logo

Cephane sandıklarının üzerin yatıyorduk

hüseyin çağrı (4)

MHP Çay Belediye Başkan adayı Hüseyin Çağrı, terörün en şiddetli olduğu yıllarda sıfır bölgesi olan Kuzey Irak sınırında cephane sandıkları üzerinde yattıklarını ve dönemin en büyük operasyonlarından biri olan Çekiç operasyonunda gösterdiği başarı Genel Kurmay Komutanlığı tarafından madalya ve takdir belgesi aldı. Askerden sonra polis okulu ve ilk görev yeri Çankaya köşkü.

Odak Pazar Kahvaltıları’na katılan Hüseyin Çağrı, Mehmet Emin Güzbey, Ertuğrul sevim ve ömer Mazi’nin sorularını cevaplandırdı. 

Hüseyin Çağrı kimdir, nerede doğdu?

Çay’da 1976 yılında dünyaya geldim. Annem ev hanımı babam inşaat ustası. Çay’ın genel özelliği hayvancılıkla uğraşıldığı için anne ve baba tarafından ailem hayvancılıkla uğraşıyor. Çocukluğum çiftlikte geçti. Dedemlerin hayvanları var. Ancak buna rağmen babam inşaat işleri ile uğraşıyor. 40 yıldır inşaat işleri çiftlikler yapan babamın yanında bizde zaman zaman inşaatlarda amelelik yaptık. 40 yıldır inşaat sektörü ile uğraşan herkes babamın yanında çalıştı. Bu gün bile 40-50 kişilik inşaat ekibi var ve başta çiftlik olmak üzere bölgede önemli işlere imza atan bir usta.

Siz ne kadar inşaatta çalıştınız?

Benimkine çalışmak denilmez biz hep okuduğumuz için tatil zamanlarında babam hayatı öğrenmemiz için yanında götürüyordu. Bir kız bir erkek kardeşim var. Erkek kardeşimi astsubaydı 1998 mezunu bordo bereli astsubaydı. Bingöl depreminde 2003 yılında kaybettik. 24 yaşındaydı kardeşim Seyhan. Özel kuvvetlerde olduğu için de daha önce çatışmada yaralanmıştı. Benim Cumhurbaşkanlı koruma ekibinde olmam nedeniyle kardeşimi özel kuvvetlerden çıkartıp normal bir göreve aldırmak için girişimlerde bulundum. Ankara’da bir göreve aldırmıştım. Birkaç gün sonra Bingöl’den dönecek ve Ankara’da yeni görevine başlayacaktı. Ama olmadı. Deprem kardeşimi bizden aldı. 1 Mayıs’ta işçi bayramında hayatını kaybetti.

Kız kardeşiniz var?

Kız kardeşim ev hanımı. Evin en küçüğü idi. 9 Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat son sınıfından terk etmişti şimdi yeniden tamamlamaya çalışıyor. İlkokulu tamamladıktan sonra ben Ankara’da Muradiye Kolejine gittim ve daha sonra Afyon’da Kocatepe Anadolu lisesinden mezun oldum. Ben hafta sonları ve yaz dönemleri dışında Çay’da fazla kalmadım ama her fırsatta gelirdim. Biraz zorluğu görsün diye babam bizi inşaatlara götürürdü. Liseyi bitirdikten sonra araba galericiliği yaptık bir süre ve benim Askere gitmem zamanım geldi.

3. dünya savaşı çıktı sandım

Nerede yaptınız askerliği?

