logo

Buyur Paşam, ilk Türk şekeri

Bugünlerde satılmasıyla gündeme gelen Şeker Fabrikaları hakkında ne biliyoruz?

Nasıl yapıldı?

Ne mücadele verildi?

Satılmasına neden izin veriyoruz?

Satılmasına neden karşı çıkıyoruz?

Bilen var mı?

 

Mesela karşı çıkanlar hep siyasetçiler.

Daha doğrusu CHP.

Neden Şeker Fabrikası çalışanları?.

Neden Şeker Fabrikasıyla alakalı sendikalar sokaklarda değil?

Neden şeker pancarı ekip biçen, hayatını bu işten kazananlar suskun?

Satalım anasını satayım.

Belki daha iyi olur diyenler vardır elbette.

 

Ama olaya şöyle de bakmak lazım.

Afyon’un bir SEKA fabrikası olayı var.

SEKA’dan önce Çay, Sultandağı, Bolvadin ve Afyon ekonomisiyle şimdiki aynı mı?

Özellikle o bölgede geçimini bu işten sağlayan insanların durumu nedir?

Bu bölgede SEKA’nın kapatılmasından sonra ne kadar göç verdi.

Dikkat edin SEKA’yı alan kişiler sadece SEKA’nın depolarında olan ham madde ve malzemelerden SEKA’ya ödedikleri paranın iki katını kazandılar.

İçini boşaltıp boş ve hurda fabrikayı da Afyonlu İş Adamı İbrahim Alimoğlu’na satıp bir kez daha karına kar kattılar.

 

Aslında İbrahim Alimoğlu bu satışta kandırıldı ve kazıklandı.

O da kürtlere gitmesin diye ben aldım diye kendini avunduruyor.

Türkiye’de şeker fabrikaları batakta mı?

Zarar mı ediyor?

Hayır, tam tersi altın yumurtlayan tavuk gibi para basıyor.

O halde neden her fırsatta yerli ve milli diyen bir hükümet, yerli ve milli bir şeker fabrikasını satıyor?

 

Uşaklı Mehmet Şeker’in kitabından Türkiye’de ilk Şeker Fabrikasının kısa bir hikayesini anlatayım.

Şeker çayımız da, kahvemiz de, tatlımız da, pastamız da hayatımızın ve ağzımızın tadı.

Anadolu toprakları.

Daha doğrusu Osmanlı halkı şekeri yurt dışından almak zorundaydı.

Osmanlı’da şeker fabrikası yoktu.

Osmanlı’nın son zamanlarında yaşanan savaşlar nedeniyle imparatorluk iç üretime ve sağlam bir ekonomiye kavuşmak gerektiğini düşünür.

Son Osmanlı Padişahı Vahdettin bir kez daha Şeker Fabrikası kurun talimatı verir.

Ama tüm çalışmalar başarısız olur.

Ardından kurtuluş savaşı yılları.

Ülke ekonomisi yerle bir olur.

 

Sonunda Cumhuriyet kurulur.

Bir taraftan devrimler yapılırken bir taraftan ülke kendi ayakları üzerinde durmaya çalışır.

İşte o yıllarda Uşak’ta 1905-1906 yıllarında Padişah Vahdettin’in emrini kendine vazife kabul eden Nuri Bey, Uşak Kalfa köyünde kendi imkanlarıyla şeker pancarı üretmeye başlar.

Ürettiği şeker pancarını rendeleyip kaynatarak şerbet yapar.

Şerbeti kaynatarak koyu ravak elde eder.

Bu ravak’tan köpük helvası yapar.

 

Bu helvayı köylülere, Uşak eşrafına ikram ederek onların görüşlerini alır.

Ve onlara der ki hazır olun yakında şeker pancarından şeker fabrikası kuracağız.

Her yerde şeker fabrikasını anlatan Nuri Bey için bazıları bu adam çıldırdı, şekerle kafayı bozdu demeye başlarlar.

Baktı olmuyor Nuri Bey Ankara’nın yolunu tutar.

Bin bir güçlükle Atatürk’ten randevu alır.

Atatürk’ün huzuruna çıkar.

