logo

Çoban, Bakan Eroğlu’na ayıp etmiş

ömer mazi

Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın artık basılı bir kitabı var.

Başkan Çoban 2009-2013 faaliyet raporu olarak bir kitap hazırlattı.

Tam 272 sayfalık bu kitap içinde Başkan Burhanettin Çoban’ın 4.5 yılda Afyon’da yaptığı çalışmaları anlatmış.

Kitap Başkan Çoban’ın vizyon projeleri ile başlıyor.

Vizyon projenin başında Akarçay projesi geliyor.

Gerçekten hoş ve güzel bir proje.

Bana göre Afyon’da yapılmış görsel güzellik açısından tek proje.

Keşke varla yok arasında fidanlar dikileceğine yaz kış yeşil kalan yaprak dökmeyen yetişkin ağaçlar dikilseydi.

O zaman çok daha güzel bir manzara ortaya çıkardı.

Henüz gidip yakından görme imkanım olmadı.

Bir hafta sonu çoluk çocuk gidip görmeliyim.

Başkan Çoban basın için bir tanıtım turu yaptı.

Sağ olun beni de davet etmişti ama benim eksikliğime verin katılamadım.

 

Akarçay projesinin şehrin estetik görünümüne %100 katısı olan bir çalışma.

Kanımca 4.5 yıllık Belediye Başkanlığınızın elle tutulur gözle görülür tek icraatı olduğunu söylesem yalan olmaz.

Afyon gibi termal turizm de söz sahibi olmak isteyen bir il için buna benzer çalışmalar yapılmalı.

Hatta bunu maliyetine takılın mamalı.

Bazen yapılan bir iş çok yüksek maliyete yapıldığı düşünüle bilir.

Ya buraya servet harcandı be kardeşim, bu paraya fabrika yapılırdı yüzlerce vatan evladı nasiplenirdi diyenler olabilir.

Ancak böyle bir yatırımın şehrin cazibesi, imajı, marka değeri, görsel güzelliği olarak bakarsak inanın yapılan maliyet devede kulak kalır.

 

Bu güne kadar Afyon denildiğinde binlerce yıllık Karahisar kalesi akla geliyordu.

Karahisar kalesi de kendisi kara ve hiçbir özelliği olmayan orada yıllardır duran bir karaltı.

İstesen çıkamıyorsun, çıksan inemiyorsun.

Çiş yapacak bir yeri bile olmayan bir karaltı.

Birkaç yıl sonra Afyon denildiğinde Akarçay akla gelecektir.

Özellikle yaz aylarında sabahtan gece yarısına kadar insanların vakit geçirdikleri bir yer haline gelecek.

 

Bana göre eksiklik olarak görebileceğimiz bir şeyde dört adet kafeterya olması.

Kafeterya, çay bahçesi, kır lokantası gibi işletme sayısının artması lazım.

Akarçay kıyısında farklı ekonomik guruplara hitap eden işletmeler olmalı.

Her işletme kendi müşteri potansiyeli ile Akarçay’ın cazibe alanı olma şansını arttır.

Aileler, gençler, öğrenciler ve yetişkin gurupların tercihleri tespit edilip onların istek ve arzularına göre mekanlar oluşturulmalı.

 

Ben böyle yaptım işinize gelirse mantığı ile bir çuval inciri berbat ederiz.

Özelikle genç kuşak şehirde sosyal hayattan şikayet eden kesimin sesine kulak verilmeli.

Akarçay çevresi resimlerde görüldüğü gibi boş ve tenha olursa işte o zaman yapılan masraf tartışılır ve yapılan emeğe yazık olur.

Dünyanın en güzel projesini yapabilirsiniz.

Çok büyük paralar harcaya bilirsiniz.

Ama yaptığınız şeyi kullanışlı hale getiremezseniz hiçbir işe yaramaz.

Sırf görsel güzellik uğruna kimse Akarçay’a gitmez.

Bir Afyon hatırası diye fotoğraf çekmeye bir kere gidilir.

Bir daha kimse uğramaz.

Bir yeri yaşanır kılmak için insanların zaman geçirecekleri, keyif alacakları yeme içme üniteleri yapmak zorundasınız.  

Benim ki naçizane bir öneri.

Ömrünün yarıdan fazlası bu tür mekanlar da geçmiş biri olarak yazıyorum.

 

Gelelim madalyonun tersine

Siz dünyanın en güzel, en mükemmel projesini de yapsanız eleştiren olacaktır.

Yapılan bir işi kim eleştirir?

Bir rakip politikacılar, partiler.

İki benim gibi hazımsız muhalif gazeteciler.

Bu muhalif gazeteci yakıştırması da Afyonlulara ait.

Benim böyle bir iddiam yok.

 

Başkan Çoban bir açıklamasında şöyle diyor, “Burası insanların görmekten, bulunmaktan asla hoşlanmayacağı bir alandı.