Acemi birliği Isparta’da yaptım. Tabi boy post yerinde olunca Isparta’dan sonra bizi 45 gün Ankara Mamak’ta bir eğitim gördükten sonra Hakkâri Dağ Komando birliği Çukurca’ya. Oradan da daha ilerde bir yere gittik. Çayırlı karakolunda ahır gibi bir yere vardık. Hakan tepe askerleri ve bizin ekip aynı yerde kalıyor. Besihane gibi bir yer. Taş duvarlarla yapılmış çatısı da toprak. Biz eğitim almışız ama oranın ortamı başka. Karakola daha yerleşmeden çatışma başladı. Akıllara zarar uzun namlularla ateş açılıyor. Her taraftan ateş açılıyor. Daha geleli bir saat oldu sanki 3. dünya savaşı oluyor. Bizim birlikte savunma amaçlı tank savarlar ve makineli tüfeklerle karşı ateş başladı. Biz yeni gelenler hepimiz üst üste yattık yere. Daha sonra bölüklere ayırdılar bizi Geyikli tepesine verdiler bizi. Resmi kayıtlarda yoktu ama bizden önce bir çatışma olmuş ve 17 şehit 21 yaralı olduğu söyleniyordu ama resmi olarak açıklanmadı. 2 gün sonra dağdaki bölük geliyor. Gelen askerler Rambo gibi. Şeritler el bombaları, makineli tüfekler muazzam bir şey. Bolvadinli bir Uzman Çavuşumuz vardı Abdülkadir Gucur uçak savar takımında beni oraya almak için çok uğraştı ama vermediler.

Sizin göreviniz neydi?

Ben makineli tüfek takımındayım. Çok yardımını gördüm. Kobra timindeyim ben. Abdülkadir abi kendi takımından 4 kişi verdi bana karşılık. Ama vermediler. O zamanlar terörün en hızlı olduğu yıllar 1996’lı yıllar. Girdiğimiz çatışmanın haddi hesabı yok. Kaldığımız yer taş duvarlarla çevrili. Harç hiç yok. Çevrede bulunan ağaçlarla yapılmış çatı ve üzeri toprak. Ranza falan hiç görmedik. Cephane sandıklarının üzerine battaniye açıp üzerinde yatardık. Havan mermilerinin üzerimde yatıyorduk. Aralığın sonunda kar bastırınca karakol üzerimize yıkıldı.

Bahsettiğiniz olay sanki mayın tarlasında yatmak gibi bir şey?

Aynen öyle. Çok yoğun bir kar yağışı olduğu için çatı üzerimize çöktü. Biz bir gecede alabildiğinizi alın gidiyoruz dedikler. Cephane dışında alacağımız bir şey yok ki bir gecede malzemeleri toplayarak Çayırlı karakolundan Çukurca’ya kadar saatlerce yağmur altında yürüdük. Biz sıfır noktasındaydık. Sınır taşlarına 5-6 metre mesafedeyiz. Sınır ötesine sürekli gidip geliyorduk. Çukurca’da yatılı bölge ortaokulu vardı. Okul 3 katlı alt katında jandarma komando, orta katta biz vardık, bizim üstümüzde de polis özel harekat vardı. İlk defa orada ranza gördük. Hamam, mutfak, suyla orada tanıştık. Ailemizi 45 günde bir ancak araya biliyorduk. 12 gün dağda kalır dönerdik 3 gün dinlendikten sonra yine 12 gün dağa çıkardık. Her ay 24 gün dağda kaldık.

Çekiç operasyonu madalya aldım

Ne kadar operasyona katıldınız desem saçma olur. Bilinen ünlü operasyonlarda yer aldınız mı?

Bizim askerlik yaptığımız yıllarda terör çok büyük boyutlarda ve her gün çatışmanın olduğu dönemler. Kaç operasyona katıldığımı ben bile hatırlamıyorum. Ama teskere öncesi son katıldığım operasyon meşhur olanı Çekiç operasyonuydu. O çok büyük ve sıkıntılı bir operasyondu. Operasyonlar hakkında fazla bilgi vermeyeyim ama benim için hayatım boyunca unutamayacağım olaylardan biri rahmetli Tuğ General Tuncay Kavuncu’ydu. Onun elinden madalya ve başarı belgesi aldım. O büyük bir onur benim için. Eksiksiz bir yılım Kuzey Irakta çatışmada geçti. Çekiç operasyonu hatırası bana bir madalya ve takdir belgesi oldu. Askerden sonra polis okulu sınavlarına girdim ve kazandım. Diyarbakır Polis Okulunu kazandım.

