Bu arada 300 kişi var sırada para bekleyen. Banka müdürü bana güldü. Ayrıldım yanından ama canımda sıkıldı. Aradan bir gün geçti Banka Müdürü telefon etti, Başkanım acil gel. Gittim, başkan sizin 25 milyar geldi dedi. Ben sana söyledim dedim. Cumhuriyet tarihinin en büyük finansmanı diye teşekkür ettik. İnanın o parayı 3 ayda herkese dağıttık ve Afyon esnafı o parayla kalkındı.

 

Hangi kapıdan çıkılıyor diye bakana bağırdım

Aradan 5 ay geçti İsmet Atilla’nın gönderdiği para bitti. O hiç bitmez sandığımız çılgın para 3 ayda sıfırlandı. Ramazan ayında biz yeniden Bakanın yanında soluğu aldık. Koltuğunda oturuyor bize şuraya geçin dedi. Ama suratı bir karış. Yerinden kalktı bizim yanımıza geldi. Yenide bir saat almış saati kolunda döndürüp duruyor. Saatte tam böyle 4 gibi kafası dumanlı. Niye geldiniz dedi. Bakanım para bitti dedik. “Ne yaptınız lan o parayı, yediniz mi lan 25 bin lira parayı” diye bize fırça atıyor. Biz de oruç tutuyoruz, bizimde kafamız dumanlı. Ama bu arada hala hırsından saatini döndürüp duruyor. Sanki bize saat gösterir gibi. Benimde kafam attı. Ayağa kalktım. Bu yaştan sonra senden fırça yemeye mi geldik. Ben ne para yiyeceğim. Bana 5 bin lira para lazım gönderirsen gönder göndermesen gönderme dedim. Ben ayağa kalkınca diğerleri de kalktı. Bakan’da kalktı. Geriye bir döndüm üç tane kapı var. Nereden çıkacağım dedim. Bakan da, nereden çıkarsan çık dedi. Kapının birini açtım direk koridora çıktım. Bu olay saat 4’de olmuştu yarım saat sonra banka müdürü aradaı başkanım hayırlı olsun 10 bin lira geldi dedi. Bu kadar tartışmaya rağmen biz 5 bin istiyoruz Bakan 10 bin lira gönderiyor. Allah razı olsun Afyon onun hakkını ödeyemez.    ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