logo

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar

22 Ekim 2013

Çeyrek asırlık sendikacı Muharrem Uslu

muharrem uslu (9)

Sendikacılığın kitabını yazacak kadar uzun bir süreden beri görevde olan Türk-İş İl Temsilcisi ve Demiryol-İş Sendikası Şube Başkanı Muharrem Uslu Pazar Kahvaltılarının konuğu oldu. Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul Sevim, Emre Çınar ve Ömer Mazi’ye iş yaşamı ve Afyon hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Muharrem Uslu nerede dünyaya geldi, nerede okula başladı?

M. Uslu, Ben merkeze bağlı Fethibey köyünde doğdum. Mütavazı bir köy ailesi çocuğuyum.

İlkokula köyümün okulunda başladım. Babamın Demiryollarında işe başlaması ile farklı bir yaşam başladı bizim için. Köyden çıkıp Afyon’a taşınmamız ve hatta ilerde benimde babam gibi Demiryolu işçisi olmama neden olan bir süreç başladı. Şimdi köy dünyaya gelen ve köy hayatı yaşayan bir insan için böyle bir kurumun içinde olmak fevkalade bir olay. Yaşamanın ve hayatın baştan aşağı değişiyor.

 

Köy okulunda nasıl bir eğitim aldınız, nasıl bir sınıfta okudunuz?

M. Uslu, Fethibey köyünde kalabalık bir aile içinde hayata başladık. Babamın kardeşleri ve onların çocukları ile aynı ortamda yaşadık. İlkokulu köydeki okulda başladık. Köyde her sınıfta öğretmen yok. Her sınıfı dolduracak kadar öğrencide yok. Her sınıfa göre derslikte yok. Bir öğretmenimiz var. Bir sınıfımız var. Haliyle sınıflar birleştirilmiş sınıf. İki sırada birinci sınıflar. Dört sırada 2., 3., sınıflar, dört sırada 4., 5., sınıflar okuyor. Şimdi böyle bir ortamda eğitim görüyoruz. Gerçi çok iyi ve genç öğretmenlerimiz vardı. Bizim öğrenmemiz için elinden geleni yapıyordu. Bir köylü ailenin çocuğuyuz. Birleştirilmiş sınıfta ilkokulu tamamladım.

 

Okula gelen Müfettiş hayatımı değiştirdi

Köy de Ortaokul yoktu sanırım ortaokulu nerede nasıl okudunuz?   

M. Uslu, Ortaokul olayı çok enteresan, benim ve ailemin hayatını değiştiren bir adam var. Köy de ortaokul yok. Benim Afyon’da ortaokulu verilmeme neden olan bir okul müfettişi var. Müfettiş Babamla aynı araçta yolculuk yaparken nerelisiniz diyor. Babam da Fethibeyli olduğunu söylüyor. Müfettiş orada bir çocuk var adı Muharrem Uslu diyor ve benden bahsediyor. Babam da benim oğlum diyor. Müfettiş derslere geldiğinde sorular sormuştu. Aldığı cevaplara göre öğrenciler hakkında kanaat getiriyor. Benim ismimi unutmamış ve yolculuk sırasında babama söylüyor, “Lütfen bu çocuğu ortaokula gönderin” diyor. Babam o müfettişin tavsiyesi ile beni Afyon’da ortaokula kayıt yaptırıyor. Abim mesela ilkokul mezunu. Ona öyle bir imkan olmadı, o gün o müfettişle babam yan yana olmasa ve böyle bir konuşma olmasa bende ilkokul mezunu olarak kalırdım. Ortaokula kayıt yaptırdık aile köyde biz burada bir süre akraba yanlarında kaldık, bir süre arkadaş guruplarımız oldu onlarla kaldık. Ben ortaokulu bu şekilde ailemden ayrı bir biçimde tamamladım.

 

Sizin okula başlamanız ailenizde Afyon’a taşınıyordu ama şu ana kadar taşınmadığını anlıyoruz?