Sizin gibi o kadar yoğun çatışmanın yaşandığı bir yerde askerlik yapıp geldikten sonra insanlar bir daha eline silah almaz. Siz tam tersi polis olmayı seçiyorsunuz?

Anne tarafım daha atik. Benim bir dayım 4 teyzem var. Daha önce 4 dayım vefat etmiş. Onun için dayım biraz rahat büyümüş. Anne tarafında bir gelenektir adettir silah, köpek, koyun atadan gelen bir meraktır. Bende de köpek ve silah merakı var. Ama ben asla polis olmayı istemedim. Benimle birlikte okuyan arkadaşlarım vardı. Onlar polis okuluna müracaat yapıyorlar ve benim de mutlaka yapmam gerektiğini söylüyorlar. Bizim bir birimize karşı çok büyük bağımız var. Ben askerden döndükten sonra evlendim. Polis okulu falan hiç aklımda yok. Askerden sonra bana kız bakılıyor, Eber’den Hasan Hüseyin Uzun’un kızıyla evlendim. Babam onların evini yapmıştı. Babamla arkadaşlar.

Sizin Kızıla bir tanışıklığını var mı, sizin haberiniz olmadan mı eşiniz beğeniliyor?

Birkaç kez gördüm ama öyle bir tanışma, görüşme olmadı. Ben anne ve babama güvendiğim için bu konulara müdahil olmadım. Görücü usulüyle evlendim diye biliriz. Oğlanın durumu belli. Boylu poslu bana uygun olmayan bir kızı isteyeceklerini sanmıyorum. Birde ben hep dışarıda olduğum için Çay’da kim var, kim istenir bilmiyorum. O işi aileye bıraktık. Babam, annem, teyzemler istemeye gittiler. Onların bir Eber’de evleri var birde Çay’da bizim evin karşısında iş yerleri var ve evleri vardı. İstedikten sonra birkaç kez telefonla görüştük. Kısa bir süre sonra zaten evlendik ve ben Polis okuluna gitmeye karar verdim.

Babam polis olmamı istemiyordu

Sizin polis olmanıza babanız ne dedi. Onlar destekliyor muydu?  

Babam benim polis olmamı asla istemiyordu. Kardeşim Ast subaylık kazandı oraya gidecek babam yanında benim olmamı çok istiyordu. İşleri takip edecek, hayvan vat inşaat işleri var. Kardeşin gidiyor sen benim yanımda kal diye istemiyordu gitmemi. Arkadaşlarım beni mecbur götürdüler. Aynı mahallede büyüdüğümüz 4 arkadaş müracaat ettik ve 4’ümüzde polis olduk. İbrahim, Enver, Şahin ve ben hepimiz polis olduk. Hala biz görüşürüz. Okul bittiği benim tayinim Ankara’ya çıktı. Bizim meslekte torpil çok önemli. Ben Terörle Mücadeleye geçmek istiyorum. Hanımın teyzesinin damadı Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürüydü. O zamanlar TEM’de görevli. Askerden geldim terörün içinden gelmişim. Hareketli bir yer istiyorum. Babam da meclis olsun belli bir saati olsun diye düşünüyor. Birinin vesilesiyle Cumhurbaşkanlığına başladım.

Ne demek Cumhurbaşkanlığına başlamak. Köşk kapı nöbeti tutan polisler var onlardan birimi oldunuz?

