logo

Cemaat gömleğini çıkarmak

ömer mazi

11 yıl önce AK Parti Milli Görüş geleneğinin devamı olarak.

Yani Rahmetli Necmettin Erbakan’ın talebeleri olan yenilikçi kesim Refah Partisi’nden ayrılarak kendi yol haritalarını çizdiler,

O zaman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını hatırlayın.

Başbakan Erdoğan yıllar önce Milli Görüş ile yollarını ayırmıştı.

Kendilerinin tabiri ile “biz Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyerek “biz artık Milli Görüşün bir parçası değil merkez bir partiyiz” diyerek yola çıktı.

Evet AK Parti Milli Görüş gömleğini çıkarmıştı.

Ama Partinin yarıdan fazlası Milli Görüş’ün içinden gelen bir yapıya sahipti.

Geri kalan yarısı ise ANAP, DYP, MHP ve diğer siyasi görüşlerden devşirme bir ekiple oluştu.

 

Yani aslında AK Parti Türkiye’nin en büyük koalisyon partisi haline getirilmişti.

Bu saydıklarımızın yanına elbette bir de Fethullah Gülen Hocanın cemaatini de ilave etmemiz gerek.

Çünkü Milli Görüş hariç ANAP, DYP ve MHP’lilerin birçoğunun cemaatle bir şekilde gönül bağı vardı.

AK Parti yıllarca Cemaat gömleği ile politika yaptı.

Belki de bu kadar çabuk kabullenilmesinin ve bu denli büyümesinin en büyük faktörlerinden biri cemaatti.

AK Parti 11 yıldır Milli Görüş gömleğini çıkardıktan sonra Cemaat gömleğini giyiyordu.

 

Başbakan ile Cemaat arasındaki kopmanın asıl nedeni nedir?

Bugün bunun cevabını kimse veremez.

Ama bir şeye dikkat çekmek istiyorum.

Türkiye’de cemaatin oyları % 1.5 ile % 3 arasında diyenler.

Başbakanı bu bilgilerle kandıranlar bir şeyi unuttular.

Cemaatin belki oy potansiyeli küçük ama etkisinin nasıl bir Tsunami yaratacağını kestiremediler.

Örgütlü 10 kişinin örgütsüz binlerce kişiden oluşan koalisyon güçlerini yenebileceklerini kestiremediler.

Çünkü başbakanın etrafında yalanlar üzerine hikayeler yazan bir ekip var.

AK Parti yıllarca mağduriyet politikası yaptı.

Ama 10 yıldır hükümet olan bir partinin artık mağduriyet politikası işe yaramıyor.

Son dönemlerde gerginlik politikası ile ayakta kalmaya çalıştılar.

Gezi Parkı olaylarından sonra bir yere kadar işe yaradı.

 

Ancak Dershanelerin kapatılması kararı ile başlayan süreçte yaşananlar ve Cemaati küçük ve etkisiz görme, bize dokunulamaz anlayışı tam anlamıyla bir açmaza doğru gidiyor.

Türk siyaseti öyle her istediğinde gömlek çıkartmakla yürümüyor.

Bir çizginiz ve duruşunuz olmalı.

Bu tıpkı ‘Dere geçerken at değiştirilmez’ anlayışı gibi bir durum.

Yol’da yol arkadaşını bırakmayacaksın.

 

 

Böylesi 100 yılda bile olmaz

Aman Allah’ım.

20 yıllık politika muhabiriyim.

Turgut Özal’dan sonraki tüm Genel Başkanlarla çalıştım.

 

Alparslan Türkeş.

Necmettin Erbakan.

Bülent Ecevit.

Süleyman Demirel.

Deniz Baykal.

Kemal Kılıçdaroğlu.

Tansu Çiller.

Mesut Yılmaz.

Recep Tayyip Erdoğan.

Muhsin Yazıcıoğlu.

Cem Uzan.

Cem Boyner.

Ve bunların dışında diğer siyasi aktörlerle.

 

Bunların dışında diğerleri ve yabancı Başbakan, Cumhurbaşkanları ile çalıştım.

Çok çalkantılı olaylar gördüm.

Yazdıklarımızın dışında yazacak kadar belgelendiremediğimiz nelere şahit olduk yazsam kitap olur.

 

Siyasette bir günün.

Hatta bir saatte nelerin değişeceğine tanık oldum.

Ama böylesini ne yaşadım ne de duydum.

Dün Ankara’da yaşananları dakika dakika izlediniz.

Bunları bir daha yazmak gereksiz.

Ama Böylesi 100 yılda bile zor olacak bir olay.

17 Aralık’tan beri yaşananlar için komplo, dış kaynaklı deniliyordu.

Özellikle Hakan Şükür’le başlayan ve arkasından gelen yolsuzluk ve rüşvet operasyonu AK Parti kanadında bir yere kadar savunulabiliyordu.

Ancak dün yaşanan istifalar işi bambaşka bir boyuta taşıdı.

Özellikle Başbakan ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı zamanından beri kader arkadaşı, dava arkadaşı olan Erdoğan Bayraktar’ın istifası ve sonrasında başbakanı da istifaya davet etmesi bambaşka bir olay.

 

İşte buna komplo, dış kaynak, faiz lobisi, ABD, İsrail olayı diyemez.

Erdoğan Bayraktar en az 20 yıldır Başbakan’ın en yakınındaki isimlerden biri.

O bile böyle bir açıklama yapıyorsa olay bitmiştir.

Arkasından İdris Naim Şahin istifası işi başka bir boyuta taşıdı.

Resmen akıl tutulması yaşıyorum.

İnanın böylesi 100 yılda bir olur.

 

Ankara’da neler konuşuluyor?  

Ankara’da siyaset çevrelerinde her kafadan bir ses çıkıyor.

Herkesin gözü kulağı telefonlarda ve haber kanallarında.

MHP cephesinde yaşananlar nasıl değerlendiriliyor?

CHP olaylara nasıl bakıyor?

AK Parti’de neler oluyor?

İnanın hiçbir parti yaşananların hızına yetişemedi.

Çıkıp bir bakanın istifası hakkında açıklama yapılırken arkasından başka bir istifa.

Ortalık toz duman.

 

Peki ne olabilir?

AK Parti koridorlarında farklı senaryolar konuşuluyor.

1. Plan.

AK Parti, daha doğrusu Başbakan bu yaşananlardan dolayı kabinede büyük bir revizyon yaparak yerel seçimlere yepyeni yüzlerle gitmek istiyor.

Zaten bir süredir gündemde olan değişiklikler beklenenden erkene çekilecek.

Böylece yeni ve yıpranmamış isimlerle yerel seçim sürecine başlanacak.

 

2. Plan.

Yine zaman zaman gündeme gelen yerel seçimlerle genel seçimleri bir arada yapmak.

Böylece yerel seçimlerde olası bir yıpranma sonucu, daha sonra yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve arkasından yapılacak olan genel seçimlerde şok yaşamak istemeyen AK Parti bir seçim yapmak istiyor.

Bu fikir artık açık açık konuşulmaya başlanmış durumda.

 

Başka birkaç plan daha var ama onları konuşmak için henüz erken.

 

ODAK

Share
#

SENDE YORUM YAZ