M. Uslu, Evet şu ana kadar taşınmadı. Ben ortaokulu akraba yanlarında ve arkadaş gurupları içinde tamamladıktan sonra Lise’ye başlarken Ailemde benimle birlikte Afyon’a taşındı. Ailem benim okulum için Afyon’a taşındı. Sanat okulunda torna tavsiye bölümünü bitirdim. Bir işçi babanın çocuğu olarak kısıtlı imkanlarımıza rağmen okulu tamamladık. İyi bir öğrenciydim. Bunu açık yüreklilikle söyleye bilirim. Ama benim solak yazıyor olmam sanat okulunda biraz zorlanmama neden oldu. Tüm derslerim iyi ama teknik resimde çok zorlandım. Norm 75 derece eğik yazılması gerekirken benin solak olmamdan dolayı bir hayli zorlanmama rağmen o dersinden altından kalktım. İyi bir öğrenciydim ama orta ve iyi çok iyi diyemem.

 

Liseden sonra okumadınız okul bittikten sonra ne yaptınız?    

M. Uslu, Lise bittikten sonra okumadım. Bunun sebebi ailemin imkanları nedeniyle okumadım. Bir an evvel iş girip onlara yardım etmek istiyordum. Ancak okul bittikten sonra beni Askerlik bekliyordu. İzmir’de acemi dönemimi yaptıktan sonra Diyarbakır’da çavuş olarak askerlik yaptım. Askerliğin insan hayatında önemli bir yeri var. Oradaki dostlukları arkadaşlıklar, anılar unutulmuyor. Hayatta birçok şeyin yeri farklı ama askerlik olayı başka bir şey. Kazasız belasız bir askerlik döneminden sonra terhis olup Afyon’a geldim.

 

Askerlik bitti, sıra geldi iş hayatına atılmaya. Ne yaptınız?

M. Uslu, Askerliği yapıp geldikten sonra Afyon’da Şeker Fabrikasına işçi talebi varmış hemen oraya müracaat ettim. O yıllarda şimdiki gibi işsizlik yok, askerliğini yapmış lise mezunu birini bulmak kolay değil. Ben ilk tercih edilenlerden biri olarak işe başladım. Ama uzun sürmedi. Ben Şeker fabrikasında 3-4 ay kadar çalıştıktan sonra Demiryollarına işçi talebi oldu. Açılan imtihana girerek kazandım ve baba mesleği olan Demiryollarında daimi işçi olarak işe başladım.

 

İlk görevim muhalefet oldu

Demiryollarında ne iş yaptınız ilk görev yeriniz nereydi?  

M. Uslu, Demiryollarında somun fabrikası vardı. Orada somun imal ediyorduk. Büyük pres makinelerinde 2 bin derece sıcaklıkta somun ve ek malzemelerinin üretimini yaptık. Ben tam 10 yıl demiryollarında işçilik yaptım.

 

Sendika ile alakanız nasıl başladı?     

M. Uslu, Ben demiryollarında işe başlayınca mesaim sendikanın muhalif gurubunun arasında yazmışlar. Ben o zaman sendika nedir, ne iş yapar bir bilgim yok. İlk günden itibaren Sendikanın muhalif gurubunun içinde kalmışım. Üstelik muhalefet liderinin yardımcısı olarak. Müthiş bir kulis var. Seçimlerde kaybetmiş ve işe devam ediyorlar, bende onlarla birlikte çalışma imkanım oldu. Muhalefet lideri de Gürel Bayder abimizdi. Bende o gün bugündür muhalefetim. İşe başladıktan 10 yıl sonra bu görev bana düştü. Ben istemeyerek muhalefet gurubunun içinde kaldım. Zaten belli bir çalışma ve önemli bir gurup vardı. Benim sendikayla başlamam böyle oldu. Önce yönetim kurulu üyeliği, genel sekreterlik derken 25 yıl önce sendika başkanı oldum ve hala üyelerimiz bu görevde benim kalmamı sağlıyor. Bu elbette kolay olmuyor, bu bir ekip işi bir aile ola bilme işi. Elbette zorlukları da var. Bu zorluklara göğüs gerebilecek dirayetiniz olacak. Biz ekip olarak bu güne kadar her türlü zorluğa göğüs gerdik. Seçimle gelinen yerlerde uzun süreli kalmak kolay bir şey değil. Yıpranma olayı çok fazla oluyor. Her fırsatta sizin altınızı oymaya çalışanlar, yanlışınızda karşınıza çıkıp yüzünüze vuracak bir muhalefetiniz var. Biz bütün bu güçlüklere ekip olarak göğüs gererek 25 yıl zirvede kalmayı bize kısmet etti.