Göreve gelir gelmez hemen buraya el attık.

Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu, derenin iç kısmını taşkın koruma projesi adı altında ıslah ettirdi.

Biz de etrafında Türkiye’nin en güzel rekreasyon projelerinden birini gerçekleştirdik.

Hemen hemen yüzde 95 oranında projemiz tamamlandı.

Projemiz yaklaşık 46 milyon liraya mal oldu.

Bunun 34 milyon lirasını DSİ Genel Müdürlüğü, taşkın su koruma olarak harcadı.

Geriye kalan 12 milyon lirasını da belediyemiz harcadı”

 

Başkanın açıklaması böyle.

Akarçay projesinin aslan payı DSİ’nin.

Tam 34 milyon lira harcanıyor.

Aslında proje DSİ’nin.

Ama Başkan Burhanettin Çoban’ın hazırlattığı kitapta DSİ’nin D’si bile yok.

Proje tamamen belediye imkanları ile yapılmış.

Bu büyük bir haksızlık ve ayıp.

Hem DSİ’ye ayıp ve haksızlık, hem de Bakan Veysel Eroğlu’na haksızlık ve ayıp.

 

Başkan Çoban konuşmaya devam ediyor, “Şimdi Afyonkarahisarlılar buraya akın ediyor” diyor.

Ben ne zaman o taraftan geçsem bir elin parmakları kadar insan anca görülüyor.

Neyse o konuya fazla girmeyeceğim.

Çoban “İçinden nehir geçen şehirler şanslıdır.

Kışın akan, mayıs ayı itibarıyla da kesilen bir çayımız vardı.

O yüzden burada farklı bir proje uygulandı.

Nehir bitiminde otomatik bir bendimiz var ve mayısa kadar burada su tutuluyor

 

Başkanın konuşmasına bakacak olursak nehir, çay gibi yerler sürekli akan yerlerdir.

Aslında bizim Akarçay şu anda ne bir nehir ne bir çay.

Bizimki uzun bir suni göl.

Ya da uzun bir havuz diyeceğimiz bir yer.

Her iki tarafı da bentlerle kapalı, içinde su tutulan bir yer halinde.

Başkanın kitabına bakacak olursak uzunluğu 2 bin 200 metre.

Sonrası?

Sonrası bildiğiniz gibi yine bataklık.

Burasını DSİ kayıtlarına göre dere ıslah projesi.

Birisi çıkıp dese ki DSİ Türkiye’nin neresin de 2 bin 200 metrelik bir dere ıslahı için 34 milyon lira harcama yaptı? diye dava açsa kazanır.

Devleti zarara uğratmaktan adama zimmet çıkar.

Buraya harcanan dere ıslah parası ile en az 20 kilometre dere ıslahı yapılırdı.

Türkiye tarihinde böyle bir dere ıslahı yoktur.

 

Çoban konuşmasında “Proje tamamen şahsi bir düşünce olarak ortaya çıktı.

Bunu planlarken hiçbir yeri örnek almadık.

Eskişehir’deki Porsuk Çayı güzeldir ancak buradaki projemizin oradan çok daha güzel olduğuna inanıyorum.

Nehir kısmımızın genişliği yaklaşık 40 metre, orası 25 metre.

Ayrıca su derinliğimiz hemen hemen her yerde aynı seviyede, yaklaşık iki metre ortalaması var.

Orada bunu da sağlayamıyorlar” diyor.

Tabi ki sağlayamazlar, çünkü orası akan bir çay Eskişehir’den Kütahya’ya kadar akan bir çay.

Afyon’da ki gibi her iki ucu bentlerle kapalı 2 bin 200 metre uzunluğunda değil.

Sevgili başkanım hem bir yeri örnek almadık deyip hem de neden projenizi Porsuk ile kıyaslama gereği duyuyorsunuz anlamış değilim.

 

Başka bir sorun ve tehlike.

Düzenli akmayan bir su kirlenir ve içinde bitkiler yetişmeye başlar.

Bir süre sonra kirlenen su koku yapar ve bataklık olmaya başlar.

Yağmur ve kar suları ile birlikte toprak dolmaya başlar.

Göl, havuz, nehir ya da çay adı neyse tabanda oluşacak toprak tabakası bitki yetişmesine neden olacak.

Bu konuda bir çalışma var mı?

Yazın su sıkıntısı yaşanırsa takviye nereden olacak?.

Afyon’un içme suyunu karşılayan Akdeğirmen suyu mu can simidi olacak.

O suyun faturası kime kesilecek.

 

Daha yazacak çok şey var.

Zemin sorunundan falan bahsetmeyeceğim.

Neyse Afyon’a hayırlı olsun.

ODAK Gazetesi

Share
#

SENDE YORUM YAZ