Vesile olan abimiz hala aktif görevinde çok sağ olsun bizde onun yüzünü asla kara çıkarmadık. Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğünde çalışmaya başladım. Şimdi daire başkanlığı oldu. Cumhurbaşkanı yakın koruma görevinde yer aldım. Orada bize aylarca özel dersler verildi. Yeniden polisliği öğrendik. Güzel konuşma, protokol eğitimi, silah ve atış eğitimi, yabancı dil, hızlı sürüş teknikleri, giyim kuşam derslerine kadar onlarca ders aldık. Polis okulunu bitirmek, bir torpil bulmakla Cumhurbaşkanı Koruma ekibinde yer almanız imkansız. Oranın kendi eğitimlerinden başarılı olanlar devam ediyor başarısız olanlar başka görevlere kaydırılıyor.

Siz başarılı olanlar arasında yer aldınız. Tam olarak ne görevde bulundunuz?   

Aldığımız eğitimler çok zor ve uzun süren eğitimlerdi. Alınan eğitimlerden sonra Cumhurbaşkanı yakın koruma ekibinde görevlendirildim. Birazda kolejde okumam Anadolu lisesinde okumam nedeniyle İngilizcemin mükemmel olması benim sorumluluğumu arttırdı. Türkiye’de gitmediğim il ve ilçe kalmadı. Yurt dışında gittiğim ülke sayısını hatırlamıyorum. Benim yabancı dili iyi bilmem nedeniyle yurt dışı ekibinde mutlaka yer aldım. Cumhurbaşkanı veya hanım efendi ile gitmediğim ülke kalmadı. Bazen bir ülkeden başka bir ülkeye geçiyorduk. Servet sahibi olsanız gidemeyeceğiniz, göremeyeceğiniz yerlere gittim. Dünyayı yöneten insanlarla bir arada olduk. Bütün bunlar insana müthiş bir zenginlik katıyor.  

Atış kursları 60 gün sürüyor

Bir yıldan fazla süren eğitimler aldık. Bir atış kursumuz 2 ay sürüyor. Sonuçta ülkenin Cumhurbaşkanı ekibindesiniz. Normal bir görev değil. Cumhurbaşkanı koruma ekibinde yer alan polislerin hepsi daha kibar, nazik ve anlayışlı insanlardır. Mesele siz hiç Cumhurbaşkanı polislerinin insanları dağıttığını, fırlattığını, ezdiğini gördünüz mü? Ya da gazetecilerle kavga ettiklerini. Biz Cumhurbaşkanına beyefendi, eşine hanımefendi deriz. Bizde temsil ettiğimiz makama göre davranmak zorundayız. Bize verilen kurslardan biriside sakin ve sabırlı kalabilmek. Kalabalığın arasına girdiğimizde kesinlikle kimseyi ezmeden, kırmadan görev yapmak. Har şey nezaket kuralları içinde yapılmaya çalışılıyor. Biz zaten gidilecek yerde gerekli önlemler ve tedbirler alınıyor. Sadece yakın mesafeden meydana gelebilecek bir olumsuzluğa karşı tedbir alıyoruz.

Demirel’in son zamanlarında başladım

Polis okulunu bitirdikten sonra tayinim Ankara’ya tayinim çıktıktan sonra hiç tahmin etmediğim bir yerde görev aldım. Emniyet mensuplarının herkesin hayallerini süsleyen çok büyük referansların olması gereken bir yere hiç aklımda yokken ve ilk görevim yerim olarak ulaştım. Benim başladığımda Süleyman Demirel’in son dönemleriydi. Tayin olmam onun zamanına denk geldi. Aldığımız eğitim ve kurslardan sonra ilk defa Sayın Cumhurbaşkanımız beyefendi Süleyman Demirel’in yakın koruma ekibinde görev aldım. Biz iki ekip olarak çalışıyoruz. Bir gün bir ekip, ertesi gün diğer ekip çalışır. Sayın Demirel’in yanında Afyonlu olmanın her zaman özel bir yeri vardı.  ODAK Pazar Kahvaltıları

Share
#

SENDE YORUM YAZ