 

Sizce Demiryolu hak ettiği yerde mi?, Cumhuriyet’in 10. yıl marşında “demir ağlarla ördün  anayurdu dört baştan” ama sonrasında bir duraklama dönemine giriliyor. Size göre nedir bunun nedeni?   

M. Uslu, Demiryollarının uzun yıllar ihmal edildi bir gerçek. Bir ülkenin en önemli ve ucuz ulaşım imkanı demiryolu ile yapılıyor. Demiryolu ile yolculuk aynı zamanda büyük bir keyif. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan Demiryolu atağı melasef sonraki yıllarda yapılmadı. Üstelik o yılların yokluk ve imkansızlıklarına rağmen yapılan Demiryolu yatırımı malefes bu hükümete kadar bir daha yapılmadı. Bunun bir nedeni de bana göre Demiryolu’nun verimliliği bu güne kadar görülemediği ve hizmete sunulamamasından kaynaklanıyor. Belki lastik, otobüs ve karayolu sanayisinin de gelişmesi için böyle bir yol izlenmiş de olabilir. Ama şu bir gerçek ki demir yolları uzun yıllar ihmal edildi. Şimdi gerçek değeri anlaşılmaya başlandı. Birde şöyle bir anlayış ortaya koydular. Sanki Demiryolları ülkeye bir yükmüş gibi sunuldu. Böyle bir algı yaratıldı. Vatandaşta böyle bir bakış açısı yaratıldı. Aslında gelişmiş ülkelerde Demiryollarının yaratmış olduğu katma değerler o ülkenin ekonomisine de önemli katkıları var. Biz malesef o gelişmiş demir yolculuğunu ülkemizde bugüne kadar yapamadık. Demiryolu en güvenli ulaşım aracıdır, demiryolu ile yapılan seyahatler çok keyifli ve güzeldir. Demiryolu yolculuğu hiçbir ulaşımda olmayan yataklı bölümü ile gideceğiniz yere dinlenmiş olarak gidersiniz. Demiryolu yolculuğu başka bir olay.

 

Demiryolu bir aile gibi       

Demiryollarında çalışmak nasıl bir duygu?

M. Uslu, Demiryolu çalışanları işçisi, memuru hepsi bir birine aile olarak bakar. Yardım, dayanışma ve paylaşma son derece gelişmiş ve öncelik verilen bir şey. Bu bir kültür ve Türk halkının hayat hikayesine yansımış bir olay. Demiryolları ve tren üzerine yazılmış türküler, kitaplar, şiirler, filmler var. Türkiye’ye ilk yabancı turist kafilesi Demiryolu ile yapılmıştır. Bugün Türkiye’nin bir turizm ülkesi haline gelmesini demiryolları sağlamıştır. Aynı şeyi Yüksek Hızlı Tren projesi ile Afyon termal Turizminin kalkınması ve büyümesi için kullana biliriz.

 

Hızlı Tren çalışmalarına nasıl bakıyorsunuz? 

M. Uslu, Çok geç kalınmış bir çalışma. Ama başlanmış olmasını da çok önemsiyorum. Yakın zamanda Demiryollarına verilen destek ve kaynaklar çok önemli. Karayollarına ve hava yollarına çok önemli yatırımlar yapıldı. Bunlardan sonra sıranın Demiryollarına gelmesi sevindirici bir olay. Biz demiryolları çalışanları ve bir sendikacı olarak yapılan bu yatırımları son derece önemsiyoruz ve çok daha büyük kaynakların aktarılmasını bekliyoruz. Bir ülkenin gelişmesinin en önemli unsurlarından biri demiryollarıdır. Keşke Cumhuriyetin ilk yıllarında verilen önem daha sonraki yıllarda verilseydi ve bu kadar açık meydana gelmeseydi. Bugün demir yolları modern ve sistematik bir hal almaya başladı. Eskiden kara tren gecikir, beklide hiç gelmez dizeleri tarih oluyor. Şimdi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi verilen sürelerde kalkmaya özen gösteriliyor.