Atatürk, Nuri Şeker’i dinledikten sonra şöyle der.

“Bak bey baba, ben istikbalimiz için Avrupa’ya savaş açtım, ne hale geldik şu halimize bak.

Sen ise dünya iktisadına cihad ilan ediyorsun acaba halimiz nice olacak” der.

Atatürk biraz düşündükten sonra yeniden konuşmaya başlar, “Bak bey baba ben masanın üzerinde yamalı bir bohça gibi duran bütçeyi nasıl denkleştireceğim diye uğraşırken sen gelmiş benden binlerce lira para istiyorsun. Ben bu yamalı bohça gibi olan bütçeden sana tırtıklı bir kuruş bile veremem” demesi üzerine Nuri Bey, Atatürk sözünü keserek, “Paşam ben sizden para istemeye gelmedim.

Sizden destek ve icazet almaya geldim, benden bunu esirgemezseniz 2 yıl sonra şeker pancarından elde edeceğim ilk Türk şekerini size ikram edeceğim” der.

 

Atatürk, “Maşallah bey baba sende benim gibi inatçı, kararlı ve cesursun.

Sana ve projene inanıyorum git başla önüne bir engel çıkarsa bana gel” der.

Ve böyle başlar ilk Şeker Fabrikası hikayesi.

Nuri Bey Uşak’ı ayağa kaldırarak 1923’de Uşak Terakki-i Ziraat Türk Aanonim Şirketini kurarlar.

Bu arada Osmanlı’da ilk şeker fabrikası kurma hayali 1838’de Mustafa Necip Paşa ile başlar.

1917’de Almanlar Anadolu topraklarında şeker fabrikası kurmak ve işletmek istemişler.

Almanlar Afyon, Eskişehir, Kütahya, Akşehir’inde içinde bulunduğu 20 kadar yer tespit ederler.

1862 yılında Fransızlar.

1890 yılında Elazı’da.

1906 yılında devlet eliyle Erzurum’da şeker fabrikası kurulma çalışmaları olur fakat yarım kalır.

 

Neyse biz Uşak’a Nuri Bey’in fabrika kurma çalışmalarına dönelim.

Elbette kolay olmuyor.

Önüne türlü engeller çıkartıyorlar.

Hatta şekerle kafayı bozdu diye deli diyenler bile oluyor.

İnatçı Nuri Bey yurt dışında şeker fabrikalarını inceliyor.

Sonuç olarak 15 Aralık 1926 tarihinde Uşak Şeker Fabrikasında ilk Türk Şekeri üretiliyor.

Nuri bey yeniden Atatürk’ün huzuruna çıkarak, “Buyurun paşam ilk Türk Şekeri” der.

Sonrasında yurt genelinde birçok şeker fabrikası açılır.

Uşak’ta halk kendi fabrikasını açmıştır.

Ama geri kalanlar devlet imkanlarıyla yapılır.

Üstelik Atatürk’ün yamalı bohça gibi dediği yokluk ve zorluk içinde yapılan şeker fabrikaları bugün satılıyor.

Neden?

Kim alacak?

Nasıl alacak?

Altın yumurtlayan tavuğu kesen aç gözlü sahibi gibi.

Kar eden bir kurum neden satılır?

Milli ve yerli fabrikalarımızı bu güne kadar olduğu gibi yine Katarlıya, İsrailliye, Yunana, Almana, İngilize mi satacağız.

Yerli ve milli olan yerli ve milli devletin malı olmalı.

Şeker fabrikaları satılmamalı.

İllaki satılacaksa şeker üreticilerine satılsın.

Tıpkı Demir Çelik Fabrikalarında olduğu gibi.

Şeker fabrikaları yerli ve milli kalsın.

Ağzımızın tadı bozulmasın.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

türk porno porno izle mersin escort adana escort adult forum istanbul escort hatay escort bayan escort bodrum escort eskisehir escort porno indir escort istanbul

izmir escort bursa escort izmir bayan escort istanbul escort antalya escort izmir escort bayan izmir escort bursa escort bursa escort kızlar istanbul escort bayan gaziantep escort istanbul escort istanbul escort kızlar