Muharrem Uslu kimdir

Tük-İş İl Temsilcisi, Demiryol-İş Şube Başkanıyım. 1954 Merkeze bağlı Fethibey köyünde doğdum. Bir köylü çocuğu olarak dünyaya geldim. Babamda benim gibi Demiryollarında çalışan bir işçiydi. Babamın işi nedeniyle ailem uzun zamandan beri Afyon’da ikamet ediyor. 4 kardeşiz. Beton Travez fabrikasında işe başladım. 10 yıllık bir işçilik süresinden sonra Demiryol-İş Sendikasının yönetim kurulu üyeliği, genel sekreterlik gibi çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra sendika başkanı oldum. Aynı zamanda Türk-İş İl Temsilciliği yapıyorum. Evliyim ve 4 tane çocuğum var. 3 kızım olduktan sonra bir oğlan babası olduk. Kızlarımın biri öğretmen, biri hemşire biri de doktor. Oğlum ise hala üniversite eğitimini sürdürüyor. Cumhuriyet mahallesinde oturuyorum.

 

Askere gitmeden önce evlendim

Ben liseyi bitirdikten sonra evlendim. Henüz daha askere gitmemiştim. Bizim aile Afyon’a taşındığında Erenler mahallesinde oturuyorduk. Aynı mahalle oturan ailecek tanıdığımız bir ailenin kızı ile evlendim. Bizim bir tanışmamız ve bir birimize aşık olmak gibi bir imkanımız olmadı. Aileler karşılıklı karar vermişler bize de bu kadara uymak kaldı. Eşimin ailesi çok iyi bir aileydi. Onun anne ve babası da bizi severdi. Aynı mahallede oturunca kimsenin kimseden gizlisi saklısı olmazdı. Askerlik öncesi annemle eşimin annesi çok iyi arkadaştı. O ikisi karar vermiş işi babalarımıza açmışlar ve onlarda olur verdikten sonra olay bize tebliğ edildi. Aileler karar verdikten sonra bize söyleyecek laf düşmez. Askerden önce evlendik, ben askere gittim. Geldikten sonrada 1976 yılında işe girdim ve en büyük kızım 1977 yılında dünyaya geldi. Öyle rüya gibi bir aşk yaşamadık ama rüya gibi bir hayatımız oldu.

 

İşi seven biri değilim

Açık ve net olarak söyleyeyim Muharrem Uslu işi fazla seven biri değil. Evdeki tüm işleri hanıma teslim ettim. Ben sadece hanıma yardımcı oluyorum.

Yardımcı oluyorum derken ne yapıyorsunuz bulaşık mı yıkıyorsunuz? Ütümü yaparsınız?

Hayır ne alakası var. O zaman olayı şöyle anlatayım. Ben evle ilgili işleri seven biri değilim. Ben ev işlerini hanıma özelleştirme yaptım ve ona teslim ettim. Ben zaten bir şey alırken soran sorgulayan biri değilim. Ama hanım çok sorar sorgular. Ben daha çok git getir demesini, biliyorum sorgulama olayı yok. Hanım evin tüm gidişatı, alışverişi, çocukların yetiştirilmesi, onların okuması konusunda takdir edilecek biri varsa bu kesinlikle hanımdır. Bu birazda bizim sendika görevimizin yoğun ve zamanımızın büyük bir bölümünü almasından kaynaklanıyor. O bana bu konuda özgürlük tanıdı bende ona ev hayatımız konusunda özgürlük tanıdım. Ama yinede son sözü ben söylerim. Emrivaki yapan biri değilim ama Light, kılıbık gibide değilim. Ama hanım evle ilgili işlerde gerçekten çok iyi yapıyor. Çocukların üniversite eğitimi almasında falan çok yardımcı oldu. Biz aile içinde her şeyi dengeli yapmaya çalıştık ve öylede oldu.

ODAK GAZETESİ PAZAR KAHVALTILARI

Share
#

SENDE YORUM YAZ

kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,